'Toplum ve Toplum Yapısı' Kategorisindeki Yazılar

Haraç

Kelime anlamı olarak, zor altında toprağın ürününden ya da çalışan kölelerin emeğinden alınan (şey). Sonraları, toprak mülkiyeti sebebi ile devletçe, toprak sahiplerinden alınan vergi anlamına gelmiştir. Dinî anlamda ise, Müslüman olmayanların ödemekle zorunlu oldukları vergi anlamında kullanılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu nda bu anlamda kullanılan haraç, İki türlüdür. Biri, insanların şahsından alınan Harac-ı ruus ya da baş vergisi dir. Buna cizye . Öbürü Harac-ı arazi yani toprak vergisi dir. Haraç vermek zorunda olan Müslümanlığı kabul edince, cizye ödemekten kurtulurdu, fakat toprak vergisini vermeğe devam ederdi. Toprak vergisi de, elde edilen ürünün belli bir oranına göre (harac-ı mukasun) ya da toprağın yüzölçümüne göre (harac-ı muvazzaf) alınırdı. Ürüne göre alınan haraca aşar da denir .

15 Aralık 2006

Hıdırrellez

Mayısın altısına rastlayan gün. Doğuda, ölümsüz olduklarına inanılan Peygamber Hızır ile Peygamber İlyasın buluştukları gün olduğuna inanılan bu günde, Müslüman halk, bir bahar bayramı havası içinde açık yerlerde, kırlarda eğlenerek gününü geçirir.
Hıdrellez günü, Hıristiyanlarca da kutlanır. Onlardaki adı Saint Georges yortusu dur.

15 Aralık 2006

Irk

İnsan türünün belli başlı ve devamlı çeşitlerinden her biri. Yeryüzünde yaşayan insanlar, çok çeşitlilik gösterirler. Fakat bu çeşitlilik içinde, belli başlı ve devamlı eş özellikler taşıyanlarını, belli gruplar içinde toplamak mümkün olmuştur. Devamlı ve eş özellikler olarak, ilkin, aynı coğrafya bölgeleri içinde yaşayan insanları, aynı gruplar altında toplamak düşüncesinden hareket edilmiştir. Fakat, bu ayrıntının, gerçek bir gruplaşmaya pek yardım edemeyeceği anlaşıldığından, devamlı ve eş özellikler olarak, derinin, saçların, gözlerin renkleri, başın biçimi, yüzdeki çizgiler, vücudun çeşitli organları arasındaki oranlar göz önünde tutularak gruplaşmalar yapılmıştır.
Bu esaslar göz önünde tutularak, insan türü, başlıca dört ana ırka ayrılmıştır: Beyaz ırk, sarı ırk, kırmızı ırk. Beyaz ırk, çoklukla Asyanın batısında, Avrupada yaşayan insanların ırkıdır. Fakat dörtyüz yıldan beri bu ırkın insanları, göç ve çeşitli sebeplerle dünyanın her tarafına yayılmışlardır. Bu ırka, yanlış bir deyimle, Avrupa ırkı da denir.
San ırk, Asyanın doğusunda yaşayan insanların ırkıdır. Bu ırk içinde Çinliler, Japonlar, Moğollar yer almaktadır.Buna Asya ırkı da denir.
Siyah ırk, Afrikada ve ekvatoral , bölgelerde yaşayan insanların ırkıdır. Bu ırka da yanlış bir deyimle, Afrika ırkı denir.
Kırmızı ırk, Amerikanın yerli halkının ırkıdır. Bugün çoklukla Güney Amerikada ve Kuzey Amerikanın bazı bölgelerinde bulunurlar.

15 Aralık 2006

Gazete

Belirli zamanlarda, günlük, haftalık onbeş günlük, aylık olarak çıkan, her türlü haberlerle birlikte, iktisadî edebî, ilmî fikir ve bilgileri yaymayı amaç edinen çok sayfalı, büyük boyda basılı kâğıt. Gazeteler, bugün medenî dünyada, önemli yeri olan yayın organları halindedir. Sayıları yüzbinlere varan gazeteleri çok kısa zamanlarda, hemen birkaç saat içinde basabilmek ve yayabilmek imkânlarının gelişmesi ve artması, bu önemi arttıran sebeplerdendir.
Sabah ve akşamları, verilen çeşitli bilgilerin yanında günün en son haberlerini de vererek, halk efkârında önemli. bir bir vazife gören gazeteler, bugün, büyük bir kuvvet haline gelmişlerdir.
Artık bir endüstri haline gelmiş olan gazeteciliğin de kendine göre bir tekniği, bir oluşu ve olduruluşu vardır.
Her. sabah ya da akşam elimize aldığımız bir gazetenin, elimize alıncaya kadar olan hazırlanması sırasında, şu bölümlerinde devamlı bir çalışma olur:
1 – Yazı işleri,
2 – Tertip ve basım işleri,
3 – Dağıtım ve postalama işleri. Yazı işleri, bir gazetenin hazırlanmasında en önemli, bölümü meydana getirir. Bu bölüm, gazeteye girecek olan her şeyi, devamlı yazıları, makaleleri, resimleri, günün en son haberlerini, spor, sinema, magazin v.s. sayfalarını, romanları hazırlayan bölümdür. Bir yazı işleri müdürünün yönetiminde çalışan bu bölümde, yazı işleri müdürü için yardımcılar, yazı işleri sekreterleri, muhabirler, foto muhabiri, arşiv memurları, telefon – radyo- telsiz dinleyici memurları, çeviriciler, gazetenin çeşitli bölümlerini hazırlayan yardımcılar, roman, makale, fıkra ve hikâye yazarları bulunur. Yazı işlerinin vazifesi, ertesi gün çıkacak olan gazetede genel olarak bulunacak bölümleri, makale ve fıkraları, gazete tarafından yazdırılması gereken yazılan düzenlemek ve bunları ilgililere yaptırmaktır. Böylece gazetenin belli yerlerinde yer alan ve her gün okuduğumuz makaleler, fıkralar, çeşitli yazı ve resimler, düzenlenmiş olur. Yurtta ve dünyada o günle ilgili haberler ve hareketler, bu haberleri takip eden istihbarat şefi nin yönetimi altında muhabirlere takip ettirilir, gelen çeşitli ajans haberleri derlenir, foto muhabirlerinin çektiği resimler, gazeteye girecek şekilde düzenlenir ve bu yazılar düzenlendikçe, yazı işleri müdürü ve yazı işleri müdürünün yardımcıları olan sekreterler tarafından yapılan sayfa plânlarına göre gazete sayfalarında, ki yerlerini almak üzere, yazılar tertip dairesine, resimler, klişe dairesine gön. derilir. Bu çalışma, sabahın erken saatlerinden, akşamın çok geç saatlerine kadar, gece bir iki, üçe kadar sürer. Böylece, ertesi gün bir gazetede bulunan her şey bir taslak halinde hazırlanmış ve tertip dairesine verilmiştir.
Tertip ve basım işleri, yazı işleri tarafından derlenmiş olan yazı ve resimlerin, gazetenin basılmağa hazır bir hale gelmesi için işlem yapıldığı yerdir. Burada, çeşitli dizgi makineleri, mürettip takımları, mürettip masaları vardır.
30 Mayıs 1631 de Fransada yayınlanan ilk gazetenin birinci sayfası
Gelen yazılar, ilkin dizilir, bir sıraya göre başmürettip tarafından tertip edildikten sonra, provaları çıkarılır ve bu provalar, dizgi sırasında meydana gelen yanlışları düzeltecek olan tashih memurlarına verilir. Dizgi makineleri tarafından kurşun satırlar halinde dizilmiş olan bu yazılar, yazı işleri müdürü ve yardımcıları tarafından hazırlanan plâna göre, baş mürettip ve mürettipler tarafından düzenlenir, böylece baskıya hazır olan gazete meydana gelmiş olur.
Bu gazete sayfaları, büyük gazetelerin baskı makineleri olan rotatiflerde basılmak üzere, kalıplarının alınması için rotatif dairesine gönderilir. Sayfaların ilkin, kurşuna dayanıklı bir kartona basım yapılmak suretiyle kopyası alınır, sonra bu kopya üzerine kalıplar, rotatif makinesindeki yerlerine konur ve böylece her şey tamamlandıktan sonra, rotatif baskı makinesinin çalıştırılması ile sabahları okuduğumuz gazeteler hazır bir hale gelmeğe başlar.
Dağıtım ve posta işleri, hazırlanmış olan gazetelerin, elimize geçmesini sağlayan bir çalışma yaparlar. Saatte 40.000 – 80.000 süratle baskı yapan rotatif makinelerinden çıkan gazeteleri, yurdun dört tarafına en kısa zamanda ulaştırmak için devamlı ve süratli bir çalışma başlar. Bu gazeteler, gazetelerin dağıtımını üzerine alan bir başbayi ve adamları tarafından alınır ve şehrin her tarafında gazete satan satıcılara dağıtılır.
Yurdun çeşitli bölgelerinde bulunan gazete satıcılarına ve abonelere de, kamyon, otobüs, tren ve uçaklarla süratle gönderilir. Böylece, sabahın erken saatlerinde gazetenin elimize geçmesini sağlayan bu büyük çalışma son bulur.

15 Aralık 2006

Devrim

Bir toplumda pek kısa bir zaman içinde meydana gelen temelli ve önemli değişiklik. Devrimlerin olması siyasî, iktisadî, toplumsal şartlara bağlıdır. Bir toplumdaki düzenlerin, çağın anlayışı ile bağdaşamadığı zamanlarda, ya bir siyasi kurum ve şahıs tarafından meydana gelir, ya da çeşitli toplumsal hareketler sonucu belirir. Fakat, toplumda, pek kısa zamanda meydana gelen temelli bir değişiklik olmasına rağmen devrimlerin, ihtilâl gibi yıkıcı bir özelliği yoktur; daima yapıcı hareket halinde belirir.
Çeşitli toplumlarda, çeşitli zamanlarda birçok devrimler olagelmiştir. Bu devrimlerin en güzelini, son yüzyılda büyük bir başarıya ulaşmış bulunan Türk devrim hareketlerinde görebiliriz Büyük Atatürkün önderliği altında, Türk toplumunun Batılılaşması için gerekli olan devrimlerin yapılması, ancak bizim toplumumuzda görülebilmiştir. Siyasî hüviyetinin dışında, medenî, iktisadî ve çeşitli alanlarda olan bu devrimler, Türk toplumumun, çağdaş medeniyet seviyesine kısa zamanda ulaşmasını sağlamıştır.

15 Aralık 2006

Devrimlerimiz

Kurtuluş Savaşından sonra, Türk toplumunun, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması için Atatürkün önderliği altında yapılan devrim hareketleri. Türk milleti, Kurtuluş Savaşı ile millî bir devlet kurmuştu. Bu devletin, her yönden medenî devletler seviyesine çıkarılmasını ülkü olarak alıyordu. Bu iş için eski müesseselerde canlılıklarını kaybetmiş olan gelenekleri bırakarak, bunların yerine millî bünyeye uygun, medeniyet dünyasının ortak bulunduğu müesseseleri almak suretiyle yeni millî gelenekler kurmak gerekiyordu. Bu düşünce ile, değişiklikler yapmak suretiyle Anayasa. 1928 yılında tam anlamı ile lâik bir hale getirildi. Daha önce Şubat 1926 da dünyanın en yeni kanunlarından İsviçre Medenî Kanunu Türk Medenî Kanunu haline getirilerek ve bizim toplum şartlarımıza göre düzenlenerek kabul edildi. Bu münasebetle, bütün hukuk mevzuatımız, Batıdakileri ne benzetilmiş oldu.Kadınlarımıza, siyasî ve sosyal haklar sağlayan kanunlar çıkarıldı.
Türk toplumunun Tazimattan önce başlamış olan kılık ve kıyafet hareketi de, şapkanın ve medeni dünyaca kabul edilmiş olan diğer kıyafet ve görgü usullerinin kabul edilmesiyle. Tekkeler kapatıldı. Hicri ve Rumi takvim bırakılarak Milâdi takvim alındı. Hafta tatili yapmak ve soyadı taşımak zorunluluğu kabul edildi. Eski yazılar bırakıldı. Medreseler kaldırılarak, bütün öğretim müesseselerinin Millî Eğitim Bakanlığına bağlanması ile Türk nesillerini yetiştirmek yolunda büyük adımlar atıldı.
Bütün bu medenileşmemizle ilgili çabaların yanından Batı toplumlarında olduğu gibi, siyasî bir yönetim şekline, demokrasiyi tam ve normal hukuk düzeni içinde kabul etmemiz ile girişilmiş oldu.

15 Aralık 2006

Drahoma

Rum ve Hıristiyan ailelerde, güveyine gelin tarafından verilen mal ya da para. Bu gelenekle, erkeğe sermaye olabilecek böyle bir drahoması olmayan fakir kızların evlenmesi çoklukla güç bir meseledir.

15 Aralık 2006

Ferdiyetçilik

Topluluğu bırakıp ferdi (bireyi) amaç alan ve ona büyük önem veren sosyoloji mesleği, bireycilik.

15 Aralık 2006

Fal

Çeşitli vasıtalarla, sözde geleceği bilmek, kayıptan haber vermek, talihi anlayabilmek işi. İnsanlar, gelecekle ilgili haberleri daha önceden bilebilmek, buna göre davranışlarını ayarlayabilmek için, bu konuda, insanlığın başlangıcından beri çok çalışmışlardır. Bu bilebilmek isteğinin yanı sıra, toplumun da verdiği zorunluluklar sonucu, özellikle ilkel çağlarda, falcılık, sihirbazlık, insan toplumlarının, önemli bir yaşama şartı halinde yer alınıştır.
Bugün için bu yaşama şartı kalmamış olmakla beraber, falcılık geri kalmış ülkelerden medenî ülkelere kadar, seyrini ve şeklini değiştiren bir özellik halinde devam ede gelmektedir. Medenî toplumlarda, insanların geleceği öğrenebilmesi yanında, bir eğlence vasıtası da olmuş, bu yüzden falcılık, bu toplumlarda, eski büyük önemini kaybetmiştir.
Fal, kahve telvesi, oyun kâğıdı, el ayası gibi şeylere bakılmakla, bunlarda görüldüğü kabul edilen şeyleri değerlendirmekle meydana gelir.Bugün için, falcılıkta ileri gitmiş bir toplum olarak, hâlâ göçebe hayatı yaşamakta devam eden çingeneler gösterilebilir.

15 Aralık 2006

Feminizm

Toplum hayatında kadının haklarını çoğaltmak ve erkeklerinkine eşit kılmak amacını güden bir akım. İlk feminist fikirler. XVIII. yüzyılda Fransada ortaya çıkmıştır. Büyük Fransız ihtilâli sırasında Fransız düşünürleri ve Fransız kadın yazarları tarafından desteklenen bu hareket sonucu. 1791 de Vatandaş Kadın Haklarının ilânı adlı ünlü eser yayınlamıştır. Fakat. Kadınlara toplum hayatında, erkeklerle eşik haklar verilmesi, yapılan çeşitli hareketlere rağmen, bir sonuca varamamıştır. Fakat bu hareket durmamış. Avrupanın çeşitli memleketlerinde, zaman, zaman kadınlara, toplum hayatında bazı haklar tanınması yoluna gidilmiştir. Bu arada 1862 de İsveç kadınları belediye seçimlerine katılma hakkı kazanmışlar, 1869 da İngiltere de, belediyeye girme hakkını almışlar. 1914 te. İsveç parlâmentosuna girmek imkânını bulmuşlar, dır. İngilterede 1918 de kadınlara siyasî seçimlere girmek hakkı tanınmış, Birinci Dünya Savaşından sonra da kadınların, erkeklerin yanında toplum hizmetlerinde bulunmaları, Avrupa ve Amerikada yaygın olmuştur.
Bugün Avrupa ve Amerikanın hemen hemen bütün ülkelerinde, kadınlar her türlü siyasî seçime katılma im. kânına sahip oldukları gibi, her türlü toplum işlerini yapabilme imkânına da sahiptirler.
Millî Mücadele hareketinden sonra ve Cumhuriyetin ilân edilmesinden sonra, Batı müesseselerinin tanınmağa başladığı bugünkü Türkiyede de, kadınlar, erkeklerin yanında toplum hayatına katılmağa başlamışlardır. 1926 yılın, da kabul edilen Türk Medenî Kanunu ile kadın ve erkek arasında hukuk bakımından eşitlik sağlanmış, 1934te yapılan Anayasa değişikliği ile de kadınlara milletvekili seçmek ve seçilmek hakkı verilmiştir. Bugün Türkiyede kadınlar, erkeklerin yanında, hemen her toplum işinde çalışabilmekte, istedikleri meslekleri seçebilmekte siyasî hayatın çeşitli kademelerinde söz sahibi olmak imkânını bulabilmektedir.

15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre