'Fizik' Kategorisindeki Yazılar

Ses

Cisimlerin titreşiminden meydana gelen fiziksel bir olay. Fakat sıvı, katı , gaz cisimlerinin titreşimlerinin ses olabilmesi için, bu titreşimlerin saniyede 20 den 20.000 e kadar olması gereklidir. Ses titreşimleri, havaya çarpınca, suya atılan bir taşın meydana getirdiği halkalar gibi, havada her yönde ilerleyen titreşimler meydana getirir. Böylece ses, havada ses dalgaları halinde yayılır. Ses dalgaları, kulağımıza gelirler. Kulak zarında da aynı titreşimleri meydana getirerek sesi duyma olayı meydana gelmiş olur.
Sesin, ses dalgaları halinde yayılması, ışık kadar olmasa bile (ışık saniyede 300.000 kilometre hızla gider), hızı oldukça fazladır. Saniyede 331 metre gider.
Sesin başlıca üç özelliği vardır : a – Şiddeti (sesi meydana getiren titreşimlerin büyüklüğüne, ses kaynağından olan uzaklığa bağlıdır), b – Yüksekliği (saniyedeki titreşim sayısına bağlıdır; titreşim ne kadar çok olursa, ses o kadar ince olur), c – Tonu (aynı yükseklik ve aynı şiddetteki sesleri birbirinden ayırt etmemize yarayan özellikleridir; titreşen maddenin cinsine göre değişir). Ses titreşimlerinin, belirli bir zaman aralığında eşit olması, gürültü yü meydana getirir. Belirli bir armoni içinde karışan ses dalgaları ise müziği meydana getirir.

15 Aralık 2006

Yanma

İki madde arasında ısı çıkması ile meydana gelen olaya verilen ad. Havada da saf oksijen içerisinde olan yanmalar, oksitlenmeyi meydana getirir.
Maddeleri yakabilmek ,yanma olayını meydana getirebilmek için çoklukla önceden bir miktar ısının dışardan verilmesi gereklidir. Yanma başladıktan sonra meydana gelecek ısı, yanmayı devam ettirmeğe yeteceğinden artık dışardan ısı vermeğe lüzum kalmaz.

15 Aralık 2006

X ışınları

Gözle görülmeyen, doğru çizgi halinde yayılan, mıknatısın etkisi altında kalmayan ışınlara verilen ad. Ünlü Alman fizikçilerinden Roentgen tarafından 1896 yılında Geissler tüpleri ile yapılan bir deney sırasında bulunmuştur. Roentgen, bu tüplerle deney yaptığı sırada, masada bulunan bir billurun flüerörans hale geldiğini görmüştür. Deneylerini ilerletmiş, aynı olayın, tüple billur arasına siyah bir kâğıt konması halinde de devam ettiğini görmüştür. Roentgen X ışınları adını verdiği bu ışınların, katot ışınlarının cama çarpması ile meydana geldiğini ve cam yerine bir maden kullanılması halinde daha iyi sonuç alındığını görmüştür.
Özellikle tıpta kullanılması ile büyük faydalar sağlayan X ışınları ile kemiklerin ve iç organların filmlerini çekmek imkânı sağlanmış, böylece, tıpta geniş ölçüde ilerlemeler olmuştur.

15 Aralık 2006

Madde

Uzayda bir yer kaplayan ve ağırlığı bulunan her şeye verilen ad. Maddenin şekil almış hali de cisim i meydana getirir. Madde ile ilgilenen değişik bilimler vardır. Fizik maddenin şeklini ilgilendiren yani cisimlerle ilgilenen bir bilimdir. Kimya ise, maddenin özellikleri, yapısı ve ayrı ayrı maddeler arasındaki ilgi ve değişimleri inceler.
Bu duruma göre, bir maddenin fiziksel ve kimyasal olmak üzere iki türlü özelliği vardır. Fiziksel özellikler, daha çok maddenin dış görünüşünü ilgilendiren özelliklerdir (renk, koku, tad, sertlik iletmesi v.b. gibi). Kimyasal özellikler, bir maddenin başka maddelere karşı kimyasal ilgisini gösterir. Bunlar, bir maddenin iç yapısını ve benliğini ilgilendiren özelliklerdir (yanıp yanmaması, hava, su, asit ve bazlara olan tepkileri gibi.)

15 Aralık 2006

Mercekler

İçinden geçen paralel ışınları, düzenli bir şekilde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran saydam cisimler. Başlıca iki çeşit olur. Bir çeşidi, ortaları kalın kenarları ince olan şeklidir, Bunlara yakınsak mercek (dışbükey, konveks de denir) adı verilir. Öbür çeşidi, ortaları ince, kenarları kalın olan şeklidir. Bunlara da ıraksak mercek (içbükey, konkav da denir) adları verilir

15 Aralık 2006

Mıknatıs

Demir ve nikeli çekip taşıyabilen çubuğa verilen ad. Bu şekilde demir parçalarını çekme, yani mıknatıslık, milâttan birkaç yıl önce, Batı Anadoluda bulunan Yunan şehirlerinden Maguesia (bugünkü adiyle Manisa) şehri yakınlarında gözlenmiştir. Siyah ve ağır bir taşın (bileşiminde demir oksit olan bir taş) demir parçalarını çektiği görülmüş, bu olaya da (magnetite) adı verilmiştir.
Bu tabiî mıknatısların yanında, bir çelik parçasını tabiî bir mıknatıs taşına ya da çelik bir mıknatıs çubuğa sürtmek suretiyle ve elektrik yoluyla geçici mıknatıslık da elde edilebilir. Çubuk şeklinde bir mıknatısta, demir tozlarının bu mıknatıs çubuğun uç kısımlarında daha büyük bir şiddetle çekildiği görülür. Bu noktalar bir mıknatısın kutup noktaları dır. Kuzey yöne dönen mıknatıs kutbuna kuzey kutbu (N), güneye dönen mıknatıs kutbuna güney kutbu (S), adı verilir. Aynı addaki mıknatıs kutupları birbirlerini çekerler. Ancak, bir mıknatısın kuzey ve güney kutuplarını birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bu değişik kutupta olma özelliği, demir çubuğun en küçük parçalarının bile molekül mıknatıs özelliği taşımalarındadır.
Bir mıknatıs iğnesinin düşey bir düzlem içinde aşağı yukarı hareket edebilir bir şekilde asılması halinde, yatay durmadığı görülür. Bu iğne mıknatıs, yatay eğilme açısı yapar (Türkiyede 60°). Bu açı kuzeye gidildikçe büyür. Bu özellik, yer kürenin, büyük bir mıknatıs gibi etki etmesinden ileri gelmektedir.

15 Aralık 2006

Kaldıraç

Bir noktası bir yere dayanan ve bir cismi kolaylıkla kaldırmaya yarayan araçlara kaldıraç denir. Büyük ağırlıkları, kolaylıkla ve fazla kuvvet kullanmadan kaldırdıkları için, kaldıraçlar, günlük hayatta en çok kullanılan araçlardandır. Sırık, maşa, bahçe küreği, fındık kıracağı, terazi, makas, tahterevalli hep birer kaldıraçtır. Kaldıraçlara örnek olarak bir sırığı alıp incelediğimizde bir kaldıraçta, başlıca üç önemli nokta görürüz : 1 – Kuvvet noktası, 2 – Destek noktası, 3 – Direnç noktası.
Kuvvet noktası, ağırlığı kaldırmak için sırığa basılan noktadır. (A).
Destek noktası, sırığın altına konan destektir (B).
Direnç noktası, ağırlığı kaldıran yerdir (C).
Kuvvet noktasından destek noktasına kadar olan yere (yani A C araşma) kuvvet kolu, destekten direnç noktasına kadar (yani C B arası) olan yere de direnç kolu denir.
Bir kaldıraçta önemli olan, kuvvet kolunun, direnç kolundan çok uzun olmasıdır. Kuvvet kolu, direnç kolundan ne kadar fazla uzun olursa, bir ağırlığı kaldırmak için gerekecek kuvvet, o kadar az olacaktır. Bunu, bir formül olarak, şu şekilde yazabiliriz.
Kuvvet X Kuvvet kolu = Direnç X Direnç kolu Kaldıraç çeşitleri :
Kaldıraç, kuvvet ve direnç noktalarının değişik yerlerde olmasına göre adlar alırlar. Üç çeşit kaldıraç vardır:
1 – Birinci çeşit kaldıraçlar : Kuvvet bir başta, destek ortada, direnç ö-teki başta olan kaldıraçlardır.
Makas, terazi, kayık küreği, bir sandığı yerinden oynatmak için sırıkla yapılan kaldıraç, bu cins kaldıraçlardır.
2 – İkinci çeşit kaldıraçlar : Kuvvet (A) başta, direnç (C) ortada, destek (B) uçta olan kaldıraçlardır.
Fındık kıracağı, çekçek arabası bir çeşit kaldıraçlardır.
3 – Üçüncü çeşit kaldıraçlar : direnç (Ç) bir uçta kuvvet (A) ortada, destek (B) öbür uçta olan kaldıraçlar, dır.
Maşa, bahçe küreği bu çeşit kaldıraçlardır.
Bu çeşit kaldıraçlar bizim, her işimizde kullanabildiğimiz kaldıraçlardır. Bunlardan başka, her zaman için, kaslarımız ve kemiklerimiz, çeşitli kaldıraçlar meydana getirerek hareketlerimizi kolaylaştırırlar.

15 Aralık 2006

Kuvvet

Bir cismin hareketini doğurabilen ya da değiştirebilen kudrete verilen ad. Bir kuvveti belirtmek için a – Uygulama noktasını (yani cismin üzerinde etki yaptığı noktayı), b – Doğrultusunu yani boyunca etki yaptığı doğruyu, c – Yönünü (yani uygulama noktasını sürüklemeğe çalıştığı yönü), d – Büyüklüğünü ya da şiddetini bilmek gerektir.
Kuvvet birimi kilogram-ağırlıktır. Bu, Pariste Ağırlıklar ve Ölçüler Uluslararası Bürosunda muhafaza edilen iridyomlu platinden yapılmış bir ayar bloka etki eden yer çekimi kuvvetidir; çok yaklaşık olarak dünyanın, + 40 santigratta ve boşlukta alınacak olan bir desimetre küp saf suya Pariste etki eden çekim kuvvetini temsil eder.C.G.S. (santimetre, gram saniye) sisteminde kuvvet birimi dindir. Değeri, Pariste bir kilogram ağırlığın 1/981000 parçasıdır.
Buna göre bir gram ağırlık, Pariste 981 din değerindedir.

15 Aralık 2006

Görüntü

Bir ayna ya da bir mercekte, bir cismin görünmesi haline verilen ad. Yeryüzündeki cisimler, ya çevresine ışık işıni saçan, ışıklı cisimler dir, ya da bu ışıklı cisimlerden çıkan ışık ışınlarını alan ışıksız cisimler dir. Işık ışınlarını geri gönderirler, böylece yansıma olayı meydana gelmiş olur. Cisimlerin görünmeleri, ancak yansıma olayı sayesinde meydana gelen fizikî bir olaydır. İşte, herhangi bir cismin yansıyan bu ışık ışınlarının, saydam olan bir cisme, bir ayna ya da bir merceğe çarpması sonunda, burada da bir yansıma olayı meydana gelmiş olur. Bu yansıma olayının meydana geldiği yer olan ayna ya da mercekte de, o cisimlerin ters olan şekilleri belirmiş olur. Bu olay, görüntü, yansıyan ışık ışınlarının uzantılarından meydana gelmiş olduğu için, bu görüntüler birer cisim değildir.

15 Aralık 2006

Hareket

Bir cismin, durağan bir noktaya göre durumunun ya da yerinin değişmesine verilen ad.
Olduğu yerde duran bir cisim, dengededir. Denge durumunun bozulması, hareketin olması sonucudur. Hareket, çeşitli durumlara göre, çeşitlilikler gösterir.
Hareket, genel olarak ikiye ayrılır: 1 – Çizgisel hareket, 2 -Dönme hareketi. Çizgisel harekette bulunan cisimler, bir çizgi üzerinde ilerler. Cismin üzerinde gittiği çizgi, o cismin yörünge sini meydana getirir. Dönme hareketi, bir eksen çevresinde olan harekettir.
Gerek çizgisel harekette gerekse dönme hareketinde, üç şekilde hareket olur: Düzgün hareket, düzgün olmayan hareket düzgün değişen hareket.
Düzgün hareket, zaman ne oluyorsa olsun, ortalama hızı hep aynı olan harekettir. Böyle harekette, hareket eden cismin hızı değişmez, belli zaman aralıklarındaki hızı, zamanla orantısız olarak değişen harekettir.
Düzgün değişen hareket, hızı zamanla orantılı olarak değişen (artan yada eksilen) harekettir. Yani böyle harekette hız, zamanın birinci dereceden bir fonksiyonudur. Böyle harekette hız, zamanla artıyorsa, harekete düzgün hızlanan hareket eğer zamanla azalıyorsa, harekete düzgün yavaşlayan hareket demir.
Tabiatta, canlı ve cansız varlıklar, hareket edip etmediklerine göre üç bölüme ayrılır:
1 – Hareket etmeyen varlıklar. Bunlar, cansız varlıklardır. Topraklar, taşlar, madenler, dağlar, tepeler, kendiliklerinden hareket edemezler.
2 – Bulundukları yerde hareket eden varlıklar. Bunlar da, bitkilerdir. Dikkat edecek olursak, belli bir yere ekilen bir tohum ya da diki|en bir fidan, zamanla gelişir, yer değiştirmediği halde, büyümesine devam eder. Ağaç şeklini alır, Çevresine dallar salar. Bulunduğu yere göre de, güneş ışığını alabilmek için, güneş ışığının geldiği tarafa doğru, yine yerini değiştirmeden döner. Bu yerini değiştirmediği halde, hareket edildiğinin örneğidir.
3 – Tam olarak hareket eden varlıklar. Bunlar da hayvanlar ve insanlardır. Hayvanlar ve insanlar, yiyecek bulmak, yaşamalarının gerektirdiği şeyleri yerine getirebilmek için, devamlı olarak yer değiştirirler ve hareket ederler.İnsan ve hayvanlarda hareket:
İnsan ve hayvanlarda hareket ,iki türlüdür:
1 – İsteyerek yapılan hareketler. Bir hayvanın istediği bir yere doğru gitmesi, bizim koşmamız, bacağımızı, kolumuzu oynatmamız, ağzımızı açıp kapamamız, isteyerek yapılan hareketlerdir.
2 – İstediğimiz dışımda yapılan hareketler. Gerek insanların, gerekse hayvanların, istekleri dışında yaptıkları hareketlerdir. Kanın dolaşımı, kalbin atması, bağırsakların, midenin çalışması gibi hareketler, isteğimiz dışında olan hareketlerdir.
İnsanlarda ve hayvanlarda, isteğimizle olsun, isteğimiz dışında olsun, hareketi sağlayan organlar, kemikler, kaslar ve eklemlerdir .

15 Aralık 2006

Önceki


Kategoriler

Aylara Göre