'Teknik' Kategorisindeki Yazılar
Hareket sağlayan makinelere verilen ad. Elektrik motorları ve yakıt motörleri olmak üzere iki türlü motör vardır.Elektrik motörleri, elektrik akımının elektromagnetik özelliğinden fayda lanılarak yapılmış olan ve elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren motörlerdir.
Yakıt motörleri ise, bir yakıtın (benzin, yağ, mazot) hava ile karışarak yanmasıyla ve patlamasıyla çalışırlar. Kamyon ve otomobillerde kullanılan motörler, bu cins motörlerdir. Bunlar çoklukla dört ya da sekiz silindirli olurlar. İçlerinde pistonlar vardır. Yakıt motörleri genel olarak dört zamanlı motörlerdir:
1 - Emme zamanı: Piston silindir içinde aşağı doğru inerken supaptan içeri gaz yakıt girmeye başlar, piston en aşağı noktaya gelince supap kapanır.
2 - Sıkıştırma zamanı : Piston yukarı doğru çıkarken yakıt sıkıştırmaya başlar. En yukarı noktada gaz ya hareketle ya da kıvılcımla ateşlenir. 3 - İş ya da güç zamanı : Patlayan gaz pistonu şiddetle aşağıya doğru iter. 4 - Def zamanı : Tekrar yukarı çıkan piston yanan yakıtı açılan diğer supaptan dışarı atar. Pistonun dört hareketinden ancak biri kuvvet yani iş doğurur. Bu duruma göre dört silindirli bir motörde, silindirlerden her biri sıra ile faaliyette olduğu için (yani meselâ birinci silindir birinci zamanı yaparken ikinci silindir dördüncü, üçüncü silindir ikinci, dördüncü silindir üçüncü zamanları yaptıkları için) daimî iş sağlamış olur. Silindirlerin ilk üç zamanında motorun yalnız başına harekete getirilmesi imkansızdır. Evvelce bu iş için hareket kolu, daha sonra tazyikli hava kullanılmıştır. Şimdi bu iş elektrik motörü (marş motörü) aracıyla yapılmaktadır,
15 Aralık 2006
Küçük maddeleri büyütmek için kullanılan bir âlet. Gözle görülmeyen canlı ve cansızları, bazı büyük maddelerin parçalarını incelemekte kullanılır. Bu gördüğü işler bakımından mikroskop, hemen hemen bütün bilimlerin olduğu kadar, özellikle mikrobiyoloji biliminin ve tıbbın en önemli yardımcısı olan bir âlettir.
Normal bir mikroskop, başlıca a - gövde, b - ayak, c - hareketli tüpten meydana gelmiştir.
Gövdede ayna ve diyafragma bulunur. Tüpün üst kısmında oküler, alt kısmında da objektifler yerleştirilmiştir. Diyafragma açılarak ilkin ayna ile ışık ayarı yapılır. Sonra mikroskopta bakılacak cismin, preparasyonda hazırlanmış bölümü ya da kendisi, tablanın deliği üzerine konur; ilkin küçük numaralı objektifle genel bir görünüm, sonra da büyük numaralı objektifle istenen özel görünüm elde edilmiş olur.
Bilinen mikroskoptan başka son zamanlarda, elektronik mikroskop bulunmuştur. Bu mikroskopta ışık yerine elektron dalgalarından faydalanılmaktadır. Elektron dalgalar, ışık dalgalarından daha kısa olduğu için daha küçük cisimlerin görülmesi böylece sağlanmış olmaktadır. Bu âlet ilkin Alman bilgini Hans Buch tarafından 1826 yılında bulunmuştur. Bugün bu mikroskop, en küçük cisimleri gösterebilecek kadar gelişmiş bulunmaktadır.
15 Aralık 2006
Ses titreşimlerini elektrik akımı titreşimleri haline sokan bir âlet. Mikrofon, sesin havada yaptığı titreşimleri bir elektrik devresine akım şiddetinde değişmeler halinde verir; böylece verilen değişmeleri de havada titreşim haline çevirerek sesin uzaklara yayılmasına sebep olur.
Mikrofonlar, çoklukla şu esas üzerine kurulmuştur. Sesin çarptığı ince bir levha ve bu levhanın arkasında bir elektrik devresine değmekte olan kömür çubukları, Sesten levhaya ve oradan da kömür çubuklarına geçen titreşimler, devredeki akım şiddetinde değişmeler meydana getirir; devrenin öbür ucundan bulunan aynı düzende ayrı titreşimler meydana gelerek ses olarak, çok uzaklarda duyulmuş olur.
15 Aralık 2006
Bir kattan bir kata çıkmak için kullanılan araçlara verilen ad. Merdivenlerin taşınabilir cinsleri olduğu gibi, evlerde, yapılarda kullanılan cinsleri, elektrikle yürüyebilen cinsleri de vardır.
15 Aralık 2006
Bir yazıyı ya da resmi, kâğıtlara basma yoluyla çoğaltmak işi. İnsanlar için yazmak ve okumak ihtiyacı, o kadar kesindir ki, matbaacılığın keşfinden çok yıllar önce, mağaralarda yaşayan insanlar devrinden başlayarak, bu ihtiyacın türlü şekilde giderilmeğe çalışıldığını görürüz. Mağara duvarlarına ilk resimleri çizen bu insanlardan sonra, resimlerden meydana gelmiş hiyeroglif yazısı bulunmuş, bu yazı çeşitli toprak kalıplara, papirüs yapraklarına işlenmiştir.
Sonunda, insanlık için büyük gelişmeler ve ilerlemeler çağının başlamasına yol açan matbaacılık, 1440 yılında Johannes Gutehberg tarafından icat edilmiştir. Gutenbergin, ayrı harf şekillerini yan yana getirmek suretiyle sayfalar üzerine baskı yapmayı ve kitap metinlerinin kolaylıkla çoğaltılmasını sağlayan bu buluşu, günden güne evrimleşmiş, matbaaların sayısı çoğalmış kitap, gazete, dergi basımlarını çok büyük bir hız içinde binlerce sayıya yükseltmek mümkün olmuştur. (Türkiye de ilk matbaa ancak 1729 yılında İbrahim Müteferrika tarafından kurulmuştur.)
Tam kuruluşlu bir matbaada başlıca şu bölümler bulunur: Dizgi ve tertip bölümü (elle veya dizgi makineleri ile olur) baskı bölümü, ciltleme bölümü, klişehane
15 Aralık 2006
Kabartma ya da çukur olarak, tahta yada maden levhalar üzerine kazılmış; ya da bakır ve çinko levhalar üzerine fotoğraf aletiyle çekilerek nitrik asitle indirilmiş levhalara verilen ad.
Klişe yapmak için ilkin, klişesi yapılacak resim, klişe makinesinin karşısına bir cam arkasına gergince diklemesine konur. Bu resim, bir aynadan aksettirilerek bir ikinci fotoğraf çeker gibi başka bir cam ya da film üzerine çekilir. Bu işlemde, resim istenilen büyüklük ve küçüklükte yapıldığı gibi, klişesi yapılacak ve baskıya girecek bu resmin negatif şekli elde edilmiş olur.
Bu negatif filim ya da cam üzeri bir ecza ile sıvanmış çinko üzerine geçirilir. Böylece, kâğıt üzerindeki resmin negatif şekli, çinko üzerine çıkmış olur. Çinkodaki resmin koyuluk ve inceliklerine göre pozitif ve ters olan aynası elde edilmiş olur. Bu çinko, nitrik aside bırakılarak, resmin siyah olan yerleri çökmemek kaydı ile, mürekkep görmeyecek yerleri çöktürülür. Baskıya hazır bir durumda olan bu klişe, kâğıt üzerine basıldığında, resmin aynısını vermiş olur.
Çinko üzerindeki resmin koyuluk ve beyazlık yerleri, belli bir alan içinde, ki koyuluk ve beyazlık veren noktaların sıklığından ve seyrekliğinden ileri gelir. Bu durum, klişesi yapılan resmin, çinko üzerine, tram adı verilen noktalar şeklinde alınmasından ileri gelir. Bir resmin siyah ve koyu olan yerlerindeki tramlar yani noktalar sayısı birbirine çok yakın ve sık, beyaz yerlerindeki noktalar sayısı ise seyrek olur. Bu noktalar arası da, sülfirik asitle çöktürülmüş olduğundan, baskıya giren bir klişede, kâğıda temas eden yerler, yalnız kabartma halinde kalan noktalar halinde resmin aynısını meydana getiren bölümler olur.
15 Aralık 2006
Sıcak yerlerde yetişen kauçuk ağaçlarından elde edilen sütten çıkarılan bir madde. Kauçuk ağaçlarının gövdelerinin bıçakla çizildiği zaman lateks denilen bir süt akar. Kauçuk, bu sütün içinde çok ufak tanecikler halinde ortalama, olarak % 25-30 oranında bulunur. Bu süt, asetik asitle muamele edildiğinde kauçuk ayrılır. Buna ham kauçuk adı verilir. Bu ham kauçuk, yıkama makineleriyle temizlenir ve yoğuludur. Soğukta kırılan, sıcakta yapışan bir durum alır. Kükürtle vulkanize edildikten sonra endüstride kullanılır.
Kauçuk, bugünkü endüstrinin önemli maddelerinden biridir. Motorlu - motorsuz taşıt araçlarının tekerlekleri, çeşitli yağmurluklar, ayakkabılar, elektrikçilikte en önemli izolalar, düğme, tarak, kalem gibi maddeler, yapıştırma solüsyonları, vernikler, kauçukun endüstriye uygulama şekilleridir.
Doğal kauçuğun bu kadar çok kullanılması sebebi ile, kauçuğu çok ucuz ve bol miktarda elde edebilmek için 1906 yılında Almanlar tarafından sentetik (yapay) kauçuk elde edilmiştir.
15 Aralık 2006
Motorlarda akaryakıtı buhar haline getiren âlet. Otomobil motorunun önemli bölümlerinden biridir.
15 Aralık 2006
Sıcaklık merkezi olan bir büyük kazandan çıkan sıcak havayı, su buharını ya da sıcak suyu, borularla dolaştırarak bir binanın her tarafını ısıtan düzenek.
Merkez ve depo durumunda olan bir kazandaki su kaynatılarak su buharı ya da kaynar su halinde radyatörlere gönderilir. Radyatörler yan yana getirilmiş borulardan ibarettir. Böylece, su buharı ya da sıcak su ile ısıtılan boru yüzeyinin, mümkün olduğu kadar geniş olması sağlanmış olur. Radyatör ısınınca, çevresindeki hava da ısınır ve hafiflediği için yükselir. Böylece meydana gelen hava akımı sonunda bütün oda ya da bina ısınmış olur. Radyatörlerdeki buhar ya da su, bütün binayı dolaştıktan sonra tekrar kazana döner. Böylece devamlı bir ısıtma sağlanmış olur.
15 Aralık 2006
Yazı yazmak, kitap ya da dergi, gazete basmak, içine öteberi sarmak, gibi işlerde kullanılan, çeşitli bitkisel maddelerin hamur haline getirilmesinden sonra ince tabakalar halinde elde edilen madde.
Yazının icadından sonra, yazılması gerekli şeylerin tespiti için, en eski zamanlarda kurutulmuş ve balmumu ile sertleştirilmiş palmiye gibi bitki yaprakları, âdi hayvan derileri, bir kamışın kabuğundan çıkarılan papirüs kâğıtları kullanılmıştır. Bugünkü şekliyle kullanılan kâğıt, ilk defa Çinliler tarafından icat edilmiş, Araplar aracılığı ile İspanyadan Avrupaya geçmiştir. Kâğıt yapımı, XIV. yüzyıldan sonra daha yaygın olmaya başlamış, bugünkü gelişmiş şekline de XVIII. yüzyılda ulaşmıştır.
Bugünkü kâğıt yapımı için kullanılan ilkel madde, kısa ipliklî selüloz hamurudur.
Kâğıt eskiden yalnız paçavradan yapılırdı. Bugün ise, paçavra, ancak iyi cins kâğıtlar için kullanılmaktadır.
Kâğıt yapımında iki önemli işlem vardır:
1 - İlkel maddelerin kâğıt hamuru haline çevrilmesi:
ilkel madde paçavra ya da odun olduğuna göre, kâğıt hamurunun kâğıt haline çevriliş işlemi değişiklik gösterir.
Paçavradan kâğıt hamuru hazırlanması için; ilkin, paçavralardan, kâğıt yapmaya yaramayan kısımlar ayrılır.
Ayıklanmış olan paçavra, sıcak sodyum hitroksitli ya da kireçli su ile yıkanır. Paçavra ipliklerinin beyazlatılması için kireç kaynağı, klor gazı kullanılır ve hamur iyice ezilir. İşte elde edilmiş olan bu hamura boya, kaolen, baryum sülfat, reçine gibi maddelerle kolalama maddeleri ilâve edilir.
Odundan kâğıt hamuru elde etmek için kâğıt yapımında kullanılacak odun olan çam ağacı, kayın ağacı, kavak ağacı toplanır. Ağaçlar silindir şeklinde kesilir, kabuğu soyulur, rendelenmek suretiyle temizlenir. Bundan sonra sıcak su buharına tutulur. Sonra da sert taştan yapılmış büyük değirmen taşların, da lifler haline getirilir. Meydana gelen bu odun hamuru havuzlarda toplanır. Odun hamuru, reçinelerden, 1inyinden temizlenir ve beyaz halde hamur meydana çıkar.
II — Kâğıt hamurunun kâğıt haline konulması :
Büyük bir havuzda, bir pervane aracılığı ile akıcı bir duruma sokulan kâğıt hamuru, büyük iki dönen silindir arasına gerilmiş ve sonsuz olarak döner bez üzerinde akıtılır. Bu bez üzerinde ince yaprak halinde ilerlerken, silindirler aracılığı ile suyunu kaybeder ve ıslak kâğıt haline gelir. Bu ıslak kâğıt, kurutma makinelerinden geçer ve tahta bir makara üzerine sarılır. Bu sarılı makaralar, kâğıt bobinlerini meydana getirir
Bu bobinler, rotatif makinelerde baskı yapan gazeteler tarafından aynen kullanılabilir. Düz baskı denen makinelerde kitap ve dergi basmak için bu bobin halindeki kâğıtlardan düz kâğıt denen kâğıtlar elde edilir. Kâğıt çeÅŸitleri : Matbaacılıkta kâğıdın gerek cins bakımından, gerekse boy ve en bakımından büyük önemi vardır. Matbaa makineleri, belli ölçülerdeki kâğıt boylarına göre yapıldığından, bütün dünyada kullanılmakta olan kâğıt boylan deÄŸiÅŸmez ölçüler içinde bulunurlar. Bu ölçüler, rotatifler için gerekli olan bobin ÅŸeklindeki kâğıtlar ve düz makine denilen baskı makineleri için belirlidir. Milletlerarası kâğıt boyları, 57×82, 63×95, 68×100, 70×100 santimetre olarak bilinir. Rotatifler için kullanılan bobinler de, genel olarak bu ölçülerin katlanışına u. yor.
Yukarda ölçüleri verilen kâğıtların ikiye, dörde, sekize katlanmasına göre, deÄŸiÅŸik boyda kitap, gazete, dergi boyları meydana getirilir. Elinizde tuttuÄŸunuz ansiklopedinin kâğıt ölçüsü, 68×100. forma boyu ölçüsü de 68×100 / 1/16 dır.
Kâğıtlar, cinslerine göre de ayrılırlar. Bunlar da, kuşe kâğıdı (beyaz parlak kâğıt), birinci hamur (beyaz mat)( ikinci hamur (beyaz mat), üçüncü hamur (esmer mat), illüstrasyon (resim baskısına elverişli kalın ve ağır kâğıt,) pelür kâğıdı (ince. yarı şef. raf), simili (iki yüzü parlak), yarım simili (bir yüzü parlak), verje (mat, kalın ve lifli), filigranlı (ışığa tutulunca içinde çizgiler görülen), çeşitli kalınlıkta karton ve mukavvalar.
Bu kâğıt cinslerinden başka, baskı işlerinde kullanılmayan eski ve yeni kâğıt çeşitleri şunlardır.
Çin kâğıdı : İpekten ya da bambu kamışından yapılır, ince, sarımtırak kâğıttır.
Duvar kâğıdı : Oda duvarlarını kaplamak için hazırlanmış süslü ve kabartmalı kâğıtlardır.
Çizgili kâğıt : Defter yapımında kullanılan, üzerine çizgiler basılmış kâğıt.
Resim kâğıdı : Kurşun kalem, sulu boya, çini mürekkebi ile resim yapılabilen, pürtüklü, suyu içen kâğıt
Kopya kâğıdı : Yazı makinelerin, de, ikinci bir kâğıda yazılanları çıkarmak için kullanılan arkası renkli korumuş mürekkepli bir cins özel kâğıt
Saman kâğıdı : Genel olarak san renkte, kurşun kalemle yazı yazmakta, müsvedde yapmakta kullanılan kâğıt.
Sünger kâğıdı : Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kullanılan içici kâğıt.
Krepon kâğıdı : Çiçek, fener gibi şeyler yapmakta kullanılan, çekildikçe katları açılan renkli kâğıtlar.
Elişi kâğıdı : Bir yüzleri parlak, cilâlı, renkli kâğıt.
Esericedit : Yazı yazmak için kullanılan, belli boydaki birinci hamur kâğıt.
15 Aralık 2006
Sonraki
Önceki