'Sanayi ve Ticaret' Kategorisindeki Yazılar

Fabrika

Makinelerle ve seri olarak iş görülen yerlere verilen ad. İnsan ihtiyaçları arasına giren maddelerin bir çoğu, bir çok fiziksel ve kimyasal işlemleri gerektirmektedir. Çeşitli ihtiyaçların kullanılabilir halde sağlanabilmesi, insan emeğinin yanında, makine emeğinin de birleşmesi sonucunu yaratmıştır. Böylece, ilkel olan herhangi bir madde, insan emeğinin, tekniğin artması ile de Makine emeğinin aracı ile kullanılabilir, ihtiyaçlara cevap verebilir bir duruma gelmiş olur.
Fabrikalar, bu bakımdan, çeşitli ihtiyaç maddelerinin, çeşitli işlerin, insan emeğine az ihtiyaç duyarak, seri halde yapıldığı, elde edildiği yerler olmuştur. Fabrikacılık sayesinde, kullanılan mallar, seri halde ve çok olarak elde edilmesi bakımından ihtiyaçları karşılayabilmek imkânını sağlamış, beri yanda elde edilen maddelerin, daha ucuza elde edilebilmesini mümkün kılmıştır.
Fabrikalar, doğrudan doğruya bir ihtiyaç maddesinin elde edilmesin; yarayan yerler olabildiği gibi; herhangi bir ihtiyaç maddesinin istihsal edilmesinde ya da yapısında kullanılabilecek ikinci dereceden parçaların yapıldığı yerler olabilir.

15 Aralık 2006

Döviz

Yabancı ülkelerde, yabancı paralarla ödenecek olan çek, poliçe gibi senetlere verilen ad. Fakat döviz kelimesi, bugün yabancı parası anlamında kullanılmaktadır.
Bir ülkenin, yabancı bir ülkeye, çeşitli şekillerle sattığı mallar karşısında elde ettiği yabancı parası dövizi meydana getirir. Böylece o ülke, elindeki dövizle, dövizin sahibi bulunduğu ülkeden istediği malları getirmek imkânını elde etmiş olur.

15 Aralık 2006

Damping

Rekabeti ortadan kaldırmak ve bir pazarı elde etmek için düşük fiyatla mal satma. İç piyasada bulunan mallar üzerinde, belli fiyatlarda satılan mallar için, fiyat indirmesi şeklinde tatbik edilebildiği gibi, dış piyasaya satılan mallar için de tatbik edilebilir. Böylece, normal denen fiyatların altında satılmış olan mallar, çeşitli rekabetleri kaldırmak suretiyle, alıcı miktarında bir artma meydana getirmiş olur.

15 Aralık 2006

Değer ölçüleri

Alınan ve satılan şeylerin değerin ölçmek için kullanılan ölçülere değer ölçütleri denir. Bugün biz, aldığımız ve sattığımız her şeyin değerini para ile ölçeriz. Aldığımız bir ekmeğin, bir elbisenin, bir çantanın, bir ayakkabının de geri ,kaça alınıp satılabileceği hep para ile ölçülür.
Para, topluluk halinde yaşayan insanların.alışverişlerde kullanabilmek için ortaya çıkardıkları önemli bir buluş tur. ilkel insanlar yaptıkları çeşit alışverişler sırasında, değer ölçüsü olara! para yerine, çok başka şeyler kullanmışlardır. önceleri, alınacak herhangi bir mala karşılık, başka bir mal verme: şekli ile alışverişler yapılmıştır. Zamanla bu zor işlem şeklini değiş tirmiş, alışverişlerde, alınan ve satılan mallar için ya da çeşitli emanetler için, kıymetli madenler ve taşlar ,değer ölçüsü olarak kullanılmaya başlanmıştır. Çok sonraları da, alış ve rişler içim kullanılan bu değer ölçüleri, belli oranlar ve ağırlıklar kazanmağa başlamış ve böylece maden paralar ortaya çıkmıştır. Bu maden paralar da, bu paralar için belli değerler tanıyan hükümetler ve hükümdarlar tarafından, çeşitli şekillerde ve biçimlerde çıkarılmış, bunların üzerine o devletin ya da o hükümdarın bir işareti ya da resmi konmuştur.
Altın, gümüş, nikel, bakır, bronz gibi değerli madenlerden yapılan paralar, zamanla başka bir değişikliğe daha uğramıştır. Çok yüksek değerler için kullanılması gerekli olan maden paraların taşınmasında ve kullanılmasında büyük güçlükler ortaya çıktığından, bunların yerine, özel olarak basılan, çeşitli değerler verilebilen kâğıt paralar kullanılmağa başlanmıştır.
Böylece çok yüksek değerler taşıyabilen ve çok az yer kaplayan kâğıt paralar kullanılır olmuştur.
Kâğıt paraların bastırılması ve bunlara belli değerlerin verilmesi, hükümetlerin yetkileri arasındadır. Hükümetler, kullanılmak üzere bastırdıkları kâğıt paraların altın ya da gümüş madenlerinden olan karşılıklarını devlet bankalarınca ya da devlet hazinelerinde depo ederler ve bunların kargılığı tutarında olan ye çeşitli değerler verilen kâğıt paraları, alışverişlerde kullanılmak üzere piyasaya çıkarırlar.
Türkiyede para basmak, paralara değer vermek ödevi, bir hükümet bankası olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasındadır. Merkez Bankasında, aynı zamanda, bu kâğıt paraların karşılığı olan altın ve gümüş madenleri, depo edilerek saklanmaktadır. Değer ölçüsü birimi
Bizim kullandığımız değer ölçüsü olan para birimi liradır. Lira, yazılarda kısaltılmış olarak (L) harfiyle gösterilir. Değer ölçüsü birimi, her ülkede değişik adlar alır. örnek olarak, ingilizlerin kurdukları değer ölçüsü birimi Sterling, Amerika Birleşik Devletlerinin dolar, Fransızların Frank, Almanların Marktır.
Kullanmakta olduğumuz değer ölçüsü birimi olan liranın yüzde biri kıymetindeki bölümüne kuruş denir. Bu duruma göre, bir lira, yüz kuruştur. Kuruş yazılarda kısaltılmış olarak (kş) harfleriyle gösterilir. Bir kuruşa aynı zamanda kırk para de denir.
Bir kuruşun yüzde birine de saatim denir. Bu duruma göre, bir kuruşta yüz santim vardır.

15 Aralık 2006

Çarşı

Çeşitli dükkânlarla dolu, üstü kapalı yada açık, alışveriş etmeye elverişli pazar yeri. Türk şehirlerinin çoğunda, üstü kapalı kapalıçarşı 1ar halinde alış veriş yerleri vardır. Bunların geçici olanlarına Pazar denir. Satılan eşyanın cinsine göre, dükkânların bir arada bulunması itibariyle kavaflar çarşısı, kuyumcular çarşısı adlarını alırlar. Eski Türk şehirlerinin çoğunda alış-veriş edenlerin güneş ve yağmurdan korunmaları için üstü örtülmüş kapalıçarşı 1ar bulunmakta idi. Bunların en ünlüleri ve büyükleri, İstanbulda kurulmuştur.
Özellikle son yıllarda, büyüyen şehirlerin alış-veriş ihtiyaçlarını karşılayapabilmek için çeşitli apartman ve hanlara da, sayıları 100-200e varan dükkânların bulunduğu çarşılar (pasajlar) yapılmaktadır.

15 Aralık 2006

Çek

Çoklukla bir bankaya hitap eden ve belirli şekillere uyularak yazılan bir ödeme emri Ticari senet denilen poliçe emre muharrer senet ve çekten ibaret olan kıymetli evrak grubunun üçüncüsü olan çek bir para ödeme vasıtasıdır. Bankalar tarafından defter şeklinde tanzim edilen yapraklardan (çeklerden) koparılarak doldurmak suretiyle çekilir.Çek karşılığı bulunduğu taktirde çekilebildiğinden bir kredi vasıtası değil paranın yerini tutması bakımından bir tediye vasıtasıdır.
Çek alınması anına kadar paranın bankada kalması ve faiz getirmesi bir ödeme olduğu hallerde paranın eksik ya da fazla sayılma ihtimalinin ortadan kalkması paranın kaybolması ya da çalınmamasını sağlaması bakımından ticari ve özel hayatta kullanılmasında faydaları olan bir para ödeme vasıtasıdır.
Bir çekte başlıca şunlar bulunur: 1 – Çek kelimesi, 2 – Kayıtsız şartsız belirli bir paranın ödenmesi emri, 3 – Ödenecek kimse, 4 – Ödeme yeri, 5 – ödeme tarihi. 6 – Ödeyenin imzası.

15 Aralık 2006

Cari hesap

Hakikî ya da, hükmî şahıslar arasında açılmış, alacak verecek muamelelerinin tutulduğu hesap, borç ve alacak adları altında iki kısımdan ibaret olan bu hesap, hakikî ya da hükmî şahsın belli bir süre içinde aldığı ve verdiği kıymetleri gösterir ve bunların birbiriyle karşılaşım sonucunu tesbit eder.

15 Aralık 2006

Ciro

Bir ticarî senedin alacaklı tarafından başkasına devredilmesi ve bu senedin arkasına bu yolda yazılıp imza edilmesi. Ciro, emre tanzim edilen her türlü senetlerde yapılabilir. Bunlar, poliçe, çek gibi para senetleri olabileceği gibi makbuz senedi gibi emtia senedi de olabilir. Ciro, senet emrine tanzim edilen kimse tarafından, herhangi bir şahsa yapılabilir. Bu da senedin arkasına, senet sahibinin başkasına tediye emrini yazması ve imza etmesi ile olur.

15 Aralık 2006

Banka

Tasarruf ve ticaret sahiplerinin yatırdıkları sermayeleri faizle alan bunları ve kendi sermayelerini kredi şeklinde, yani borç olarak faizle veren, iskonta, kombiye işlerini gören, kasalarında para, değerli evrak ve eşya saklayan ve ekonomik işlere girişen kredi kurumlarına verilen ad.
Bütün bankalar bu işleri aynı şekilde yapmazlar. Bankalardan bazıları bu işleri yapmak ve kendilerine para sağlamak için değişik usuller kullanırlar. Bu bakımdan, bankalar çeşitli bölümlere ayrılırlar.
Bankalar sermayelerine göre, sermayesi devlet tarafından verilen Devlet bankaları ile, sermayeleri şahıslar ve özel şirketler tarafından verilen Özel bankalar olmak üzere iki bölüme ayrılırlar.
Gördükleri işlere göre de bankalar şu bölümlere ayrılırlar : a – Emisyon merkez bankaları. Bu bankalar bütün bankaların üstündedir ve emisyon (banknot) çıkarmak yetki ve imtiyazını taşırlar. Her bankada banknot çıkartmak yetkisi bulunmaz. Bu yetki bazı memleketlerde tek bir bankaya verilmiştir. Bizde eskiden bu imtiyaz Osmanlı Bankasına aitti. Şimdi bu imtiyaz, Cumhuriyet Merkez Bankasında bulunmaktadır. b – Kredi bankaları, ticaretle uğraşan şahıslara kısa ve uzun vadelerle ve belli bir faiz karşılığı kredi yani borç verirler, c – Emlâk bankaları, arsa arazi ve bina karşılık gösterilerek para alman bankalar, ç -Tasarruf bankaları, şahısların paralarını toplayıp belli bir faizle, başkalarına kredi vermek suretiyle işleten bankalar, d – Sanayi bankaları, sanayi kuruluşlarına para temin eden bankalar, e – Ziraî kredi bankaları, ziraatla uğraşanlara kredi sağlayan bankalar, f -Rehin bankaları, belli bir rehin karşılığı para veren bankalar, g – İhracat bankalar/, bir memleketin yabancı memleketlere yapacağı ihracat için iş sahiplerinin muhtaç olduğu kredili sağlayan bankalar.
Bu işlerden her birini tek tek yapan bankalar olduğu gibi bunların çoğunu birden yapan (yani şahısların paralarını toplayarak uzun ve kısa vadelerle herhangi bir iş için kredi veren bankalar) vardır. Tarih : İlk bankalara Babirde, Hammurabi zamanında (M.Ö. 1955 – 1933) rastlanır. İlkin kıymetli eşyaların ve toprak ürünlerinin bir makbuz karşılığında bırakıldığı ve istenildiğinde alınabildiği emanet kurumları olan bu teşekküller daha sonraları faizle borç para ve avanslar da vermeğe başlamış, tır.
Eski Yunanistanda bankacılık M.Ö. VII yüzyılda madeni paranın icadıyla başlamıştır. Trapeza denen ilk banka olar sarraflık şeklinde başladıkları borç para verip alma işini belli bir oranda genişletmişlerdir. Mısırda da bankacılık biraz daha geniş bir iş alanına yayılmış vergileri toplayan devlet hesabına ödemelerde bulunan mevzuat ve para havalesi gibi işlerle de uğraşan kurumlar haline gelmiştir. Romada bankalar sarraflık yapan mevduat ve rehin karşılığı borç para veren kurumlar halinde idi. İlkçağda gelişmiş olan bankacılık Orta çağda uzun zaman kişisel sarraflıktan öte gidememiş ancak haçlı seferlerinin başlaması ile büyük bir gelişme kaydetmeğe başlamıştır. Gittikçe gelişmeğe başlayan dünya ticareti ve poliçenin meydana getirilmesi sistemi bankacılık temelinin atılmasına hizmet etmiştir. Cenovada XII. yüzyılda sarraflara artık bankerler denmeğe başlanmış zengin İtalyan bankerlerinin yabancı şehir ve memleketlerde şubeler açmağa başlaması ile sistemli bankacılıkta önemli ilerlemeler olmuştur. Amerikanın keşfinden sonra madeni paraların birden bire çoğalması ile bankacılıkta hamleli ilerlemeler olmuş. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren ilk devlet bankaları kurulmağa başlamıştır. Venedikte kurulan Banco di Rialto (1587) Hollanda da kurulan Amsterdamsche Wisselbank (1609) ve Almanya da kurulan Hamburger Bank (1619) bu memleketlerin iktisadî hayatlarında önemli roller oynayan küçük çapta da olsa devlet bankalarındadır. XVII. yüzyıl sonlarına doğru İngiltere de başlayan devlet bankacılığı ile bankacılık gerçek ve önemli ilerlemesini kaydetmiştir. 1694 de kurulan Dank ol England, ilk büyük devlet emisyon {devlet adına para çıkaran banka) bankası olmuş öbür Avrupa memleketlerinin bu bankayı örnek tutarak devlet bankaları kurumları ile devlet bankacılığı ve özellikle bankacılık büyük gelişmeler kaydetmiştir.
XX. yüzyılda ise bankacılık bütün dünyada modern anlamını almış ve dev sermayelerle muazzam banka müesseseleri kurulmuştur.
Bize bankacılık : Bilhassa son yirmi yıl içinde büyük bir gelişme kaydeden Türkiye bankacılığının yüz yıllık bir geçmişi vardır, ilk resmi bankanın kurulmasından önce banka işlerini sarraflar, poliçeler ve mali tarihimizde önemli roller oynamış olan ve Galata bankerleri adıyla anılan bankerler görmüştür. Osmanlı İmparatorluğu dev rinde ilk banka İstanbul Bankası adiyle 1845 yılında kurulmuştur. Bundan sonra 10 milyon sterlin sermaye ile Banque Ottomanne kurulmuş ve 1863 te imtiyaz olarak Bankı Osmanî Şahane adı altında faaliyete başlamıştır. Bundan sonra Galata bankerleri ve bir çok yabancılar bankalar kurmuşlarsa da bunlar uzun ömürlü olmamıştır. Bu bankalardan sonra milli bankacılık alanında önemli gelişmeler olmaya başlamış. Mithat paşanın 1864 yılında Rusçukta çiftçiye ödünç para vermek için kurduğu menafih Sandığından sonra {bu sandık 1838 yılında Ziraat Bankası adını almıştır). Meşrutiyet devrinde İtibarı Milli Bankası kurulmuş, bunu 1914 yılında Adapazarın da kurulan ve bu günkü Ticaret Bankasının temsili olan Adapazarı İslâm ticaret Bankası takip etmiştir.
Fakat milli bankacılığımız en esaslı ve büyük hamlesini Cumhuriyetin ilânından sonra kaydetmiştir. Devrimcilik de devletçilik anlayışı içinde çeşitli alanlarda iş görebilmek için devlet tarafından bir çok bankalar kurulmuş bunları özel sermayelerin kurduğu ve açtığı şube ve ajanslarda bütün memlekete yayılan bankalar takip etmiştir. Sayıları pek çok olan bu bankalarla Türkiye bankacılığı modern bankacılıkta önemli gelişmeler kaydetmiştir.

15 Aralık 2006

Banknot

Bankalar tarafından özellikle devlet bankaları tarafından çıkarılan ve bankaya gösterildiği anda madenî para ile ödeneceği taahhüdünü taşıyan evrak.
Bankaların gelişmeğe başladığı ilk devirlerde banknot çıkarmak konusunda hiç bir kanunî kayıtlama görülmez Her banka,işine geldiği şekilde ve miktarda banknot çıkarma yoluna girmiştir. Fakat herhangi bir banka tarafından çıkarılan ve ödenebileceği taahhüdünü taşıyan banknotların bazı hallerde bankalar tarafından madeni paralarla değiştirilmemesi gibi engelle banknot çıkarmak içini belli bir sisteme bağlamak zorunluluğunu doğurmuştur. Bu sebeple Banknot çıkarmak işini devlet bankacılığı kurulduktan sonra devlet tarafından bu yetki ve imtiyaz verilen bankalar üzerine almıştır. Böylece, banknotların istenildiği zaman madenî paraya çevrilebilmesi genel olarak sağlanmış ve banknotlara madenî paraya çevrilir banknot vasfı verilmiştir.
Fakat bu gün dünyanın bir çok memleketlerinde banknotlar madenî paraya çevrilmez halde olduğu için kâğıt para mahiyetini almıştır.

15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre