'Toplum ve Toplum Yapısı' Kategorisindeki Yazılar

Şehir

İnsanların oturduğu, birçok sokaklı ve birçok evli yerlerin en büyüğü. Türkiyede, insanların barındığı alanlar, barındırılan insan sayısına göre, köy kasaba ve şehir bölünmesine uğramıştır. Nüfusları 150 – 2.000 arasında olan yerlere köy denilmektedir. Nüfusları 2.000 25.000 arasında olanlara kasaba, 25.000 den fazla olanlara şehir adı verilmektedir. Türkiyede, nüfusu 50 – 100 bin arasında olan şehirler şunlardır :
Sivas (93.849), Erzurum (91.196), Samsun (87.311), Malatya (84.162), Diyarbakır (80.645), Adapazarı (73.705) İzmit (80.160), Mersin (68.574), İskenderun (62.342), Balıkesir (61.012), Elâzığ (60.438), Urfa (59.910), Manisa (59.223), Maraş (54.646), Zonguldak (54.026), Trabzon (52,680), Antalya (50,963). Türkiye de nüfusu 100 binin üstünde olan şehirler şunlardır :
İstanbul (1.719.922), Ankara (646.151), İzmir (370.923), Adana (230.024), Bursa (153.939), Eskişehir (153.10), Gaziantep (125.386), Konya (122.704), Kayseri (102.795).

15 Aralık 2006

Sigorta

Bir şeyin, ya da bir kimsenin kazaya uğraması ihtimaline karşı, böyle bir hal olduğunda ,bir tazminat alınabilmesi için, önceden alınan tedbirlere verilen ad.
Sigortalar, gerek olarak, zorunlu ve sorunsuz sigortalar olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Zorunlu sigortalar, Ticaret Kanununda sözü edilen sigortalardır. Sigorta işleminin olabilmesi için tarafların belli şartlar içinde anlaşmaya varmaları gereklidir. Bu sigortalar, ya bir malın kara, hava ve denizde nakline ya çeşitli kazalara karşı (yangın, sel felâketi, v.b.) emniyette olması için yapılır. Burada önemli olan, bir kaza sonucu yok olan ya da zarara uğrayan bir malın maddî değerinin elde edilebilmesidir. Kişi sigortaları ise hastalık, ihtiyarlık, kaza, hallerinde meydana gelecek kişisel kayıpları ,iki tarafın anlaştığı bir miktar üzerinden maddî olarak karşılamak için yapılır.
Zorunlu sigortalar ise, çeşitli ekonomik ve sosyal zorunluluklar sonucu düzenlenen sigortalardır. Bizde bu iş, Sosyal Sigortalar Kurumunca düzenlenmektedir. Bu çeşit sigortalar, kanunî bir zorunluluk olarak uygulanır. Belli iş kollarında çalışanları, ihtiyarlık, meslek kazaları, hastalık, analık gibi haller için sigorta yapmak esasına dayanır. Bu çeşit sigortalarla, çalışanlar, çeşitli sosyal zorunluluklara karşı korunmuş olurlar.

15 Aralık 2006

Referandum

Bütün halkın, bir mesele üzerindeki oyunu toplamaya verilen ad, halkoyu. Çeşitli siyasî, sosyal sebepler karşısında başvurulan bir halk oylamasıdır. Her hangi bir coğrafya bölgesinin, çevresinde bulunan ülkelerden hangisine ait olacağının barış yolu ile çözülmesi esas olarak alındığı hallerde o bölge halkının oyuna başvurulduğu gibi, bir rejim değişikliğinin bir anayasa değişiklinin sonucunu anlayabilmek için halkoyuna başvurulur. Türkiyede referandum, 9 Temmuz 1961 günü, değiştirilmiş olan Anayasamızın vatandaş çoğunluğu tarafından benimsenip benimsenmediğini anlayabilmek için yapılmıştır.

15 Aralık 2006

Kanun

Yaşama organı tarafından, belirli şekillere uyularak düzenlenen ve yürürlüğe girmesinden itibaren toplum için uyulması gerekli ve zorunlu olan genel, soyut ve devamlı kuralları ihtiva eden tasarruf.
Kanunlar, ilgili oldukları işlerin özelliğine göre çeşitli adlar alırsa da genel bakımdan şu bölümlere ayrılırlar:
1 – Anayasa kanunları : Bu kanunlar, devletin şeklini, yürütme, yaşama ve yargı erklerinin durumunu bildiren, çıkarılacak öbür kanunların da uyulması gereken bir kanundur.
2 – Malî Kanunlar : Malî hukukla ilgili kanunlardır. Vergi, Barem, Muhasebe-i Umumiye, Emeklilik Kanunları gibi.
3 – İdare Kanunları : Kaza çalışması dışında kalan kamu hizmetlerini düzenleyen kanunlardır. Teşkilât kanunları gibi
4 – Medenî Kanunlar : Kişiler arasındaki karşılık ilişkileri düzenleyen
kanunlardır. Medenî Kanun, Ticaret Kanunu gibi.
5 – Genel kanunlar : Geniş bir sosyal ilişikler alanında kalan hukukî
vakaları hükmü altına alan kanunlar. Medenî Kanun Ceza Kanunu gibi.
6 – Özel kanunlar : Dar bir sosyal ilişiklik alanında kalan hukukî vakıaları hükmü altına alan kanunlar : Belediye ve Vergi resimleri hakkında kanun, ihtira Beratı Kanunu. Askeri Ceza Kanunu gibi.
7 – Savaş kanunları : Savaşın devam ettiği süre içinde, çarpışanların uyması gereken kuralları içinde toplayan devletlerarası kanunlar.
8 – Emniyet ve asayiş kanunları : Irz, mal, can ve hürriyetin korunması, yabancıların memlekette uymaları gerekli hukukî durumlarını gösteren kanunlar : Pasaport Kanunu, Ecnebilerle ilgili kanunlar gibi.
9 – Belirli süreli kanunlar: Belirli bir uygulamayı güden kanunlardır.
10 – Olağanüstü kanunlar : Ancak olağanüstü durumlarda uygulanması gerekli kanunlardır. Sıkı Yönetim Kanunu, istiklâl Mahkemeleri Kanunu gibi.
11 – Geçici kanunlar : Bazı ülkelerde, devlet başkanları tarafından geçici bir süre için çıkarılan kanunlardır. Bizim anayasamızda böyle geçici kanunlar yoktur.

15 Aralık 2006

Millet

Dil, kültür, duygu, ülkü ve düşünce birliği ile birbirine bağlı vatanları bir olan, beraber yaşamak için aynı duyguyu taşıyan insanların meydana getirdiği sosyal ve siyasî bir topluluk.
Milleti, eskiden meydana getiren şartlar arasında, toprak birliği, ırk birliği dil birliği, din birliği yer alırdı. Fakat tarih boyunca bu şartların birini ya da tümünü üzerinde toplayan insan topluluklarının bugünkü millet kavramını tam karşılayabildikleri görülmemiştir. Bu şartların her biri de, ayrı ayrı var olduklarından, milletin meydana gelmesinde rol oynamaz. Toprak birligi şartının kaybolması halinde, millet gerçeğinin de kaybolduğu ırk birliğini milletin meydana gelmesinde bir önemi kalmadığı, din birliği içinde olmayan insan topluluklarının da, millet olarak belirdikleri görülmüştür.
Bu gerçeklerden çıkan sonuca göre millet, birdenbire değil, uzun bir tarih evriminin sonunda meydana gelmiş bir topluluk olmaktadır. Birlik hatıralar ve kahramanlıklarla dolu geniş bir tarih içinde doğan, kuvvetlenen manevî birlik duygu ve ülkü birliği, milletin fertlerin de gelecek günler için birlikte yaşamak iradesinin doğmasına sebep oluyor; böylece manevî bir varlık olarak, millet meydana geliyor.
Orta Asyadan başlayarak uzun bir tarih içinde, hakanlıklar ve ilhanlıklar kurmuş, Asyada, Avrupada Afrikada yaygın siyasal topluluklar meydana getirmiş olan Türk toplumunun kolları, Osmanlı İmparatorluğu devrinden geçerek bugünkü evrimleşmiş Türk milletini meydana getirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu devrinde, bir millet anlayışından çok, bir ümmet anlayışı şeklinde ifadesini bulan bu siyasal birlik anlayışı; İmparatorluğun son devirlerinde, belirli bir Türk milliyetçiliği anlayışı şeklinde görülmeğe başlamıştır. Milliyet fikri, imparatorluğun son çözülme devrinde, bir tarih ve dil hareketi şeklinde ortaya çıkar. Ahmet Vefik Paşa ve Süleyman Paşa gibi Türk düşünür ve yazarları çok zengin bir tarihe çok zengin bir dile sahip olduğumuzu anlayarak ve bu gerçekleri anlat, mağa çalışarak, ilk milliyet akımının müjdecileri oldular. Bir aralık Birinci Dünya Savaşı yıllarında Türk milliyetçiliği ırkçılık ve Turancılık akımlarının etkisi altında kalmağa başlamışsa da. Türk devrimi ile, Türk milleti kavramı ve Türk milliyetçiliği, kesin bir gerçeklik kazanmıştır.

15 Aralık 2006

Medeniyet

Bir toplumdaki dil ve yazı sistemleri, besin ve mesken şekilleri, teknik ve endüstri durumları, sanat, din ve aile şekillerine kadar bütün sosyal kurumların birbirine bağlı ve ahenkli sistemine verilen ad. Böylece en geniş anlamı ile medeniyet, bir kavmin, bir toplumun en ilkelinden en evrimleşmiş olanına kadar bütün inançlarını ve fikirlerini, siyaset, din ve ekonomi kurumlarını, ahlâk kurallarını, makinelerini, bilim ve felsefesini, toplu olarak anlatmaya yarayan bir deyimdir. Bu geniş anlamı içinde bir millet ya da bir toplum için medenî bir toplum, medenî bir millet ifadelerini kullanabiliriz.
Bir toplumun medeniyetini meydana getiren elemanları şu şekilde sınıflandırmak mümkündür 1 – Konuşma (dil, yazı sistemleri), 2 – Maddî elemanlar (alışılan besin maddeler:, meskenler, nakil ve gezi araçları, kullanılan giyim eşyaları, âletler, silâhlar, teknik, endüstri), 3 – Güzel sanatlar (heykeltıraşlık, resim, müzik), 4 – Mitoloji ve bilimler, 5 – Din (Tören sekileri, ölüm karşısında durum), 6 – Aile ve sosyal şekiller (nikâh şekilleri, akrabalık şekilleri, miras, sosyal hayatın idaresi, spor ve oyun).

15 Aralık 2006

Para

Eşyanın değişiminde müşterek ölçü işi gören bir servet. Eşyanın eşya ile değiştirilerek kullanıldığı ilkel topluluklardan sonra, toplulukların daha medenî olmaları, iş bölümlerinin artmasıyla, para bir değişim vasıtası olarak kullanılmağa başlanmıştır.
İlkin, dinî bir kutsallık içinde başlamış değişim vasıtası olarak da fil dişi, sihir etkileri taşıdıklarına inanılan taş parçaları kullanılmıştır. Para, sihirli özelliklerinden kurtulduktan sonra kurşun, kalay, bakır, gümüş, altın gibi madenlerden yapılmağa başlanmıştır.
Maden para, ilk zamanlarda külçe halinde kullanılmış, sonraları belli bir nizama göre yapılan ve bir devletin özel işaretlerini taşıyan şekiller haline gelmiştir. Daha sonraları da, kâğıt para şeklinde kullanılır olmuştur. Paranın iki değeri vardır: Birincisi, gerçek değeridir. Bu değerlilik, maden paralarda görülür. İkincisi de itibarî değeridir. Bu da, kâğıt paralarda görülür. Kâğıt paralar, karşılığı altın olarak Devlet Bankalarında bulunan ve bu bankalar tarafından çıkarılan değişim vasıtalarıdır. Para, bir değişim vasıtası olduğu kadar, bir değer ölçüsü ve bir servet biriktirme ve koruma vasıtasıdır.

15 Aralık 2006

Linç

Halkın, önüne geçilmez bir coşkunlukla ve önüne rasgele geçen şeylerle bir suçluyu ya da suçlu sandığı birim öldürmesi.

15 Aralık 2006

Göçler

Bir kişinin, bir ailenin, bir toplumun bulundukları yeri (ev, şehir, bölge, yurt) terk ederek başka yerlere gitmeleri, yerleşmeleri.
Göçlerin, çeşitli sebepleri vardır. Kişilerin ve ailelerin yerlerini değiştirmeleri çoklukla Özel sebeplerle ilgilidir. Fakat toplumların yaptığı büyük göçler, tarihin konusu içine giren ve etkileri büyük olan göçlerdir.
Toplumların yaptığı büyük göçlerin başlıca sebepleri şunlardır:
1 – Bir toplumun bulunduğu bölgenin iklim şartlarının değişmesi sonucu, buralarda ilkel bir hayat yaşayan insanların, artık yaşamalarına uygun şartların kalmaması,
2 – Bazı bölgelerin yerel zenginliklerinin anlaşılması ile, daha iyi bir yaşama şartına kavuşma isteği.
3 – Nüfus fazlalığınım, bir bölgede yaşamaya uygun olmamağa başlaması.
4 – Çeşitli dinî ve siyasî sebepler. Asıl büyük göçler, tarih öncesi devirlerde toplumların .yapmış oldukları
göçlerdir. İlk insanların yaşayışı, bulundukları bölgenin iklim şartlanma bağlı olan ilkel bir yaşayış olduğu için, bu şartların değişimi halinde, bir bölgeden başka bölgelere göçler olmuştur.
özellikle, Yontma Taş Devri, Cilalı Taş Devri, Maden Devrinde yapılan büyük göçlerin asıl nedeni budur. Bu devirlerde, iklim şartlarının değişmesi üzerine Avrupada ve Asyada yaşayan kavimler, başka başka yerlere göç etmişlerdir. Yahudiler, Cermenler, Slavlar,. Araplar, Normanlar, Moğollar ve Türkler,tarihte büyük göçler yapmışlardır.
Türklerin Ana Yurtlarından göç etmeleri : Buzullar Devrinde dünyanın başka tarafındaki insanlar Yontma Taş Devrinde bulunurken, Orta Asyanın batısında çok elverişli iklim şartlan içinde yaşayan Türkler, Maden Devrine kadar yükselmişlerdi. Fakat, havaların ısınması, Buzullar Devrinin sona ermesi üzerine, Orta Asya yavaş yavaş kurumağa başladı. Yaşama şartları güçleşti. Bu sebeple burada yaşayan Türkler, başka ülkelere göç etmeğe başladılar. Göçler doğuya, güneye ve batıya olmak üzere üç yöne olmuştur. Doğuya gidenler Çine, güneye gidenler Afganistan ve Hindistana Batıya gidenler Hazar denizinin kuzeyinden Rusya ve Avrupaya güneyden İran, mezopotamya, Ana dolu, Suriye, Mısır ve Ege Bölgesine kadar yr kılmışlardır. Buralarda, çeşitli medeniyetler kurmuşlardır.
Yakın zamanların en büyük göçü : İklim şartlarının sebep olduğu bu göçlerden sonra, yakın zamanların en büyük göçleri, Amerika ve Avustralya kara parçalarıma keşfedilmesi ile buralara yapılan göçler olmuştur. Özellikle Amerikaya göç eden Avrupalıların sayısının çokluğu, yeni Amerika halkının değişik milletlerden meydana gelmesine sebep olmuştur.

15 Aralık 2006

Grev

Önceden kararlaştırılmak suretiyle toplu bir halde işin bırakılması. İş yerinin terk edilmesi. Grev, bir iş yerinde meydana gelebileceği gibi, birçok iş yerlerinde birden meydana gelebilir. Greve katılanlar ya iş yerine hiç gelmezler, ya da geldikleri halde çalışmazlar.
Grevlerin birçok sebepleri arasında başlıcaların dan biri, işçilerle işverenler arasında çıkan çeşitli anlaşmazlıkların, işe devam etmeme tehdidi ile işçilerin lehine çözülebilmesini sağlamaktadır. Bazı ülkelerde, işçi ve işverenler arsındaki münasebetleri düzenleyen kanunlar arasında, grevin de mümkün olabileceği kabul edilmiştir. Fakat, çoklukla grevi toplumun iş düzenini, geçici de olsa bozduğu, bu sebeple grev hakkının kanunî olarak kabul edilmemesi gerektiği görüşü kabul edilmektedir.

15 Aralık 2006

Önceki


Kategoriler

Aylara Göre