'Edebiyat' Kategorisindeki Yazılar

Koşma

Halk şiirimizde kullanılan en yaygın nazım. Gerekli hece vezninin II li kalıbıyla söylenir. Dörtlüklerden meydana gelir. En az 3, en çok 5-6 dörtlük olur. Son dörtlükte şairin adı anılır. Mısraların kümelenişini ve kafiye düzenini şema ile şöyle gösterebiliriz. (mısralar çizgilerle, kafiyeler harflerle işaret edilmiştir)
Koşma şekliyle çok çeşitli konular işlenir. Yiğitlik duygusu, hayvan bakımı, hayvan sevgisi, sevgi duygusu, acı duygusu v.b. konular çoklukla koşma şeklinde söylenir.

15 Aralık 2006

Kaside

Divan edebiyatı nazım şekillerinden biri. Övgü şiirleridir. Bir kasidede en az 30, en fazla 99 beyit bulur. Birinci beytin mısraları kendi aralarında kafiyelidir. Öbür beyitlerin birinci mısraları serbest, ikinci mısraları, birinci beyitle kafiyelidir. İlk beyte matla, son beyte makta denir. Son beyitler, den birinde şairin adı geçer, buna tac denir.
Kasidelerin bir takım bölümleri vardır. Bunlar, belli bir plâna göre sıralanırlar: a -Nesîb (ya da Teşhib), başlangıç bölümüdür. Burada asıl konu ile ilgisi bulunmayan başka bir şey, başka bir olay anlatılır. Bu bölümün beyit sayısı çok olabilir, b- girizgâh, asıl amaca geçmek için uygun bir fırsat düşürülerek söylenen geçit beyti dir. Bir beyit olur c – Medhiye, Tanrıyı, Peygamberi ya da ileri gelen kişileri övme bölümüdür. Beyit sayısı çok olabilir, d – Fahriye, şairin kendi kendisini övgü bölümüdür, e – Tegazzül, aynı vezin ve kafiye ile araya sıkıştırılan bir gazeldir. . f – Dua, övülen kişi hakkında, Tanrıdan iyi dileklerde bulunulan bölümdür.
Kasideler, konularına göre şu çeşitlere ayrılırlar: Tevhîd (Tanrının birliğim anlatan kasideler) Münâcât (Tanrıya yalvarmak için yazılan kasideler), Nat (Peygamberi övmek için yapılan kasideler), Medhiye (Devrin ileri gelen kişilerini övmek için yazılan kasideler).
Türk edebiyatının en önemli kaside şairi, XVII. yüzyılda yetişen Nefîdir.

15 Aralık 2006

İstiklal marşı

Resmî marşımız. Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmış olan İstiklal Marşı, Kurtuluş Savaşının devam ettiği günlerde milletin heyecanını ifade için meydana getirilmiştir. Marşın güftesi, Millî Eğitim Bakanlığınca yazılan ilân üzerine, 724 şiir arasından seçmiştir. Bunlardan yedisi Millî Eğitim Bakanlığınca seçilerek Büyük Mili Meclisine sunulmuş, Mehmet Akif yazdığı şiir, 12 Mart 1921 de Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir. Bestesi de Zeki Güngör tarafından yapılmıştır.
İstiklâl Marşının güftesi on kıtadır. Bunlardan yalnız ilk iki kıta marş olarak kullanılmaktadır.

15 Aralık 2006

Lirizm

Bir şairin duygularını şiirlerine aktarması hali. Bununla beraber, lirizm yalnız edebiyatta görülmez. Özellikle musikide lirizm, en güzel ifadesini bulmuştur. Dünyanın başlıca lirik şairleri arasında Lamartine, Valery, Goethe, Byron, Petöfi Dante, Fuzuli Baki, Hafız Şirazi Havyan , Tegore yer alır. Beethoven, Mozart, Listz, Schubert, lirik bestecilerin ünlüleridir.

15 Aralık 2006

Goncourt armağanı

Fransada Edmond Concourtun vasiyeti gereğince her yıl (1896 yılından beri) dağıtılan bir edebiyat armağanı. Bu armağan için kurulan özel bir akademi tarafından yürütülür. Bu akademinin on üyesi vardır. Bu üyeler, zamanın ünlü yazarları arasından seçilir. Akademinin üyeleri, bağımsız kalabilmek için başka bir akademi özellikle Fransız Akademisinden çekilmek zorundadırlar. Üyeler her yıl 6.000 frank ödenek alırlar. Goncourt armağanı da 5.000 franktır. Bu paranın bugün için büyük bir kıymeti yoktur. Ancak, armağanı kazanırsan romanlar, gerek Fransada gerekse Fransa dışı ülkelerde haklı bir rağbet görmektedirler.

15 Aralık 2006

Hamse

Bir yazarın beş eserinden meydana gelmiş eser bölümüne verilen genel ad. Hamsenin, özellikle İslâm edebiyatında önemli bir yeri vardır. Divan edebiyatında da hamse sahibi olmak önemlidir. Genceli Nizaminin Yahya Beyin, Behiştinin hamseleri ünlüdür.

15 Aralık 2006

Hece vezni

Hecelerin sayılarına dayanan ve Türk edebiyatında kullanılan nazım ölçüsü. Hece veznine parmak hesabı da denir.Türk edebiyatında kullanılan üç türlü vezinden (aruz vezni, serbest vezin, hece vezni) biri olan hece vezni. Türk dilinin tabii bir vezni özelliğindedir. Nazımda kullanılan vezin sistemi, o dilin yapısına uygun olur. Uzun ve kısa heceleri, birbiri ardınca değişen (yani beş altı tane uzun ya da kısa hecesi art arda gelmeyen) bir dilden ancak hecelerin uzunluk ve kısalığına dayanan bir vezin doğar. (Arapların milli vezinleri olan Aruz vezni gibi.) Uzun ve kısa heceleri birbiri ardınca değişmeyen (yani beş altı tane uzun ya da kısa hecesi art arda gelebilen) bir dilden de hecelerin sayısına dayanan vezin doğar (Türk dilinin millî vezni olan hece vezni gibi.)
Hece vezninde duraklar, kelimeleri ortalarından kesemedikleri için (aruz vezninde ise önemli olan kelimelerin bitimi değil, hecelerin uzunluğu kısalığıdır), hece vezninde durak yerlerinin tâyininde şu kurallara rastlanır:
1 – Hece sayısı az olan kalıplar: Bunlar, 4–8 heceli mısralardan meydana gelmiştir. 4+3, 3+4 duraklı ve tamamı duraksız 7 heceli mısralardan meydana gelebildikleri gibi; 4+4 duraklı ve duraksız 8 heceli mısralardan meydana gelmiş olabilirler: Bu yol/uzaktır 2+3=5
Geçidi/çoktur 3+2=5
Yunus Emre
Sen de bir/geminin 3+3=6
Yolcusu/değilsin 3+3=6
Serde gençlik varken 6 (duraksız)
Cahit Sıtkı
Yıldızların/korkarım 4+3=7
Düştüğü/yerdesiniz 3+4=7
Geçen dakikalarım 7 (duraksız)
Necip Fazıl
Yâr ismini/desem olmaz 4+4=8
Düşer dillere dillere 8 (duraksız)
Emrah
2 – Hece sayısı çok olan kalıplar : Bunlar, 6+4, 4+4 + 3 şeklinde duraklı olan ya da duraksız olan heceli kalıplar; 6+6, 7+5 şeklinde duraklı yada duraksız olan 12 heceli kalıplar; 4+4+5 duraklı olan 13 heceli kalıplar; 7+7 duraklı olan 14 heceli kalıplar; 4+4+ 4+3 şeklinde duraklı olan 15 heceli kalıplar; 4+4+4+4 şeklinde duraklı olan 16 heceli kalıplar şekillerinde olabilir.
Yine doldu / gemimizin / arması.
Bizim gemi / martı gibi pek oynak (11)
Enis Behiç
Yayla çiçeğini / gördüm baharın
İçtim sularından / eriyen karın
Ömer Bedrettin
Enginleri dinliyor / yalnız kenarda
Sararmış bahçesiyle / viran bir yalı (12)
Faruk Nafiz
Sonra yine tiren sesi / yine yolculuk
Her dakika karşımızda / yeni bir ufuk (13)
Kemalettin Kamu
Başka sanat bilmeyiz / karşımızda
dururken
Söylenmemiş bir masal / gibi Anadolu muz (14)
Faruk Nafiz
Bırak beni haykırayım / Susarsam
Sen / matem et
Unutma ki / şairleri haykırmayan / bir
millet
Sevenleri / toprak olmuş / öksüz çocuk
gibidir (15)
Mehmet Emin
Çıktım bugün / güzellerin / gözlerinde / seyahate
Bu yolculuk / bilmem nasıl / erecekti / nihayete (16)
Orhan Seyri
Türk edebiyatında, millî vezin özelliğinde olan hece vezni, Türk diline ve edebiyatına yabancı medeniyetlerin etki yapmadığı devirlerde kullanılmış,
Türklerin İslâmlığı kabul etmelerinden sonra ise, hece vezni yerine Arap ve Fars edebiyatlarında kullanılan aruz , vezni kullanılmağa başlanmıştır. Fakat, aydınların meydana getirdiği bu yeni edebiyatın yanı sıra, halk şairleri, eski Türk vezni olan hece veznini kullanmağa devam etmişlerdir. Bu sebeple, aydınların meydana getirdiği ve Divan edebiyatı denen aruz vezninin kullanıldığı ve halk şairlerinin yürüttüğü Halk edebiyatı adı verilen millî edebiyatımız, yüzyıllarca, iki kol hainde yürümüştür.
Ancak, XIX. yüzyılın sonlarına doğru ve XX. yüzyılın başlarında, eser vermeğe başlayan ve aydın kolu temsil eden şairler tarafından (Mehmet Yurdakul, Rıza Tevfik, Ziya Gökalp). Halk edebiyatımızın yanı sıra aydın edebiyatımızda da hece vezni kullanılmağa başlanmıştır. Hece vezni, Birinci Dünya Savaşından sonra daha canlı bir özellik kazanmış, Cumhuriyet devrinde yetişen şairler tarafından da yeni ahenk imkânlarına kavuşmuştur.

15 Aralık 2006

Hiciv

Bir şahsı, bir fikri, bir olayı, manzum yolla yerme, yergi. İlk örneklerine eski Yunan ve Lâtin edebiyatlarında rastlanan bu tarz Batı edebiyatında özel bir şiir türü olarak gelişmiştir. Türk edebiyatında da, özellikle Divan edebiyatımızda ve Yirminci yüzyıl edebiyatımızda ünlü hiciv şairleri yetişmiştir. Divan edebiyatında Nefî, Tanzimat edebiyatında Ziya Paşa, Abdülhamit devrinde Eşref, ünlü hiciv şairlerimizdendir.

15 Aralık 2006

HikÂye

Baştan geçen olayları, ihtirasları, karakterleri, hayalî olarak ya da gerçeğe uygun bir şekilde, bir anlatış düzeni içinde anlatan yazı. Hikâyelerde, kişiler, olay ve olayın geçtiği yer vardır. Olay, bir didişmeden, yani iki kuvvetin çarpışmasından doğar. Çarpışan kuvvetler, insanla insan, hayvanla hayvan, insanla doğal kuvvetler, insanla tabiatüstü kuvvetler, insanla kendi düşünceleri olabilir. Olaylar, ya yazarın ağzından, ya da hikâye ile ilgili bir kişinin ağzından anlatılır. Tiyatro eserlerinde olduğu gibi, hikâyelerde de serim, düğüm, çözüm safhaları vardır. İlkin, olay ve olayı yaratan kişiler, sebepler belirtilir. Eserin düğüm ya da gelişme bölümünde, kişilerin özellikleri, olayların akışı, olayların geliştiği yerler, devir ve çevre belirtilir. Okuyucunun ilgisinin artması sağlanır. Bir noktada düğümlenen olaylar, sonunda çözülerek eser son bulur.
Roman ile hikâye arasında, birinin çok uzun, birinin de kısa olmasının dışında önemli bir ayrım yoktur. Ancak romanda, uzunluk sebebi ile, olaylar ve kişiler daha ince noktalarına kadar incelenebilmekte, kişilerin karakterlerinin ve olayların her yüzü üzerinde teferruatıyla durulabilmektedir.
Hikâyelerin de, roman gibi, pek çok çeşitleri vardır: Tarihî hikâyeler, realist hikâyeler, romantik hikâyeler, psikolojik hikâyeler, polis ve macera hikâyeleri gibi.
Roman ve hikâye türü, toplum içinde, eski destanların vazifesini görmek ve onun yerini tutabilmek için Yeniçağda meydana gelmiş, Rönesanstan bu yana özellikle XIX. yüzyıldan bu yana gittikçe gelişerek edebiyatın en yaygın türlerinden olmuşlardır. Türk edebiyatında da Batı anlamındaki roman ve hikâye, Tanzimat edebiyatı ile gelişmeğe başlamıştır.Dünya edebiyatının en ünlü hikâye yazarları arasında, bu türün kurucusu sayılan İtalya edebiyatında Boccacio (1313-1375), Fransız edebiyatında Maupassant (1850.1893), Rus edebiyatında Çehov (1860-1904) bulunmaktadır.
Türk edebiyatında hikâye yazarları arasında, Ahmet Mithat, Halit Ziya Uşaklıgıl, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Ömer Seyfettin, Reşat Nuri Güntekin, Memduh Şevket Esendal, Bekir Sıtkı Kunt, Sait Faik Abasıyanık, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, İlhan Tarus, Nezihe Meriç, Haldun Taner v.s. vardır.

15 Aralık 2006

Hürriyet gazetesi

Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi ve arkadaşlarının 29 Haziran 1869 tarihinden itibaren Londrada çıkarmağa başladıkları gazete. Bu gazete hafta da bir defa çıkıyor ve Abdülhamit idaresine karşı ağır hücumlarda bulunuyordu. Türkiyede, belirli bir amaç için çıkmış ilk fikir gazetesidir. 64. sayısında Namık Kemal gazeteden ayrılmış, 20 Ocak 1869 tarihinden Ziya Paşa tarafından Cenevrede yeniden çıkarılmağa başlanmış ve yüzüncü sayısında yayınına son verilmiştir.

15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre