'Politika ve Siyaset' Kategorisindeki Yazılar

Liberalizm

Politika ve ekonomide hürriyet taraftarlığı. Liberal kelimesi, Lâtince
liberalis ten gelir ve hür, serbest anlamındadır. Bu anlamlar içinde liberalizm, hürriyetçilik, serbestçilik anlamında kullanılmaktadır.
Liberalizmin iki cephesi vardır : Siyasî liberalizm ve ekonomik liberalizm, mutlakıyetin tam karşıtıdır. Ferdin, toplum ve devlet karşısında, kanunlarla tâyin edilmiş peşin haklarının bulunduğunu ve bunların her türlü tecavüze karşı dokunulmaz olduğunu kabul eder; böylece de ferde üstün bir mevki tanır. Ekonomik liberalizm, devletin ekonomik alana müdahalesi gerektiğini kabul etmez. Ekonomik liberalizmin, siyasî liberalizmden istenen ferdin siyasî hürriyeti ya da demokrasi değil, ekonomik hayat ve ilişkilerde ferdin ve fertler tarafından yapılan teşebbüslerin serbest bırakılmasıdır. Ekonomik liberalizme göre, ekonomik hayatı devletin kanunları değil, arz ve talep gibi tabiî kanunlar idare etmelidir.
Siyasî liberalizm, ancak Yeniçağ ın başlarında, Rönesansın başlaması, matbaacılığın icat edilmesi, hümanizm çığırının açılması ile gelişmeğe başlamış ve Fransa da Volaitre, Diderot, Montesquieu gibi düşünürlerin öncülüğü ile kuvvet kazanmış, XVIII. yüzyılın sonlarına doğru, büyük Fransız ihtilâli esas gelişmesini bulmuştur.
Ekonomik liberalizm de XVIII. yüzyılda gelişmeğe başlamıştır. Ekonomik liberalizm Fransada Quesnay (1694 – 1774), İngiltere de de, bugünkü ekonomi biliminin babası sayılan Adam Smith (1723 – 1790) tarafından kurulmuştur.

15 Aralık 2006

İttihat ve terakki

Türkiyede 1908 İnkılâbının meydana gelmesine sebep olan siyasî parti. Bu partinin temeli, 1893 tarihinde İttihat ve Terakki Cemiyeti adiyle İstanbulda Askerî Tıbbiye öğrencileri arasında atılmıştır. Amaçları, memlekette meşrutiyetin kurulması, hürriyet ve eşitliğin, mal ve can emniyetinin sağlanması idi. Bu cemiyet, kısa zamanda İstanbul a, hattâ Osmanlı İmparatorluğunun çeşitli bölgelerine yayılmıştır. İhtilâl çalışmalarına başlayan bu cemiyetin ileri gelenleri 1897 yılında Abdülhamit tarafından ele geçirilmiş ve çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Ancak, bu çeşit zorluklar, bu cemiyetin fikrini öldürmemiş ve Selanikte Uyanık subayların da katılması ile cemiyetin daha da kuvvetlenmesi sonucunu doğurmuştur. Böylece merkezi Selânikte kurulmuş olan İttihat ve Terakki, zamanla Abdülhamit hükümeti üzerine baskılarını arttırmış ve meşrutiyetin kurulması yolunda her çâreye başvurmaktan çekinmemiştir. Bu aralar, cemiyetin ileri gelen subaylarından Niyazi ve Enver Beylerin dağa çıkıp baş kaldırmaları, Manastırdan ve Selanikten saraya protesto telgraflarının çekilmesi, Abdülhamiti, Kanunu Esasiyi ilâna mecbur etmiştir. Böylece, büyük bir başarı kazanan İttihat ve Terakki Cemiyeti, Osmanlı İmparatorluğunda söz ve idare sahibi olan bir parti durumuna geçmiştir. Ancak, Birinci Dünya Savaşının başlangıç yıllarında ,Balkan Savaşı, İtalyanlarla Trablusta yapılan savaş, gerek partiyi, gerekse Osmanlı devletini güç durumda bırakmış; bu partinin başında bulunan ve başta Enver Paşa olmak üzere bazı ileri gelen subayların, Alman taraftarlığı ile Birinci Dünya Savaşına Almanların yanı sıra girmemiz yalnız İttihat ve Terakkinin değil, Osmanlı İmparatorluğunun da ortadan kalkmasına yol açan başarısızlıklar olmuştur. Birinci Dünya Savaşında mütareke imzalayarak savaştan yenilgi ile çekilmemiz ve parti ileri gelenleri olan Enver Paşa, Cemal Paşa ve Talât Paşaların, memleketten kaçmaları sonucu, İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1918 yılında tarihe karışmıştır.
Büyük hataları olan ve yıllarca Osmanlı İmparatorluğunda söz sahibi bir siyasî parti durumunda olan İttihat ve Terakkinin, bu hatâları yanında Türk milliyetçiliğini, yeni ve ileri fikirlerin yayılmasını destekleyen taraftarları olmuştur.

15 Aralık 2006

Hükümet

Siyasî bilimlerde iki anlama gelen bir deyim.
I. Bir anlamı ile hükümet, bir devlet toplumunda, en üstün karar ve komuta yetkilerini kullanan kimselerden meydana gelen topluluk demektir. Bu topluluğa Hükümet heyeti üyelerine Hükümet adamları denir. Bu anlamında hükümet dar ve geniş olmak üzere iki anlamda kullanılmaktadır. Dar anlamında hükümet, devlet yönetiminde bir işi yürütme ve yerine getirme yetkisini kullanan Bakanlar la bunlara bağlı yetkili kimselerden meydana gelmiş, topluluğu ifa eder. Başbakan, Bakanlar, Bakanlar Kurulu, hükümetin bu anlama gelişinde kullanılan deyimlerdir. Halk, hükümet deyiminden, hemen daima bu anlamı anlamaktadır.
Geniş ve bilimsel anlamıyla hükümet, yalnız yürütme ve idare etme kuvvetlerini temsil eden topluluk değil, egemenlik dediğimiz devlet kuvvet ve yetkilerini kullanan kimselerden meydana gelen bütün heyet ve organları içine alır. Büyük Millet Meclisi bu organların başında gelir.
Geniş ve bilimsel anlamı ile kullanılan hükümet etmede, hükümet mevkiine gelişin ve iktidarı ele alışın çeşitli yol ve şekilleri vardır. Fakat hangi devirde ve hangi memlekette olursa olsun hükümet adamlarının iktidara gelişleri, iki yoldan yalnız biri ile olur: Bunlar, ya halkın açık oyu ve çoğunluğu ile hükümet mevkiine gelirler; ya da hilekârlık, zorbalık, kılıç hakkı; zapt ve işgal ötme, kalıtım yolu ile hükümet mevkiine geçerler. Halkın açık oyu ve çoğunluk isteği olmadan iktidara gelen hükümetlere, genel bir deyimle, otokratik hükümetler mutlakıyet hükümetleri denir. Halkın açık oyu ve çoğunluğun isteği ile iş başına gelen hükümetlere de demokratik hükümetler, halk hükümetleri adı verilir.
Mutlakıyet hükümetlerinde, iş başında bulunanlar, halkın açık oyu ve çoğunluğun isteği dışında iş basma geldiklerinden, devamlılıklarını, kuvvet kullanmakla sağlarlar. Oluşumları bakımından İki şekilde görülürler: a – Hükümdarlık, b – Diktatörlük.
Hükümdarlıkta kalıtım, işgal etme gibi yollarla iş başına gelmiş ve bir hükümdarın yönetiminde, mutlak hükümet etme şekli görülür. Bu çeşit hükümetlerde, hükümdar, devletteki kuvvet ve yetkilerin bütününün tek başına sahibidir. Hükümdarlıklarda, mutlak hükümdarlıktan başka, meşruti hükümdarlık da, kısmen değişik bir hükümet etme şekli olarak görülür. Bu şekilde, hükümet etme hükümdarın yanı sıra, memleket işlerinde karar verme yetkisine sahip, kanun yapma durumunda olan bir organın kuvveti ile hükümdarlık kuvvetinin bağdaşmasından meydana gelmiş Meşruti Hükümdarlık şekli de yer alır. Diktatörlüklerde de, İktidara, bir hükümet darbesi ya da isyan gibi yollarla kuvvet kullanarak gelmiş, mutlak hükümet etme şekli görülür.
Demokratik hükümetlerde, halkın açık oyu ve çoğunluğun İsteği ile iş başına geliş şart olduğu için, hükümet etmede, bu gelişme şartına ön plânda tutma şeklinde ifadesini bulur.
II. İkinci anlamı ile hükümet kelimesi, egemenliğin kullanış tarzını ifade eder. Bu anlamında hükümetler, keyfî hükümetler ve kanunî hükümetler şekillerinde görülürler.
Keyfî hükümetlerde, halkın adalet ve eşitlik duygularına tercüman olmak üzere önceden ilân edilmiş eşit, belirli kural ve kanunlar yoktur. Bu çeşit hükümetlerde, iş başında bulunanların kanun dışı olan keyfî idareleri ön plânda gelir.. Bunların şekilleri ne olursa olsun en şaşmaz işaretleri, hürriyet ve eşitlik düşmanı oluşlarıdır.
Kanunî hükümetlerde ise, egemenlik kavramı devletin iş ve yönetimi, önceden kabul ve ilân edilmiş belirli, eşit genel hukuk düzenine dayanan kural ve kanunlarla olur. Bu yönetim içinde bulunan ve kanunî bir hükümetle yönetilen devletler, Hukuka bağlı devlet olma özelliği taşır.

15 Aralık 2006

Hükümet darbesi

Belirli bir kuvvete ya da askerî kuvvetlere dayanan kimselerin zorbalıkla meydana getirdikleri hükümet değişikliği. Yukarıdan inen bir iktidar değişikliğidir. Halk kitlelerinin katılmasıyla meydana gelen ihtilâlden farklıdır. Napoleon I. in 1799 da iktidarı ele alması, Napoleon III. ün 1851 deki hareketi, Mussolininin 1922 deki hareketi, son yıllar da Avrupa, Asya, Amerikanın çeşitli memleketlerinde meydana gelen iktidar değişiklikleri, hükümet darbelerine birer örnektir.

15 Aralık 2006

Hürriyet partisi

1955 yılında kurulmuş ve 1958 yılında kendini feshetmiş bir siyasî parti. Demokrat Partinin gidişini beğenmeyen bazı Demokrat Partili milletvekilleri tarafından kurulmuş, 1957 seçimleri sırasında partice tahmin edilen sayıda milletvekili ile Büyük Millet Meclisine katılamadığı için, bu seçimlerden sonra kendi kendini feshetmiştir. Bu partinin kurucularının çoğu, sonradan C.H.P. ye girmişlerdir.

15 Aralık 2006

Dörtlü takrir

Cumhuriyet Halk Partisinin 12 Haziran 1945 tarihi Grup toplantısında görüşülen bir önerge. Son yılların politika hayatında Dörtlü Takrir adı ile ünlüdür. Celâl Bayar, Fuat Köprülü, Adnan Menderes ve Refik Koraltan ta rafından Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubuna verilen bu önergede, parti tüzüğünde, bazı kanunlarda değişiklik yapılması ileri sürülmüş ve tek partili devreden çok partili bir devreye geçmemiz zorunluluğu belirtilmiştir. Aradan çok geçmeden Demokrat Partinin kurulması ile sonuçlanan bu hareket, çok partili politika hayatımızda önemli bir başlangıcı meydana getirmektedir.

15 Aralık 2006

Doyle , conan (1859 – 1930)

İngiliz yazarı, Edimbourgda doğmuştur. Tıp öğrenimi görmüş ve askerî hekim olarak İngiliz ordusunda çalışmıştır. Polis romanları ile bütün dünyada büyük bir ün kazanmıştır. Yarattığı polis müfettişi Şarlok Holmes üzerine yazdığı romanlar Polis romanları türünün en güzel eserleridir. Şarlok Holmes adı, bugün yazarın adından daha yaygın bir topluluk tarafından bilinmektedir.

15 Aralık 2006

Emperyalizm

Bir devletin, başka devletler aleyhine sınırlarını genişletme hırsına verilen ad .İlk ve Orta çağlarda devletler bu yola giderek, çeşitli devletleri egemenlikleri altına alma yoluna gitmişler ve böylece siyasal bakımdan büyük imparatorluklar kurmuşlardır. Son yüzyılda, bu yolda amaçları olan devletler de çıkmış (Almanya gibi) fakat, yapılan Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında yenilgiye uğrayarak bu amaçlarında başarıya ulaşamamışlardır.
Bugünkü medeni dünyada, kurulmuş olan Birleşmiş Milletler Teşkilâtı ile bir devletin, başka bir devletin aleyhine az da olsa menfa etlenmesi önlenme yoluna girmiştir.

15 Aralık 2006

Faşizm

İtalyada 1919 yılında Benito Mussolini tarafından kurulan bir politika sistemi. Bu kelime, demet, destek anlamına gelen Lâtince fascis kelimesinden gelmektedir. Eski Roma da en yüksek memurların önünde lictor lar, ellerinde, bir balta ile birlikte bağlanmış bir değnek destesi taşırlardı. Bu deste, kudret ve egemenlik sembolü idi. İtalyan Faşizmi de, bu desteyi kendi sembolü olarak kabul etmiştir.
1922 de Mussolini iktidara geçince, İtalyada, yetkili devlet teşkilâtı olarak sadece Faşist Partisi kalmış, o tarihten itibaren İtalyanın İkinci Dünya Savaşında çöküşüne kadar Mussolini, tek başına devleti idare eden bir diktatör olmuştur.
Anti komünist ve milliyetçi otoriteye dayanan bir politika sistemi olan Faşizm, demokrasinin ferdiyetçiliğin düşmanı, savaşçı ve emperyalist fikirlerin tatbifeçisidir. Aşırı milliyetçiliğin yanında ırkçı, dinci, gelenekçi ve yalnız Mussoliniye bağlı olan hüviyeti ile beliren bir özellik gösterir.
Birinci Dünya Savaşının çeşitli buhranları sırasında askerî bir stil üzerinde teşkilâtlanması, selâm tarzına varıncaya kadar eski Roma geleneklerini canlandırması, büyük Roma İmparatorluğunu canlandırmak amacını gütmesi ve başka sebeplerle, kısa zamanda bütün İtalyada yaygın bir halk kitlesi tarafından benimsenmesi sonucunu doğurmuştur. Hattâ İtalyan Faşizmine benzer hareketler olarak çeşitli memleketlerde yeni politika sistemleri kurulmuş, bu sistemler arasında, Almanyada Hitlerin yöneticiliği altında (Nazi rejimi) ortaya çıkmıştır.
Faşizm, İtalyaya İkinci Dünya Savaşında büyük kayıplar verdiren bir politika sistemi olmuş, İkinci Dünya Savaşı yenilgisi ve Mussolininin öldürülmesi ile son bulmuştur.

15 Aralık 2006

Federasyon

Birçok devletlerin, tek bir devlet haline gelmekle meydana getirdikleri siyasî birlik. Federasyonda federe devletin bir başkenti, bir federasyon anayasası, federasyon başkanı, hükümeti vardır. Her küçük devlet üzerinde ve bu devletlerin halkı üzerine federasyonun söz sahibi olma hakkı vardır. Bu küçük devletler, meselelerinin halli işini federasyona bırakmışlardır. Federasyonu meydana getiren küçük devletler, belli sınırlar içinde, kendi iç işlerini ilgilendiren meselelerde söz sahibi olmak hakkına sahip olmalarının yanında, federasyonu ilgilendiren meselelerde söz sahibi değildirler.
Bu bakımdan, federasyon tüm olarak bütün devletin iç ve dış işlerini yönetir. Bu meselelerde söz sahibidir. Federasyon da her küçük devlet, anayasada gösterilen şekilde temsilcileri tarafından temsil edilir. Federasyon da, bu temsilciler heyetinin meydana getirdiği Meclis ve bu Meclise bağlı hükümetler tarafından yönetilir. Federasyon halinde bulunan devletler arasında şunlar sayılabilir: Amerika Birleşik Devletleri Arjantin Birleşik Devletleri, Brezilya Birleşik Devletleri, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği, Endonezya Birleşik Devletleri, v.b.

15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre