'Yeryüzü' Kategorisindeki Yazılar
Yer kabuğunun, zaman zaman oldukça geniş bir alandaki birkaç saniyelik sarsıntılarına verilen ad. Yerkabuğundaki bu sarsıntılar, insan tarafından duyulmayan, yalnız sismograflar tarafından kaydedilebilen hafif şekiller de (mikrosizm) olabileceği gibi insanlar tarafından duyulabilecek şekillerde (makrosizm) olabilir.
Depremler, litosferin derinliklerinde meydana gelir. Depremin meydana geldiği bu noktaya (iç merkez) adı verilir. Bu merkezden itibaren depremler, titreşimlerle her tarafa yayılır. Bu yayılma, dalgalar halinde ve birbirinin peşi sıradır. Bu titreşim dalgaları, geç tikleri yerlerde çeşitli derecelerde yıkın, ti yapanlar. En büyük yıkıntı ise, iç merkezin, litosferin yüzeyine en yakın yeri olan dış merkez dedir (dış merkez, iç merkezden litosferin yüzeyine dikilen doğrunun litosferde değdiği noktadır.) Çoklukla iç merkezde dış merkezin arası 30 kilometre kadardır.
İç merkezden uzaklaştıkça depremin yaptığı yıkıntı azalır.
İç merkezden çeşitli doğrultulara yayılan depremler ,a) düşey, b) yatay, c) dalgalı olmak üzere üçe ayrılır. Bunlardan en tehlikeli düşey depremler olup. titreşim dalgaları, iç merkezden dış merkeze doğru yayılır. Litosferin yüzeyinde yarıklar meydana gelir, binalar ve ağaçlar toprağa saplanır.
Deprem, ilk başladığı anlarda, titreşimleri hafif geçen ve duyulmayan bir özellik gösterir. Bu başlangıçta sismograf, enine ve boyuna olmak üzere iki çeşit titreşim kaydedici. Deprem hızı, saniyede 1.0000 metre kadardır (ilk faz). Gittikçe şiddetini artıran titreşimler, depremin en şiddetli anını meydana getirir. Depremin saniyedeki hızı 5.000 metreye kadar çıkar. Bu zaman, depremin büyük felâketlerinin meydana geldiği zamandır (esas faz). Gittikçe titreşimleri azalan deprem sona erer (son faz). Depremlerin yayılış alanları:
Depremler, yüksek dağlarla derin denizlerin birleştikleri çok girintili çıkıntılı bölgelerde çok görülür. Bu bölgeler deprem bölgeleri ni meydana getirir. Yeryüzünde, deprem bölgeleri içine giren lalanlar. Japonya ve Akdeniz havzasıdır. Memleketimiz Akdeniz deprem bölgesi ile, bu bakımdan, ilgilidir.
Depremlerin oluşu, çeşitli teorilerle açıklanmak istenmiştir. Bu teorilerin başlıcaları şunlardır:
1 - Depremleri, yeraltı sularının kimyasal etkinliklerine bağlıyan teori: Bu teoriye göre yeraltı suları, kalker, tuz, jips gibi kütlelere rastladıklarından bunları kimyasal ayrışıma tâbi tutarlar. Böylece, yer kabuğunun içinde meydana gelen büyük boşluklar, büyük çöküntülerin belirmesini sağlar. Bu çöküntü ve hareketler, depremleri meydana getirir.
2 - Depremleri tektonik bir olayla ilgili gören teori: Bu teoriyoye göre yer altında, ayrı zamanlara ait tabakalarında kayarak yan yana gelmesine yol açan geniş yer çatlakları (fay) bulunur. Bunların dengelerinin bozulmaları ve yerlerini değiştirmeleri ile yer altında büyük kaymalar belirir. Bu kaymaların sebep olduğu hareketler depremlerin meydana gelmesi sonucunu doğurur.
3 - Pirosferden çıkan fazlar, volkan bacası gibi bir yol bulamayınca, yer kabuğunun içinde birikir ve toplanır Bunların zamanla bulundukları alanlara yaptıkları basınçlar, zaman zaman şiddetli depremlerin meydana gelmesi sonucunu doğurur.
15 Aralık 2006
Volkanik kaya kütlelerinden biri. Siyah renkte ve kesif yığınlar halindedir. Tabiatta kütle, damar ve akıntı halinde bulunur. Başlıca özelliklerinden birisi, altıgen prizmalar biçiminde, büyük sütunlar meydana getirmesidir. Bu sütunlar, magma akıntılarının soğuyup büzülmesinden ileri gelmiştir. Sert ve dayanıklı bir taş olduğundan kaldırım, yapı taş, köprü malzemesi olarak kullanılır. Yeryüzünde çok bol olan bazalt, bazı memleketlerde, binlerce kilometrekarelik yerleri örter. Kuzey İngiltere, İrlanda, Almanya ve Amerikada büyük
bazalt yığınları vardır. Hindistanda Dekkan bölgesindeki bazalt yığınları 300.000 kilometrekarelik geniş bir bölgeyi kaplar.
15 Aralık 2006
Yeryuvarlağı çevreleyen gaz tabakası. Çeşitli gazların karışımından meydana gelmiştir. 30 kilometre yüksekliğe kadar yapılan ölçülere göre atmosferde % 78.03 oranında azot, % 20.99 oranında oksijen bulunmaktadır.
Bu iki gazdan başka % 0,9 argon, % 0.03 karbondioksit, % 0.01 hidrojen, % 0,002 neon, % 0,0005 helyum, % 0,0001 kripton, % 0.0001 ozon, % 0.00001 ksenon bulunmaktadır.
Atmosfer başlıca üç bölüme ayrılır:
1 - Troposfer, içinde meteorolojik olayların meydana geldiği nemli tabakadır. Yüksekliği, kutuplarda 10 kilometre, ekvatorda 17 kilometredir. Sıcaklık, yükseldikçe hızla azalır ve belli bir derecede en düşük değerini alır. Orta enlemdeki yerler için troposfer içinde yukarı doğru sıcaklık azalması yaklaşık olarak her kilometre için 6 derecedir.
2 - Stratosfer, troposfer tabakasının üstünde bulunmaktadır ve nemsizdir. Troposfer ve stratosfer sınırında sıcaklık en düşük oranda bulunur. Bugünkü bilgilerimize göre stratosferde bir sıcaklık yükselimi görülmektedir.
3 - İyonosfer, güneşin ultraviyole ışınımının ve kozmik ışınının etkisiyle meydana gelen iyonlanmış tabakalardır. Bunlardan biri 110 - 120 kilometre arasındaki E, (kâşiflerinin adı ile Kenelly-Heaviside) tabakası, ötekisi 120-160 kilo metre arasındaki F (kâşifinin adı ile Appleton) tabakasıdır. Son bir iki yıl içinde yapılan roket ve sunî peyk araştırmalarının sonuçları açıklanmadığı için, eskiden yapılan teorik incelemelere göre bu tabakalardaki sıcaklık oldukça yüksek bulunmaktadır.
Her cisim gibi atmosfer de içindeki maddelerin ağırlığı yüzünden aşağıya doğru bir basınç yapar. Atmosferin yeryüzünde bir santimetrekare üzerine yaptığı basınç 1.033 kilogramdır. Hava basıncı yükseklik ile küçülür, atmosferin yoğunluğu da yükseldikçe azalır.
Atmosfer, Yerin ısı idaresinde önemli bir rol oynar. Güneşin Yere gönderdiği enerji, atmosferde absorbsiyon ve dîfüz yansımağa uğrayarak yeryüzüne ulaşır.İnsan hayatı için gerekli ısıyı veren, rüzgârların ve suların hareketlerini, bulutların meydana gelmesini, bitkiler alemindeki özümlemeyi sağlayan yeryüzündeki bütün enerjilerin kaynağı; atmosferin üstüne düşen bu enerjidir.
Uzayla ilgili olan son araştırmaların, atmosferin yapısına ait deneysel temellere dayanan emin bilgiler sağlayacağı muhakkaktır.
15 Aralık 2006
Türlü kuvvetlerin etkileriyle yeryüzünde meydana gelen yıpranmalara verilen ad. Bu yıpranmalar sonucu yeryüzünün kabarık yerleri gittikçe alçalır, yassılaşır. Yeryüzü aşınmaları şu çeşitli etkiler sonucu meydana gelir.
1) Deniz ve göl kıyılarında dağları yaptığı aşınmalar, 2) Kar ve buzların erimesinden ve yağmurlardan meydan gelen çeşitli sellerin yaptığı aşınmalar, 3 Yerçekiminin ve daha başka etkenleri sebebiyle meydana gelen kayma ve göçmelerin yaptığı aşınmalar. 4) Kurak ve çıplak bölgelerde geniş ölçüde rüzgâr süpürmesinin meydana getirdiği aşınmalar ve doldurmalar, 5) Buzların ve buzulların sebep olduğu çeşitli aşınmalar 7) Akarsuların yataklarında meydan getirdiği aşınmalar,
Havanın sıcaklı ve soğukluğunun sebep olduğu aşınmalar.
15 Aralık 2006
Basınçlı yeraltı sularının bulundukları yerlerde, toprağı burgu ile delerek açılan ve suyu yükseğe fışkıran kaynak.
Basınçlı yeraltı suları, genel olarak su geçirmez (kil gibi) tabakalarla su geçiren (kum gibi) tabakaların birbirlerini takip eder bir durumda sıralanmaları ve tekne ya da çanak şeklinde olmaları ile meydana gelir. Yağmur ve kar suları bu boşluklarda toplanır. Yeraltında çoğalan sular, üzerinde su geçirmeyen bir tabaka olması yüzünden yükselemez ve belirli bir basınç altında kalır. Su geçirmeyen tabaka, beslenme bölgesinden daha aşağıda bir noktadan sondaj burgusu ile delinir ve bileşik kaplar kaidesine göre az çok kuvvetli bir basınç ile çoğu zaman fışkırarak yükselen bir su kaynağı elde edilir.
15 Aralık 2006
Güçlükle tutuşan, koku ve duman çıkarmadan yanan bir çeşit taş kömürü. Katılık ve yoğunluğu diğer kömürlerden çoktur. Parmak üstünde leke bırakmaz.
Kısa mavi renkli bir alevle yanar. Kalori 9.000 - 9.500 olduğu için çok defa lokomotiflerde kullanılır.
Memleketimizde Kastamonu ilinde bulunan antrasit kömürleşme derecesi en yüksek, jeoloji bakımından en eski olan kömürdür.
15 Aralık 2006
Akarsular tarafından taşınan, içinde kil, kum, çakıl gibi ufalanmış parçalar bulunan çamurlu tortuya verilen ad. Alüvyonlar, geniş alanlara yayılmak suretiyle çok verimli topraklar meydan getirirler, özellikle eskiden meydana gelmiş alüvyonların kapladığı alanlar, verim oranı daha çok olan alanları meydana getirirler.
15 Aralık 2006
Akarsuyu olmayan ya da sınırları içinde doğan akarsuların denize ulaşamadan kayboldukları bölgeler. Bu bölgelerde yağışların bıraktığı sular, buharlaşmaya ve toprak altına sızmaya yetmiyor demektir. Bunun sonucu olarak bölgelerden geçerken denize ulaşmadan kaybolur, ya da bir bataklıkta bir iç gölde sona erer.
Akışsız bölgeler daha çok kıtaların iç bölümlerinde ve kurak iklim kuşaklarında bulunurlar.
15 Aralık 2006
Bir bölgenin sınırları içinde doğan çeşitli akarsular denizlere ulaşabiliyorsa o bölgeye akışlı bölge denir. Bu bölgelerde, yağışların bıraktığı su buharlaşma ile ve yer altına sızma ile kaybolan sulardan daima çoktur. Böylece kaynağından çıkan akar sular yer altına sızmakla ya da buharlaşma ile sularının tamamını kaybetmeden denize dökülür. Akışlı bölgeler daha çok deniz kıyılan çevrelerinde bulunur.
15 Aralık 2006
Okyanus sularının yer değiştirme hareketine verilen ad. Bazı okyanuslarda akıntılar o kadar belirli bir yol takip ederler ki, akıntılar kendilerini çevrele yen sulardan kolaylıkla ayırt edilebilinir. Akıntılar sıcaklıklarına göre Sıcak akıntılar, Soğuk Akıntılar olarak ikiye ayrılırlar. Derinliklerine göre de Yüzey akıntılar ve Derin su akıntıları adlarını alırlar.
Genel olarak akıntılar Ekvator bölgesinde ısınan suların güney ya da kuzey kutbuna doğru hareketlerinden doğar. Kutuplara gelen sular burada soğuyarak dibe doğru iner bu defa derin su akıntısı olarak Ekvatora akmağa başlar. Ekvatorda ısınarak buharlaşan ve harekete geçen sıcak suyun yerini almak üzere tekrar yüzeye çıkar.
Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü olmasaydı akıntılar doğruca kuzey ya da güney kutuplarına yükselirdi. Fakat Ekvatorda saatte 1.600 kilometreyi geçen dönüş hızı akıntıları etkileyerek yön değiştirmelerine sebep olur. Ayrıca hava hareketleri de akıntıların yönlerine etki yapmaktadır.
Atlas Okyanusu ve Büyük Okyanus da ikişer muntazam akıntı vardır.
Atlas Okyanusundaki kuzey akıntıları batıdan doğuya hareket eder Bunların en önemlisi Kuzey Ekvator akıntısı ile Labrador ve Gulf Strean akıntısıdır. Kuzey Ekvator akıntısının bir kolu Gulf Stream ile karışır. Güney Ekvator akıntısı ise doğudan batıya doğru bir yol takip eder.
Büyük Okyanus akıntıları ise Atlas Okyanusundakiler kadar belirli değildir. Başlıcaları Humbolt akıntısıdır. Bun
dan başka Hint Okyanusunda Avustralya ve Afrika kıyılarım dolaşan bir soğuk su akıntısı vardır.
15 Aralık 2006
Sonraki
Önceki