Rönesans

15 Aralık 2006



XIV. yüzyıl ortasında İtalyada meydana gelen, XV. ve XVI, yüzyıllarda Batı Avrupadaki ülkelere yayılan, edebiyat, sanat ve bilim alanındaki uyanışa verilen ad. Rönesans, Avrupada, Orta Çağdan Yeni Çağa geçişi, hazırlayan bir harekettir. İlkin İtalyada başlamıştır, İtalya da, Donte (1265 -1321) Petrarca (1304 – 1374), Boccacio (1313 – 1375) gibi yazarlar, Rönesans hareketinin öncüsü olmuşlardır. Rönesans hareketinin başlamasının sebepleri arasında şunlar vardır: Eski Yunan ve Latin edebiyat, felsefe ve bilimlerinin incelenmesi ,bunların okullarda okutulmağa başlanması; matbaanın icadı ile geniş halk kitlelerinin yeni buluş ve düşünüşleri kolayca okuyabilme imkânının sağlanması : Avrupada bilim adamlarını ve sanatkârları koruyan bir sınıfın meydana gelmesi.
Eski Lâtin ve Yunan medeniyetinin izlerini taşıyan İtalya, bu yeni hareketin öncüsü olan memleket olmuştur.
Buralar Avrupa nın öbür ülkeleri gibi kralların emrinde olan ülkelerden daha serbest daha hür bir durumdaydılar. Çoğu ticaretle geçinen, zengin kimselerden meydana gelen halk,kilisenin baskısına pek aldırmadan yaşıyordu, Zengin aileler sanatçıları korumayı, eski eserleri toplamayı bir vazife biliyorlardı. Böylece yavaş yavaş ,eski Yunan ve Lâtin eserlerine karşı bir ilgi uyanmış; İstanbul un Türkler eline geçmesi üzerine, birçok Bizanslı bilginler, eski elyazmalarını alarak İtalya ya göç edince bu ilgi daha belirli bir şekil almıştır. Uzun zamandan beri kapalı duran, unutulan Yunan ve Lâtin edebiyat ürünleri yeniden ortaya çıkarılmış, eski metinler çoğaltılmaya karşılaştırılmaya, açıklanmaya başlanmıştır. Matbaacılığın yayılması ile bu metinler daha geniş bir alana daha çabuk yayılmış, Rönesans hareketi hızlanmıştır. Dante, Petrarca, Boc-caciodan sonra Machiavelli (1469 – 1527), Ariosto (1474 — 1533), Tasso (1544 – 95) gibi yazarlar yetişmiştir. İtalyan Rönesans hareketi yalnız edebiyat alanında kalmamış, güzel sanatlar alanına da yayılmıştır. Giotto (1266-1337), Botticelli (144 – 1510), Leonardö da Vinci (1452 – 1519), Michelangelo (1475 – 1564), Raphael (1483 – 1520) gibi ressam ve heykeltıraşlar, Brunellesehi (1337 – 1446), Bramante (1455 -1515) gibi büyük mimarlar yetişmiştir. İtalyanın Avrupa ile doğu ülkeleri arasındaki ticareti elinde tutması, Avrupanın öbür ülkeleriyle sürekli münasebetlerde bulunması, İtalyan Rönesans hareketinin buralarda da yayılmasını sağlamıştır.
Fransada Rönesans hareketi, Paris Üniversitesinde Yunanca okutan Gregorio Tifemasın (1415 – 66) etkisiyle başlamıştır. Başlangıçta, Ortaçağ düşünüşüyle hareket eden bilginler ve sanatçılar bu harekete karşı koymak istedilerse de engel olamamışlar, Charles VIII.ın Napoliyi ele geçirmesi Fransızları İtalyan, Rönesans ürünleriyle doğrudan doğru ya karşı karşıya getirmiştir. Asıl Fransız Rönesans ı François I. zamanında kendini göstermiş. Bude ve Scaliger gibi bilginler eski Yunan üzerine araştırmalara hız verirken, Ronsard ile onun çevresinde birleşip Plelade adını alan topluluk da eski eserlerden aldıkları ilhamla yeni bir Fransız edebiyatı meydana getirmeğe başlamışlardır. Rabelais (1494 – 1553), Ronsard (1524-85), Montaigne (1533 – 92) bu hareketin en önemli yazarlarıdır.
Almanyada da Rönesans, İtalyada okuyan Öğrencilerin etkisiyle başlamıştır. Johann Reuehin (1452 – 1522), Meanchton (1497 – 1560), en çok da Hollandalı Erasmus (1467 – 1536) eliyle canlı bir şekil almıştır.
XV. yüzyıl sonlarında İtalyada Padua, Bolonya, Floransa gibi üniversitelerde Rönesans hareketini inceleyen İngiliz bilginleri yurtlarına dönünde Oxford, Cambridge üniversitelerinde bu hareketi yaymaya çalışmışlar; Henry VIII.nin koruyuculuğu ile İngiliz Rönesanssına hız vermişlerdir. William Shakspeare (1564 – 1616) bu devrin en büyük yazarıdır.
Rönesans hareketi, Avrupalılar ve Hollandaya da yayılmıştır. İspanyol Cervantes (1547 – 1616), Hoîlandalı Jerome Boseh (1460 – 1516), Pieter Bruegel (1525 – 69) bu devrin önemli sanatçılarıdır.
Rönesans hareketi, Avrupalıların eski Yunan ve Romanın en iyi sanat ürünleriyle karşı karşıya getirmiştir. Resimde, heykelcilikte ve mimarlıkta yeni bir zevk ve anlayışa yol açmış, eski edebiyat ürünlerini örnek tutarak eserler yazmak isteğini uyandırmıştır. Bu zamana kadar başta İncil olmak üzere hemen bütün eserler Lâtince yazılırken büyük yazarlar, eski ürünleri örnek tutan yazılarını kendi dillerinde vermeye çalışmışlardır. Bu da bir çok Avrupa ülkelerinde millî edebiyatların kuruluşuna yol açmıştır.
Eski Yunan ve Roma eserlerinde daha hür, daha çeşitli bir düşünce tarzı Kendini göstermekteydi, ilerici kiliseler, bunlarla Ortaçağın daracık düşünüş sistemi arasındaki ayrılığı görmüşlerdir : Bilim adamları da bu hür düşünüşten ilham alarak araştırmalarında, değişmez sanılan bir takım kurallara değil, deneye kendi buluşlarına önem vermişlerdir. Böylelikle Rönesans hareketinin sonlarına doğru bilimde de büyük bir ilerleme görülmüştür. Copernicus (1473 – 1543), Galileo (1564 – 1642), Kepler 1571 – 1630) gök cisimlerinin hareketlerini, güneş sisteminin özelliklerini ortaya koymuşlar esrarlı bir görünüşü olan simya ,Van Helmon (1577 – 1644). Böyle (1627 – 94) eliyle modern kimya bilimine doğru gelişmiş; Newton (1642 -1721) modern fiziğin, temellerini Pare (1517 – 90) Cerrahide, Vesalius (1514 -64) anatomide yepyeni buluşlar ortaya koymuşlardır. Harvey (1578 – 1658) kan dolaşımını bularak anatomi ve tıpta büyük bir değişikliğe sebep olmuş; Bacon (1561 – 1626), daha sonra Descartes (1596 – 1650) deneyin, insan aklının her çeşit araştırmada üstünlüğünü belirtmişlerdir.

Kategori: Dünya Tarihi


Kategoriler

Son Yazılar