'Türkçe ve Dilbilgisi' Kategorisindeki Yazılar

Kelime

Cümlede bir anlamı olan hecelere ya da hece birliklerine verilen ad. Türkçede kelimeler, yazıldıkları gibi okunurlar. Ancak yabancı dillerden kendi imlâsıyla alınmış kelimeler yine kendi imlâlarıyla okunurlar.
Türkçede kelimeler, a – Büyük sesli uyumu kuralı, b – Küçük sesli uyumu kuralı olmak üzere iki kurala uygunluk gösterirler. Büyük sesli uyumu kuralı, kelimelerin, bütün hecelerindeki seslerin kalınlık ya da incelik bakımından uygunluğudur. Fakat, bazı Türkçe kelimeler, yabancı kelimeler, bazı bileşik kelimeler kelimelere yapılan bazı eklerle esas kelime sesleri, bu kurala uymayabilirler. Küçük sesli uyumu kuralı, Türkçe kelimelerde düz seslilerden sonra düz sesliler, yuvarlak seslilerden sonra geniş düz ya da dar yuvarlak seslilerin gelmesi ile olur. Fakat, Türkçe kelimelerden den bazıları ile yabancı dillerden alınan kelimeler bu kurala uymayabilirler.

15 Aralık 2006

Kompozisyon

Okul dilinde, biraz uzunca, biraz kişilik isteyen öğrenci ödevi. Başka deyimle, bir konunun çeşitli bölümler bir araya getirmek çatısını kurmak anlamına gelir. Bir kompozisyonun, bir ortası, bir sonu olur. Bir kompozisyon yazabilmek için konu ile ilgili maddeleri toplamak, (buluş), bunları bir araya koymak (düzenleyiş), bunlara bir yazı şekli vermek ve başına, ortasına, sonuna dikkat etmek, (anlayış)gerektir.
Kompozisyonda, ana fikirden ayrılmamak (birlik), ana fikir bakımından elemanların bütüne göre tam bir orantıda olmasına dikkat etmek (denge), anlatımın ilgi uyandıracak şekilde sürükle bir dille yazılmasını sağlamak (canlılık) gerektir.

15 Aralık 2006

Nesir

Dil kurallarından başka hiç bir ölçüye bağlı olmayan düz ve tabu anlatma yolu.
Eski nesir, sade nesir ve süslü nesir olmak üzere başlıca iki koldan yürümüştür. Sade nesir, konuşma dilinde yazılan, açık, tabiî nesirdir. Bu nesirle halkla ilgili eserler ve bazı tarihler yazılmıştır. Süslü nesir ise, yabancı kelime ve dil kurallarıyla yüklü, çeşitli söz sanatlarıyla ve kelime oyunlarıyla süslü nesirdir. Bu nesirle, aydın kimselere hitap eden eserler yazılmıştır. Yeni nesirde, yazı dili konuşma dili ile birleştirilmeğe çalışılmıştır. Yazı dilinin konuşma dili haline getirilmesi hareketi, 1911 de Selanikte çıkarılmaya başlanan Genç Kalemler dergisinde, Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp gibi sanatçılar ve fikir adamları tarafından ileriye sürülmüş ve bu hareket, bugünkü yazı dilinin ayırıcı vasfı olmuştur. Yeni nesrin başlıca özellikleri şu noktalar üzerinde toplanabilir.Konuşma dilinde karşılığı bulunan yabancı kelimeler dilden atılmıştır.
Bütün yabancı dil kuralları bırakılmış, Türk diline Türk grameri hâkim kılınmıştır.
Eski nesir, çok kere, iç içe girmiş cümleciklerle uzatılan bileşik cümlelerle yazılırdı; yeni nesir ise, çok kere, kısa cümlelerle yazılmaktadır. Eski nesirde söz hüneri göstermeye çalışılır, cümle sonlarında seciler kullanılır, bunu sağlamak için de doldurma sözlere yer verilirdi; yeni nesirde ise seçici kullanılmaz, sadece düşünceleri anlatmaya yetecek kadar kelime kullanılır doldurma sözlere yer verilmez.

15 Aralık 2006

Noktalama işaretleri

Yazıda kullanılan işaretlerdir. Nokta lama işaretleri şunlardır:
1 – (.) nokta veya durak; 2 – (,) virgül, 3 – (;) noktalı virgül, 4 – (:) iki nokta, 5 – (…) sıra noktalar, 6 – (!) nida ya da ünlem işareti, 7 – (?) soru işareti, 8 – (-) çizgi, 9- ( ) tırnak işareti, 10 – () parantez ya da ayraç, 11 – ( ) köşeli parantez, 12 – ($) paragraf ya da çengel.
Bunların başlıca kullanılan yerleri: Nokta (.) a – Anlam tamam olan bir cümlenin sonuna konulur. Bundan sonra yeni başlayan cümlenin ilk harfi büyük yazılır, b – Bir ya da bir kaç kelime kısaltma halinde yazılırsa bu kısaltmalardan sonra konur, c — Bahis başlarına konulan rakamlar ve harflerden sonra konur, rakamdan sonra
(-nci) anlamını gösterir, d – Günü gösteren tarih işaretlerinde gün, ay, yıl sayılarını işaret eden rakamları ayırır.
Virgül (,) a – Cümlede birbiri ardınca sayılan isimler, sıfatlar, zamirler, birbirine bağlı fiiller v.b. arasına b – Cümlede özne olan kelime kendinden sonra gelen sözlere karışabilecek halde ise, bu kelimeden sonra, c – Mektuplarda hitap sözlerinden sonra, cümle içinde ayrı bir varlık anlatan kelime grubunun başına ve sonuna konulur.
Noktalı virgül (;) a -Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde yarı müstakil ihtimalleri; b – içinde virgüllerle ayrılmış parçalar bulunan iki takım veya cümleyi ayırmağa yarar.
İki nokta (:) a – Bir cümlede ifade edilen hükmü örneklerle göstermek üzere cümlenin sonuna, b – Bir sözde birkaç ihtimal olduğu halde, bu ihtimalleri saymak veya sıralamak lâzım geldiği zaman, bu sayma veya sıralamadan önce c – Söz arasında bir yerden veya bir kimseden nakledilen ve tırnak içine alınan sözden önce kullanılır.
Sıra noktalar
1 – Üç nokta (..) cümle bitmeden sözün manalı bir kesilişini göstermek, yahut birtakım kısımlar veya örnekler sayıldıktan sonra, bunların başka benzerlerinin de o hükme sokulacağını anlatmak için kullanılır.
2 – Sıra noktalar, bir bahisten başka bir bahse geçişi yahut söylenmeden geçilen birtakım şeyleri belli etmek üzere ayrı ayrı veya iki satırın nokta ile geçilmesinde kullanılır.
Söz arasında bir ismi söylemeden işaretlemek için birkaç nokta veyahut bir harfle birkaç nokta kullanıldığı gibi, bu hallerde nokta (*) yıldız konulduğu da vardır.
Nida veya ünlem işareti (!) nidalardan ve şaşırma acınma, heyecan, gibi duyguları gösteren sözlerden sonra konulur.
Söz arasında () parantez içinde (!) nida işareti konulursa söylenilen lâkırdıya inanılmadığını, şaşılmadığı anlatır.
Söz arasında () parantez içinde (?) soru işareti konulursa söylenilen lâkırdının şüpheli göründüğünü, ne demek istenildiğinin anlaşılmadığını gösterir.
Beğenilmeyen, şaşılan, ne demek istenildiği sorulan yerlerde bu gibi duyguların aşırıldığını göstermek üzere birkaç soru ve nida işareti konulduğu da vardır.
Çizgi işareti üç türlüdür:
I. Küçük çizgi veya birleştirme çizgisi (-) satır sonunda tam bitmeyen kelimenin öteki satıra geçen kısmının birleşeceğini anlatmak üzere satır sonundaki parçanın sonuna konulur.
Bu gibi ayırmalarda satır sonunda hecenin tam bitmesine dikkat edilmelidir.
İki millet veya iki tarih arasında veya iki şeyin ortaklığını göstermek üzere de birleştirme çizgisi kullanılır.
II. Büyük çizgi (-), cümle içinde ayrıca bir anlamı ifade için araya sokulan sözlerin iki tarafına konulur.
Karşılıklı konuşma veyahut birinin ağzından bir söz nakletme hallerinde bu çizgi, tek olarak konuşma sözlerinin başına konur.
Konuşmada karşılıklı konuşmaların isimleri veya isimlerin bazı harfleri gösterilirse çizgi bu isimlerden veya harflerden sonra gelir.
Tırnak işareti ( ), bir başkasının yazısından veya sözünden nakledilen kısımların başına ve sonuna konulduğu gibi, cümle arasında geçen ve başında ayrı bir punto ile belli edilmeyen kitap ve makale başlıkları ve cümlede dikkati çekmesi istenilen sözler de bu işaret içinde yazılır.
Bir yerden nakledilen uzunca ibarelerin başına ve her satırına tırnak işaretinin açma şekli () konulup en sonuna kapama şekli () konulduğu da vardır.
Parantez işareti (), cümle içinde geçen bir sözün, o cümleye bağlı olmayan bir izahını veya başka bir dilden karşılığını içine alır.
Misal gibi kullanılan ve göze çarpması istenilen bazı kelimeler de parantez içine alınabilir.
Birtakım maddeler sayıldığı sırada ,1, 2 , 3.. gibi rakamlar veya a, b, c. gibi harfler konuldukça onlardan sonra yalnız parantezin kapalı şekli () konulur.
Köşeli parantez ( ), cümleden tamamıyla ayrı bir söz veyahut haşiyeye müracaat için konulan rakam, harf, yıldız gibi işaretleri çerçeveler.
Parantez ve köşeli parantez, birbiri yerinde de kullanılabilir.
Paragraf işareti ($) ayrı maddeleri az çok değişik olan konuları veya örnekleri birbirinden ayırmak için kullanılır.

15 Aralık 2006

İmla kuralları

İmlâ, kelimelerin yazılışında kullanılması kabul edilmiş olan harf dizimidir. Türkçenin imlâ kuralları şunlardır:
1 – İmlâda ilke :
Türk dilinin imlâsında ilke, genel kültür Türkçesinin her sesini kendi harfiyle yazmaktır.
Genel kültür Türkçesi, yurdumuzda nice yüzyıllardan beri sürüp giden kültür akışlarıyla, bölge ağızlarının üstünde olarak, yerleşmiş olan konuşma dilidir.
2 – Türk harfleri:
Sekiz sesli (a, e, ı, i, o, ö, u, ü,) ve yirmi biri sessiz (b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, 1, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z) olan Türk harfleri büyük ve küçük olmak üzere iki şekilde yazılır.
3 – Büyük harflerin kullanılışı: Tamamlanıp bir durakla bitirilen cümlelerden sonra gelen kelimelerin ilk harfi büyük yazılır.
Özel adların, soyadlarının; özel ad meydana getiren kelimeler birden fazla olursa her birinin; dil, ulus, din ve bunlara benzer toplulukların adları ile bunlardan olan kimseleri gösteren adların ilk harfi büyük olarak yazılır. Ancak ulus, dil, din ve benzerlerinin adları sıfat olarak kullanıldığı veya fiil şekline girdiği zamanlar büyük harf alması gerekmez.
Kısmen olarak kullanılan ve bir makamı veya bir unvanı gösteren tek harfler veyahut birden çok harfli kısaltmaların ilk harfi büyük yazılır.
Kitap, dergi, gazete, yazı başlıklarıyla imzalarda, ilânlarda, kurum ve mağaza adı unvanlarında süs için kelimelerin hepsini veya bazılarını hep büyük harfle yazmak veya edat niteliğinde olmayan kelimelere büyük harfle başlamak olabilir.
Bunlardan başka saygı göstermek için söz arasında geçen bir kelime büyük harfle başlıyabilir.
Sayılan bu durumlar dışında hep küçük harf kullanılır.
4 – İki imlâ işareti:
Türkçenin kendi sesleri dışında olarak genel kültür dilinde henüz kullanılmakta bulunan yabancı dillerden gelme ses özelliklerine ve daha bazı halleri belirtmek üzere iki imlâ işareti kabul edilmiştir.
5 – Ses değişmeleri:
Her sesi kendi harfleriyle göstermek ilkesi kelimelerin her türlü çekimin de meydana gelen ses değişmelerinde de yürür. Fakat yan yana gelen kelimelerin son veya ön seslerindeki değişmeler imlâda gösterilmez.
6 – Benzeşmeler:
Kelime ile ek arasındaki ses benzeşmesi, kelimelerin son seslisiyle ekin seslisi arasında sesli benzeşmesi şeklinde olduğu gibi, kelime sonundaki sert sessizin yumuşaması veya ek başındaki yumuşak sessizin sertleşmesi şeklinde sessiz benzemesi de olur.
Seslisi açık (a, e ) olan ekler, son seslisi kalın olan kelimelere geldiği vakit a ile, ince olan kelimelere geldiği vakit e ile seslileşir.
Seslisi kapalı (ı, i, u, ü) olan ekler a ve ı dan sonra ı; ve i den sonra i; o ve udan sonra u; ö ve üden sonra ü ile seslileşir.
yok -ken ve ımtırakın -trak kısmı ses benzeşmesine uğramaz.
İçin edatı ek gibi kelimeye katıldığı vakit, kelime seslisinin açık veya kapalı olduğuna göre çin ve -çün şekillerini a-alır, fakat kalınlaşmaz.
Ek zamir olan -ki eki ancak birkaç kelimede -kü halini alır, başkaca değişmeye uğramaz.
Fiil çekimlerinde a veya e ile biten fiil gövdelerinden -yor eki veya kaynaştırıcı sesi (y) almış -e, .en -ecek, -erek gibi bir ek gelirse, fiil gövdesinin sonun, daki geniş a ve e darlaşarak ı ve i olur.
Bu seslilerden önce ve sonra gelen seslilerin ikisi de yuvarlak olursa ı ve i yerine u ve ü gelir.
Emir kiplerinde ve isim çekimlerinde bu değişme yazıda gösterilmez.
Kelimelerin sonunda bulunan sert sessiz p, ç, k harflerinden sonra sesli ile başlayan bir ek gelirse, bunlar bir çok kelimede yumuşayarak b, c, d, ğye çevrilir.
7 – Ayrı da, bitişik de yazılabilen sözler: idi imiş, ise, iken, için, ile sözleri kendilerinden önce gelen kelimeden ayrı y azıtabildikleri gibi bitişik de yazılabilirler.
8 – Edatlar : gibi, beri, dolayı, dek, kadar gibi edatlar tamamıyla bağımsız birer kelime olduklarından ne katıldıkları kelimeyle bitişik yazılır, ne de benzeşmeye uğrarlar.
İlgi zamiri olan ki de öyledir; ancak halbuki, mademki, oysaki gibi tek kelime halini almış birkaç sözde bitişik yazılır; yalnız çünkü sözünde benzeşmeye uğramıştır.
Dahi anlamına olan de edatı ile soru edatı olan mi sözü sesli benzeşmesine uğrasa da imlâda ayrı gösterilir.
9 – Bitişik yazılan kelime gurupları: Her hangi bir gramer şekli içinde yan yana gelip asıl kendi anlamından ayrı ve özel bir kavram anlatan kelime gurupları bitiştirilerek yazılır.
Görünüşte isim değerinde olduğu halde sıfat olarak kullanılan sıfat takımları da bitişik yazılır.
Eksiksiz olarak yan yana iki isim getirilerek yapılan yer adları, kurum adları ve terimler de bitiştirilerek yazılır.
Sürerlik, tezlik, yaklaşma ve yeterlik fiillerini meydana getiren unsurlarda bitiştirilir.
Bunlardan başka yardımcı fiillerin başına gelerek bileşik fiil kuran kelimelerin son sessizi ikileştiği vakit bitişik yazılır.
10 – Özel adlar : İnsanların adlarıyla soyadları, nüfus kütüğüne geçtikleri şekilde yazılır.
Yer adları, birden çok kelimeden yapılmış olsa da bitişik yazılır.
Tarih ve coğrafyada geçen özel adlardan Türkçede yerleşmiş şekilleri olanlar öylece yazılır.
Bunların dışında kalanları kendi imlâlarıyla yazıp okunuşlarını ayraç içinde göstermek doğru olur.
1 – Özel imlâ kuralları:
Türkçede kullanılan yabancı kelimelerde Türk ses düzenine uymayan bir takım özellikler vardır. Her hangi bir karışıklığa meydan vermemek üzere bunların bazısını göstermek için iki imlâ işaretli kabul edilmiştir.
1. Sesli harf üzerine konulan ve düzeltme adı verilen işaret iki kelime, aynı harflerle yazıldığı halde bir veya daha çok sesli harfin üzerine konulur:
alem – âlem, milli – millî gibi.
Bu işaret -ı veya udan önce gelen k, g ve lnin nin ince okunacağını göstermek üzere de bu a veya unun üzerine konur.
Aynı harflerle yazılan iki kelimeden birinin bir seslisi uzun okunmakla ayrı bir anlam çıkıyorsa bu uzun sesliden önce gelen sessizin k veya g olması yüzünden düzeltme işaretinin konulması başka bir sonuç vereceği için, uzatma, uzun okunan sesliyi çift yazmak suretiyle gösterilir.
2. İkinci işaret () kesme işaretidir. Bu işaret beş çeşit iş görür:
a) – Kelime içinde bir sessizden sonra gelirse bu sessizin kendinden sonraki sesliye bağlanmayarak kesik okunacağını gösterir.
b) – Bir kelimeden bir harf düşürülürse onun yerini tutar.
c) – Ek alınca başka bir kelime ile karışabilen kelimeler bu işaretle ekten ayrılabilirler.
d) – Bir rakamdan veya simge durumunda olan bir harften sonra bir- ek yazıldığı vakit bunun ek olduğunu belirtmeye yarar.
e) – Özel adlar, eklerinden bir kesme ile ayrılabilir.

15 Aralık 2006

İstiare

Bir sözün benzetme amacı güdülerek başka bir söz yerine kullanılması.
İstiare, bir çeşit benzetmedir. Yalnız, benzetme ile ayrıldığı noktalar vardır. Benzetmede, benzeyenle kendisine benzetilenin birlikte söylenmesi şarttır. İstiarede ise benzeyen ya da kendisine benzetilenden bir tanesi söylenir, öbürleri söylenmez.
Yüce dağ başında siyah tül vardır mısrasında, siyah tül, kara bulut anlamında, Bir med zamanı gökyüzü kurşunla örtülü mısrasında kurşun, bulut anlamında kullanılmıştır.
Yalnız benzeyeni söylenip, kendisine benzetilen söylenmemek suretiyle kurulan istiarelere kapalı istiare; bir konunun, kendisiyle benzeme ilgisi bulunan başka şeylerle anlatılmasına temsilî istiare denir.

15 Aralık 2006

Hece

Bir kelimenin söylenişinde, zincirlenmiş seslerin kulağa göre ayrılan bölümlerinden her birine verilen ad. Başka bir deyişle, konuşma sırasında, her nefes hamlesinde çıkan sese verilen ad.
Heceler, içlerindeki seslerin sayısına göre çeşitlere ayrılır :
1 – Tek sesli heceler; böyle hecelerde yalnız bir ses vardır.
2 – İki sesli heceler; iki ses olan hecelerdir. Bunlar, ya bir sesli ile bir sessizden, ya da bir sesli ile bir sessizden yapılmışlardır.
3 – Üç sesli heceler. Bunlar da ya bir sessiz bir sesli, bir sessizden, ya da bir sesli iki sessizden yapılmışlardır.
4 – Dört sesli heceler. Bunlar bir sessiz bir sesli, iki sessizden meydana gelmiş hecelerdir.
Bunların dışında yabancı dillerden alınan ve bu ayrımlara uymayan heceler de vardır.
Heceler, sesli harfle ya da sessiz harfle bitişlerine göre açık hece, kapalı hece adlarını da alırlar.

15 Aralık 2006

Diller

Bir arada yaşamaya başlayan ilk insanlar için bir anlaşma ihtiyacı kendini göstermiş ve bu amaçla önleyici yüz, vücut ve ses işaretlerinden faydalanılmıştır. Böylece insanların düşünüp duyduklarını anlatmak için kullandıkları diller tabiî işaretlerin, yavaş yavaş yapma işaretler haline gelmesinden meydana çıkmıştır. Tabiî işaretler, seslerden ve hareketlerden ibarettir. Seslerin ve hareketlerin zamanla gelişmesinden söz dili ve hal dili doğmuştur. Ses ve hareketin birleşmesi, ifadeye daha çok kuvvet verdiği için insanların ilk dilleri hem sesli hem de hareketli diller olmuştur. Fakat, zamanla, hareketlerin her şeyi anlatmağa yetmemesi, seslerin, hareketlere üstün tutulmasını sağlamış, böylece, insan zekâsının en karakteristik buluşunu ve insanin hayvana üstünlüğünü gösteren en önemli niteliği olan sesli diller gelişmeğe başlamıştır. Dillerin gelişmesi ile yapma kelimelerin nispeti artmış; insanların çok çeşitli yerel gruplar meydana getirmeleri ile de, yeryüzünde sayılmayacak kadar çok diller meydana gelmiştir.
Konuşulmakta olan çeşitli diller incelendiğinde aralarında, ses, kelime yapısı ve söz dizimi bakamından ayrılıklar göze çarpar. En önemli ayrılık, kelime yapılarına göre üç tipe ayrılırlar:
1 – Tek heceli diller: Bu dillerde kavramlar, tek heceli kelimelerle bildirilir. Bu kelimelerden eklerle başka anlamda kelimeler türetilemez, bu kelimeler cümlede bir değişikliğe uğratılamaz (Çince, tek heceli bir dildir).
2 – Bitişkin diller: Bu diller de eklerin gelişi ile köklerin şekilleri değişmez. Köklere tamamıyla kaynaşmadan birçok ekler ilâve edilmekle yeni kelimeler üretilebilir ya da kelimeler arasında ilgi sağlanabilir (Macarca-Türkçe, bitişkin dillerdendir).

15 Aralık 2006

Fiil

Bir iş, bir hareket ya da bir oluş bildiren kelimelere fiil adı verilir.
Fiil, tarifinden de anlaşıldığı gibi, bir hareketi, bir oluşu bildiren kelimedir. Bu bakımdan, dilbilgisindeki öbür kelimelerden ayrılır. Bildiğimiz isim gibi, zamir gibi kelimeler, duran şeyleri tanımlayan kelimelerdir. Fakat, yeryüzünde, gerek cisimlerde, gerekse tabiatın kendisinde süreli bir hareket, süreli bir oluş vardır. Zaman içinde bu hareket ve oluşlar, devam edip gider. İşte, fiiller, zaman içindeki bu hareket ve oluşları bize bildiren, bunları bildirmemizi sağlayan kelimelerdir.
Ahmet kelimesi bir kimseyi hatırlatır. Ahmet geldi cümlesi de, Ahmetin bir hareket içinde olduğunu, yer değiştirdiğini, bizim bulunduğumuz yere doğru yöneldiğini gösterir. Bu yönelmeyi, bu hareketi gösteren Ahmet geldi cümlesindeki geldi kelimesidir. Geldi kelimesi, bir fiildir. Fiilde özne:
Bir iş, bir hareket, bir oluş, kendiliğinden yapılmaz. O işi bir yapan ya da olan vardır. Yapan bir insan, bir hayvan bir şey olabilir. İşte, bir fiilin bildirdiği hareketi ya da iş yapanı ya da bir şey olanı gösteren kelimeye fiilin öznesi denir. Özne, isim soyundan kelimelerdir.
Örnek olarak Ahmet geldi cümlesinde Ahmet özne, geldi fiildir.
Özneler, ya şahıs zamirleri ya da isimlerle gösterilir.Fiiller, şahıs zamirlerine uyarlar. Bir fiil şahıs zamirsiz olsa bile, fiilin sonuna eklenen ekler, fiilin o şeklinin, hangi şahsı gösterdiğini belli eder.
Ben eve gidiyorum. Cümlesinde, onlar, üçüncü şahıs zamiri tekil halidir. Gidiyorum da, birinci tekil şahsa aittir.
Sen eve gidiyorsun cümlesinde Sen, ikinci şahıs zamirinin tekil hali, gidiyorsun da, ikinci tekil şahsa aittir.
O eve gidiyor cümlesinde O, üçüncü şahıs zamirinin tekil hali, gidiyor da, üçüncü tekil şahsa aittir.
Biz eve gidiyoruz cümlesinde Biz, birinci şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyoruz da, birinci çoğul şahsa aittir.
Siz eve gidiyorsunuz cümlesinde Siz, ikinci şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyorsunuz da, ikinci çoğul şahsa aittir.
Onlar eve gidiyorlar cümlesinde, Onlar, üçüncü şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyorlar da, üçüncü çoğul şahsa aittir. Fiillerin adları :
Fiiller, şahıs zamirlerinin durumuna göre aldıkları çekim şekilleri ile bilinmezler. Bunlar, fiil köklerine eklenen -mek, -mak ekleri ile aldıkları şekillerle söylenirler. Bu kelimelere mastar denir.
Gidiyor fiilinin mastarı, yani adı Git-mek tir -mek kaldırılınca da kalan git kısmı, fiilin köküdür. Fiillerde çekim :
Bir fiil, bir işin, kimin tarafından, nasıl ve ne zaman yapıldığını gösterir. Bunun için, bu işlemi gösterecek şekillere girer. Fillerin bir işin kimin tarafından, nasıl ve ne zaman yapıldığını gösterecek şekillere sokulmasına fiilin çekimi denir.
Fiillerde zaman :
Fiiller, zamanla ilgili, zaman gösteren kelimelerdir. Bunlar da, fiilin köklerine eklenen eklerle belirtilir: Fiillerde zaman, ikiye ayrılır;
1 – Basit zamanlı şekilleri
2 – Bileşik zamanlar.
3 – Basit zamanlı şekiller : Bunlar, da üç zaman ayırt edilir: A – Geçmiş zaman, B – Şimdiki zaman, C – Gelecek zaman.
Geçmiş zaman : Geçmiş zamanda yapılmış ya da olmuş olan işler anlatılır. Bu da iki türlü olur A) -dili geçmiş zaman : İşlerin yapıldığını görmüşsek, ya da onların yapıldığından eminsek, fiilleri bu zamana göre söyleriz : Geldi, okudu, yazdım gibi. B) -mişli geçmiş zaman : işlerin yapıldığını başkasından duymuşsak, ya da işler, biz, farkına varmadan yapılıp olmuşsa, bu zamana göre söyleriz: Okumuş, görmüş, yazmış, gitmiş gibi.
Şimdiki zaman : Bulunduğumuz zamanda yapılan işleri göstermek için kullandığımız fiillerle bildirilir : Geliyor, okuyor, yürüyor, bağırıyor gibi.
Gelecek zaman : Gelecek zamanda yapılacak işleri göstermek için kullanılır : Görecek, okuyacak, yazacak, yürüyecek gibi.
Geçmiş zaman : Fiillerin hem geçmişi, hem şimdiyi, hem gelecek zamanı içine alan şekillerine denir: Gidiyor, okuyor, geliyor gibi.,
2 – Bileşik zamanlar : Türkçede, herhangi bir kipteki basit zamanlı fiili, geçmiş zamana göre de söyleyebiliriz. Örnek olarak : Okudum fiili, basit zamanlı bir fiildir. Bu fiilde, geçmiş zamanı gösteren durum parçasıdır. Geliyordu fiilinde, hem şimdiki zamanı gösteren -yor parçası, hem geçmiş zamanı gösteren durum parçası vardır. İkisi de aynı fiil kökünde kullanılmıştır. Böyle fiillere bileşik zamanlı fililer denir.
Bileşik zamanlı fiillerde iki çeşit vardır: a – Hikâye şekli, b – Rivayet şekli. Hikâye şeklî, bir işin yapılışının ya da yapılması istenişinin geçmiş zamana göre ve görülüp bilinmiş olarak anlatılmasını sağlar: Gidiyordu, gelecekti, okumalıydı, gitseydi gibi. Rivayet Sekli bir işin yapılışının ya da yapılması istenişinin, geçmiş zamana göre, fakat, başkasından duyularak anlatılmasını cağlar: Çalışılmış, gidermiş, okumalıymış, gitmeliymiş gibi.
Fiillerde kipler :
Fiiller zamandan başka, işlerin yapılım tarzını da gösterirler. Bu bakmadan, fiillerde, işlerin bildiriliş tarzlarını bildiren fiil şekilleri de vardır. Bunlara kip adı verilir: Gitse, okusa, çalışsa, okumasa, gelmese gibi, Bunlar, dileklerimizi bildiren fiillerdir.
Fiil kipleri iki türlüdür: A – Haber kipleri, B – Dilek kipleri.
Haber kipleri : Bir işin, bir hareke, tin yapıldığını, bir şeyin olduğunu haber vermek için kullanılan kiplerdir. Yukarda görülen beş zamanın da (yani -dili geçmiş zaman kipi, mişli geçmiş zaman kipi, şimdiki zaman kipi, gelecek zaman kipi, geçmiş zaman kipi) kipleri olur.
Dilek kipleri: Dilek kiplerinde fiil ler, işlerin yapılması ya da olması yolundaki dileklerimizi bildirmek için kullanılır.
Dört türlü dilek kipi vardır : 1 – Dilek-şart kipi, 2 – İstek kipi, 3 – Gereklik kipi, 4 — Emir kipi.
1 – Dilek-şart kipi : Bir fiilin dilek şart kipine sokulması için, o fiilin köküne se, -sa parçasını takmak gerektir: Görse, gitse, alsa gibi. Bu çeşit fiiller; o işin yapılması yolundaki dileğimizi bildirdiği gibi, başka bir işin yapılmasına gark koşmak hizmetini de görür. Örnek olarak, sınıfımı bir geçsem cümlesin, de, sınıfı geçmeyi diliyoruz. Ahmet Bey bize gelse konuşurduk cümlesinde, gel se fiili konuşurduk fiilini şart koşmaktadır: Ahmet Beyle konuşmamız, onun bize gelmesine bağlı kalmış demektir.
2 – İstek kipi : Bir fiilin istek kipi olması için, o fiilin köküne -e, -a, (Fiil kökünün sonu sesli harfle bitiyorsa -ye, -ya). Okuya, gide, otura, yürüye gibi.
3 – Gereklilik kipi : Bir fiilin gereklilik kipi olması için, o fiilin köküne meli, ,malı parçasını takmak gerekir. Okumalı, gelmeli, gitmeli, yazmalı gibi
4 -Emir kipi : Bir fiilin emir kipi olması için, o fiilin kökünü kullanmak yeter. Bu kök, emir yerine geçer: Oku, yaz, gel, git gibi.
Fiillerde olumluluk , olumsuzluk :
Bir iş, olumlu ya da olumsuz olabilir. O işi gösteren fiil de, olumlu ya da olumsuz olur. Bir fiil, her iki halde de olabilir, yani, bir fiil, olumlu olabildiği gibi, olumsuz da olabilir.
Örnek olarak, okudum kalktı, geldi fiiller olumludur. Okuma gelme, isteme, gelmedim fiilleri olumsuzdur.
Fillerin, olma bildirişlerine olumluluk, olmama bildirişlerine olumsuzluk denir.
Olumlu bir fiili, olumsuz şekle sokmak için, o fiilin köküne -me, -ma parçası eklenir: Gelme, okuma, yatma, gitme gibi.
Olumsuz fiillerin çekimi de, yukarıdaki parçalar takıldıktan sonra, olumlu fiiller gibidir.
Fiillerde soru :
Bir işin yapılıp yapılmadığını, olup olmadığını anlamak, fiillerin sorulu şeklini meydana getirmekle yapılır. Bu da, o fiil çekimine mi parçasının takılmasıyla yapılır : Geldi mi?, duydun mu?, gitti mi?, geldiniz mi? gibi.
Bileşik fiiller :
İki ayrı kelimeden yapılmış olduğu halde, tek anlamı olan bileşik isimler ve sıfatlar vardır. Fiiller de, isim ve sıfatlar gibi, iki ayrı fiilin birleşmesi ile ve bir tek anlamda kullanilabilir: Görebilmek, yapabilmek, okuyabilmek, gidivermek, gülüvermek gibi. Bileşik fiillerin çekimi öbür fiiller gibi olur.
Ek.fiiller : Bazı cümlelerde, isim ya da sıfat olan kelimeler, fiil gibi iş görürler. Bunun sebebi, o kelimelerin sonuna takılan parçalardır. Böylece isim soyundan kelimeler, fiilleşirler ve fiilin türlü çekimlerine girerler. İsim sonundan kelimelerin fiil gibi görev almasını sağlayan ek. ler -dir, .di, -mış, -se parçalarıdır : Öğrencidir, görüşse, hastaysa, güzelmiş, gibi.

15 Aralık 2006

Cümle

Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir haberi, bir dileği bildiren sözlere cümle denir. Arkadaşımı severim, Sınıfı kapısı açıldı, Ne mutlu Türküm diyene sözleri, ayrı yarı birer cümledir.Cümlelerde, uzunluk ve kısalık, belirli değildir. Bir cümle, uzun da olabilir, kısa da olabilir. Önemli olan, cümlelerde, isteklerimizi tam olarak anlatabilmiş olmamızdır. Cümleye başlarken, ilk kelimenin ili harfi, daima büyük harflerle yazılır Cümlenin sonuna da nokta konur. Böylece, her cümlenin, bir bütün olduğu belirtilmiş olur.
Cümleler, kelimelerden meydana gelir. Fakat, bir cümle meydana getirmek için, kelimeleri yan yana sıralamak ye ter değildir. Anlatmak istediğimiz her hangi bir düşünce için gerekli kelimeleri bulduktan sonra, bunları cümle içinde aldıkları yerlere göre sonlarına eklemeler yaparak düzenlememiz gerektir.
Bir kelimenin, başlı başına bir anlamı vardır. Bir cümle için gerekli kelimeleri yan yana getirdiğimizde, bunların ayrı ayrı anlamları vardır. Fakat, bu kelimelerin, kendi aralarında bir düzene getirerek, isteklerimizi anlatabilecek duruma gelmeleri için, anlatabilecek ferle değişiklik yapmak gereklidir.

15 Aralık 2006

Önceki


Kategoriler

Aylara Göre