'Hukuk' Kategorisindeki Yazılar

Yargıç

Kanunların hükümlerini yerine getirmek üzere dâvalara bakan, davacıları ve dâvâlıları, tanıkları dinleyen, çeşitli delilleri inceleyerek hüküm veren ve bu hükmü verme yetkisine sahip olan memur.

15 Aralık 2006

Yargıtay

Adliye mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii. Kanunla gösterilen belli dâvalara da, ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Yargıtay üyeleri, Yüksek Hâkimler Kurulunca ve Yargıtay Birinci Başkanıyla îkinci başkanı ve Cumhuriyet Başsavcısı Yargıtay büyük kurulunca, üye tam sayılarının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.

15 Aralık 2006

Yassıada davaları

27 Mayıs 1960 günü, Türk Silâhlı Kuvvetleri tarafından yapılan hareketten sonra, Demokrat Parti iktidarı sorumlularını yargılamak ve suçluları cezalandırmak amacı ile Yassıadada görülen dâvalara, genel olarak, verilen ad. Yassıada dâvaları, 14 Ekim 1960 günü başlamış ve hükümlerin okunduğu son duruşma günü olan 15 Eylül 1961 günü son bulmuştur.
Yassıada dâvalarında sanık olarak bulunanlar şunlardır; Cumhurbaşkanı: Celâl Bayar, Başbakan Adnan Menderes, B.M.M. Başkanı Refik Koraltan, Demokrat Parti hükümeti üyeleri, Demokrat Parti milletvekilleri. Demokrat Parti devrinde, partizanca hareketleri ile çeşitli suçlar işlemiş bulunan idare adamları.Bunların toplamı 412 dir.
14 Ekim 1961 günü başlayan Yassıada dâvaları, 11 ay 1 gün sürmüş, bu süre içinde 203 gün dâvalara bakılmıştır. 203 günde 872 oturum yapılmış, bu oturumların saat olarak toplamı da 1033 saat tutmuştur.
Yassıadada 19 dâvaya bakılmıştır. Bunlardan Değirmen dâvası, zaman akımı bakımından düşmüş, 17 si de, en önemli dâva olan Anayasayı İhlâl dâvası ile birleştirilmiştir. Dâvalarda 1068 tanık dinlenmiştir.
Yassıadada görülen dâvalar şunlardır: 1 – Anayasayı ihlâl dâvası, 2 – Köpek dâvası, 3 – 6/7 Eylül dâvası,
4 – Bebek dâvası, 5 – Vinylex dâvası, 6 – Zimmet dâvası, 7 – Arsa dâvası, 8 – Gemi dâvası, 9 – Değirmen dâvası. 10 – Barbara dâvası, 11 – Örtülü ödenek dâvası, 12 – Radyo dâvası, 13 – Topkapı olayları dâvası, 14 – Çanakkale ve Geyikli dâvası, 15- Kayseri olayları dâvası, 16 – Demokrat İzmir gazetesinin tahribi dâvası, 17 – (27 – 28 Nisan)
Ankara ve İstanbul olayları dâvası, 18 – İstimlâk yolsuzluğu dâvası, 19 – Vatan Cephesi yolsuzluğu dâvası.
1 – Anayasayı ihlâl dâvası:
Bu dâvaya, 14 Ekim 1960 günü, Yassıadada ilk dâva olarak başlanmıştır. Aynı gün yapılan oturumda, Anayasayı ihlâl kararnamesi okunmuş, uzun bir süre ara verildikten sonra bu süre içinde öbür dâvalar görülmüştür. 11 Mayıs 1961 gününden itibaren devam edilmiştir. Bu dâva; Yurt dışında bulundukları için haklarındaki dâvalar geri bırakılan 4 kişi, duruşmalar sırasında öldükleri için haklarındaki dâvalar düşen 3 kişinin dışında, 395 sanığı olan bir dâvadır.
Bu dâvanın sanıkları şunlardır : Eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar eski Başbakan Adnan Menderes, eski Bakanlar, Meclis Tahkikat Komisyonu kurulması teklifini yapan dört milletvekili, Tahkikat Komisyonunun 15 üyesi B.M. Meclis Başkanı ve başkan vekilleri, D. P. Genel idare Kurulu üyeleri, eski D. P. milletvekilleri.
Sanıkların işledikleri kabul edilen suçlar şunlardır: C.H.P. mallarının alınması. Kırşehirin siyasî sebeplerle ilçe haline getirilmesi, yargıç teminatı ve mahkeme bağımsızlığının ihlâl edilmesi, seçim kanununda yapılan antidemokratik değişiklikler, Meclis Tahkikat Komisyonunun kurulması, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunun çıkarılması, Meclis Tahkikat Komisyonunun aldığı kararlar
Başsavcı, bütün bu olayları, kararnamesinde delilleri ile inceleyerek Anayasanın ihlâl edilmiş olduğunu söylemiş, sanıkların, idam ile 5-15 yıl arasında değişen ağır hapis cezasıyla cezalandırılmalarını istemiştir.
Bu dâva ile ilgili olarak 216 tanık dinlenmiştir. Sanıklar ve savunucuları, gerek tanıkların gerekse savcının ileri sürmüş olduklarını kabul etmeyen savunmalarda bulunmuşlar, böylece Anayasayı ihlâl dâvası, 11 Ağustos 1961 günü son bulmuştur. Bu tarihte, aynı zamanda, görülmekte olan bütün dâvalar bitmiş olduğundan Yassıada dâvalarının duruşmaları da sona ermiştir. 14 Ağustos 1961 günü, Yüksek Adalet Divan Başkanı tarafından ,gerek Anayasayı, ihlâl dâvasının gerekse bu dâva ile birleştirilmiş olan öbür dâvaların kararlarının 15 Eylül 1961 tarihinde yapılacak oturumda verileceğini bildirmiştir.
15 Eylül 1961 günü yapılan oturumda, Yassıada dâvaları ile ilgili kararlar okunmuştur.
2 – Köpek dâvası:
14 Ekim 1960 günü öğleden sonra, Irtikâp dâvası da denen Köpek dâvasına başlanmıştır. Bu dâvada sanık olarak eski Cumhurbaşkanı Celâl Bayar ve eski Tarım Bakanı Nedim Ökmen bulunmuştur. Kararnamede, Celâl Bayar ve Nedim Ökmenin nüfuz ve makamlarını suistimal ederek, Afgan kralı tarafından armağan edilen bir köpeği, yirmi bin liraya Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesine sattıkları ileri sürülmüştür. Buna göre de sanıkların beş yıl ağır hapis ve müebbeden memuriyetten mahrumiyetine karar verilmesi istenmiştir. Sanıklar, bu dâvaya karşı olan üzüntülerini belirtmişler, ortada bir irtikâp olayının olmadığını, elde edilen bu para ile İzmirin bir köyünde bir çeşme yaptırılmış olduğunu söylemişlerdir. 6 duruşma devam eden bu dâvada 7 tanık dinlenmiş ve 24 Ekim 1960 günü karar açıklanmıştır. Bu karara göre, Köpek dâvası, 1 numaralı dâva olan Anayasa dâvası ile birleştirilmiştir. 15 Eylül 1961 günü açıklanan tararlarda da, Celâl Bayarın 4 yıl 2 ay hapsine, müebbeden memuriyetten mahrumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
3 – 6/7 Eylül olayları dâvası:
Bu dâvaya, 19 Ekim 1961 günü taşlanmıştır. Bu dâvada sanık olarak bulunanlar şunlardır: Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu, Fuat Köprülü, Fahrettin Kerim Gökay ile Selanikteki bomba olayı ile ilgili olan 6 kişi. Bu dâva, 6/7 Eylül 1955 günü İstanbul da meydana gelen olaylarla ilgilidir. 6 Eylül 1955 günü, Selanikte, Büyük Atatürkün doğmuş olduğu eve bir bomba atılmış, bu olayın İstanbul da duyulması üzerine de, büyük olaylar meydana gelmiş, yüzlerce dükkân ve ev yıkılmış, milyonlarca lira zarar meydana gelmiş, dış ülkelerdeki millî itibarımız zedelenmişti. Savcı, okuduğu kararnamede, bombanın, hükümetin emri ile Oktay Engin tarafından atıldığını, bombanın konsolos tarafından Selânike götürüldüğünü, olayların önceden tertip edildiğini ileri sürmüştür.
Açıklanan karar sonunda, Gökay ve İstanbul Emniyet Müdürü Eriş, 18.11. 1960 tarihli af kanununa göre dâva dışı bırakılmışlar, Menderes 6 yıl, Zorlu 4 yıl ,Kemal Hadımlı 4,5 ay ağır hapis cefası almışlar, öbür sanıklar da beraat etmişlerdir.
4 – Bebek dâvası:
Bu dâvada, Adnan Menderesin gayri meşru hayat yaşadığı Ayhan Aydandan yeni doğmuş gayri meşru çocuğunu, doktor Fahri Atabeyi Ankaraya çağırtarak öldürttüğü, savcı tarafından Meri sürülmüştür.
Bu dâvanın sanığı olan Adnan Menderes ve tanık olarak dinlenen Ayhan Aydan, münasebetlerini gizlememişler, ancak, doğmuş olan çocuğun eceli ile ölmüş bulunduğunu ifade etmişlerdir. Bu dâva 7 oturum devam etmiş 31 Ekim 1960 tarihinde başlayarak 22 Kasım 1960 tarihinde son bulmuştur. Açıklanan karara göre, dâvanın iki sanığı, Adnan Menderes ve Fahri Atabey, beraat etmişlerdir.
5 – Vinylex dâvası:
4 Kasım 1960 günü başlayan bu dâvanın sanıkları, eski Maliye Bakanı Hasan Polatkan, Vinylex, Şirketinden Hüseyin Altay, Necati Dolay ve Ragıp Sipahi idi. Savcı tarafından okunan kararnamede, Maliye Bakanı Hasan Polatkanın, nüfuz suıstimali suretiyle ve maddî menfaat karşılığında Vinlex Şirketi mensuplarına usulsüz kredi sağladığı ve Hasan Polatkanın bu işten dolayı 110 bin lira rüşvet aldığı ileri sürülmüştür.5 oturum devam eden bu dâvada 14 tanık dinlenmiş, sanıklar, yapılan kredilerin normal olduğunu ileri sürmüşlerdir.
16 Kasım 1960 günü dâva son bulmuş, 15 Eylül 1960 günü açıklanan karar sonucuna göre de sanıkların şu cezaları aldıkları anlaşılmıştır: Hasan Polatkan 7 yıl ağır hapis, 550 bin lira para cezası, müebbeden memuriyetten mahrumiyet; diğer üç sanık da 3 er yıl 6 şar ay ağır hapis.
6 – Zimmet dâvası:
Eski Ticaret Bakanı Hayrettin Erkmen ve Zeyyat Mandalincinin sanık olarak bulundukları bu dâva 8 Kasım 1960 tarihinde başlamış, 5 oturum sürmüş ve 3 Aralık 1960 tarihinde son bulmuştur. Okunan kararnamede, bir Amerikan gezisine çıkan Mandalincinin, devlet bütçesinden aldığı 12 bin lira avansı, Hayrettin Erkmenin yardımı ile Toprak Mahsulleri Ofisi bütçesinden kapattırdığı, böylece zimmetine para geçirdiği, Hayrettin Erkmenin bu suça katılmış olduğu ileri sürülmüştür.
5 Oturum devam eden bu dâvada 9 tanık dinlenmiştir. Sanıklar, savcı tarafından ileri sürülmüş olan suçları kabul etmediklerini, Amerikaya Mandalincinin görevli gittiğini söylemişler ve beraatlarını istemişlerdir.
Kararda Mandalincinin zimmet suçundan beraat ettiği, Erkmenin de 6 ay hapsine karar verildiği bildirilmiştir.
7 – Arsa dâvası:
Nedim Ökmenin sanık bulunduğu bir dâvadır. 11 Kasım 1960 tarihinde başlanmış 3 oturum sürmüştür .Dâvada 6 tanık dinlenmiştir. Savcı tarafından okunan kararnamede eski Tarım Bakanı Nedim Ökmenin Pendikte karısına ait bir arsayı, nüfuzunu kullanarak İş Bankasına yüksek fiyatla sattığı ileri sürülmüştür.
Sanık ve akuvatı, satışın normal yapılmış olduğunu ileri sürmüşler ve beraatlarını istemişlerdir.
Açıklanan kararda, Nedim Ökmenin bu dâvadan 5 yıl ağır hapis cezası aldığı anlaşılmıştır.
8 – Gemi davası:
Menderes, Zorlu, Ataman, Polatkan, Erkmen, Berk ve Ali İparın sanık olarak bulundukları bir dâvadır. 15 Kasım 1960 da başlamış, 13 oturum sürmüş ve 19 Ocak 1961 de bitmiştir. 10 tanık dinlenmiştir. Savcı tarafından okunan kararnamede, Zorlunun Menderes aracılığı ile Koordinasyon heyetine baskı yaptığı, gemi ithal rejimini değiştirdiği, Ali İpara büyük menfaat sağladığı, döviz kaçakçılığına sebep olduğu ileri sürülmüştür.
Açıklanan kararda, sanıkların hepsi cezalandırılmışlardır.
9 – Değirmen dâvası:
Sıtkı Yırcalının sanık olarak bulunduğu bir dâvadır. 18 Kasım 1960 ta başlamıştır. Savcının okuduğu kararnamede, Yırcalının Ticaret Bakanı bulunduğu sırada nüfuzunu kötüye kullanarak, bir un değirmenini, bir makarna fabrikası sahibi olan Şemsi Demirkana tahsis ettiği ileri sürülmüştür. Ancak, zaman aşımı olduğundan, Yüksek Adalet Divanı, bu dâvanın düşmesine karar vermiştir.
10 – Barbara Dâvası:
Koraltan ile Polatkanın sanık olarak bulundukları bir dâvadır. 21 Kasım
1960 günü başlamış, 26 Aralık 1960 günü bitmiştir. Kararnamede, Koraltanın, hasta olan eşine ilâç getirmek için al-dığı dövizle, Barbara adlı bir Alman kızını getirttiği, böylece Türk Parasını Koruma Kanununa aykırı hareket ettiği, Polatkanın da bu suça katılmış, olduğu ileri sürülmüştür. Açıklanan karârda, Koraltanın 5 ay 25 gün, Polatkana 6 ay hapse mahkûm oldukları anlaşılmıştır.
11 – Örtülü ödenek dâvası:
Adnan Menderes ile Başbakanlık müsteşarı Ahmet Salih Korurun sanık olarak bulundukları bir dâvadır. 25 Kasım 1960 ta başlamış, 13 oturum sürmüş, 9 Şubat 1961 de bitmiştir. 47 tanık dinlenmiştir.Bu dâva sırasında gizli oturum da yapılmıştır.
Savcı tarafından okunan kararnamede Menderesin on yıl boyunca, üç milyon tutarındaki örtülü ödeneği, şahsi işlerinde D.P. hizmetlerinde kullandığı, bu arada süveter, pardesü, ayakkabı tamiratı gibi bazı masrafları bile yaptırdığı, vergilerini örtülü ödenekten verdiği, cımbız, viski gibi şeyler satın aldırdığı, dilediği kimselere, işine gelen amaçlar için bol bol paralar verdiği ileri sürülmüş. Ahmet Salih Korurun da, aynı paradan 250 bin lira zimmetine geçirdiği ileri sürülmüştür.
Menderes, yaptığı savunmada, bu iddialardan bazılarını kabul etmek istememiş, yapılan masrafların çoğundan habersiz olduğunu ileri sürmüş, kabahati Ahmet Salih Korura atmıştır. Ahmet Salih Korur da, her şeyi Menderesin bilgisi altında yaptığını söylemiştir.
Bu dâva, Anayasayı ihlâl dâvası ile birleştirmiştir. Açıklanan kararda, bu dâva sebebi ile Menderesin 15 yıl ağır hapse ve 4 milyon 878, Korurun da 2 yıl 11 ay ağır hapse mahkûm oldukları anlaşılmıştır.
12 – Radyo dâvası:
Başta Menderes olmak üzere 6 eski bakan ve eski Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürü Altemur Kılıçın sanık oldukları bir dâvadır. 29 Kasım 1960 günü başlayan dâva, 6 oturum sürmüş, 22 Aralık 1960 ta bitmiştir. Savcı tarafından okunan kararnamede, sanıkların, demokrasiyi yıkmak ve bir zümre egemenliği kurmak için radyoyu bir parti organı haline getirdikleri, bu amaç için de 1957 seçim sonuçlarını, saat 17 den önce ilân ederek baskı yaptıklarını ileri sürmüştür.
Sanıklar yaptıkları savunmalarda, bu iddiaları kabul etmek istememişler, radyo ile olan ilgi durumlarını, çeşitli yönlerden açıklamışlardır. Dâva, Anayasayı ihlâl dâvası ile birleştirilmiştir. Menderes ve eski bakanların bu dâvadaki sorumlulukları da, Anayasayı ihlâl suçunun maddî vakıası olarak kabul edilmiştir.
13 – Topkapı olayları dâvası:
Başta Celâl Bayar ,Menderes, Aygün, Yetkin er olmak üzere sanıkları fazla olan bir dâvadır. 2 Aralık 1960 tarihinde başlamış, 22 oturum sürmüş, 17 Nisan 1961 de sora bulmuştur. Bu dâvanın konusu, 5 Mayıs 1959 da, İzmir den İstanbula gelen muhalefet lideri İnönüyü Topkapıda öldürmeye çalışıldığı idi.
Savcı tarafından okunan kararnamede ,olay günü, bütün ayrıntıları ile anlatılmıştır. Savcı tarafından, olay günü, Yeşilköy ve Topkapıda suikast için büyük ölçüde hazırlıklar yapıldığı, çeşitli yerlerden bu iş için adamlar getirtildiği, ellerinde şişeler, sopalar ,şişler bulunan bu adamların, Topkapıya geldiği sırada İnönünün arabasını çevirdikleri, bu büyük kargaşalık sırasında, ancak ordu birliklerinin olayı önlemeleri ile, istenilen korkunç suikastın meydana getirilemediği açıklanmıştır.
Bu dâva ile ilgili olarak 166 tanık dinlenmiştir. Tanıklar, olayla ilgili olayların, kararnamede açıklandığı gibi, o günle ilgili ayrıntılar içinde anlatmışlardır.
Sanıklar, Topkapıda meydana gelen olayları kabul etmişler, ancak bu olayların, bir suikast teşebbüsünün tertipleri olmadığını, bir parti gösterisi şeklinde tefsir edilmesini, özet olarak iddia etmişler, bazı sanıklar da, olayla ilgileri olmadığını ileri sürmüşlerdir.
Okunan kararda, 16 sanığın serbest bırakıldığı bildirilmiş, bu dâvanın, Bayar ve Menderes için, Anayasayı ihlâl suçunun maddî vakıası olarak kabul edildiği belirtilmiş, dâvanın, Anayasayı ihlâl dâvası ile belirleştirildiği açıklanmıştır. Celâl Bayar, Menderes, Aygün ve Yetkiner dışındaki sanıklar yedişer yıldan başlamak üzere değişik hapis cezalarına çarptırılmışlardır.
14 – Çanakkale ve Geyikli dâvası:
Menderes ve üç eski Çanakkale milletvekilinin sanık olarak bulundukları bir dâvadır. 27 Aralık 1960 tarihinde başlamış 10 Mart 1961 tarihinde bitmiştir.
Savcı tarafından okunan kararnamede, Çanakkalede meydana gelen bazı olayları incelemek üzere C.H.P. tarafından gönderilen bir parti heyetinin, Menderesin emriyle Çanakkaleye sokulmak istenmediği, bunun üzerine bazı çirkin olayların meydana geldiği belirtilmiş, Anayasanın ihlâl edilmiş olduğu ileri sürülmüştür.
Menderes, yaptığı savunmada, olayların karşılıklı tahriklerden ileri geldiğini söylemiş, öbür sanıklar da olaylarla bir ilgileri olmadıklarını belirtmişlerdir. Okunan kararda, bu dâvanın da, Anayasayı ihlâl suçunun maddî vakıası olarak kabul edildiği belirtilmiştir.
15 – Kayseri olayları dâvası:
Bayar, Menderes, eski Kayseri milletvekilleri, eski Kayseri valisi olmak üzere 13 sanığı olan bir dâvadır. 9 Ocak 1961 de başlamış 11 oturum sürmüş, 20 Nisan 1961 de sona ermiştir. Dâvada 49 tanık dinlenmiştir. Dâvanın konusu, sanıkların İsmet İnönönün Kayseriye yapmak istediği bir geziye engel olmak istedikleri, bu sebeple İnönünün binmiş olduğu treni durdurttukları ,daha sonra bu işle ilgili olarak askerî birlikleri kullandıkları, kânun dışı emirlerle gezi hürriyetini kayıt altına aldıkları idi.
Savcı tarafından okunan kararnamede, bütün olay, en küçük ayrıntılarına kadar açıklanmış, bu dâvanın da, Anayasayı ihlâl etmenin bir örneği olduğu belirtilmiş ve sanıkların çoğu, olayla ilgi derecelerini, çeşitli şekilde yorumlamışlar. Menderes de İnönünü Kayseriye sokmamanın, alınmış bir idarî tedbir olduğunu belirtmiştir.
Anayasa dâvası ile birleştirilen bu dâva da, okunan karara göre, Anayasayı ihlâl suçunun maddî bir vakıasını teşkil etmiştir.
16 – Demokrat İzmir Gazetesinin tahribi dâvası:
Menderes, D. P. İzmir İl Başkanı, İzmir Valisi, Emniyet Genel Müdürü ile birlikte 36 sanığı olan bir dâvadır. 9 Ocak 19&1 günü başlamış, 12 oturum sürmüş, 11 Mart 1691 günü son bulmuştur. Dâva Sırasında 75 tanık dinlenmiştir.
Savcı tarafından okunan kararnamede ,Demokrat İzmir gazetesinin, D.P. iktidarı aleyhindeki tutumuma engel olmak amaca ile, D.P. ileri gelenlerinin emri ve İzmir D.P. teşkilâtının teşebbüsü ile Demokrat İzmir gazetesinin basıldığı, tahrip edildiği ,sonuç olarak da basın hürriyetinin, dolayısı ile Anayasanın ihlâl edildiği ileri sürülmüştür.
Sanıklar, olayla ilgi derecelerini çeşitli şekilde yorumlamışlar , Andan Menderesde, bir gazetenin tahrip edilmesi ile basının susturulmuş olamayacağını ileri sürmüştür.
Açıklanan kararda, bu dâvanın da, Anayasayı ihlâl dâvası ile birleştirildiği belirtilmiş ,D.P. ileri gelenleri, Menderes, İzmir Valisi için, bu dâvanın, Anayasayı ihlâl suçunun maddî vakasının meydana getirilmiş olduğu belirtilmiştir.
17 – Ankara ve İstanbul Olayları (28 – 27 29 Nisan 1960) Dâvası:
Anayasayı ihlâl dâvasından sonra, Yassıadada görülen en çok sanıklı ve en önemli bir dâvadır. 2 Şubat 1961 tarihinde başlamış 27 Temmuz 1961 günü son bulmuştur. 117 kişinin sanık olarak bulunduğu bir dâvadır. Dâvanın konusu, 27 Mayıs 1960 Hareketinden bir ay önce, İstanbul ve Ankara Üniversitelerin de başlayan olaylarla ilgili olarak D.P. iktidarı tarafından yürütülmüş olan bu kanun dışı hareketlerdir. 27
Mayıs Hareketinden bir ay önce, B. M. Meclisinde meydana gelen olaylar, bir tahkikat komisyonunun kurulması, bu komisyona geniş yetkiler veren kanunun kabul edilmesi üzerine 28 Nisan 1961 sabahı İstanbul Üniversitesi bahçesinde, bir protesto mitingi tertip edilmişti. Üniversite öğrencilerinin tertip ettikleri bu miting sırasında, Üniversiteye girme yetkileri olmadığı halde D.P.savunucusu olan bazı polisler (Bumin Yamanoğlu, Zeki Şahin.) Üniversite bahçesine girmişler bu hareket üzerine olay büyümüş, Üniversite bahçesinden taşarak Beyazıt Meydanına kadar genişlemişti. Bu sırada polisler tarafından öğrencilere ateş açılmış ve bir üniversiteli öğrenci olan Turan Emeksiz şehit düşmüştü. Bunun üzerine Sıkıyönetim ilân edilmiş; İstanbulda meydana gelen bu olaylar üzerine, ertesi sabah, Ankara Üniversitesi Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültelerinde de, aynı protesto hareketleri başlamıştır. Ankaradaki olaylar sırasında, Sıkıyönetim Komutanı tarafından, öğrencilere çok sert bir hareket tarzı güdülmüş, öğrenciler üzerine ateş açmaları emri, askerî birliklere verilmiştir. Bu günlerden sonra, Ankarada Yenişehir de devamlı olarak gençler tarafından protesto gösterileri yapılmış, bu gösterilere katılanlar tevkif edilmişler,çok sert karşılık görmüşler ve bunların şiddetle cezalandırılmaları yoluna gidilmiştir. Fakat, bu olaylar fazla devam etmemiş, sonunda 27 Mayıs günü Türk Silâhlı Kuvvetlerinin idareye el koyması ile son bulmuştu.Savcı tarafından okunan kararnamede 27 Mayıs Hareketi öncesi meydana gelmiş olan bütün bu olaylar, en ince ayrıntılarına kadar açıklanmışı,, bütün sanıkların, bu dâvalarla ilgili durumları, teker teker delilleri ile göz önüne serilmiştir.
Dâva sırasında 395 tanık dinlenmiş, olaylarla ilgili çeşitli durumları, gördükleri gibi anlatmışlardır.Sanıklar da, olayları ve olaylarla ilgili durumlarını çeşitli şekillerde açıklama yoluna gitmişlerdir.
Açıklanan kararlarda, bu dâvanın da Anayasayı ihlâl dâvası ile birleştirilmiş olduğu belirtilmiştir. Menderes, eski bakanlar, Bayar, Genel Kurmay Başkanı, Emniyet Genel Müdürü, İstanbul Valisi, Belediye Reisi, Ankara Valisi Ankara Valisi için Anayasayı ihlâl suçunun maddî vakıası olarak kabul edilmiş, öbür sanıklardan çeşitli hapis cezaları ile cezalandırılanların dışında 39 sanık da beraat etmiştir.
18 – İstimlâk Yolsuzluğu Davası:
Menderes, eski bakanlardan bazıları İstanbul ve İzmir valileri, İstanbul Belediye Başkanının sanık olarak bulundukları bir dâvadır. 17 Nisan 1981 günü son bulmuştur. Savcı tarafından okunan kararnamede, Menderesin İstanbulu imar etmek düşüncesi altında, rastgele pek çok ev yıktırdığı, istimlâk bedellerini ödetmediği, istimlâkler sırasında pek çok suiistimallerin meydana gelmiş olduğu belirtilmiş, sanıkların cezalandırılmaları istenmiştir.
Sanıklar, bu konuda çeşitli savunmalar yapmışlar, iddiaları kabul etmek istememişlerdir.
Açıklanan kararda, bu dâvanın da Anayasayı ihlâl dâvası ile birleştirilmesine karar verildiği bu dâvanın da, Anayasayı ihlâl suçunun maddî vakıası olarak kabul edildiği belirtilmiştir.
19 – Vatan Cephesi Yolsuzluğu Dâvası
Menderes, Koraltan D.P. Genel İdare Kurulu üyelerinin sanık olarak bulundukları bir dâvadır. 27 Nisan 1961 günü başlamış 21 Haziran 1961 günü son bulmuştur.
Savcı tarafından okunan kararnamede, sanıkların, Türkiyede Demokrasiye son vermek amacı ile Vatan Cephesi adı altında çok geniş imkân ve şartlarla hazırladıkları bir teşkilâtı kurma yoluna gittikleri, bu sebeple de Anayasayı ihlâl ettikleri ileri sürülmüştür.
Menderes ve öbür sanıklar, iktidar partisinin üyelerini bir teşkilât altında birleştirme amacı içinde, Vatan Cephesini kurduklarını söylemişlerdir. Demokrasi taraftarı olduklarını belirtmişlerdi.
Açıklanan kararda bu dâvanın da Anayasayı ihlâl dâvası ile birleştirildiği belirtilmiştir. Bu dâva da, sanıklar için, Anayasayı ihlâl suçunun maddî vakıasını meydana getirmiştir.
Kararlar:
15 Eylül 1961 tarihindeki son oturumda, Yüksek Adalet Divanı tarafında ,Yassıada dâvaları ile ilgili kararlar açıklanmıştır.
Açıklanmış olan bu kararlara göre, suçlu oldukları dâvalar ve suç durumları ayrı ayrı gösterildikten sonra sanıklar şu cezalara çarptırılmışlardır
Ölüm Cezaları: Celâl Bayar, Kefil Koraltan, Adnan Menderes, Emin Kalafat, Fatih Rüştü Zorlu, Hasan Polatkar Agâh Erozan, Hamdi Sancar, Bahadır Dülger ,Baha Akşit, İbrahim Kirazoğlu, Nusret Kirişçioğlu, Zeki Erataman, Osman Kavrakoğlu, Rüştü Erdelhun, (Bunlardan yalnız Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu, Hasan Polatkanın idam cezaları Millî Birlik Komite si tarafından onaylanmış öbür ölüm cezaları da, Millî Birlik Komitesi tarafından, müebbet hapis olarak değiştirilmiştir).
Müebbet Hapis: Yüksek Adalet Divanı tarafından 31 kişi müebbet hapis mahkûm edilmiştir.Bunlar arasında başlıca ,Bakanlar Kurulu üyeleri, Takikat Komisyon üyeleri, bu komisyon kurulmasını teklif edenler, aşırı partizanlığı ile ün salmış D.P. ileri gelenleri bulunmaktadır.
Çeşitli Cezalar: 1 sanık ondokuz ; (Bumin Yamaoğlı), 4 sanık onbeş yıl, 1 sanık ondört yıl (Zeki Şahin), sanık onar yıl, 2 sanık sekizer yıl, 1 sanık 7 yıl 10 ay, 31 sanık yedi yıl altı ay, 8 sanık yedi yıl, 15 sanık altı ay, 16 sanık dörder yıl ikişer ay, 8 sanık üçer yıl dokuzar ay, 2 sanık üçer onbir ay, (Ahmet Salih Korur) 8 sanık ikişer yıl dörder ay, 7 sanık ikişer ; 9 sanık da altışar ay ile birer buçukla mahkûm olmuşlardır.

15 Aralık 2006

Yeni anayasamız

9 Temmuz 1961 günü Halk oyuna sunularak, Türk Mîlleti tarafından kabul edilmiş olan Anayasa. 6 Ocak 1961 günü toplantılarına başlayan kurucu meclis tarafından, hazırlanmış, Millî Birlik Komitesi tarafından onaylanmış ve 9 Temmuz 1961 günü halkoyuna sunulmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası adını taşıyan ve 31 Mayıs 1961 günkü Resmî Gazetede yayınlanan bu Anayasanın Başlangıç bölümü şöyledir:
Tarih boyunca bağımsız yaşamış, hak ve hürriyetleri için savaşmış olan
Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimini yapan Türk Milleti;
Bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde, millî şuur ve ülküler etrafında toplayan ve milletimizi, dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak millî birlik ruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliğinden hız ve ilham alarak ve; Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesinin Millî Mücadele ruhunun; millet egemenliğinin, Atatürk Devrimlerine bağlılığını tam şuuruna sahip olarak:
İnsan hak ve hürriyetlerini, milli danışmayı, sosyal adaleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahının gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk devletini bütün hukukî ve sosyal temelleriyle kurmak için.
Türkiye Cumhuriyeti Kurucu Meclisi tarafından hazırlanan bu Anayasayı kabul ve ilân ve onun asıl teminatının vatandaşların gönüllerinde ve iradelerinde yer aldığı inancı ile, hürriyete, adalete ve fazilete âşık evlâtlarının uyanık bekçiliğine emanet eder.
Anayasamız ,altı kısımdan meydana gelmiştir. 157 madde ve 11 geçici maddesi bulunmaktadır.
Birinci Kısım, Genel Esaslar başlığını taşımaktadır. Bu kısımda (9 madde) Türkiye Devletinin bir Cumhuriyet olduğu, Türkiye Cumhuriyetinin, insan haklarına ve başlangıç bölümünde belirtilen temel İlkelere dayanan millî demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmekte, ayrıca egemenliğin kayıtsız şartsız Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunduğu ifade edilmektedir. Ayrıca bu bölümde Yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu; yargı yetkisinin, bağımsız mahkemeler tarafından yürütüldüğü belirtilmektedir.
İkinci Kısım, Dört bölüme ayrılmıştır. (53. madde). Birinci bölümde, temel haklar ve ödevlerle ilgili maddeler yer almaktadır. (Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz , devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir gibi).
ikinci bölümde, Kişinin hakları ve ödevleri yer almaktadır. (Kişi dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, vicdan ve din hürriyeti, düşünce basın hürriyeti, hak arama hürriyeti, ispat hakkı v.b. gibi).
Üçüncü bölümde, Sosyal ve iktisadî haklar ve ödevler yer almaktadır. (Ailenin korunması, mülkiyet hakkı toprak korunması, çalışma ve sözleşme hürriyeti sosyal güvenlik v.b. gibi).
Dördüncü bölümde, Siyasî haklar ve ödevler yer almaktadır. (Seçme ve seçilme hakkı ,siyasî partilere girme hürriyeti v.b. gibi).
Üçüncü kısmı, Cumhuriyetin temel kuruluşunu incelemektedir (90 madde). Üç bölüme ayrılmaktadır.
Birinci bölüm, yasama yetkisi ile ilgili maddeleri içine almaktadır. (Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşu, görev ve yetkileri, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosuna ayrılışı, bu meclislerin özelliği, seçimleri, Meclislere ait müşterek hükümleri, bu Meclislerin yetkileri v.b.)
İkinci bölüm, yürütme yetkisi ile ilgili maddeleri içine almaktadır.
Üçüncü bölüm, yargı yetkisi ile ilgili maddeleri içine almaktadır. (Mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlerin teminatı, Yargıtayın özelliği, Yüksek Hâkimler Kurulunun kuruluşu, Anayasa Mahkemesinin özelliği, kuruluşu ve yetkileri v.b. gibi).
Dördüncü kısım, Devrim kanunlarının korunması ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili iki maddeden meydana gelmiştir.
Beşinci kısım, Geçici hükümleri içine alan bölümdür. 11 geçici maddeden meydana gelmiştir.:Bu maddelerde, T.B.M. Meclisinin seçilmesi ve toplanması geçici içtüzük, eski kanunların, Anayasaya aykırılığı konusu, M.B. Komitesi ve Kurucu Meclis tarafından çıkarılmış olan kanunlar konusu gibi hususlar yer almaktadır.
Altıncı kısım, Üç maddeden meydana gelmiştir ve son hükümleri içine almaktadır. (Anayasanın değiştirilmesi, başlangıç ve kenar başlıklarının durumu, Anayasanın yürürlüğe girmesi gibi).

15 Aralık 2006

Nurembebg mahkemesi

İkinci Dünya Savaşına sebep oldukları iddiası ile Almanyanın Nasyonal Sosyalist Partisi ileri gelenlerini, bu savaştan sonra yargılayan milletlerarası askerî mahkeme. Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliğinin temsil edilmesiyle kurulmuş olan bu askerî mahkeme, İkinci Dünya Savaşına sebep olmuş, Büyük Nazi Savaş Suçluları nı yargılamıştır. 24 suçluyu yargılayan bu mahkeme, 20 Kasım 1945 tarihinde, Almanyada Nuremberg şehrinde başlamış, suçluların son savunmalarını yaptıkları 31 Ağustos 1946 tarihine kadar 403 oturum yapmış, 30 Eylül – 1 Ekim 1946 tarihinde de karar bildirilmiştir. Bu karara göre 11 kişi idama mahkûm edilmiş, öbür suçlular da çeşitli cezalara çarptırılmış ya da beraat etmişlerdir. Goering, Ribbentrop, Keitel, Rosenberg, Kaltenbrunner, Hans Frank, Wilheml Frick, Julius Streicher Alferd Jodl, Fritz Sauckel, Syss İnquart idam edilen suçlulardır.

15 Aralık 2006

Mecelle

Osmanlı İmparatorluğunda Gülhane Hattı ile açılan devrin en önemli kanunu. Asıl adı Mecelle-i Ahkâm-i Adliye dir. Ahmet Cevdet Paşanın başkanlığında bir heyet tarafından yedi yıllık bir çalışma sonucu hazırlanan Mecellenin bugünkü anlamı Medenî Kanun dur. Mecelle, İcar, kefalet, büyuğ, havale, rehin, emanet, hibe, gasp ve itlaf, hacir ikrah-şufa, enva-ı şüvket, vekâlet sulh ve ibra, ikrar, dâva, beyyinat ve kahlif-kaza kitaplarım teşkül eden 1851 maddede toplanmıştı. Esaslarının çoğu îslâm dinine ve Hanefi mezhebine uygundur.
1926 yılında Medenî Kanunun kabul edilmesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

15 Aralık 2006

Mahkemeler

Mahkemeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından hazırlanmış olan kanunlara göre, millet adına, bağımsız olarak adaleti yerine getirirler.
Mahkemeler ikiye ayrılır: 1 – Hukuk Mahkemeleri, 2 – Ceza Mahkemeleri.
Hukuk Mahkemeleri: Alacak, boşanma, miras, ev boşaltma, evlat edinme gibi dâvalara bakar. Hukuk mahkemeleri şu bölümlere ayrılır: 1 – Sulh Hukuk Mahkemeleri (Bin liraya kadar alacak, nafaka, ev boşaltma dâvalarına bakar). 2 – Asliyle Hukuk Mahkemeleri (Bin liradan fazla alacak, boşanma dâvalarına bakar). 3 – Ticaret Mahkemeleri (Ticaret işlerinden çıkan dâvalara bakar). 4 – îş Mahkemeleri (İşçi ve işverenlerle ilgili dâvalara bakar). 5 – İcra Mahkemeleri (İcra takip işleri ile ilgili dâvalara bakar).
Ceza Mahkemeleri: İşlenen suçlar, bir ceza vermeyi gerektiriyorsa, bu dâvalara Ceza Mahkemeleri bakar. Ceza Mahkemeleri, şu bölümlere ayrılır: 1 – Sulh Ceza Mahkemeleri (Küçük suçlara bakar). 2 – Asliye Ceza Mahkemeleri (Sahte işlemler, hakaret gibi dâvalara bakar). 3 – Toplu Asliye Ceza Mahkemeleri: (Asliye ceza ile ağır ceza mahkemelerinin baktığı suçlar dışında kalan dâvalara bakar). 4 – Ağır Ceza Mahkemeleri (Cana, namusa, mala, devletin güvenliğine karşı suç işleyenlerin yargılandığı mahkemelerdir).
Askerî Mahkemeler: Subay, asker ya da askerlikle ilgili kimseler tarafından işlenen askerlik suçlarına bakar.
Asliye ceza Mahkemelerinde, Toplu Asliye Ceza Mahkemelerinde, Ağır Ceza Mahkemelerinde, yargıçlardan başka. Cumhuriyet Savcısı da bulunur. Cumhuriyet Savcısı, suç işleyenleri, Türk milleti adına davacı olarak takip eder.
Bu mahkemelerde, kendisine bir suçu îşlediği söylenen kimse sanık adını alır. Suçu, mahkeme kararı ile kesinleşirse, suçlu adını alır.
Yargıçlar, verdikleri hükümlerde,kanunlara göre hareket ederler ve hiçbir etki altında kalmazlar. Kararlarında serbesttirler.
Her dâvâlı, her davacı, her sanık, istediği zaman, mahkemelerde dâvasını daha iyi takip edebilmek için avukat tutabilir. Avukatlar, Hukuk Fakültelerini bitiren ve mahkemelerde başkalarının haklarım savunabilme yetkisini almış olan kimselerdir. Yüksek mahkemeler:
Bu mahkemelerden başka, Yüksek Mahkemeler de vardır. Yüksek Mahkemeler şunlardır: Yargıtay, Askeri Yargıtay, Anayasa Mahkemesi.
Yargıtay: Bütün mahkemelerin üstünde olan yüksek bir mahkemedir. En tecrübeli yargıçlardan meydana gelmiştir, Ankaradadır. Yukarda görülen mahkemelerin herhangi birinde dâvası görülmüş olan her vatandaş, yargıç tarafından verilen hükmü, kendine göre, kanunlara uygun görmez ve beğenmezse, bu hükmün bir daha incelenebilmesi için Yargıtaya başvurur, yargıtayda bu hüküm incelenir. Yargıcın verdiği karar doğru bulunursa, onaylanır, böylece hüküm yerine getirilir. Yargıcın verdiği karar, Yargıtayca uygun görülmezse, bozulur ve dâvaya yeniden bakılır. Mahkeme, dâvaya, bu bozulma kararını göz önünde tutarak, yeniden bakar. Ya yeni bir hüküm verir ya da ilk verdiği kararda ısrar eder. O zaman, dâva yeniden Yargıtaya gider ve orada, Yargıtaydaki bütün yargıçların katılması ile incelenir. Bunların vereceği karar, artık kesin olur.
Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından verilmiş olan ölüm cezaları, Yargıtayda da onaylandıktan sonra, ölüm cezasının yerine getirilmesi için, Büyük Millet Meclisinden karar alınır. Ölüm cezası. Meclis tarafından onaylanırsa, suçlu, asılmak suretiyle cezalandırılmış olur.
Askerî Yargıtay: Askerî mahkemelerin vermiş olduğu kararların. Yargıtay gibi, incelenmesinin ve onaylanmasının yapıldığı yüksek bir mahkemedir.
Anayasa Mahkemesi: Yeni Anayasamıza göre kurulmuş yüksek bir yargı organıdır. Anayasa Mahkemesi, Bakanların işledikleri suçlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan kanunların Anayasaya aykırı olup olmadığına bakar.
Uyuşmazlık Mahkemesi: Adliye, idare mahkemeleri ve askerî mahkemeler arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmekle görevli bir mahkemedir.

15 Aralık 2006

Moratoryum

Buhranlı devirlerde bir ülke ya da bölgede bütün borçların ya da bir kısım borçların ödenme mecburiyetinin kanunla bir süre geri bırakılması. Kanunu koyanların gördükleri lüzuma göre, şekli ve şartları türlü türlü olabilir.
Moratoryumun süresi, ne gibi borçlar için uygulanacağı, başkaca şartları, özel kanunla düzenlenir. Moratoryum, aylıklara, işçi ücretlerine, geçimle ilgili yiyecekler için uygulanmaz.Birinci Dünya Savaşında, Osmanlı İmparatorluğunda, bölgesel bir moratoryum ilân edilmişti.

15 Aralık 2006

Kadı

Osmanlı İmparatorluğunda, kazaî ve adlî yetkisi olan kimse. Bugünkü yargıç ve savcıların vazife ve yetkilerine sahip olan kadı, dinî ve göreneksel kanunlara göre hüküm verirdi.Kadı olmak için bütün medrese öğrenimini tamamlamak ve icazet (diploma) almak gerekli idi.Kadılar yavaş yavaş ve zamanla terfi ederek nahiye, ilçe ve sandık kadılıklarına kadar çıkabilirlerdi. Daha fazla yükselmek için tekrar medreseye dönerek bir süre müderrislik etmek gerekti. Kadılığın bundan sonraki yükselme basamakları Galata, İstanbul Kadılığı Anadolu ve Rumeli kazaskerliği idi. Rumeli kazaskerleri terfi ederlerse şeyhülislâm olurlardı.

15 Aralık 2006

Jüri

Herhangi bir işte hüküm vermek üzere toplanan kurul. Bazı ülkelerde önemli ceza dâvalarında hazır bulunan ve suçların yalnız maddî yönlerini inceleyen halk yargıçlarından meydana gelmiş heyete de jüri denir. Bunlar, yalnız bir dâva için mahkeme başkanı tarafından kura ile seçilir. Jürinin ödevi, sanığın suçlu olup olmadığına, yapılan ithamları ve savunmaları göz önünde tutarak evet ya da hayır şeklinde cevap vermekten ibarettir. Sanığın suçlu olmadığı jüri tarafından kabul edilirse, sanık derhal beraat ettirilir.

15 Aralık 2006

Önceki


Kategoriler

Aylara Göre