'Genel Coğrafya' Kategorisindeki Yazılar
Dünyanın çeşitli bölgelerini içine alan ayrı ayrı sıcaklıktaki yerlerin meydana getirdiği genel iklim alanları. İklim kuşakları da, mevsimler gibi dünyamızın ekseninin 230 1/2 eğik oluşundan ileri gelmektedir. Bunlar ısı kuşak soğuk kuşak, orta kuşaktır.
Isı kuşak : Dünyamızın güneş ışığım en iyi alan yeri ekvator ile bunun 230 1/2 güney ve kuzeyine kadar uzanan bölgelerdir. Bu bölgelerin her yerinde yılda iki defa güneş ışığı dikey olarak düşer. Başka zamanlarda da dikeye yakın bir durumda düşer. Bundan ötürü dünyamızın en sıcak yerleri yengeç ve oğlak dönenceleri arasında bulunur ve buraya ısı kuşak adı verilir. Isı kuşağın hepsinin genişliği 47° dir. Bu bölge sıcak
olduğu kadar en çok yağış meydana gelen bir yerdir, çünkü buharlaşma da sıcaklıkla birlikte artar. Bundan ötürü hem çok sıcak hem de çok yağışlı olan ısı kuşakta son derece sık ağaçlı ormanlar bulunur.
Soğuk kuşak : Dünyamızın en soğuk yerlerini, bu arada güney ve kuzey kutup bölgelerini içine alır. Dünyamızın ekseninin eğikliğinden ötürü burada da sınırlar her iki kutup noktalarının 23° 1/2 yanlarına kadar uzanır. Yani burada da bölgenin genişliği kuzey ve güney kutuplarında 47° dir. Fakat dünyanın kutup bölgeleri tam daire şeklinde olmayıp biraz basıkça olduğundan, gerek güney gerek kuzey soğuk kuşağının genişliği 5310 km. dir. Kuzey soğuk kuşağı Arktik daire ile güney soğuk kuşağı da Antarktik daire ile sınırlanmışlardır. Bu kuşakta denizler ve karalar sürekli olarak buzlarla kaplı, karlarla ör tülüdür. Büyük buz dağlarının yüzdüğü göze çarpar. Bitki örtüsü de son derece fakirdir.
Orta kuşak : Isı kuşak ile soğuk kuşak arasında yer alan iklim kuşağına orta kuşak adı verilir. Güneş bu kuşağa hiçbir zaman dikey olarak düşmez, fakat
her zaman vardır. Kutup bölgeleriyle ekvator arasında 90° bulunduğuna, ısı kuşağın ekvatordan 23 ° 1/2 öteye, soğuk kuşağın da kuzey ve güneyden 23° 1/2 yer kapladığına göre orta kuşağa kalan yer güney yarım kürede ve kuzey yarım kürede olmak üzere 43 er derecedir. Bu da 4762 km. kadar bir yer tutar. Kuzeyde bulunan kuzey orta kuşağı, güneydekine de güney orta kuşağı adı verilir.
15 Aralık 2006
Sıcaklık, yağış, rüzgâr, hava nemliliğinin insanlar, hayvanlar ve bitkilerin yaşamaları üzerinde yaptıkları etkiye verilen ad. Bir yerin ikliminin meydana çıkabilmesi için, sıcaklık, yağış, rüzgâr, hava nemliliğinin ortalama durumlarının alınması gerektir. Bütün ortalama işlemlerde olduğu gibi, iklim ortalamasında da en uç noktalar, olağan üstü durumların göz önüne alınması gereklidir. Böylece, bir ülke ya da bölgenin, ortalama hava şartları belirmiş olur. Bu şartların sonucuna bakılarak, o bölge ya da ülkenin iklimi hakkında sonuca varılır. Bu sonuca varılırken, bir ülke ya da böl genin bulunduğu coğrafik enlemler, karaların denizlere olan yakınlığı ve uzaklığı, yükseklik ve konum, rüzgâr sistemi göz önünde tutulur.
Yeryüzünde, iklimlerin benzediği bölgeler, toplu olarak ve aynı iklim çevresinde incelenir. Böyle bölgelere, iklim bölgeleri adı verilir.
Genel olarak yeryüzünde beş iklim bölgesi vardır:
1 - Tropikal iklim bölgesi: a) Herzaman yağışlı tropikal iklim (Kongo gibi), b) Yaz mevsimi yağışlı savan iklimi (Sudan gibi), c) Sıcak memleketlerin Muson iklimi (Hindistan gibi).
2 - Kurak iklim bölgesi: a) İstep iklimi (Güney Doğu Anadolu gibi), b) Çöl iklimi (Arabistan gibi),
3 - Astropikal iklim bölgesi: a) Kışları yağışlı astropikal iklim (Akdeniz kıyıları gibi), b) Her mevsim yağışlı astropikal iklimi (Japonya gibi).
4 - Orta kuşak iklimi : a) Denizsel orta iklim (İngiltere gibi), b) Karasal orta iklim (Sovyet Rusya gibi),
5 - Soğuk iklim bölgesi: a) Tundura iklimi (Kuzey Sibirya gibi), b) Kutup iklimi (Antarktika gibi).
Bu iklim bölgeleri incelendiğinde, şu iklim çeşitlerinin meydana geldiği görülür.
Ekvatoral iklimi: Mevsim değişiklikleri ya hiç olmayan ya da pek az olan bölgeler iklimidir. Ekvatorun kuzey ve güney 4° enlemlerindeki alanlarda bulunur. Her mevsimde yağış görülür. Geniş yapraklı, balta girmemiş ormanlar bölge sidir. Bütün yılın sıcaklık ortalamasında büyük fark yoktur.
Savan iklimi: Yağışlı ve yağışsız mevsimler 15° enlemdedir. Rüzgârlar tropik rüzgârları halindedir. Yağmurlardan önce ve sonra çok sıcak olur. Başlıca bitki örtüsü çayır ve yapraklarını döken ağaçlardır.
Çöl iklimi: Yağışlı mevsimi olmayan iklimdir. Ekvatora yakın enlemlerde sıcak çoktur, daha uzak enlemlerde ise yazları sıcak, kışları çok soğuk olur. Ekvatora yakın enlemlerde rüzgâr tropikal karasal, uzak enlemlerde karasal kutup rüzgârı halindedir. Bitki örtüsü bulunmaz ya da bir miktar çalılık halindedir.
Karasal iklim : Sıcak ve soğuk mevsimleri olur. Isı, sıfırın altına düşer, kışın kuraktır, yazları yağışlı geçer. Isı enleme göre değişir, gündüzle gece arasındaki ısı farkı çok olur. Bitki örtüsü, ilkbaharda çayır halindedir.
Akdeniz iklimi: Kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak geçer. Rüzgâr deniz ya da tropikal kara rüzgâr, lan halindedir. Isı ortalaması, 6° dan aşağı düşmez. Her zaman yeşil ormanlar ve çalılar bulunur.
Nemli astropikal iklim : Soğuk ve kurak mevsimi yoktur. Isı ortalaması 6° dan aşağı düşmez. Her zaman ve sağnak halinde yağmurlar yağar. Yeşil ormanlar her tarafı kaplar.
Ilıman iklim : Kışın soğuk geçer, her mevsim yağışlıdır. Isı ortalaması O0 nin üstündedir. Değişik fırtınalıdır. Genel olarak ılıktır. Yazlar sıcak geçer. İlkbaharda bitki örtüsünde gelişme, son. baharda azalma görülür.
Soğuk iklim : Yazları günler, kışları geceler uzundur. Kışın soğuk geçer. Ortalama ısı daima O derecenin altındadır. Yağış kar halindedir. Bitki örtüsünü her mevsim yeşil iğne yapraklı ağaçlar meydana getirir. Rüzgârlar, karasal kutup rüzgârları halindedir.
15 Aralık 2006
Doğal durumunda ve genel olarak yerden 34 C0 inin üstünde sıcaklıkla çıkan ve şifalı özelliklerden faydalanmak üzere banyo halinde kullanılan sulara verilen ad.
Çok eski zamanlardan beri milletler, kendi yaşadıkları topraklar üzerinden fışkıran soğuk, ılık ve sıcak, lezzetli lezzeti oldukça acı ve tuzlu sularda bazı hastalıkları iyi edici özellikler arayarak, bunlardan istifade edebilmek imkânını bulmuşlardır.
Bu suların çıktığı bölgelerde, herkesin gelebileceği ve kısa ya da uzun bir tedavi süresince kalabileceği banyolar yapmışlardır. Hastalıkları iyi eden yerler oldukları gibi, aynı zamanda birer, dilenme bölgeleri de olan ılıcalar, bugün, bütün dünyada büyük ilgi gören yerlerdir.
Türkiyede sayıları yüzleri aşan ılıcalar vardır. Bu ılıcaların suları, genel ve özel karakterleri bakımından ve iyi ettikleri hastalıklara göre çeşitli gruplara ayrılırlar. Bunların başılıcaları şunlardır: Alkali kaynaklar (mide, barsak hastalıkları, için), akratoterm kaynaklar (romatizma, deri hastalıkları, böbrek hastalıkları, felçler için, demirli kaynaklar (çeşitli kan hastalıkları için,) sisli kaynaklar (romatizma, damar sertliği ihtiyarlık halleri için) toprak alkalili kaynaklar (böbrek taşları, şeker hastalıkları için).
15 Aralık 2006
Alanı dar bir siklon çeşidi. Sütun halinde buhar ya da suyun yükselmesi ve hızla dönmesi sonucu olur. Büyük denizlerde özellikle Büyük Okyanusta çok sık görülen bu tabiat olayı, gemiler için büyük tehlikeler doğurur.
15 Aralık 2006
Karalar yüzeyinin çukurlarında, suların birikmesi ile meydana gelen oluşum. Bütün çevreleri, kara ile kuşatılmıştır. Oluşum bakımından başlıca iki büyük guruba ayrılırlar: 1 - Yerli kaya içindeki göller, 2 - Set gölleri.
Başlıca yerli kaya gölleri şunlardır: a - Çöküntüler ve tektonik hareketlerle meydana gelenler (Doğu Afri-kadaki Victoria, Tanganika gölleri gibi. Bunlardan bazıları çok derin Bay-kal gölü 1.450 m.).
b - Oluşumu glasyal olan çanakların sularla dolması ile meydana gelen göller (Fillândiya ve Kanada göllerinin çoğu).
c - Sönmüş yanardağların kraterlerine suların dolması ile meydana gelen göller (Nemrut gölü).
Set gölleri, vadiler gibi dört yanından kapalı olmayan çukurların, lâvlarla, buzul ya da akarsuların taşıyıp getirdiği yığıntılarla, heyelan eden maddelerin meydana getirdiği bir sedle tıkanması ve meydana gelen set arkasından suların birikmesi ile meydana gelirler. (Büyük ve Küçük Çekmece gölleri, denizden kıyı kordonları ile yarılmış set gölleridir; Van gölü, lâvlardan meydana gelmiş bir setin arkasında oluşmuştur; Tortum gölü, heyelan sokucu meydana gelmiştir).
Göller, yağmurlar, kaynaklar ve akarsularla beslenirler; sızan ve buharlaşma yolu ile su kaybederler. Göllerin sularının azalması ve çoğalması beslenme kaynaklarının çokluğuna, sularını kaybetme oranına göre değişir. Bu sebeple
beslenme sularının, buharlaşma ve sızma ile kaybedilen sulardan fazla olduğu mevsimlerde, göllerin, seviyesi yükselir; suların sızdığı ya da çok kaybedildiği mevsimlerde suları azalır. Kurak bölgelerdeki göllerin bazıları tamamen kuruyabilir. Tuz gölünde durum böyledir.
Fazla sularını dışarıya boşaltan göllerin suyu tatlı, kapalı havzalardaki göllerin suyu tuzlu olur.
Dünyanın başlıca gölleri : Dünyadaki başlıca göller büyüklüklerine göre şunlardır : Hazar denizi, 336.000 km2.) Superior (81.000 km2.), Victoria (68.000 km2.), Aral (64.500 km2.), Huron ( 41.600 km2), Michigan (58.100 km2), Baykal (33.000 km2), Tanganika (32.000 km2.),
Türkiyedeki göller : Türkiyede irili ufaklı seksen kadar göl ve gölcük vardır. Fakat hiçbiri Amerika ve Avrupadaki göller kadar büyük alan kaplamazlar. En büyük gölümüz olan Van gölü, Avrupanın en büyük gölü olan Ladoga gölünün ancak beşte biri kadardır. Göllerimizin başlıcası şunlardır: Van (3.764 km2.), Tuz gölü (1.620 km2), Beyşehir (651 km2), Eğridir (570 km2.), îznik (308 km2.), Manyas (178 km2.), Burdur (176 km2 ), Acıgöl (156 km2.), Ulubat (156 km2)
Son yıllarda Kızıl ırmak üzerinde kurulan Hirfanlı Barajının ardındaki gölün yüzölçümü 208 km2 dir (Bu duruma göre, buradaki baraj gölü, Türkiyenin başlıca göllerinden biri olmaktadır.)
15 Aralık 2006
Dünyanın ekseni etrafında bir devir yapması için geçen zaman. Dünya, kendi ekseni etrafında dönerken yarısı devamlı olarak güneşi, gördüğü için aydınlık, öbür yarısı da karanlıktır. Bu sebeple. 24 saat olan gün süresinin gece ve gündüz olmak üzere iki bölümü vardır. Eğer, ekvator ve ekliptik düzlemleri arasında 23° 17lık bir açı olmasaydı, gece ve gündüzlerin süresi, bütün yıl boyunca ve dünyanın her tarafında eşit olurdu. Oysaki bu açı farkı sebebi ile karanlık ve aydınlıkta kalan bölümleri ayıran daire ancak ekinoks zamanları (21 Mart ve 23 Eylül) kutup noktaları üzerinden geçmekte ve gece gündüz süreleri dünyanın her tarafında birbirine eşit olmaktadır. Gece ve gündüz süreleri yıl içinde, mevsimler boyunca değiştiği gibi, belli bir tarihte ekvatorla kutup daireleri ve kutup daireleri ile kutup noktaları arasında da değişmektedir.
Bu değişmelere göre, Kuzey Yarım küresinde:
En uzun gün: 16 saat 08 dakika (22 Haziran)
En kısa gece: 7 saat 52 dakika (22 Haziran)
En kısa gün 8 saat 20 dakika (22 Aralık)
En uzun gece: 15 saat 40 dakika (22 Aralık)
15 Aralık 2006
Atlas Okyanusunda, Meksika kıyılarından çıkarak Norveçe kadar giden ve Behring Boğazının soğuk suları arasında kaybolan sıcak su akıntısı Meksika Körfezi çevresinden çıktığı için Körfez akıntısı anlamına gelen golfstrim adı ile bilinen bir akıntıdır. Gittiği yol boyunca, sıcak su akıntısı İspanya, Fransa, İrlanda, İskoçya ve Norveç kıyılarının iklimini yumuşatır, ilkin 1517 yılında Alaminos tarafından keşfedilnmiştir.
Golfstrim, yolunun ilk bölümlerinde, özellikle Plorida yarımadasını dönerken, çok belirli bir akıntı durumundadır. Sıcaklığı yüksek, rengi koyu mavi, çividi rengindedir.
15 Aralık 2006
Karaların çok içerlerine kadar giren, iki tarafı pek dik ve yüksek olan dar ve derin körfezlere verilen ad. Fiyort, Norveç dilinde körfez anlamına gelmektedir. Bunların oluşumu üzerine çeşitli açıklamalar yapılmışsa da, oluşlarının başlıca sebebi, buzulların karaları oyması sonucu U şeklinde vadilerin meydana gelmesi, buzulların çekilmesi ve kıyıların yavaş yavaş çökmesi ile buralara deniz sularının dolmasına bağlıdır. Özellikle Norveç, İskoçya ve Kuzey Amerika kıyılarında çok rastlanır.
15 Aralık 2006
Şiddetli rüzgârlara fırtına adı verilir. Şiddetli fırtınalar, denizlerde şiddetli dalgalanmalara, çöllerde de geniş ölçüde çöl fırtınalarının meydana gelmesine yol açar.
Şiddetli rüzgârların fırtına olabilmesi için, meteoroloji bilimi ile ilgili olanlara göre, hızının saatte 110 kilometreyi geçmesi gerekmektedir. Fakat, halk dilinde, fırtına deyimi olarak, yalnız çok hızlı rüzgârlar kullanılmamaktadır. Az bir rüzgârla meydana gelen kar fırtınası da, halk dilinde, fırtına olarak adlandırılır.
Başlıca fırtına çeşitleri şunlardır. Kum fırtınası : Şiddetli rüzgârların, özellikle çöllerde bulunan kum ve tozları birlikte sürüklemeleri, havaya kaldırmaları ile meydana gelir. Bu sürüklenme sonucu, yeri her zaman değişen çeşitli kum tepecikleri meydana gelir. Toz fırtınası: Kurak mevsimlerde görülen fırtınadır. Şiddetli rüzgârlarla kalkan tozlar, kilometrelerce ötelerde yaygın toz tabakalarının meydana gel meşine sebep olur.
Kar fırtınası (tipi) : Kar yağdığında, hafif bir rüzgârın esmesi ile karların dağınık bir şekilde yağmasına yol açan fırtınadır. Barınacak olmayan yerlerde kar fırtınasına yakalanmak, çoklukla büyük tehlikelere sebep olur.
15 Aralık 2006
Yeryüzünde herhangi bir noktanın doğrultusuyla ekvator düzlemi arasındaki açısal uzaklığı. Bu uzaklık, ekvatorda kuzeye ya da güneye doğru olur. Derece ile gösterilir. Ekvator başlangıç olduğuna göre, ekvatorun enlemi sıfır derecedir.
Yeryüzünde herhangi bir noktanın bulunduğu yeri tam olarak tâyin edebilmek için, geometride olduğu gibi iki koordinat ekseni olan boylam ve enlemi bilmek gerektir.
15 Aralık 2006
Sonraki
Önceki