'Hukuk' Kategorisindeki Yazılar
İlk derecede hüküm veren mahkemeler. Esasta bir başkan ve iki üyeden ibarettir. Fakat çok yerde tek yargıçlıdır. Ceza, hukuk ve ticaret olmak üzere üç bölüme ayrılır.
Asliye ceza mahkemesi, bir yargıçla bir savcıdan kurulmuştur. Hukuk mahkemeleri ile ağır ceza mahkemelerinin görev ve yetkileri dışında kalan dâvalara bakar.
Asliye hukuk mahkemesi, sulh hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemelerinin görev ve yetkileri dışında kalan dâvalara bakar. Tek yargıçlıdır.
Ticaret mahkemesi, yalnız ticaret dâvalarını görür. Bunlarda bir başkan ve iki üye vardır.
Asliye ceza mahkemelerinde dâvaya savcı tarafından, ya da şikâyet sahibi tarafından bir dilekçe ile açılır. Asliye hukuk ve ticaret mahkemelerinde ise dâva, şikâyet sahibi tarafından dilekçe ile açılır.
Bu mahkemelerde verilen kararlar temyiz edilirler. Yargıtay kararı bozarsa, mahkeme yeniden görülür.
15 Aralık 2006
9 Temmuz 1961 günü halkoyuna sunularak kabul edilmiş olan yeni Anayasanın 145 inci maddesi gereğince kurulmuş olan yargı organı. Anayasa Mahkemesi, on beş asil ve beş yedek üyeden meydana gelmiştir. Asîl üyelerden dördü Yargıtay, üçü Danıştay genel kurullarınca kendi üyeleri arasından, üye tam sayılarının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Bir üye de Sayıştayca aynı yolda seçilir. Millet Meclisi üç, Cumhuriyet Senatosu iki üye seçer. Cumhurbaşkanınca da, biri askeri yargıtay genel Kurulunca gösterilen üç aday arasından olmak üzere, iki üye seçilir. Anayasa Mahkemesi de, kendi üyeleri arasından, dört yıl için Başkan ve Başkan vekili seçer.
Anayasa Mahkemesinin en önemli görevi, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan kanunların, Anayasaya aykırı olup olmadıklarını tâyin etmektir.
15 Aralık 2006
Bir memleketin devlet çatısını kuran yasama, yürütme ve yargı erklerinin (teşri, icra, kaza kuvvetlerinin) nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren ana kanun. Eskiden Kanunu Esasi denilen Anayasa Teşkilâtı Esasiye Kanunu adı ile de anılır.
Anayasa fikri, tarihte devletle beraber doğup gelişmiş bir fikirdir. Eski Türk hükümdarlıklarında, Yunan ve Romalılarda, Ortaçağın İslâm ve Hristiyan topluluklarında devlet teşkilâtının esaslarını ve hükümet usullerini tâyin eden anayasalar mevcuttur. Fakat XVIII. yüzyıldan sonraki ve zamanımızdaki anayasalar resmî birer devlet emri ve yazılı kaideler mecmuası halindedir.
Örflere ve dinî kanaatlere dayanan anayasalar, zamanımızın devlet hayatında, yerlerini, lâik ve daha belirli özelliklerde yazılı anayasalara bırakmıştır.
Kuzey Amerikadaki İngiliz kolonilerinin istiklâl savaşlarının başarı ile sonuçlanması üzerine 1789 da Amerika Birleşik Devletlerinin yazılı Anayasası yürürlüğe girmiş, Fransız ihtilâlinden sonra, 1791 yılında Fransız Anayasası meydana getirilmişti. XIX. yüzyılda diğer Avrupa memleketlerine de yayılan bu hareket, Osmanlı İmparatorluğuna da geçmiş ve Türkiyenin ilk yazılı anayasası olan Kanunu Esasi, Birinci Meşrutiyetin kabul edilmesi üzerine 1876 yılında ilân edilmiştir. Kısa bir zaman sonra Abdülhamid II. nin yürürlükten kaldırdığı ilk Anayasa, 1908 ihtilâlinde İkinci Meşrutiyetin ilânı ile yeniden yürürlüğe girmiştir.
Birinci Dünya Savaşında Osmanlı imparatorluğunun yenilmesi üzerine, 23 Nisan 1920 de Ankarada toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi 20 Ocak 1921 de Teşkilâtı Esasiye Kanunu adı altında yirmi üç maddelik Anayasayı kabul etmiştir.
İstiklâl Savaşının başarı ile sonuçlanması, saltanatın ve hilâfetin kaldırılması, Cumhuriyetin ilân edilmesi üzerine 35 maddelik Teşkilâtı Esasiye Kanunu yeni maddelerin eklenmesi ile 105 madde halinde 20 Nisan 1924 tarihinde Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir. Birinci maddesi (Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir) olan bu Anayasada, sekiz madde de toplanan genel hükümler ve yasama, yürütme ve yargı erkleri hakkındaki hükümlerden başka, vatandaşların hak ve vazifeleri konularında hükümler vardır. Anayasa ya göre, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin yegâne ve gerçek mümessilidir.
Yasama erki, yürütme erki Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır.
Milletin seçtiği temsilcilerin devlet merkezinde toplanması ile meydana gelen Büyük Millet Meclisi egemenliğin en yüksek ifadesi olan yasama erkini (teşri salâhiyeti) bizzat kullanır. Kanun yapma, savaş ve barış için karar verme, devletlerle antlaşmalar ve mukaveleler imzalama, genel ve özel af ilân etme, idam cezalarının infazına izin verme gibi egemenlik hak ve vazifeleri doğrudan doğruya Meclise aittir.
Yürütme erkini (icra yetkisi), kendi üyeleri arasından seçtiği Cumhurbaşkanına bırakır. Cumhurbaşkanı da bu yetkiyi yine Meclis üyeleri arasından tâyin ettiği ve Meclise karşı sorumlu olan, Meclisin kontrolü altında bulunan Bakanlar Kurulu yolu ile kullanır.
Yargı erki de (kaza kuvveti), Meclise ve hükümete karşı bağımsız olan, yalnız kanuna bağlı yargıçlardan meydana gelmiş mahkemelere bırakılmıştır.
Bu teşkilât ve yetkiler karşımda vatandaşlar, hürriyet, emniyet, eşitlik ve mülkiyet haklarına sahip, can, mal, ırz, mesken ve her türlü taarruzdan masumdurlar.
1924 tarihinde yürürlüğe giren bu Anayasa, 27 Mayıs 1960 günü, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin yaptığı devrim harekatı ile yürürlükten kaldırılmıştır. 1924 tarihli Anayasa yerine, bunun bazı hükümlerini kaldıran ve bazı hükümlerini değiştiren Geçici Anayasa kabul edilmiştir.
9 Temmuz 1961 günü halkoyuna sunulan yeni Anayasa kabul edilmiş ve Geçici Anayasa, 15 Ekim 1961 tarihinde yürürlükten kalkmıştır.
15 Aralık 2006
Ceza dâvalarına bakan asliye mahkemelerinin en yükseği. Eskiden bunlara cinayet mahkemeleri de denerdi. Bu mahkemeler asliye ve sulh ceza mah kemelerinin yetkileri dışında kalan dâvalara bakarlar. Ele aldıkları dâvaların suçları daha ağır olduğundan, ağır ceza mahkemeleri adını almışlardır.
Asliye mahkemeleri birer hakimli olduğu halde, ağır ceza mahkemelerin. de bir başkan, iki üye ve bir savcı bulunur. Ağır ceza mahkemelerinin göreceği dâvalarda önce savcı, hazırlık sorgusu yaparak, suç olup olmadığını tespit eder. Suçlu olduğuna kanaat getirince sorgu hâkimine ilk tahkikatı yaptırır. İlk tahkikat, suç olduğu noktasında birleşince ağır ceza dâvası başlar ve sanık suçlu görülürse mahkûm olur, görülmezse beraat eder.
Ağır ceza dâvaları özellikle şu şekilde bir seyir takip eder. Olayın savcrya bildirilmesi üzerine savcı ilk soruşturmasını yapar. Bu ilk hazırlık sorgusundan sonra ,sorgu hâkimi ilk tahkikatı yapar. Olayda suç olduğuna kanaat getirilince son tahkikatın yapılması için olay ağır ceza mahkemesine verilir.
Ağır ceza mahkemesinde, delillere, şahitlere ve sanığın ifadelerine tekrar başvurularak olay yeniden tetkik edilir ve olay sonunda suç sabit görülürse, sanık mahkûm olur. Sanık, beraat etmezse, mahkûmiyetini, bir yanılma ihtimalini göz önüne alarak Temyiz mahkemesinde de yapılan inceleme sonunda, ağır ceza mahkemesinin verdiği karar doğru bulunursa sanık, cezasını çeker.
Ağır ceza mahkemesinin sanık hakkında verdiği karar idam hükmü ise, bu hükmün, ilkin Millet Meclisi ve sonra da Cumhurbaşkanı tarafından onaylanması gerekir. Bu hallerde sanık, ya idam kararı tasdik edilmek suretiyle cezalandırılır, ya da cezası ağır hapse çevrilir.
15 Aralık 2006
Yaygın ve geniş anlamı ile, insanların bütün haklarına saygı göstermek ver herkese hakkını verme fazileti. Adalet, bu bakımdan insan cemiyetlerinin temelidir. Ahlâk ve hukukun gelişmesinde, insanların kültürce yükselmesinde kılavuzluk etmiş en yüksek prensiplerden biridir.
15 Aralık 2006
Sonraki