'Toplum ve Toplum Yapısı' Kategorisindeki Yazılar

Drahoma

Rum ve Hıristiyan ailelerde, güveyine gelin tarafından verilen mal ya da para. Bu gelenekle, erkeğe sermaye olabilecek böyle bir drahoması olmayan fakir kızların evlenmesi çoklukla güç bir meseledir.

15 Aralık 2006

Ferdiyetçilik

Topluluğu bırakıp ferdi (bireyi) amaç alan ve ona büyük önem veren sosyoloji mesleği, bireycilik.

15 Aralık 2006

Demagoji

Bir topluluğun duygularını benimser görünmek suretiyle onun kapılganlığından faydalanarak kendi dâvasını yürütme yolu.

15 Aralık 2006

Çadır

Göçebelerin seferde bulunan askerlerin, ya da çeşitli işlerde çalışan işçilerini sığınmaları için kalın bezden ya da deri, keçe, kıl dokudan yapılmış barınaklara verilen ad. Çadırların çeşitli şekilleri olabildiği gibi, Doğu ve Batı medeniyetlerinde kullanılmış olmalarına göre de çeşitleri ve farkları vardır.
Çadır, en eski zamanlardan beri, halk tarafından bir barınak olarak kullanılagelmiştir. Özellikle ilk medeniyetlerde, orta ve yakın çağlarda en önemli barınaklardan biri olarak kullanılmıştır. Bu bakımdan çadır, çoklukla o toplumun çağdaş medeniyet seviyesindeki durumunu gösteren bir önem taşır.

15 Aralık 2006

Çarşaf

Eskiden kadınlarımızın sokağa çıkarken büründükleri örtü. Dokuma, türlü cins ipekli kumaştan ya da yünlüden yapılan çarşafın rengi çoklukla siyahtır. Kolsuz dört köşe geniş bir örtü halindedir. Çarşafların dolma, torba, denen ve yalnız belden bir kuşakla bağlananları olduğu gibi eteklik ve pelerinleri ayrı ve birer kostüm halinde bulunanları da vardır.
Kadınların sokağa çıkarken giymiş oldukları çarşaf ilkel bir örtünme vasıtasıdır. Türk kadınına medeni dünya ile eşit haklar verildikten sonra giyilmez olmuştur.

15 Aralık 2006

Çatal

Yemek yerken kullanılan ve çoklukla dört dişi bulunan madenî âlet. Ortaçağa kadar bilinmeyen çatal, ilkin Avrupa saraylarında kullanılmağa başlanmış, daha sonraları genelleşerek, herkesin yemek sırasında kutlandığı bir vasıta haline gelmiştir.Çatal bugün medenî sofralarda, kaşık ve bıçakla birlikte kullanılan sıhhî bir yemek yeme vasıtasıdır.

15 Aralık 2006

Çeşme

Şehir, kasaba ve köylerde, evlere basınçlı su verilmediği devirlerde, halkın içecek ve kullanılacak su ihtiyacını karşılamak için meydana getirilmiş araçlara verilen ad.
Çeşmeler genellikle bulundukları sokağın bütün evlerinin kullanma suyu ihtiyacını giderdiği gibi, birçok çeşmelerin suyu içmek içinde kullanılırdı.
Çeşmeler, birer sosyal hizmet ve yardım eseri olarak meydana getirilmiştir.
Bir küçük su deposu, bir musluk ve bir yalaktan meydana gelmiş gibi görünen çeşmeler, gerçekte, büyük bir para harcamayı gerektiren kuruluşlardır. Belli bir kaynak yerinden suyun, çeşmenin yapılacağı yere kadar borularla getirilmesi, çeşmenin devamlı bakımı, hep büyük masrafları gerektiren işlerdir.
Müslümanlıkta, suyu bulunmayan bir yere çeşme yaptırmak, büyük sevaplardan sayılmıştır. Bu sebeple, Osmanlı İmparatorluğu zamanında, imparatorluğun çeşitli şehirlerinde, sayısı belli olmayacak kadar çeşme, Müslüman halk tarafından yaptırılmıştır. Halkın yanında çeşme yapımı, devlet idaresi tarafından sağlanmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında, özellikle İstanbulda yaptırılan bazı çeşmeler, büyük sanat değeri taşıyan eserler olmuşlardır. Bu çeşmeler, genel olarak padişahların, sadrazamların, vezirlerin, valide sultanların yaptırdıkları çeşmelerdir. Üçüncü Ahmet Çeşmesi, Ahmet III. tarafından yaptırılmış tarihî değeri büyük olan çeşmelerden en ünlüsüdür.

15 Aralık 2006

Birlik

Birden fazla derneğin aralarında birleşerek kurdukları organ. Sendikalar , dernekler, esnaf dernekleri, kooperatifler gibi.

15 Aralık 2006

Cemre

Baharın başlamasına yakın, ilkin havada, sonra suda, en sonra da toprakta, altışar gün ara ile meydana geldiği kabul edilen sıcaklık yükselişi. 19-20 Şubat ta birinci cemre havaya, 26 – 27 Şubatta ikinci cemre suya, 5-6 Martta üçüncü cemre toprağa düşer. Böylece bu tarihlerde ilkin havanın, sonra suyun, en sonra toprağın ısındığı kabul edilirdi.
Cemre düşmesi tabirine, çeşitli söylentiler karışmaktadır. Bunlardan birine göre, göçebe Araplar, birbiri içine girme üç ağıl yaparlar, bunlardan birine büyük baş hayvanları, ortadakine küçükbaş hayvanları koyarlar, en iç bölümünde de kendileri otururlarmış. Kışın üç bölümde ayrı ayrı ateş yakarlar ve havaların ısınmasına göre, dıştan içe doğru ateşleri söndürürlermiş. Buna da cemre düşmesi adını verirlermiş.

15 Aralık 2006

Barış

Savaştan ve dargınlıktan uzak, dostluk ve anlaşma hislerinin egemen olduğu bir durum. Milletlerarası hukukta bir devletin, başka bir devletle savaş halinde olmaması anlamına gelir.
Tarihin ilk zamanlarından beri milletler birbirleri ile yıpratıcı birçok savaşlar yapmışlar, buna rağmen devamlı bir barış kurmak amacı içinde teşebbüslerde bulunmuşlardır. Fakat milletlerin bir araya gelerek devamlı bir barış sağlamak için gayret saf etmeleri 1899 da Laheyde toplanan barış konferanslarından sonra olmuştur.
Milletlerarası anlaşmazlıkları barış yolu ile çözmek için çareler ariyam bu konferanslar sonucu Birinci Dünya Savaşından sonra Milletler Cemiyeti, İkinci Dünya Savaşından sonra Birleşmiş Milletler Teşkilâtı gibi kurumlar kurulmuştur. Bugün Birleşmiş Milletler Teşkilâtı, milletlerarası devamlı bir barışı sağlamak ve çıkacak anlaşmazlıkları barış yolu ile çözmek için çalışan en önemli bir organdır.

15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre