'Yeryüzü' Kategorisindeki Yazılar

Dikit

Yeraltındaki mağaralarda bulunan jeolojik oluşumlar. Nemli olan mağara tavanlarından damlayan kireçli suların buhar olması sonucu, mağaraların tabanında zamanla uzun kalker sütunları meydana gelir. Aşağıdan yukarıya doğru uzanan bu sütunlar, yer altı mağaralarındaki dikit oluşumlardır.
Mağaraların tavanında meydana gelerek avize halinde aşağı sarkan oluşumlar da vardır. Bunlara da sarkıt adı verilir. Bu iki oluşum, birlikte olduğu İçin, jeolojide, sarkıt-dikit şeklinde ifade edilir.

15 Aralık 2006

Bazalt

Volkanik kaya kütlelerinden biri. Siyah renkte ve kesif yığınlar halindedir. Tabiatta kütle, damar ve akıntı halinde bulunur. Başlıca özelliklerinden birisi, altıgen prizmalar biçiminde, büyük sütunlar meydana getirmesidir. Bu sütunlar, magma akıntılarının soğuyup büzülmesinden ileri gelmiştir. Sert ve dayanıklı bir taş olduğundan kaldırım, yapı taş, köprü malzemesi olarak kullanılır. Yeryüzünde çok bol olan bazalt, bazı memleketlerde, binlerce kilometrekarelik yerleri örter. Kuzey İngiltere, İrlanda, Almanya ve Amerikada büyük
bazalt yığınları vardır. Hindistanda Dekkan bölgesindeki bazalt yığınları 300.000 kilometrekarelik geniş bir bölgeyi kaplar.

15 Aralık 2006

Akışlı bölge

Bir bölgenin sınırları içinde doğan çeşitli akarsular denizlere ulaşabiliyorsa o bölgeye akışlı bölge denir. Bu bölgelerde, yağışların bıraktığı su buharlaşma ile ve yer altına sızma ile kaybolan sulardan daima çoktur. Böylece kaynağından çıkan akar sular yer altına sızmakla ya da buharlaşma ile sularının tamamını kaybetmeden denize dökülür. Akışlı bölgeler daha çok deniz kıyılan çevrelerinde bulunur.

15 Aralık 2006

Akışsız bölge

Akarsuyu olmayan ya da sınırları içinde doğan akarsuların denize ulaşamadan kayboldukları bölgeler. Bu bölgelerde yağışların bıraktığı sular, buharlaşmaya ve toprak altına sızmaya yetmiyor demektir. Bunun sonucu olarak bölgelerden geçerken denize ulaşmadan kaybolur, ya da bir bataklıkta bir iç gölde sona erer.
Akışsız bölgeler daha çok kıtaların iç bölümlerinde ve kurak iklim kuşaklarında bulunurlar.

15 Aralık 2006

Alüvyon

Akarsular tarafından taşınan, içinde kil, kum, çakıl gibi ufalanmış parçalar bulunan çamurlu tortuya verilen ad. Alüvyonlar, geniş alanlara yayılmak suretiyle çok verimli topraklar meydan getirirler, özellikle eskiden meydana gelmiş alüvyonların kapladığı alanlar, verim oranı daha çok olan alanları meydana getirirler.

15 Aralık 2006

Antrasit

Güçlükle tutuşan, koku ve duman çıkarmadan yanan bir çeşit taş kömürü. Katılık ve yoğunluğu diğer kömürlerden çoktur. Parmak üstünde leke bırakmaz.
Kısa mavi renkli bir alevle yanar. Kalori 9.000 – 9.500 olduğu için çok defa lokomotiflerde kullanılır.
Memleketimizde Kastamonu ilinde bulunan antrasit kömürleşme derecesi en yüksek, jeoloji bakımından en eski olan kömürdür.

15 Aralık 2006

Artezyen

Basınçlı yeraltı sularının bulundukları yerlerde, toprağı burgu ile delerek açılan ve suyu yükseğe fışkıran kaynak.
Basınçlı yeraltı suları, genel olarak su geçirmez (kil gibi) tabakalarla su geçiren (kum gibi) tabakaların birbirlerini takip eder bir durumda sıralanmaları ve tekne ya da çanak şeklinde olmaları ile meydana gelir. Yağmur ve kar suları bu boşluklarda toplanır. Yeraltında çoğalan sular, üzerinde su geçirmeyen bir tabaka olması yüzünden yükselemez ve belirli bir basınç altında kalır. Su geçirmeyen tabaka, beslenme bölgesinden daha aşağıda bir noktadan sondaj burgusu ile delinir ve bileşik kaplar kaidesine göre az çok kuvvetli bir basınç ile çoğu zaman fışkırarak yükselen bir su kaynağı elde edilir.

15 Aralık 2006

Aşınma

Türlü kuvvetlerin etkileriyle yeryüzünde meydana gelen yıpranmalara verilen ad. Bu yıpranmalar sonucu yeryüzünün kabarık yerleri gittikçe alçalır, yassılaşır. Yeryüzü aşınmaları şu çeşitli etkiler sonucu meydana gelir.
1) Deniz ve göl kıyılarında dağları yaptığı aşınmalar, 2) Kar ve buzların erimesinden ve yağmurlardan meydan gelen çeşitli sellerin yaptığı aşınmalar, 3 Yerçekiminin ve daha başka etkenleri sebebiyle meydana gelen kayma ve göçmelerin yaptığı aşınmalar. 4) Kurak ve çıplak bölgelerde geniş ölçüde rüzgâr süpürmesinin meydana getirdiği aşınmalar ve doldurmalar, 5) Buzların ve buzulların sebep olduğu çeşitli aşınmalar 7) Akarsuların yataklarında meydan getirdiği aşınmalar, 8) Havanın sıcaklı ve soğukluğunun sebep olduğu aşınmalar.

15 Aralık 2006

Atmosfer

Yeryuvarlağı çevreleyen gaz tabakası. Çeşitli gazların karışımından meydana gelmiştir. 30 kilometre yüksekliğe kadar yapılan ölçülere göre atmosferde % 78.03 oranında azot, % 20.99 oranında oksijen bulunmaktadır.
Bu iki gazdan başka % 0,9 argon, % 0.03 karbondioksit, % 0.01 hidrojen, % 0,002 neon, % 0,0005 helyum, % 0,0001 kripton, % 0.0001 ozon, % 0.00001 ksenon bulunmaktadır.
Atmosfer başlıca üç bölüme ayrılır:
1 – Troposfer, içinde meteorolojik olayların meydana geldiği nemli tabakadır. Yüksekliği, kutuplarda 10 kilometre, ekvatorda 17 kilometredir. Sıcaklık, yükseldikçe hızla azalır ve belli bir derecede en düşük değerini alır. Orta enlemdeki yerler için troposfer içinde yukarı doğru sıcaklık azalması yaklaşık olarak her kilometre için 6 derecedir.
2 – Stratosfer, troposfer tabakasının üstünde bulunmaktadır ve nemsizdir. Troposfer ve stratosfer sınırında sıcaklık en düşük oranda bulunur. Bugünkü bilgilerimize göre stratosferde bir sıcaklık yükselimi görülmektedir.
3 – İyonosfer, güneşin ultraviyole ışınımının ve kozmik ışınının etkisiyle meydana gelen iyonlanmış tabakalardır. Bunlardan biri 110 – 120 kilometre arasındaki E, (kâşiflerinin adı ile Kenelly-Heaviside) tabakası, ötekisi 120-160 kilo metre arasındaki F (kâşifinin adı ile Appleton) tabakasıdır. Son bir iki yıl içinde yapılan roket ve sunî peyk araştırmalarının sonuçları açıklanmadığı için, eskiden yapılan teorik incelemelere göre bu tabakalardaki sıcaklık oldukça yüksek bulunmaktadır.
Her cisim gibi atmosfer de içindeki maddelerin ağırlığı yüzünden aşağıya doğru bir basınç yapar. Atmosferin yeryüzünde bir santimetrekare üzerine yaptığı basınç 1.033 kilogramdır. Hava basıncı yükseklik ile küçülür, atmosferin yoğunluğu da yükseldikçe azalır.
Atmosfer, Yerin ısı idaresinde önemli bir rol oynar. Güneşin Yere gönderdiği enerji, atmosferde absorbsiyon ve dîfüz yansımağa uğrayarak yeryüzüne ulaşır.İnsan hayatı için gerekli ısıyı veren, rüzgârların ve suların hareketlerini, bulutların meydana gelmesini, bitkiler alemindeki özümlemeyi sağlayan yeryüzündeki bütün enerjilerin kaynağı; atmosferin üstüne düşen bu enerjidir.
Uzayla ilgili olan son araştırmaların, atmosferin yapısına ait deneysel temellere dayanan emin bilgiler sağlayacağı muhakkaktır.

15 Aralık 2006

Akarsular

Yağışlarla yeryüzüne düşen ve kaynaklarından çıkıp yaptıkları bir yatak içinde bir araya gelerek bir denize ya da bir göle dökülen sular. Küçük akarsulara dere, daha büyüğüne çay denir. Dere ve çayların birleşmesinden meydana gelen akarsulara ırmak, ırmakların daha büyüğüne nehir denir.
Akarsular denizlere ya da göllere döküldükleri gibi, step veya çöllerden geçerken denize kadar ulaşamadan buharlaşma, sızma ile sularını kaybederek yok olurlar ya da bir bataklıkta sona ererler.
Akarsuların akımları, yağışlara, kar ve buzların erime süratlerine, buharlaşmaya, arazinin eğilim durumuna göre değişik şekiller gösterir.Buna akarsu rejimi denir.
Akarsuların insanlar üzerine büyük etkileri vardır. Kurak bölgelerden tarlaları sulama işine yaradığı gibi balık avlamaya, gidiş – geliş yolu olarak hizmet görmeye, su kuvvetinden faydalanarak elektrik elde etmeye yararlar.

15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre