'Hukuk' Kategorisindeki Yazılar

Geçici anayasa

1924 tarih ve 491 sayılı Anayasamızın bazı hükümlerini kaldıran ve bazı hükümlerini değiştiren geçici kanun. 27 Mayıs 1960 tarihinden 15 Ekim 1961 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, 1924 tarihinde kabul olunan anayasaya göre yönetilirken, 1950 tarihinde iktidarı eline alan Demokrat Parti, her gün biraz daha artan kayıtlayıcı idaresi ile Anayasayı çiğnemiş ve işlemez hale getirmiştir. Böylece, hak ve hukukla, devlet fikri ile hiç bir ilgisi olmayan Demokrat Parti iktidarına son vermek gerekmiş, Türk Silâhlı Kuvvetleri, 27 Mayıs 1960 tarihinde yaptığı hareket ile bu gerekliliği yerine getirmiştir. Milleti temsil etmesi gereken Büyük Millet Meclisi de, Siyasî Demokrat Parti iktidarı tarafından gerçek bir teşrî organ olmaktan çıkarılarak şahıs ve zümre menfaatine hizmet eden bir parti grubu haline getirildiğinden feshedilmiştir.
Bu sebeple, Türk milleti adına iktidarı geçici olarak devralan Millî Birlik Komitesi 1924 tarihli Anayasanın bazı hükümlerini kaldıran ve bazı hükümlerini değiştiren 27 Mayıs 1960 tarihli geçici Anayasayı kabul etmiştir. 4 bölümden ve 2 maddeden meydana gelmiş olan Geçici Anayasanın genel hükümler bölümün de:
İktidar Parti idarecileri tarafından Anayasanın çiğnenmesi, Türk milletin bütün fert ve insanlık hak ve hürriyetlerinin ve masuniyetlerinin ortadan kaldırılması, muhalefet murakabesi işleme; hale getirilerek tek parti diktatoryası kurulması suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi fiilen bir parti grubu durumuna düşürülmüş ve meşruluğunu kaybetmiştir.
Ordu Dahili Hizmet Kanununun 34 üncü maddesi ile Türk yurdunu ve Teşkilât Esasiye Kanunu ile tâyin edilmiş olan Türk Cumhuriyetini kollamak ve korumak vazifesi kendisine verilmiş olan Türk ordusu vatandaşı birbirine düşürmek suretiyle Türk vatanını ve milletin varlığını tehlikeye koymuş olan eski iktidara karşı bu mukaddes kanunî vazifesini yerine getirmek ve hukuk devletini yeniden kurmak için, Türk millet: adına harekete geçerek, milleti temsi vasfını kaybetmiş olan Meclisi dağıtıl iktidarı, geçici olarak Millî Birlik Komitesine emanet etmiştir denilmektedir. Geçici Anayasanın birinci bölümün, de genel hükümler yer almaktadır. Bu bölümde yer alan maddelerde Millî Birlik Komitesinin demokratik usullere uygun olarak en kısa zamanda yapılacak genel seçimlerle yeniden kurulacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisine iktidarı devredeceği tarihe kadar Türk milleti adına egemenlik hakkını kullandığı belirtilmekte, yasama yetkisinin kendisi tarafından: yürütme yetkisinin Devlet Başkanı tarafından tâyin edilen ve Komitece tasdik edilen Bakanlar Kurulunca yargı hakkının tarafsız ve bağımsız mahkemelerce ve kanun sınırları içinde kullanılacağı kaydedilmektedir. Yine bu bölümde eski ve düşük iktidar mensuplarının ve bunların suçlarına katılanların sorumluluklarını araştırmak için bir Yüksek Soruşturma Kurulunun kurulmasından bunları yargılayacak olan bir Yüksek Adalet Divanından söz edilmektedir.
Geçici Anayasanın ikinci bölümü Millî Birlik Komitesi bölümüdür. Bu bölümde Millî Birlik Komitesinin kuruluşundan, çalışma şeklinden, üyelerinin durumundan söz edilmektedir. Geçici Anayasanın üçüncü bölümünde Devlet Başkanı ile ilgili maddeler yer almakta, Devlet Başkanının aynı zamanda Millî Birlik Komitesinin ve Bakanlar Kurulunun başkanı olduğu kaydedilmekte ve aynı zamanda Başbakan olduğu eklenmektedir.
Geçici Anayasanın dördüncü bolümünde Bakanlar Kurulu ile ilgili maddeler yer almaktadır. Geçici Anayasanın son maddeleri olan 23. madde mal beyanı vermeyi isteme hallerini; 24. madde, 1924 tarihli Anayasanın 4.7, 9-25, 27-36, 38-40, 41. maddenin ikinci ve üçüncü cümleleri, 42.50 52, 61, 67, 95, 102, 104 üncü maddelerinin yürürlükten kaldırıldığını, 1924 tarihli Anayasanın 73. maddesindeki hükmün kayıtlama şeklini: 25. madde, Millî Birlik Komitesi tarafından çıkarılan kanunların durumunu tâyin etmekte; 26. madde, Geçici Anayasanın yürürlük tarihini ve son madde de Geçici Anayasanın Millî Birlik Komitesi tarafından yürütüleceğini kaydetmektedir.

15 Aralık 2006

Hapis

Hürriyet bağlayıcı ceza şekli. Ceza kanunumuza göre, suçlu olan bir kimse, mahkemenin verdiği cezaya göre, belli bir yere (cezaevine) kapatılır. Hürriyeti bağlayıcı bir ceza olan hapis ağır hapis, hapis ve hafif hapis, olmak üzere üç türlüdür. Özellikleri bakımından aynı olan bu cezalar, süreleri, yürütme rejimleri ve ait oldukları suç cinsi bakımından birbirinden farklıdır. Ağır hapis ve hapis, cürümlere mahsus cezalar, ağır hapis müebbet ya da geçici olabilir. Müebbet olma halinde, suçlu bütün ömrü boyunca cezaevinde kalır. Geçici ağır hapis süresi ise, bir yıldan 24 yıla kadar değişir. Hapis cezası ise, 7 gün ila 20 yıl arasında değişir. Hafif hapis, kabahatlere mahsus bir cezadır ve bir günden iki yıla kadar değişir.
Ağır hapis cezası, memleketimizde bu gün üç devrede uygulanmaktadır. Hükümlü, birinci devrede, cezasının 1/10 una eşit bir süre, geceli gündüzlü yalnız bir hücreye kapatılır; ancak bu süre bir aydan az, sekiz aydan çok olmaz. İkinci devrede, duruma ve suçunun özelliğine göre hükümlüler ayrı guruplar halinde bulundururlar, bu süre, geriye kalan ceza sürelerinin yarışma denktir. Üçüncü devre, geri kalan süredir. Bu devrede bulunan hükümlü iş esası üzerine kurulmuş olan cezaevlerinde çalıştırılır.
Hapis ve hafif hapis cezaları, birinci devre müstesna olmak üzere aynı ağır hapis gibi çektirilir.

15 Aralık 2006

Davetiye

Adlî ve idarî dâvalarda, icra hâkimliklerinde duruşmada bulunmak üzere, dâva ya da takibin taraflarını, vekil yada temsilcilerini,tanıklar, bilir kişileri davete yarayan vesika. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre davetiye bir tarafın isteği üzerine, öbür tarafa ya da ilgililere, mahkeme tarafından tebliğ olunur. Davetiyeler, basılı formüller halindedir ve boş olan yerleri doldurulur.
Davet eden mahkemenin adı, adresi duruşma günü ve saati, mahkemenin mühürü ve başkâtibin imzası, davetiyede bulunması gerekli özelliklerdir. Davetiyler, çoklukla posta ile gönderilir.

15 Aralık 2006

Devletler hukuku

Devletlerarası münasebetleri düzen, üyen hukuk kaideleri. Birbiri ile devamlı münasebetlerde bulunan devletler arasında, çıkabilecek bütün ihtilâfları çözmek, antlaşmaların imza edilmesini sağlamak gibi işlemlerin bir düzen içinde olmasını sağlayan hukuk kaidelerinin olması gereklidir.
Bu münasebetler de başlıca iki karakter halinde belirir: Devletin şahsiyetine bağımsızlığına, egemenliğine ve genel menfaatda ki özel kişileri ilgilendiren münasebetlerine bağlı münasebetler; iki devlet arasındaki özel kişileri ilgilendiren münasebetler. Bunlardan birincisi. Devletler Umumî Hukuk kanunu ilgilendiren, ikincisi, Devletler özel hukukunu ilgilendiren münasebetlerdir.

15 Aralık 2006

Disiplin

Herhangi bir toplulukta uyulması gereken kanun ve kaidelerin tümü. Disiplinle ilgili istekler kaide ve kanunlar, insan topluluklarının yaşayış şekline, bağlı bulundukları gelenek ve görenek sekilerine göre değişiklikler gösterir. Bütün bu kural ve kanunların amacı, aykırı düşmeyecek şekilde düzenlemeğe elverişli tedbîrler almak ve fertleri bunlara uymağa alıştırmaktır.

15 Aralık 2006

Engizisyon

Orta çağda ,Avrupanın bazı memleketlerinde kurulmuş olan ve XIX. yüzyılın başlarına kadar süren Katolik mahkemelerine verilen ad. Mahkemeler, Katolik, mezhebine karşı gelenlere ve bu mezhebe aykırı hareket edenlere ceza vermek amacı ile 1183 yılında İtalyada kurulmuştur. Papalar, kayıtsız şartsız ağır cezalar veren bu müesseseleri, kendi kudretlerinin bir vasıtası olarak kullanmışlar ve Orta çağda dehşet saçan müesseseler haline gelmesi sonucunu doğurmuşlardır. Bu mahkemelerin bütün dehşetleriyle hüküm sürdüğü memleketler, İspanya ve İtalya olmuştur, özellikle İspanyada Müslüman olanlara ve Yahudilere karşı tatbik edilen bu mahkemeler Birinci Napoleon tarafından ilkin İspanyada 1807 yılında kaldırılmış, 1834 te bütün Avrupada son bulmuştur.

15 Aralık 2006

Dava

Hukuk kaidelerinin tatbiki ya da bir hakkın sağlanması için, mahkemeye yapılan müracaat. Dâva hakkı, esas hakka, bir kimsenin tecavüz etmesi ya da o hakkı tanımaması ile meydana gelir. Bu tecavüzden doğrudan doğruya zarar gören kimse de, tecavüzde bulunana karşı, gerek tazminat,gerek aynen hakkını almak, gerekse o kimse hakkında kanunî bir sorumluluk tatbik edebilmek için dâva açabilir.
Bunların dışında, savcı, suç işleyen kimseye karşı hiç bir hakkı almadığı halde, Ceza Kanunun tatbiki edilmesi, için dâva açabilmek yetkisini haizdir.
Her dâvanın iki tarafı vardır: Biri hak kaidelerine tecavüz iddiası ile kanun hükümlerinin tatbikini isteyen kişidir; buna davacı denir; öbürü hak kaidelerine aykırı hareket ettiği iddia edilen kişidir, buna dâvâlı denir.
Bir davacının, dâva açabilmesi için, haklarından da tasarruf edebilmek yetkisi olması gerektir. Dâva açabilen herkes, hakkını bizzat takip edebilir. Mahkemelerde bu vekillik avukatlar yolu ile olur.

15 Aralık 2006

Celpname

Kaza organları (sorgu hâkimliği, bütün mahkemeler) huzuruna çağırmak için gönderilen ve kanunî örneğine uygun olarak hazırlanan davet, ihbar yada ihtar belgesi. Kendilerine celpname gönderilen davacı, dâvâlı, sanık, şahit; bilirkişi ya da ehlihibre sıfatım taşırlar.

15 Aralık 2006

Cemiyet

En eski devirlerden zamanımıza kadar kişinin tek başına başaramadığı ve başaramayacağını anladığı, kudret ve kuvvetinin yetmediği işleri hemcinsleriyle bir araya gelmek suretiyle başarmak için meydana gelen ve özel hukukun kabul ettiği bir hükmî şahıs (tüzel kişi) dir.
Cemiyetler ya kazanç amacıyla kurulurlar (kolektif, komandit, limited, anonim şirketler ve kooperatifler gibi), ya kazanç amacı hiç gütmezler (siyasi, dinî, hayır işleriyle ilgili, sporla ilgili cemiyetler gibi), ya da amaçlarına erişmek için ticarî şekilde faaliyette bulunurlar (Kızılay Cemiyeti, Çocuk Esirgeme Kurumu, Türk Eğitim Derneği gibi).
Cemiyetler, kuruluş amaçlarına göre belli kanunların hükümlerine bağlıdırlar. Yalnız ticaret amacıyla kurulmuş olan cemiyetler, Türk Ticaret Kanununun hükümlerine kazanç amacıyla kurulmamış olan cemiyetler, Türk Medeni Kanununun ve Cemiyetler Kanununun hükümlerine bağlıdır.
Cemiyet kurma serbestliği Anayasanın koruyuculuğu altındadır. Ancak Anayasanın koyduğu bu serbestlik belli kanun hükümleri dairesinde olan bir serbestliktir.
Cemiyetin kuruluşu : Belli bir amaca göre bir cemiyet meydana getirmek isteyenler, bu cemiyetin bir tüzüğünü yaparak, cemiyetin adını ve merkezini faaliyette bulunacağı konuyu ve amacını kurucu üyelerin ad ve soyadlarını, meslek ve sanatlarını, ikamet yerleri ve uyruklarını, cemiyete girip çıkma şartlarını, cemiyetin nasıl idare edileceğini ve nasıl temsil edileceğini, yetkilerin derecesini, genel kurulun ne yolda kurulacağını, genel kurul vazife ve yetkilerinin ne olacağını, genel kurulun nasıl toplanacağını alınacak kararların üyelere ve ilgililere ne şekilde bildirileceğini, cemiyeti idare edecek heyetin seçim şeklini ve üye sayımı, üyelerin vermesi gereken aidat miktarını, hesapların teftiş ve kontrol edilme şeklinin, cemiyetin feshedilmesi halinde mallarının tasfiye şeklinin nasıl ve ne şekilde olacağını bildirmek zorundadırlar.
Cemiyetin teşkilâtı ve işleyişi: Cemiyetlerde başlıca şu organlar bulunur. 1 – Genel Kurul: Cemiyetin en yüksek bölümüdür. Cemiyetle ilgili her hususu kontrol etmek, ilgili her çeşit kararı almak, en son sözü söylemek, üye kabul etmek ve çıkarmak, cemiyetin bütçe ve hesaplarını tetkik ve kabul etmek, ana nizamnameyi değiştirmek, idare heyetini seçmek, cemiyeti feshetmek gibi esaslı ve önemli yetkileri vardır. Genel kurul cemiyetin üyelerinden meydana gelir. Genel kurulun toplantısında tartışmaların başlayabilmesi için yeter görünecek çoğunluğun kaç kişiden ibaret olacağı tüzükte belli edilmiştir. 2 – İdare Heyeti: İdare heyeti, resmî ve özel işlerde cemiyeti temsil eder. Gerçekte bilfiil cemiyeti idare eder. Her yıl o yıl içindeki muameleleri hesapları, gelecek yıla ait bütçeyi genel kurulun tetkik ve tasdiki, ne sunmak için hazırlar. Genel kurulu, tüzüğüne göre toplantıya davet eder. Tetiye defterinin, gelir ve gider defterinin tutulmasına, cemiyet işlerinin düzenli gitmesine çalışır. 3 -Kontrol Heyeti: Bu heyet, cemiyetlerin her türlü muamelelerini, defter ve hesaplarını kontrol ederler.
Bütün bu kontrol işlerinin dışında cemiyetlerin her türlü muameleleri, defterleri ve hesapları mahallî hükümet idaresi tarafından her zaman tetkik ve teftiş edilebilir.
Üyelik hak ve mükellefiyetleri: Herhangi bir cemiyete üye olmak, o kimse için bir takım hakları ve borçları gerektirdiğinden, bir cemiyete üye olacakların medenî haklara sahip ve 18 yaşını bitirmiş olmaları gerekmektedir.

15 Aralık 2006

Ceza

Suç işleyen kimseye, kendisini doğru yola getirmek ve başkalarına ibret olmak amacıyla, suçun derecesine göre, çektirilen her türlü acı hal. Suçu işlemiş olana karşı tatbik edilen acı çekme hali, cezayı, tatbik edile gelen müeyyidelerden ayıran başlıca özelliktir. Bu bakımdan, suçu önlemek için başvurulan çeşitli polis tedbirleri ve bir suçtan doğacak maddî zararları kapatmak için tatbik edilen para cezalarını, ceza dan ayırmak gerektir. Bu çeşit emniyet tedbirlerinde, geleceğin göz önünde tutulmasına karşılık cezada, geçmiş göz önünde tutulur. Bu bakımdan, bir kimsenin suç işlemesi ve bu suçundan dolayı sorumlu olması, kanunlarla tarif edilmiş ve kayıtlara bağlanmıştır.
Cezalar, ya cismanî ya da hürriyeti bağlayıcı olmak üzere iki şekilde olur. Cismanî cezalardan bugün yürürlükte kalan tek ceza ölüm cezası dır. Ölüm cezasında, hükümlünün hayatına asılmak (ya da giyotin, kurşuna dizilmek, gaz odasında boğulmak, elektrik sandalyesine oturmak) suretiyle son verilir.
Hürriyet bağlayıcı cezalarda ağır ve hafif hapis şeklinde uygulanır.

15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre