'Genel Coğrafya' Kategorisindeki Yazılar
Dünyanın kendi çevresinde dönüşü de, Güneşin çevresinde dönüşü de, ayrı ayrı birer zaman ölçüsü olarak alınmıştır. Dünyanın Güneş çevresinde dönmesi ile tamamlanan süreye yıl adı verilir. Dünyanın kendi çevresinde dönüşüne de gün adı verilir. Yıl 365 güne, bir gün 24 saate, bir saat 60 dakikaya, bir dakika 60 saniyeye bölünmüştür. Bir yıl 365 güne bölündüğü gibi, 12 aya da bölünmüştür. Aylar da değişik olmak üzere 30 - 31 er gün vardır. Bir yılda da ekvator ve kutup bölgeleri hariç dörder mevsim vardır (Kış, Sonbahar, ilkbahar, Yaz). Ayrıca, aylar haftalara bölünmüştür. Her haftada 7 gün vardır.
15 Aralık 2006
Rüzgârın sürtme kuvveti, suyun buharlaşma ve yoğunlaşması ile bulutlarla meydana gelen elektrik yüklerinin, bulutla toprak arasında meydana gelen gerilim sonucu olarak bulutlarla toprak arasında meydana gelen elektron atlaması olayına verilen ad.
Büyük bir elektrik gerilimi halinde meydana gelen yıldırım, yeryüzüne indiği zaman, büyük zararlara sebep olabilecek bir özellik taşır. Ağaçlar, hayvan ve insanlar ve çeşitli canlılar, yıldırım çarpmasına uğradıklarında, bu yüksek elektrik gerilimi sonucu olarak yanarlar, yok olurlar.
Yeryüzünden yıldırım çeken yerler, bulundukları yüzeyden yüksek durumda olan bölgeler oldukları için, ıssız bölgelerde bulunan ağaçlar, insan ve hayvanlar, yüksek binalar, yıldırım çarpmasına uğrarlar. Bu gibi yerlerde bulunan binaları, muhtemel yıldırım çarpmalarından koruyabilmek için, paratoner adı verilen, bu yüksek yerlerin elektrik alma özelliğini, madensel çubuklarla toprağa verebilen düzenekler yapılır.
15 Aralık 2006
Bulutlarda meydana, gelen elektrik akımı sebebi ile bulutlar arasında meydana gelen elektrik akımı. Bulutlar, bu buharlaşma ya da başka sebepler yüzünden elektrikle yüklüdürler. Bulutların bu elektrik yükü, bir buluta ya da yeryüzüne atlarsa şiddetli bir şerare akımı meydana gelir. Bu akım sırasındaki elektrik gücü çok olduğundan, şerare akımı, çok şiddetli olur. Bu elektrik akımı, bulutlar arasında meydana gelmişse buna şimşek, bulutlarla yeryüzü arasında meydana gelmişse, buna yıldırım adı verilir.
15 Aralık 2006
Havanın hareketlerine verilen ad. Bu hareketler havadaki sıcaklık farklarından ileri gelmektedir. Yeryüzünde yan yana bulunan iki bölgeden daha fazla ısınanı üzerindeki hava sıcaklığı arttığı için genişler ve hafifleyerek yükselir. Bu sebeple o bölgede basınç azalmış, olur. (alçak basınç). Buna karşılık, daha serin bölgedeki hava soğur ve sıkışır. Bu bölgedeki havanın yoğunluğu ve basıncı artar (yüksek basınç) Basıncı çoğalan bu soğuk hava (yüksek basınçlı hava), ısınmış ve basınç azalmış (alçak basınçlı hava), havanın yükselmesi ile boşalan bölgelere akın eder. Bu durum, bir hava hareketini, dolayısıyla rüzgârı meydana getirir.
Yüksek basınç merkeziyle alçak basınç merkezleri arasındaki fark ne kadar çok olursa, havanın hareketi o kadar hızlı, bunun sonucu da, rüzgârın kuvveti o kadar çok olur.
Karalar, suya göre sıcağı daha çok yansıttığından (gündüzün), denizlerden daha sıcaktır. Bu sebeple, gündüzleri karalar alçak basınç merkezleri durumundadır. Rüzgârlar, denizlerden karalara doğru olur. Geceleri, ise durum tam tersinedir; karalar daha çabuk, denizler daha geç soğur. Karalar yüksek basınç merkezleri, denizler de alçak basınç merkezleri durumundadır. Rüzgârlar karalardan denizlere doğru bir yön takip ederler.
Kutup bölgeleri, devamlı soğuk havanın bulunduğu bölgeler oldukları için yüksek basınç merkezi durumundadır. Ekvator bölgesi ise, alçak basınç merkezidir. Bu duruma göre, Kutuplardan (yüksek basınç merkezleri), Ekvatora doğru (alçak basınç merkezi) devamlı bir hava hareketi meydana gelir.
Saniyede 4-20 metre hızla esen rüzgârlara hafif rüzgâr, saniyede 20.34 metre hızla esen rüzgâra fırtına, saniyede 34 metreden hızla esen rüzgârlara da kasırga adı verilir.
Rüzgârlar, estikleri yönlere göre de adlar alırlar. Kuzeyden esenlere yıldız güneyden esenlere kıble, kuzeydoğudan esenlere poyraz, güneybatıdan esenlere karayel, güneydoğudan esenlere keşişleme, doğudan esenlere güneydoğusu, batıdan esenlere günbatısı adları verilir.
Bunlardan başka, tropikal ülkelerdeki sürekli olan rüzgârlara alizeler, belli mevsimlerde denizlerden karalara doğru esen rüzgârlara meltem adları verilir.
15 Aralık 2006
Yeryüzünde her hangi bir noktanın çekül çizgisiyle, güneşin en büyük yüksekliğe vardığında bulunduğu nokta arasından geçen düzlem ve bu düzlemin gök küresiyle ara kesiti olan büyük daire. Meridyen daireleri, 360 yarım daire ya da 180 bütün dairedir. İngilterede, Londra yakınlarındaki Greemvich rasathanesinden geçen meridyen başlangıç olarak kabul edilir ve (0) ile gösterilir. Buradan doğu ve batıya doğru 180 er meridyen sayılır ve her meridyen buna göre numara alır. Aynı meridyen üzerinde bulunan bütün yerlerin yerel saatleri aynıdır.
15 Aralık 2006
Yılın, süre bakımından birbirleri ile az çok eşit olan dört bölümü.
Bunlar, ilkbahar, yaz, sonbahar ve kıştır. Her mevsimdeki ısı azlığı ve çokluğu, ortalama olarak bellidir. İlkbahar, ısı ortalamasının fazla olmadığı bir mevsim; yaz, ısı ortalamasının fazla olduğu bir mevsim; sonbahar, ısı ortalamasının fazla olmadığı bir mevsim kış, ısı ortalamasının düşük olduğu bir mevsimdir.
Yeryüzünün ısı oranının artması ya da eksilmesi, ısı kaynağı olan güneşe göre olan duruma bağlıdır. Bu durum da, yeryüzünün ekseninin, yörünge düzlemi ile 23 derecelik bir açı meydana getirecek şekilde eğik olmasından ileri gelmektedir. Bu özellik de, güneş ışınlarının yeryüzüne dik ya da eğik olarak düşmesini sağlar. Güneş ışınlarının dik olarak düşmesi, yeryüzünün o bölgesinin çok ısınmasını, eğik olarak düşmesi, az ısınmasını; ikisi ortası bir durumda düşmesi ne fazla soğuğun ne de fazla sıcağın olmasını sağlamış olur. Bu ısı farkları da, mevsimlerin meydana gelmesine sebep olur.
Mevsimler, kuzey ve güney yarım, kürelerinde, tam olarak birbirinin karşıtı durumundadır. İlkbahar mevsimi 21 Martta başlar ve 21 Hazirana kadar üç ay boyunca sürer. Yaz, bu tarihte, başlar ve 23 Eylüle kadar üç ay sürer. Sonbahar bu tarihte başlar ve 21 Aralıkta son bulur. Kış da 21 Aralık ile 21 Mart arasındaki günleri kaplar.Kuzey Yarımküresinde yaz iken, Güney Yarımküresinde Kış Kuzey Yarımküresin. de ilkbahar iken, Güney Yarımküresinde sonbahardır. En uzun gece ve en kısa gündüz 21 Aralıkta, en kısa gece ve en uzun gündüz 21 Hazirandadır.
15 Aralık 2006
Yeryuvarlağının ekvatordan en uzak olan ve yer ekseninin geçtiği var sayılan iki noktasından her biri. Güney ve Kuzey olmak üzere iki kutup vardır. Her iki kutup da devamlı olarak karlarla örtülüdür.
15 Aralık 2006
Gizli olan ya da başkalarınca bilinmeyen şeyleri meydana çıkarma.
Keşifler, çoklukla tarihin gidişini değiştirmiş, medeniyetin gelişmesini sağlamış önemli olaylardır. Keşif demek, tabiatte var olduğu halde, yapılan araştırmalar sonucunda, sonradan meydana çıkarılan gerçekler demektir.
Keşifler, tarihte önemli bir konudur. Çünkü, coğrafya alanında yapılan keşiflerle, bilinen dünya daha da genişlemiş, meydana çıkarılan yeni yerler, tarih bakımından, milletlerin daha medenî olmasına, daha geniş alanlara yayılmasına yol açmıştır.
İlk çağların tarihini okurken, yalnız Orta Asyada, Avrupada Afrikanın kuzeyinde, Anadolu ve Mezopotamya yörelerinde yaşayan milletlerin tarihini görmüş olduğumuzu hatırlamalıyız. Orta Çağın sonlarına kadar, Akdenizin dışına çıkılmadığını da, gözönüne getirmeliyiz. Keşifler, yeni bir çağ getirdi: Pusulanın bulunarak gemicilikte uygulanması ile, Avrupalı denizcilerde, yeni yeni denizlere açılmak yolu başladı. Bunun birçok sebepleri arasında özellikle, Haçlı Ordularının, Doğuya doğru olan akınlarında, Doğunun paha biçilmez kumaşlarına, baharatına, diğer birçok eşyasına karşı olan hayranlık başta gelir.
Osmanlıların İstanbulu ele geçirdikten sonra Doğunun önüne bir duvar gibi gerilmesi, Avrupalıları, Doğudaki bu değerli şeylere kavuşmak için, başka yollar aramaya şevketti. Bu aralar, pusula da denizcilikte kullanılmaya başlandığı için, Doğuya, Hindistana gideceğiz diye Akdenizden açılarak, Atlas Okyanusuna, Batıya doğru deniz gezileri başladı.
O zamanlar, dünyanın yuvarlak olduğu bilinmiyordu. Akdenizden dışarı çıkılıp, Atlas Okyanusunda ilerlerken, dünyanın öbür ucuna, yani Doğuya, yani Hindistana ulaşacaklarını sanıyorlardı.
Genel olarak bu düşüncelerle, Avrupalı denizciler, büyük deniz seferlerine başladılar. Ülkelerinin daha zengin, kendilerinin daha kuvvetli olmasını isteyen Avrupalı hükümdarlar da, bu yolda denizcilere yardım ettiler. Onların büyük gemiler yapmasını, çok sayıda tayfalarla, denizlere açılmalarını sağladılar.
Bu geziler, yeni yerlerin keşfedilmesine ve Avrupaya bağlı yeni yerlerin bulunmasına yol açtı. Böylece Avrupa daha zenginleşti, daha medenî bir kara parçası oldu, dünyada yeni bir çağ başladı. Afrika kıyıları:
Portekizli bir gemici olan Vasko Da. Gama, kralın isteği üzerine, Hindistana gidecek Doğu yolunu bulmak için geziye, çıktı. Afrikanın, Atlas Okyanusundaki. Batı kıyılarını, güneye doğru dolaşarak. Afrikanın en güney kıyılarına vardı. Buradan Doğuya dönerek Hindistana kadar ulaştı (1498). Yeni Dünya: Amerika:
Portekiz kralı gibi, İspanya kraliçesi de Hindistana gidecek yolun bulunmasını istiyordu. Hindistana, Batıya doğru çıkılacak bir deniz yolculuğu ile varılacağını sanan Kristof Kolomba, gerekli yardımı yaptı. Kristof Kolomb, 1492 yılında, Hindistana vardığını sanarak, yeni bir kara parçasını, Amerikayı keşfetti
1520-21 yıllarında da, başka bir Portekiz denizcisi olan Macellan, Batıya doğru uzun bir yola çıktı. Amerikanın en güneyini dolaştı (Buraya, Macellan Bogazı adı verildi). Büyük Okyanusa çıktı. Filipin adalarına kadar ulaştı. Böylece bütün dünyayı dolaşan ilk denizci oldu. Keşiflerin sonuçları:
Coğrafya alanında yapılan geniş çaptaki bu keşifler, önemli sonuçlar getirdi. Bunlardan başlıcası, dünyanın yuvarlak olduğudur. Bundan başka dünya, da bulunan karalar, denizler hakkında geniş bilgiler edinildi, hayvanlar ve bitkiler hakkında yeni yeni bilgiler elde edildi. Yeni ticaret alanları ve ticaret konuları meydana çıktı. Avrupa ülkeleri, yeni bulunan bu yerlerden elde ettikleri malları satarak, zengin oldular. Bu milletler, dünyanın her tarafında sömürgeler kurdular. Avrupanın zengin oluşu, güzel sanatlara ve bilime verilen önemi arttırdı, böylece Rönesans başladı. Bilim de, çeşitli alanlarda; önemli gelişmeler kazandı. Avrupanın bu ilerlemesi ve zengin olması ile Akdeniz ve Doğu ülkeleri, eski önemlerini kaybettiler.
15 Aralık 2006
Havada donarak çok hafif billur yumakları şeklinde yağan su damlaları ve donmuş olan bu su damlalarının yerde meydana getirdikleri beyaz tabaka.
Havanın yukarı tabakalarında bulutlar halinde bulunan su buharı, sıcaklık sıfırdan aşağı bulunduğu zamanlarda donar ve kar meydana gelir. Aşağı tabakalar daha sıcak değilse, çok çeşitli şekillerde taneler halinde yere düşer.
Kar, bitkileri şiddetli soğuklardan koruyan bir örtü vazifesi görür.
15 Aralık 2006
Sunî olarak meydana getirilen su geçitlerine verilen ad. Nehir ve deniz sularını birbirine bağlamak, yolu kısaltmak, ulaştırmayı kolaylaştırmak, tarım bakımından toprakları sulamak ,bataklıktan kurutmak, endüstride hidroelektrik tesislere gerekli suyu göndermek gibi çeşitli amaçlar için kanallardan faydalanılır.
Kanal açmak ihtiyacı, tarihin çok eski devirlerinden beri kendini hissettirmiştir. Milâttan 1400 yıl kadar önce Mısırda Nil nehri ile Kızıldeniz arasın da bir kanal düzeneği yapılmıştı. Dünyanın en eski ve en uzun kanallarından biri de Çindedir. 1300 kilometre uzunluğunda olan bu kanal Pekinden başlar, imparator kanalı adı ile bilinir. Bu kanal, M. Ö. 486 yılında başlamış M. S. 1320 yılında tamamlanmıştır. Bugün çok harap olmuş bir durumdadır. Ancak bazı kısımlarında küçük teknelerle gezi yapılabilmektedir.
Gerek ticaret, gerekse siyaset bakımından dünyanın en önemli kanalları arasında Süveyş kanalı ile Panama kanalı vardır. Bunlardan biri Kızıldenizle Akdenizi, öbürü Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanusu birleştirir.
15 Aralık 2006
Önceki