'Kimya' Kategorisindeki Yazılar

Nikel

Kimyasal bir eleman. Sembolü Ni, atom numarası 28, atom ağırlığı 58,69 dur. Metal parlaklığı az, beyaz sarımtırak renkte bir metaldir. Sertlik ve dayanıklılık bakımından demire yakındır. Isınmış halde demir gibi işlenebilir. Havaya, asit ve bazik sıvılara karşı direnci büyüktür, mıknatıs ile çekilebilir. Mutfak ve sofra eşyalarında kullanılır.

15 Aralık 2006

Pirinç

Bakır ve çinko alaşımı parlak sarı renkli bir maden. Bakır gibi işlenir ve bakırdan dayanıklıdır. Çabuk paslanmaz. Sanayide, semaver, kapı tokmağı çeşitli eşyalar yapımında ve heykel dökümünde kullanılır.

15 Aralık 2006

Magnezyum

Kimyasal bir eleman. Toprak alkali metallerdendir. Sembolü Mg atom numarası 12, atom ağırlığı 24.32 dir, Tabiatte bol miktarda ve dağınık sülfatlar ve magnezyum karbonat halinde bulunur. Gümüş beyazı renginde, çekiçle dövülebilir hafif bir metaldir. Kuru havada dayanıklıdır.
Özellikle hücreler için çok gerekli bir elemandır. Yeşil bitkilerin klorofil yapmaları, magnezyum aracılığı ile olur. Tepkime yeteneği yüksek bir metal olduğu için, özellikle gece fotoğraf çekmekle kullanılır. Bunlardan başka otomobil yapılmasında, roket ve uçak yapılmasında kullanılmaktadır.

15 Aralık 2006

Platin

Kimyasal bir eleman. Sembolü Pt, atom numarası 78, atom ağırlığı 195,23 tür. Asal metallerdendir. Tabiatte bileşik halde bulunmaz, hemen yalnız serbest halde bulunur. Platin cevheri adı verilen filizlerinde kendisine benzeyen Phodium,Osmiyum ve Palladium ile alaşımlar halinde bulunur. Bulunduğu yerler, Kolumbiya, Rusya, Güney Afrika ,Amerika Birleşik Devletleridir. Gri beyaz parlak, çok ince tel ve levha halinde getirilebilir bir metaldir. Kimyasal etkilere karşı direnci fazladır. Kimya endüstisinde ve süs eşyası olarak kullanılır.

15 Aralık 2006

Manganez

Kimyasal bir eleman. Sembolü Mn, atom numarası 25, atom ağırlığı 45.93 tür. Gümüş beyazı rengindedir. Çok sert bir metaldir. Tabiatta pirolizit cevheri halinde bulunur. Bir çok alaşımları vardır. Çeliği sertleştirmek için kullanılır.

15 Aralık 2006

Potasyum

Kimyasal bir eleman. Sembolü K, atom numarası 19, atom ağırlığı 39,096 dır. Alkali metallerdendir. Taze kesildiğinde gümüş parlaklığında bir metaldir. Sodyumdan daha yumuşaktır.Ticarette küçük ceviz büyüklüğünde, yuvarlaklar halinde bulunur. Su ile şiddetli reaksiyon gösterir.

15 Aralık 2006

Mermer

Kimyasal yapısı bakımından kalsiyum karbonat olan bir cisim. Kireç taşının bir şeklidir. Küçük ve sert billurların bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. Çoğu beyazdır. Renklisi ve damarlısı da bulunur.

15 Aralık 2006

Radyoaktivite

Bazı elemanların, cisimlerinden geçebilen ve fotoğraf plağına etki edebilen bir ışınım yaymaları haline verilen ad. 1893 yılında Henri Berquerel uranyum ve tuzlarının, 1897 yılında Mme Curie toryumun radyoaktivite özelliğine sahip elemanlar, olduklarını göstermişlerdir.
Bugün otuzdan fazla radyoaktivite özelliğine sahip radyoaktif eleman tanınıyor. Bunların en önemlisi, 1896 yılında Pierra Curie ve Mme Curie tarafından uranyumlu bazı maden filizlerinde bulundukları, tespit edilen radyum dur. Uranyumdan birkaç milyon kere daha fazla aktif olan radyum ile radyoaktivite en iyi incelenir. Kimyasal bakımdan radyum, baryuma benzer bir madendir. Bundan ayrılması çok zordur. Radyum, 1910 yılında maden halinde elde edilmiştir. Fakat daima tuz halinde kullanılır.
Bir cismin radyoaktivitesi, içerisinde bulunan radyoaktif eleman kütlesiyle orantılıdır. Bir cismin radyoaktivitesi ise bir sabitedir, bilinen fizik etmenlerinin hiç biri ora etki yapamaz.
Radyo aktif ışınım fotoğraf plânlarına etki eder, azotik asidi ayrıştırır, beyaz fosforu kırmızı fosfora çevirir. Bir çok cisimler, radyoaktif ışınımın etkisi ile gazışıl olurlar. Bu özellikten cep ve duvar saatlerinin kadranlarında istifade edilir. Bunlar, esas miktarda radyum ilave edilmiş çinko sülfür ile örtülüdür. Bunlardan başka radyoaktif ışınımdan tıpta faydalanılır. Bunlar bazen çok tehlikeli, hattâ öldürücü olmalarına rağmen, tedavi bakımından büyük önem taşırlar(özellikle kanser tedavisi).
Gerçekte radyoaktivite, atomun bir özelliğidir ve radyoaktif elemanların bulundukları kimyasal bileşimlere bağlı değildir.
Bu özellik radyoaktif özelliğinde bulunan elemanların atomlarının ayrışmasından ileri gelmektedir. Gerçekten, 1900 yılında, radyumun devamlı olarak bir gaz çıkarmakta olduğu bulunmuş, radyoaktif bir eleman olan bu asal gazlardan olan bu gaza emanation adı verilmiştir.
Bir radyum atomu, radyoaktif ayrışmasında, pozitif yüklü bir helyum atomu çıkarak, emanation atomu haline geçer. (Atom ağırlığı 226 olan Radyum, atom ağırlığı 4 olan heliumu çıkarınca, atom ağırlığı 224 olan emanation meydana gelir) Radyumun bu şekilde devam eden atom parçalanması, bir sıra ara maddelerden sonra kurşun da son bulmaktadır. Kurşun, artık ayrışmaya devam etmez.
Yüksek atom ağırlığı olan başka, elemanlar da (uranium, therium v.b.) radyoaktif elemanlardır. Bu elemanların radyoaktif ayrışımlarında, bir sıra maddelerden sonra kurşun elemanı meydana gelir. Elemanların, radyoaktivite ile, başka elemanlar haline gelişleri sırasında, atom ağırlığı daha az olan yeni elemanlar meydana gelmekte ve enerji çıkmaktadır.
Radyum, üç çeşit ışın çıkarmaktadır. Bu üç türlü ışın, bir mıknatıs alanındaki türlü sapma alanları ile birbirlerinden ayrılır. Bu ışınlar alfa, beta ve gama ışınları elektromagnetik dalga hareketleridir. Bu sebeple bu ışınlar, Röntgen ışınları ile kıyaslanabilir. Beta ışınları, negatif elektronlardan ibarettir. Alfa ışınları ise, pozitif yüklü Helium atomlardır.
Bu doğal radyoaktivitenin dışında başka elemanlar da alfa taneleri ile bombardıman edilerek parçalanabilmektedir. Bundan başka, çekirdek bombardımanı elektrikçe nötr olan nötronlarla da yapılmaktadır. İlk defa 1938 yılında Alman kimyageri Otto Hahn tarafından yapılan bu bombardımanla, uranyum iki başka elemana ayrılmış, bu ayrışmada sonra nötronlar açığa çıkmıştır. Yeniden meydana gelen bu nötronlar, aynı atom parçalarına katılmakta, böylece çok kısa zamanda büyük çapta ayrışma reaksiyonları meydana gelmektedir. Bu çeşit zincirleme reaksiyonlar sonucu da, atom bombasının daha genel bir deyimle atom enerjisi nin meydana gelmesi sağlanmaktadır.

15 Aralık 2006

Metaller

Kimyasal elementlerin bir bölümü (Öbür bölümü ametallerdir). Elementler saf iken özellikleri ve bileşimlerindeki değişik durumları göz önünde tutarak sınıflandırıldığında metaller ve ametaller olmak üzere iki guruba ayrılır (Bilinen 102 elementin 85 i metal 17 si ametaldir.)
Metaller, genel olarak metalik denilen bir takım özellik gösterirler. Metallerin üzerine düşen ışık ışınları içeri geçmeden yansıdıklarından, metallerin yüzeyleri parlak olur. Hiç bir Zaman saydam olmazlar. Metalik maddeler ergimiş halde iken birbirleri içerisinde bilinen oranlarda eriyebilirler. Soğuklarında da alaşım denilen metal karışımlarını meydana getirirler. Birbirleriyle birleşerek kimyasal bileşikler yapamazlar. Isıyı ve elektriği çok iletirler. Bu üretmede hiç bir maddi değişikliğe uğramazlar. Cıva dışında bütün metaller katı olurlar kolaylıkla işlenebilirler. (Ametaller ise saydamdırlar, birbirleri içinde erirler, ısı ve elektriği çok az iletirler, birbirleriyle kimyasal bileşikler meydana getirirler.)
Metaller fiziksel bakımdan ağır ve hafif metaller diye ikiye ayrıldığı gibi, kimyasal bakımdan soy metaller ve soy olmayan metaller diye iki sınıfa ayrılırlar.
Soy metaller bileşik hale gelmeyi istemeyen metallerdir. Bunlar yeryüzünde serbest halde bulunurlar (Altın platin, gibi). Bunlar, havanın oksijeninden müteessir olmadıkları gibi kızıl derecede bile oksijenle bileşik meydana getirmezler.
Soy olmayan metaller, bileşik verebilen metallerdir. Elementel halde rastlanmaz. Bunlar yeryüzünde serbest halde bulunmazlar (Sodyum gibi)

15 Aralık 2006

Radyoaktif

Radyoaktivite özelliği olan elementlere verilen ad.

15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre