Deprem

15 Aralık 2006



Yer kabuğunun, zaman zaman oldukça geniş bir alandaki birkaç saniyelik sarsıntılarına verilen ad. Yerkabuğundaki bu sarsıntılar, insan tarafından duyulmayan, yalnız sismograflar tarafından kaydedilebilen hafif şekiller de (mikrosizm) olabileceği gibi insanlar tarafından duyulabilecek şekillerde (makrosizm) olabilir.
Depremler, litosferin derinliklerinde meydana gelir. Depremin meydana geldiği bu noktaya (iç merkez) adı verilir. Bu merkezden itibaren depremler, titreşimlerle her tarafa yayılır. Bu yayılma, dalgalar halinde ve birbirinin peşi sıradır. Bu titreşim dalgaları, geç tikleri yerlerde çeşitli derecelerde yıkın, ti yapanlar. En büyük yıkıntı ise, iç merkezin, litosferin yüzeyine en yakın yeri olan dış merkez dedir (dış merkez, iç merkezden litosferin yüzeyine dikilen doğrunun litosferde değdiği noktadır.) Çoklukla iç merkezde dış merkezin arası 30 kilometre kadardır.
İç merkezden uzaklaştıkça depremin yaptığı yıkıntı azalır.
İç merkezden çeşitli doğrultulara yayılan depremler ,a) düşey, b) yatay, c) dalgalı olmak üzere üçe ayrılır. Bunlardan en tehlikeli düşey depremler olup. titreşim dalgaları, iç merkezden dış merkeze doğru yayılır. Litosferin yüzeyinde yarıklar meydana gelir, binalar ve ağaçlar toprağa saplanır.
Deprem, ilk başladığı anlarda, titreşimleri hafif geçen ve duyulmayan bir özellik gösterir. Bu başlangıçta sismograf, enine ve boyuna olmak üzere iki çeşit titreşim kaydedici. Deprem hızı, saniyede 1.0000 metre kadardır (ilk faz). Gittikçe şiddetini artıran titreşimler, depremin en şiddetli anını meydana getirir. Depremin saniyedeki hızı 5.000 metreye kadar çıkar. Bu zaman, depremin büyük felâketlerinin meydana geldiği zamandır (esas faz). Gittikçe titreşimleri azalan deprem sona erer (son faz). Depremlerin yayılış alanları:
Depremler, yüksek dağlarla derin denizlerin birleştikleri çok girintili çıkıntılı bölgelerde çok görülür. Bu bölgeler deprem bölgeleri ni meydana getirir. Yeryüzünde, deprem bölgeleri içine giren lalanlar. Japonya ve Akdeniz havzasıdır. Memleketimiz Akdeniz deprem bölgesi ile, bu bakımdan, ilgilidir.
Depremlerin oluşu, çeşitli teorilerle açıklanmak istenmiştir. Bu teorilerin başlıcaları şunlardır:
1 – Depremleri, yeraltı sularının kimyasal etkinliklerine bağlıyan teori: Bu teoriye göre yeraltı suları, kalker, tuz, jips gibi kütlelere rastladıklarından bunları kimyasal ayrışıma tâbi tutarlar. Böylece, yer kabuğunun içinde meydana gelen büyük boşluklar, büyük çöküntülerin belirmesini sağlar. Bu çöküntü ve hareketler, depremleri meydana getirir.
2 – Depremleri tektonik bir olayla ilgili gören teori: Bu teoriyoye göre yer altında, ayrı zamanlara ait tabakalarında kayarak yan yana gelmesine yol açan geniş yer çatlakları (fay) bulunur. Bunların dengelerinin bozulmaları ve yerlerini değiştirmeleri ile yer altında büyük kaymalar belirir. Bu kaymaların sebep olduğu hareketler depremlerin meydana gelmesi sonucunu doğurur.
3 – Pirosferden çıkan fazlar, volkan bacası gibi bir yol bulamayınca, yer kabuğunun içinde birikir ve toplanır Bunların zamanla bulundukları alanlara yaptıkları basınçlar, zaman zaman şiddetli depremlerin meydana gelmesi sonucunu doğurur.

Kategori: Yeryüzü


Kategoriler

Son Yazılar