'Tarih' Kategorisindeki Yazılar

27 mayıs 1960 devrim hareketi

27 Mayıs 1960 günü Türk Silâhlı Kuvvetlerinin, Demokrat Parti iktidarının diktatörlüğe doğru olan tutumuna son vermek ve bir kardeş kavgasını önlemek amacı ile iktidarı devralmak suretiyle meydana getirdiği hareket.
Türkiyede 1946 yılından itibaren başlayan çok partili siyasal hayat, 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan genel seçimlerde sonucunu vermiş, Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşundan bu yana iktidarı elinde bulunduran Cumhuriyet Halk Partisi, bu iktidarı, 1946 yılında kurulmuş olan Demokrat Partiye devretmiştir.
Türk milletinin büyük bir çoğunluğunu temsil ederek Büyük Millet Meclisinde çoğunluk partisi olan Demokrat Parti, hükümetini kurmuş ve memleketi, muhalefet yıllarında vaat edilen demokratik bir düzen içinde yöneltmeğe başlamıştı.
Ancak birkaç yıl süren bu demokratik düzen içinde yaşama durumumuz, Demokrat Parti yöneticileri tarafından yeter görünmüş bunlar, ülkemizi, demokratik düzenler dışında yönetmenin çarelerini aramağa başlamışlardı.
1954 yılında yapılan genel seçimlerde de büyük bir çoğunlukla iktidarı ellerinde tutmalarından kuvvet alarak, düşündükleri demokratik düzen dışı hareketleri uygulamağa başlamışlardır.
Bir biri arkasına çıkarılan kanunlarla, başlıca muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisinin bütün malları elinden alınmış, basın, zaman zaman çıkarılan kanunlarla ve kaldırılan İspat hakkı ile memleket gerçeklerini yazamaz olmuş, üniversitenin bağımsızlığı baltalanmış, Türk adaletinin güven kaynağı olan yargıçlar teminatsız bırakılmış, toplantılar ve siyasî gösteriler ağır kayıtlar altına alınmış, Meclis içinde ve dışında muhalefet partileri temsilcilerinin konuşmalarına engel olunmuş, Anayasamızın her alanda vatandaşlara siyasî teşekküllere, bilim kurumlarına, basına tanımış olduğu haklar çiğnenmiş ve kayıtlar altına alınmış bulunuyordu.
Bu durum, gittikçe artmalar göstererek 1960 yılının ilk aylarında, bütün Türkiyede siyasî huzursuzluğun çok geniş bir ölçüde yayılmasına yol açmıştı.
1960 yılının Şubat, Mart ve Nisan aylarında, Demokrat Parti yöneticileri ve bu partinin siyasî kudreti ellerinde tutan milletvekilleri, önüne geçilmez bir kinle basını, muhalefet partilerini, üniversiteyi yok etmeyi hedef alan bir tutumun, açık olarak taraftarlığını yapmağa başlamışlardı.
Belliydi ki, Türkiyede bir dikta rejimi uygulanmağa başlamıştır.
1960 yılının Nisan ayında, Büyük Millet Mecliside Bir kısım Basın ve Siyasî Partiler Hakkında gerekli tahkikatı yapmak ve bunlarla ilgili tedbirlerin alınmasına öncülük etmek düşüncesi ile bir Tahkikat Komisyonu nun kurulması, huzursuzluk bardağını taşıran son damla olmuştur.
Bu komisyona geniş yetkiler veren kanunun 27 Nisan 1963 tarihinde kabul edilmesi üzerine, bir ay sürecek olan hareketler başlamıştır. Demokrat Parti İktidarının bu gidişini ve kurulmuş olan Tahkikat Komisyonunu protesto etmek amacı ile, İstanbul Üniversitesi gençleri, 28 Nisan 1980 sabahı, Üniversite bahçesinde, Atatürk ün heykelinin önünde toplanmışlar, protesto hareketlerinde bulunmuşlardır. Atatürk Devrimlerinin bekçisi olan gençliğin bu hareketi yöneticiliklerini Demokrat Parti adına yapmakta olanları kızdırmış, partizanca tutumları ile ün kazanmış polislerin, Üniversite binasına girerek, gençliği dağıtma teşebbüsünde bulunmaları sonucunu doğurmuştur. Üniversite bahçesinde gençler ve öğretim üyeleri aynı baskılar altında kalmışlar, Beyazıt alanında gittikçe büyüyen kalabalıkla polis kuvvetleri arasında mücadeleler başlamıştır. Bu sıralarda çıkan kargaşalıkta, polisler, gençliğe ve halka ateş açmışlar, bu arada bir çok gencin yaralanmasına ve genç bir üniversite öğrencisi olan Turan Emeksizin şehit düşmesine sebep olmuşlardır.
28 Nisan 1960 sabahı İstanbul Üniversitesinde başlayan bu hareket bütün Türkiyede Demokrat Parti iktidarına beslenen nefretin fiilî olarak açığa çıkmasına yol açan bir hareketin başlangıcı olmuştur.
Ayni gün, D.P. hükümeti tarafından, Ankara ve İstanbulda Sıkıyönetim ilân edilmiş, böylece, bu taşkınca nümayişlerin önlenmesi yoluna gidilmiştir.
Sıkıyönetim idaresinin gerek İstanbul da, gerekse Ankarada aldığı çok sıkı hürriyet kısıcı kayıtlarına rağmen, Türk gençliği, bir an bile yılmamıştır.
İstanbul Üniversitesinde öğrencilere ve öğretim üyelerine yapılan hareketi, Üniversite muhtariyetine indirilen ağır darbeyi ve bardağı taşıran son antidemokratik gidişi protesto etmek için, 29 Nisan 1960 sabahı, Ankarada Hukuk ve siyasal Bilgiler Fakültelerinde Sıkıyönetime rağmen öğrenciler toplanmışlar ve ateş açılmasına, tevkiflerin yapılmasına yaralananların olmasına yol açan gösterilerde bulunmuşlardır.
Bu tarihten itibaren, İstanbul da, Ankarada, yurdun çeşitli bölgelerinde Demokrat Parti iktidarının tutumunu yeren hareketler, hemen her gün devam eder bir özellik kazanmıştır.
Gittikçe artan bu huzursuzluğu ve olabilecek bir kardeş kavgasını önlemek düşüncesi ile gerek muhalefet partilerinden, gerek basından, gerekse vatanını seven ve sorumlu mevkilerde bulunan bazı kimselerden, Demokrat Parti yöneticilerine karşı gerekli ikazlar yapılmıştır.Bu arada, ordunun çok sevilen bir orgenerali olan ve başında bulunduğu Kara Kuvvetleri Komutanlığından zorunlu izinle ayrılmak durumunda kalan Cemal Gürsel, son olaylar üzerine alınması gerekli tedbirlerin neler olacağını, bir mektupla, zamanın Millî Savunma Bakanına bildirmiştir.
Ne bu mektuba, ne de başka ikazlara önem verilmemiş, gün geçtikçe artmakta olan fiilî huzursuzluğu daha çok arttırmak isteyen bir yol takip edilmiştir.
Gün geçtikçe artmakta olan ve sonuçları bütün memleket için çok feci olabilecek olayların meydana gelmesine yol açabilecek bir kardeş kavgasının başlamak üzere olduğunu izleyen Türk Silâhlı Kuvvetleri temsilcileri, artık Demokrat Parti iktidarının Anayasa dişi tasarrufların da üstüne çıkan bu davranışına son vermekten başka çıkar bir yol kalmadığını görmüş, iktidarı, Türk milleti adına devralmaktan başka çare kalmamış olduğu sonucuna vararak 27 Mayıs 1960 gece yarısından itibaren kuvvet kullanarak devralmıştır.Aynı gün, Demokrat Parti iktidarı yöneticileri, başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, Büyük Millet Meclisi Başkanı, Bakanlar olmak üzere D. P. milletvekilleri ve bütün D. P. sorumluları, Türk milleti adına yapılacak bir yargılamada Türk kanunları karşısında hesap vermek üzere nezaret altına alınmışlardır.

15 Aralık 2006

Sümerler

Aşağı Mezopotamyanın (Basra ile Bağdat arasındaki bölge) güney bölümünde, M.Ö. 5.000 yıllarına doğru Orta – Asyadan gelerek yerleşmiş olan bir kavim. Bu yörelerde kurdukları köy ve kasabalar, zamanla büyümüş ve birer şehir halini almıştır. Sümer tarihi, yazının bulunması ve şehir devletlerinin kurulması ile M.Ö. 3.000 yıllarında başlar.Şehir devletlerinin kurulması ile bu şehir devletleri arasında, bitmez tükenmez savaşlar başlamıştır. Yıllarca süren bu savaşlar sonunda, Sümerler zayıflamışlar, Arabistandan gelen Sami asıllı ırklar tarafından yenilgiye uğratılmışlar ve bunların içinde zamanla kaynaşmışlardır. Mezopotamya nın ilk medeniyeti Sümerler tarafından kurulmuştur. Zamanla, Sümerlerden öbür kavimlere geçmiştir. Böylece, M.Ö. 3.000 yılından sonra, bütün Ön Asya da Sümer medeniyeti yaygın bir durum almıştır.
Sümerler, kurdukları siteleri (şehir devletleri) ile ilk devlet teşkilâtını kurmuşlar, hukuk alanında da ilk adımı atmışlar ve ilk kanunları çıkarmışlardır.

15 Aralık 2006

Vasvar antlaşması

Osmanlılarla Avusturyalılar arasında imza edilen bir antlaşma. Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Avusturyalılardan Uyvar kalesini aldıktan sonra ileri hareketine devam etmiş, durumun gün geçtikçe kötüye gittiğini gören Avusturya imparatorunun barış teklifi ile karşılaşmıştır. Bunun üzerine 1644 yılında Vasvar kasabasında antlaşma imza edilmiştir.

15 Aralık 2006

Şeyh sait ayaklanması

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, dini, siyasî ihtirasa âlet ederek yapılmış ayaklanmalardan biri. Doğu Anadoluda, Genç kasabasına bağlı bir köyde oturan ve Nakşibendi tarikatının şeyhi olan Şeyh Sait, Genç Türk Cumhuriyetine başkaldırarak Doğuda liderliği altında bir devlet kurmak için harekete geçmiş ve din elden gidiyor parolası ile kendisine topladığı taraftarları ile 11 Şubat 1925 tarihinde ayaklanmıştır. Ayaklanan Şeyh Sait taraftarları halk arasında süratle genişlemiş ve geri kafalıların da katılması ile gittikçe büyümüştür. Genç kasabası alınmış, Elâzığ ve Diyarbakır şehirleri, bu çapulcular tarafından kuşatılmıştır. Fakat, hükümet kuvvetleri Cumhuriyete başkaldıran bu gericilerin daha fazla ilerlemelerine engel olmuş ve çok geçmeden;, Şeyh Saitin liderliğindeki bu ayaklanma hareketi bastırılmıştır. Yakalanan Şeyh Sait ve ayaklanmanın ileri gelenleri, İstiklâl Mahkemesince yargılanmışlar ve idama mahkûm edilmişlerdir. Hareketin lideri olan Şeyh Sait, kurmak İstediği Kürdistan devletinin başşehri yapacağı Diyarbakırda asılmak suretiyle idam edilmiştir.

15 Aralık 2006

Zeamet

Osmanlı imparatorluğu zamanında yıllık geliri 20.000 akçe ile 100.000 akçe arasında olan dirliğe verilen ad. 20.000 akçeye kadar gelirli olan dirliklere de Tımar adı verilmiştir. Bir ülke fethedilince, bu fetihlerde yararlıkları görülenlere verilen topraklardan meydana gelmekte idi. Tımar gibi 1840 yılından itibaren kaldırılmıştır.

15 Aralık 2006

Troia savaşı

Troia şehrinde oturan Troialılarla Akalar arasında çıkan savaşın adı. Bu savaş dünyanın ünlü şairlerinden Homerosun eseri olan İlyadada anlatılır. Troia savaşı Tanrılar ve Tanrıçalar arasındaki aşk ve kıskançlıktan çıkan bir savaştır. Bir Tanrılar ziyafetinde çağrılmayan Tanrıça Eriş, bu ziyafete, üzerinde Dünyanın en güzeline yazısı bulunan bir elma gönderir. Hera, Athena ve Aphrodite, elmanın kendilerine ait olduğu düşüncesi ile bu elmayı almak isterler. Fakat, aralarında karar verilemez. Sonunda Troia kralının oğlu Parise başvurulur. Paris de, üç Tanrıçadan Aphroditeyi en güzel bularak elmayı Aphroditeye verir. Böylece, iki Tanrıçanın düşmanlığını kazanır. Aphroditenin dostluğu ile Paris, sevgilisi olan Isparta kralı Menelausun kızı Heleni kaçırır ve Troiaya getirir. Bunun üzerine, Yunanistanda yaşayan prensler ve krallar, Helenayı kurtarabilmek için Menelausun yardımına koşarlar.
Troia savaşı böylece başlar. Savaş dokuz yıl sürer. Yunanlılar, başarı kazanamazlar. Fakat Yunanlılar, kurnaz Ulissein tavsiyeleri ile tahtadan büyük bir at yaptırırlar, atın içine cenkçi askerlerinden 100 kişiyi koyarlar. Bu büyük tahta atı da, Yunanlıların Troialılara bir armağanı olarak, Troia şehrinin sur kapısı önüne bırakırlar. Bu armağandan memnun kalan Troialılar, atı şehir içine alırlar. Fakat atın içinde bulunan cenkçiler, gece yarısı dışarı çıkarak, bütün Troia kapılarını açarlar, şehre, Yunanlılar baskın halinde hücum eder. Troialılar yenilgiye uğrarlar.

15 Aralık 2006

Versallles antlaşması

Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya ile savaşı kazanan devletler arasında 28 Haziran 1919 da imza edilen antlaşma. Almanya için çok ağır şartlarla dolu olan bir antlaşmadır. Bu antlaşmanın en önemli maddelerine göre, Alman ordusu silâhsız bir hale getirilecek. Alman gemileri itilaf Devletlerine teslim edilecek. Almanya bütün müstemlekelerini bırakacak, Alsas Loren Fransaya, doğuda bulunan bir kısım topraklar Polonyaya verilecekti.

15 Aralık 2006

Sadabad paktı

Türkiye, İran, Afganistan ve Irak arasında 8 Temmuz 1937 tarihinde imza edilen saldırmazlık paktı. Bu antlaşma, İran şahının Tahradaki yazlık sarayı olan Sadâbad sarayında imza edildiği için bu adla anılmıştır.

15 Aralık 2006

Ziştovi antlaşması

1781 de başlayan Avusturya – Osmanlı Savaşları sonunda imza edilen antlaşma. Dört yıl süren bir savaş sırasında, Fransada büyük ihtilâl çıkınca Avusturyalılar, Osmanlılarla barış yapmak zorunda kalmışlar, 1891 de de Ziştovi antlaşmasını imza etmişlerdir. Bu antlaşmaya göre Belgrad Osmanlılara geçmiş, Orsova Avusturyaya bırakılmıştır.

15 Aralık 2006

Tahran konferansı

Tahranda, İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Roosevelt, Stalin ve Churchill arasında, 28 Aralık 1942-1 Ocak 1943 günleri arasında yapılan konferans.
Bu konferansta, İkinci Dünya Savaşının çeşitli meseleleri, üç büyük devlet sorumluları arasında gözden geçirilmiş ve Alman saldırılarına karşı, doğudan, güneyden ve batıdan takip edilecek hareket tarzı, bu konferansta kararlaştırılmıştır.

15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre