'İnsan' Kategorisindeki Yazılar

Gözküresi ilişikleri

Bunlar, a - Tenon kapsülü, b - Göz kasları, c - Konjonktiv, d - Gözkapakları, e - Göz çukuru yağ dokusu, f - Gözyaşı organlarıdır.
Tenon kapsülü, göz küresinin 2/3 arka bölümünü içine alan bir zardır. Buna gözü hareket ettiren kaslar yapışmıştır.
Konjonktiv, göz küresinin 1/3 ön bölümünü ve göz kapaklarının arka yüzünü örter. Gözyaşı bezinin salgı kanalları buraya açılır. Bu sebeple daima korneayı ıslak tutar.
Gözkapakları, göz küresi önünde açılan kapanan, deri, kas ve bağdokudan yapılı bir perdedir. Gözü fazla ışıktan ve dış etkilerden korurlar. Üst ve alt olmak üzere iki tanedir. Önyüzleri deri, iç yüzleri konjonktiv ile örtülüdür.
Göz çukuru yağ dokusu, göz çukuru içindeki oluşumların arasında bulunur.
Gözyaşı organları, göz küresinin ön bölümü ile gözkapaklarının arka yüzünü devamlı ıslak tutmağa yarayan gözyaşını salarlar. Böylece göz kapaklarının göz küresi önündeki hareketi kolaylaşır ve konjonktivanın çeşitli hastalıklardan korunması sağlanmış olur. Bunlar da gözyaşı bezi ile gözyaşı yolundan ibarettir.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Göz küresi

Yuvarlak bir organ olmakla beraber yukarıdan aşağıya hafif basık olduğundan önden arkaya büyük ekseni 25 milimetre, yüksekliği 23 milimetredir. Büyük eksenin ön ve arka kutuplarına ön ve arka kutup denir.
Göz küresi onu çevreleyen üç tabaka ile bunların ortasında ışığı kıran saydam ortamlardan meydana gelmiştir.
Göz tabakaları, dıştan içe doğru üç tabakadır : a- Bağdokusu tabakası Sert tabaka (Sclera), b - Damar tabakası, c - Ağ tabakası Sinir tabakası Retina.
Bağdoku tabakasının 4/5 bölümü beyaz, sert olan gözakı, 1/5 parçası da önde saydam olan tabaka (kornea) dır. Bağ doku tabakasının dış yüzünün dışarıdan görünmeyen bölümünü Tenon kapsülü denen bir zar örter. Bağdoku tabakasının öndeki şeffaf bölümü olan kornea çıkıntılı olan bir parçadır. Dıştan görünen önyüzü göz kapaklarıyla komşudur. Gözkapaklarının içyüzü ve korneanın dışyüzü konjoktiv ile örtülüdür. Konjoktiv, gözyaşı ile daima ıslak olduğundan gözkapakları açılıp kapandıkça kornea ıslak kalır ve saydamlığı bozulmaz. Korneanın arka yüzü, gözün ön odası ve iris ile komşudur. Kornea, hem ışını gözün içine sokar, hem de kırıcı ortamdır. Yeni göze giren ışık ilkin kornea tarafından kırılarak birbirine yaklaşır.
Damar tabakası, bağdokusu tabakası ile sinir tabakası arasında kalır ve bol damarı ile kara pigmentlerinden dolayı siyah renkte görünür. Arkada korioid önde iris ikisinin arasında da kirpiksi cisim den meydana gelmiştir. Korioid, göz küresinin 2/3 arka parçasındadır. Kirpiksi cisim, üzerinde kirpik görünüşünde 70 - 90 tane çıkıntı olan kirpiksi çıkıntılardan meydana gelmiştir, iris kirpiksi cismin önünde dikey durumda bir bölme gibidir ve ortası deliktir, irisin önyüzü renklidir. Gözün rengi, irisin rengine bağlıdır, irisin önyüzü; saydam olan korneadan görünür, ikisinin arasında ön oda bulunur, irisin arka yüzü siyah renkte görünür ve göz merceği ile komşudur, irisin serbest kenarı değirmidir ve gözbebeğini (pupilla) meydana getirir. Gözbebeği fazla ışıkla küçülür, az ışıkla büyür.
Sinir tabakası, damar tabakasının iç yüzünü örter. Retina da denir, görme sinirinin yayılmasından meydana gelmiştir. Parlak erguvan rengindedir. Retinanın iç yüzünde, arka kutup üzerimde-oval biçiminde küçük bir sarı benek vardır. Bu beneğin bir milimetre alt yanında görme siniri papilası denen bir kabartı vardır. Burası, görme sinirinin göz küresine girdiği yerdir. Bu papilanın ortası görmez. Buraya kör nokta demir. Retina içinde mikroskopik muayene ile ayrılabilen on bir kat vardır. Bu katların önemlilerinden biri, ışıktan etkilenen koniler ve besinler katıdır. Bunlar, izlenimleri görme hücrelerine, onlar da iki ve çok kutuplu hücrelere ve bunun sonucu olarak da görme sinirlerine ulaştırırlar. Işığı kıran ortamlar, a - Göz merceği ,b - Suyumsu humor, c - Camsı humordan meydana gelmiştir.
Göz merceği, iki yüzü konveks bir mercektir, canlıda esnek ve parlaktır. Kalınlığı 4- 4,5 milimetredir. Çevresini yine saydam bir kapsül sarmıştır. Kalınlığının azalıp çoğalması ışığın az ya da çok kırılmasına sebep olur ve hayalin retinadaki sarı benek üzerine düşmesini sağlar. Bu bakımdan göz merceğinin uyumdaki rolü önemlidir.
Göz merceğinin saydamlığı ihtiyarlıkta azalır ve hattâ mercek duman renginde domuklaşır. Katarakt denen hastalık budur.
Suyumsu humor, iris ile kornea arasındaki ön oda ile iris ve göz merceği arasındaki bölümlerdir. Kirpiksi cisim içindeki damarların meydana getirdiği bir sıvıdır ve devamlı dolaşımı vardır. Işığı kıran ortamlardan biridir.
Camsı humor, Retina ile göz merceği arasındaki boşluğu dolduran ve yumurta akı kıvamında ve parlaklığında olan bir sıvıdır. Işığı kıran ortamlardan biridir.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Göz

Görme duyusu organı. Göz deyince, anatomide, göz küresi ile birlikte onunla ilgili bütün oluşumlar anlaşılır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Göğüs

Vücudun önden boyunla karın arasındaki bölümü. Göğüs tahtası kemiğine (sternum) eklesen kaburgaların yaptığı iskelet kas ve deri oluşumları ile ince bir duvar özelliğinde olan bu bölümün asıl önemi, meydana getirdiği göğüs boşluğudur.
Göğüs boşluğu, arkadan göğüs omurları, yanlardan kaburgalar, önden sternumla sınırlanmıştır. Üstte boyunla, altta karın bölgesini göğüs boşluğundan ayıran diyaframa ile sınırlıdır.
Göğüs boşluğunda, akciğer, kalb, solunum borusu, yemek borusu, aort, çeşitli damar ve sinirler gibi önemli oluşumlar vardır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Gırtlak

Soluk borusunun üst bölümü. Tıp dilindeki adı Larynx dir. Yutağın önünde, hiyoid kemiğinin altında, soluk borusunun üstünde, kıkırdak, zar ve kasdan yapılı, içi boş, üç yüzlü bir piramit biçimindedir. Piramidin tabanı yukarda, kesik tepesi aşağıdadır. Gırtlağın yapısında ses meydana getirmek için gerekli yapı vardır. Bu bakımdan gırtlak yalnız solunum yolunun bir bölümü değildir. Aynı zamanda ses meydana getiren bir organdır. Gırtlağın çıkardığı tonu çeşitli sesler, yutak ve ağızda söz haline gelir. Gırtlağın iskeleti 11 kıkırdak, tan meydana gelmiştir. Dışında çeşitli kaslar bulunmaktadır. İç yüzü ise mukoza ile örtülüdür. Mukoza, gırtlağın orta bölümünde sağda ve solda iki büklüm yapar. Bu büklümlerden alttakilere ses telleri denmektedir. Sesi meydana getiren bunlardır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Et

İnsan ve omurgalı hayvanların çoğunda deri ile kemik arasında kalan yumuşak kısımlara verilen ad. insanım beslenmesi için gerekli olan üç ana besin (protein, yağ karbonhidrat) ette bulunduğundan en önemli besinler arasında yer alır. Bunların dışında, et, vitaminler bakımından da zenginlik gösterir. B grubu vitaminleri, D vitamini ette bulunmaktadır. Bu sebepler dolayısı ile et ilk insanlardan bu yana, insanlığın en önemli besin maddelerinden biri olmuştur.
Et elde etmek için kesilen hayvanlar, her topluma göre değişiklik gösterir. Ülkemizde genel olarak kesilen hayvanlar şunlardır : Dana, sığır, kuzu, koyun, keçi, deve, av hayvanları.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Düşünme

Bir sonuç ve hüküm çıkarmak amacıyla, birtakım fikirler ve hükümleri birbirine bağlayıp bunlardan yeni sonuçlar çıkarmak için yapılan zihin faaliyetine verilen ad.
Düşünme faaliyetinin meydana gelebilmesi için insanın dış âlemde ve kendi iç âleminde olanlardan bilgisi olması gereklidir. Bütün insanların iç ve dış âlemleri değişik olduğu için, düşünceler de bu sebeple değişiklik gösterir.
Düşünmenin, başlıca iki ana ilkesi vardır: 1 - Yeter sebep, 2 -Aynılık. Yeter sebep, her şeyin varlığının bir sebebi olmasına dayanır. Bu da onu meydana getiren kaynak ya da niçin ve neden öyle olduğunu anlatan şeydir. Böylece, var olan şeylerin bir amacı olduğu meydana çıktığı gibi, her olayın bir sebebi olduğu meselesi de ortaya çıkar.
Aynılık her şeyin kendi kendisinin aynı olduğu esasına dayanır. Bu prensip de, bir şeyin aynı şartlar içinde ve aynı zamanda hem var, hem yok olamaz sonucunu yaratır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Duyum

Bir uyarının duyabildiği en aşağı derece. Bir duyumun meydana gelmesi, başlıca üç safhadan geçer: a) fiziksel, b) fizyolojik, c) psikolojik safhalar.
Duyu organlarının faaliyete geçmeleri için ilkin gerekli olan bir dış etkinin varlığıdır. Duyu organlarının faaliyete geçmesine hizmet eden bu dış etkiye uyarıcı: stimulus adı verilir. Dışardan gelen etkiler, özel şekilde ve farklı hücrelerden yapıya malik olan duyu organı, kendi özel yapışma uygun düşen uyarıcıları alma yeteneğindedir. Bu yetenek, sinir uçlarının uyarılması sonucu kendini gösterir. Böylece, bir uçları, aldıkları etkiyi, merkeze giden sinirler aracı ile beyine ulaştırır. Duyu uyarıcı tarafından uyarılmış olan sinir organlarından beyine giden sinirler aracı ile beyine ulaşan bu uyarıcılar, beyin tarafından alınır. Buna intiba : impresion adı verilir. Duyu organlarında bir etki meydana getirebilecek her uyarıcı beyinde bir intiba meydana getirir ki, buna psikolojide duyum adı verilir. Böylece, duyu organlarının faaliyete geçmesini sağlayan dış etki, fiziksel safhayı; sinir uçlarının aldıkları etkiyi merkeze giden sinirler aracı ile beyine ulaştırmaları fizyolojik safhayı, beyinde bir duyumun meydana gelmesi de psikolojik safhayı meydana getirir.
Çeşitli duyumlar arasında belli başlı üç ortak nokta vardır: Duyumun keyfiyeti, duyumun cinsine bağlıdır. Duyumların ayrı ayrı oluşları ile karakteristik kazanır. Duyumun şiddeti, bir duyumun meydana gelebilmesi için uyarıcının, duyu organında en az bir uyarım meydana getirebilecek kadar kuvvetli olması gerekir. Bu kuvvet duyu organında uyarım meydana getirecek en küçük şiddete eşik denir. Her duyumun bir eşiki vardır ve bunlar işitim de tadımda ayrı ayrıdır. Duyumun süresi, herhangi bir duyumun bir süre devam ettiği sürece devam eder.
Duyumların çeşitleri : Duyumlar duyu organlarına göre çeşitlik gösteril Görüm duyumları, işitim duyumları, doku duyumları,dokunum duyumları Bu şekilde bir açıklama, ilkin, dinî bir görüşle ortaya çıkmıştır. Bu dinî görüşe göre, iki zıt prensip, iyilikle fenalıktır. Evren de, bu iki zıt prensibin çarpışmasından doğmuştur.İlkin doğuda beliren bu inanış, Yunan filozoflarına geçmiş ve onlarda metafizik yönden açıklamasını bulmuştur. Bu açıklamaya göre evrenin menşeini meydana getiren iki kuvvet, madde ile ruhtur. Madde gözle görülebilen, duyu organlarımıza etki eden kaba ve kaypak şekillerdir. Ruh ise, hayatın düzenini, ahenk kısmını en iyi temsil eder. Böylece, madde ve ruh, yani karışıklıkla ahenk, evrenin, hayatın esasıdır.Düalizm, çeşitli şekilleriyle, antik devrin hemen bütün filozofları tarafından açıklanmıştır. Pythagoras, Eflâtun, Aristo bu görüşün savunucularıdır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Dudak

Ağzın dış kenarlarına verilen ad. Kas zardan yapılı iki kıvrımdır. Diş çukurlarını ve diş kemerlerinin ön yüzlerini örterler. Üst ve alt dudakların arka yüzlerini örten mukoza, dudakların serbest kenarlarını örttükten sonra dışarıya kıvrılarak çizgi halinde belli bir sınırla deri ile uzanır. Üst yüzleri deri ile örtülüdür. Erkeklerde, üst dudağın, ön yüzü bıyık denen kıllarla, alt dudağın ön yüzü de sakal denen kıllarla örtülüdür.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Dişler

Ağzın içinde çene kenarlarına dikili olup ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan
sert ve beyazımtırak organdır. Her dişin üç parçası vardır: a) Koron (taç), b) Kök, c) Boyun. Şekil ve ödevlerine göre de dört gruba ayrılırlar: a) Keser dişler, b) Köpek dişleri, c) Küçük azılar, d) Büyük azılar.
Bir yetişkin insanda 32 diş vardır. Bunlardan 8 tanesi keser diş, 4 tanesi köpek dişi, 8 tanesi küçük azı. 12 tanesi büyük azıdır. İnsanın yaşı ve gelişimi bakımından iki türlü dişi vardır. Süt dişleri ve sürekli dişler. Süt dişleri 20 tanedir. Bunlardan 8 tanesi köpek dişi, 8 taneside küçük azı dişidir. Keser dişlerin koronları keser gibi köpek dişlerinin konik, azı dişlerinin köpek dişlerinde tek, küçük azılarda iki kübik şekildedir. Kökler, keserlerde ve büyük azıların alt çenedekilerin de iki, üst çenedekilerin de üç tanedir.
Bir dişin kesiminde dört madde ayrılır.
a)Koronun merkezinde ve köklerin eksenindeki diş boşluğu içinde bulunan diş özü. Diş boşluğunun kök içindeki bölümde kök kanalı adı verilir.
Diş özü, yumuşak ve bağ dokusunda olup içinde dişi besleyen damarlarla dişin duygusunu veren sinirler bulunur.
b) Dişin koron bölümünü örten diş minesi.Sedef renginde beyaz ve parlak, çok sert bir maddedir.
c) Diş köklerini saran sarımtırak ve sert madde, kök kabuğu adı ile anılır.
d) Diş özü ile diş minesi ve kök kabuğu arasında kalan sert bir madde dentin.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre


Destekliyoruz arkadaş - arkadaş - partner - partner - partner - wordpress temaları - çocuk oyunları - ben10 oyunları - jinekolog - kadın dogum doktoru - kadın doğum uzmanı - curcuna.com - seo -