'Toplum ve Toplum Yapısı' Kategorisindeki Yazılar
Kurtuluş Savaşından sonra, Türk toplumunun, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması için Atatürkün önderliği altında yapılan devrim hareketleri. Türk milleti, Kurtuluş Savaşı ile millî bir devlet kurmuştu. Bu devletin, her yönden medenî devletler seviyesine çıkarılmasını ülkü olarak alıyordu. Bu iş için eski müesseselerde canlılıklarını kaybetmiş olan gelenekleri bırakarak, bunların yerine millî bünyeye uygun, medeniyet dünyasının ortak bulunduğu müesseseleri almak suretiyle yeni millî gelenekler kurmak gerekiyordu. Bu düşünce ile, değişiklikler yapmak suretiyle Anayasa. 1928 yılında tam anlamı ile lâik bir hale getirildi. Daha önce Şubat 1926 da dünyanın en yeni kanunlarından İsviçre Medenî Kanunu Türk Medenî Kanunu haline getirilerek ve bizim toplum şartlarımıza göre düzenlenerek kabul edildi. Bu münasebetle, bütün hukuk mevzuatımız, Batıdakileri ne benzetilmiş oldu.Kadınlarımıza, siyasî ve sosyal haklar sağlayan kanunlar çıkarıldı.
Türk toplumunun Tazimattan önce başlamış olan kılık ve kıyafet hareketi de, şapkanın ve medeni dünyaca kabul edilmiş olan diğer kıyafet ve görgü usullerinin kabul edilmesiyle. Tekkeler kapatıldı. Hicri ve Rumi takvim bırakılarak Milâdi takvim alındı. Hafta tatili yapmak ve soyadı taşımak zorunluluğu kabul edildi. Eski yazılar bırakıldı. Medreseler kaldırılarak, bütün öğretim müesseselerinin Millî Eğitim Bakanlığına bağlanması ile Türk nesillerini yetiştirmek yolunda büyük adımlar atıldı.
Bütün bu medenileşmemizle ilgili çabaların yanından Batı toplumlarında olduğu gibi, siyasî bir yönetim şekline, demokrasiyi tam ve normal hukuk düzeni içinde kabul etmemiz ile girişilmiş oldu.
15 Aralık 2006
Bir toplumda pek kısa bir zaman içinde meydana gelen temelli ve önemli değişiklik. Devrimlerin olması siyasî, iktisadî, toplumsal şartlara bağlıdır. Bir toplumdaki düzenlerin, çağın anlayışı ile bağdaşamadığı zamanlarda, ya bir siyasi kurum ve şahıs tarafından meydana gelir, ya da çeşitli toplumsal hareketler sonucu belirir. Fakat, toplumda, pek kısa zamanda meydana gelen temelli bir değişiklik olmasına rağmen devrimlerin, ihtilâl gibi yıkıcı bir özelliği yoktur; daima yapıcı hareket halinde belirir.
Çeşitli toplumlarda, çeşitli zamanlarda birçok devrimler olagelmiştir. Bu devrimlerin en güzelini, son yüzyılda büyük bir başarıya ulaşmış bulunan Türk devrim hareketlerinde görebiliriz Büyük Atatürkün önderliği altında, Türk toplumunun Batılılaşması için gerekli olan devrimlerin yapılması, ancak bizim toplumumuzda görülebilmiştir. Siyasî hüviyetinin dışında, medenî, iktisadî ve çeşitli alanlarda olan bu devrimler, Türk toplumumun, çağdaş medeniyet seviyesine kısa zamanda ulaşmasını sağlamıştır.
15 Aralık 2006
Bir topluluğun duygularını benimser görünmek suretiyle onun kapılganlığından faydalanarak kendi dâvasını yürütme yolu.
15 Aralık 2006
Şehir, kasaba ve köylerde, evlere basınçlı su verilmediği devirlerde, halkın içecek ve kullanılacak su ihtiyacını karşılamak için meydana getirilmiş araçlara verilen ad.
Çeşmeler genellikle bulundukları sokağın bütün evlerinin kullanma suyu ihtiyacını giderdiği gibi, birçok çeşmelerin suyu içmek içinde kullanılırdı.
Çeşmeler, birer sosyal hizmet ve yardım eseri olarak meydana getirilmiştir.
Bir küçük su deposu, bir musluk ve bir yalaktan meydana gelmiş gibi görünen çeşmeler, gerçekte, büyük bir para harcamayı gerektiren kuruluşlardır. Belli bir kaynak yerinden suyun, çeşmenin yapılacağı yere kadar borularla getirilmesi, çeşmenin devamlı bakımı, hep büyük masrafları gerektiren işlerdir.
Müslümanlıkta, suyu bulunmayan bir yere çeşme yaptırmak, büyük sevaplardan sayılmıştır. Bu sebeple, Osmanlı İmparatorluğu zamanında, imparatorluğun çeşitli şehirlerinde, sayısı belli olmayacak kadar çeşme, Müslüman halk tarafından yaptırılmıştır. Halkın yanında çeşme yapımı, devlet idaresi tarafından sağlanmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında, özellikle İstanbulda yaptırılan bazı çeşmeler, büyük sanat değeri taşıyan eserler olmuşlardır. Bu çeşmeler, genel olarak padişahların, sadrazamların, vezirlerin, valide sultanların yaptırdıkları çeşmelerdir. Üçüncü Ahmet Çeşmesi, Ahmet III. tarafından yaptırılmış tarihî değeri büyük olan çeşmelerden en ünlüsüdür.
15 Aralık 2006
Yemek yerken kullanılan ve çoklukla dört dişi bulunan madenî âlet. Ortaçağa kadar bilinmeyen çatal, ilkin Avrupa saraylarında kullanılmağa başlanmış, daha sonraları genelleşerek, herkesin yemek sırasında kutlandığı bir vasıta haline gelmiştir.Çatal bugün medenî sofralarda, kaşık ve bıçakla birlikte kullanılan sıhhî bir yemek yeme vasıtasıdır.
15 Aralık 2006
Eskiden kadınlarımızın sokağa çıkarken büründükleri örtü. Dokuma, türlü cins ipekli kumaştan ya da yünlüden yapılan çarşafın rengi çoklukla siyahtır. Kolsuz dört köşe geniş bir örtü halindedir. Çarşafların dolma, torba, denen ve yalnız belden bir kuşakla bağlananları olduğu gibi eteklik ve pelerinleri ayrı ve birer kostüm halinde bulunanları da vardır.
Kadınların sokağa çıkarken giymiş oldukları çarşaf ilkel bir örtünme vasıtasıdır. Türk kadınına medeni dünya ile eşit haklar verildikten sonra giyilmez olmuştur.
15 Aralık 2006
Göçebelerin seferde bulunan askerlerin, ya da çeşitli işlerde çalışan işçilerini sığınmaları için kalın bezden ya da deri, keçe, kıl dokudan yapılmış barınaklara verilen ad. Çadırların çeşitli şekilleri olabildiği gibi, Doğu ve Batı medeniyetlerinde kullanılmış olmalarına göre de çeşitleri ve farkları vardır.
Çadır, en eski zamanlardan beri, halk tarafından bir barınak olarak kullanılagelmiştir. Özellikle ilk medeniyetlerde, orta ve yakın çağlarda en önemli barınaklardan biri olarak kullanılmıştır. Bu bakımdan çadır, çoklukla o toplumun çağdaş medeniyet seviyesindeki durumunu gösteren bir önem taşır.
15 Aralık 2006
Baharın başlamasına yakın, ilkin havada, sonra suda, en sonra da toprakta, altışar gün ara ile meydana geldiği kabul edilen sıcaklık yükselişi. 19-20 Şubat ta birinci cemre havaya, 26 - 27 Şubatta ikinci cemre suya, 5-6 Martta üçüncü cemre toprağa düşer. Böylece bu tarihlerde ilkin havanın, sonra suyun, en sonra toprağın ısındığı kabul edilirdi.
Cemre düşmesi tabirine, çeşitli söylentiler karışmaktadır. Bunlardan birine göre, göçebe Araplar, birbiri içine girme üç ağıl yaparlar, bunlardan birine büyük baş hayvanları, ortadakine küçükbaş hayvanları koyarlar, en iç bölümünde de kendileri otururlarmış. Kışın üç bölümde ayrı ayrı ateş yakarlar ve havaların ısınmasına göre, dıştan içe doğru ateşleri söndürürlermiş. Buna da cemre düşmesi adını verirlermiş.
15 Aralık 2006
Birden fazla derneğin aralarında birleşerek kurdukları organ. Sendikalar , dernekler, esnaf dernekleri, kooperatifler gibi.
15 Aralık 2006
Evlilik birliğini sona erdiren müessese. Aileyi ve toplumu çok yakından ilgilendiren bir konu olan boşanma, söz konusu olduğu devrin ve memleketin kurallarına göre, hâkimin hükmü, taraflardan birinin ya da ikisinin iradesi ile olur. Boşanma müessesesi, tarih içinde çeşitli sistemlerin zamanın ve toplumların ahlâkî ve dinî inanışlarına göre çeşitli şekiller göstermiştir. İlk çağlarda,
çoklukla zina ve kadının çocuk doğurmaması hallerinde yapılabilen ve sadece erkeğe verilen bir hak durumunda idi. Romanın ilk beş yüz yıllık devrinde, kutsal bir müessese olarak bilinen evliliğin boşanma ile sona ermesi olayı görülmez. Daha sonraları evliliğin bu kutsallığı ortadan kalkmış ve boşanma olaylarına sık sık rastlanmıştır. Hıristiyanlığın ilk devirlerinde, evliliğin ancak ölümle ortadan kalkabileceği fikri, boşanmayı bollaştıran sebeplerin çoğalmasını sağlamıştır. Fakat Reformdan sonra Protestanlığın yayılması ile boşanma müessesi, bu mezhebe katılan memleketlerde kabul edilmeğe başlamıştır.Bu durum, Kilise hukuku, yerini lâik hukuka bıraktığı zaman, belli şartlar içinde olabilen bir özellik kazanmıştır.
İslâm hukukunda ise boşanma, sadece kocaya tanınmış bir hak olarak belirir. Erkek, dilediği zaman karısını boşayabilmek hakkına sahiptir.
Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarih olan 5 Ekim 1926 tarihinden bu yana Türk hukukunda, öbür alanlarda olduğu gibi boşanma alanında da İslâm hukuku ile ilgili hükümler kaldırılmış ve evlilik müessesesi, sağlam ve medenî kurallara bağlı olan ve kanunun hükümleri ile korunan bir müessese olmuştur. Boşanma için müracaatta bulunma hakkı, eşit şartlar içinde hem erkeğe, hem de kadına tanınmıştır.
15 Aralık 2006
Sonraki
Önceki