'Eğitim' Kategorisindeki Yazılar

Diploma

Bir öğrenim kolunun ya da derecesinin tamamlandığını bildiren resmî kâğıt. Memleketimizde, ilkokulu, ortaokulu, liseyi, üniversitenin herhangi bir fakültesini bitirenler diploma aldıkları gibi, çeşitli meslek ve sanat kollarını bitirenler de diploma almaktadırlar.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Dil ve tarih coğrafya fakültesi

Ankara Üniversitesine bağlı fakültelerden biri. 14 Haziran 1935 tarihli bir kanunla kurulmasına karar verilmiş ve ilk defa, 9 Ocak 1936 da yapılan bir törenle açılmıştır. Adı, Büyük Atatürk tarafından verilmiş olan bu fakülte, ilkin Evkaf apartmanında öğretime başlamış, Kasım 1940 tarihinde yeni ve modern binasına taşınmıştır.Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesinde, Türk, Alman, Arap, Fransız, İngiliz, Rus dil ve edebiyatları, coğrafya, felsefe ,hindoloji, hungoroloji, klâsik filoloji, tarih ve sümeroloji, sinoloji enstitüleri bulunmaktadır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Ders

Öğretmen tarafından öğrencilere bilgi verme işi ya da bir bilimi elde etmek için ona dair alman bilginin bir kısmı. Ders, resmî eğitimin ondan ayrılmaz bir parçasını ve okulun en önemli vazifesini meydana getirir.
Bir öğretmen tarafından bilgi verme îşi, değişik çağlarda, değişik amaçlar için yapılmıştır. İlk çağda dersin amacı, çoklukla ,ders dinleyen öğrencilerin hitabet kudretini artırmaktı Orta çağda ise, Batıda tamamen Lâtince, Yakın Doğuda Arapça gibi dilleri ve en önemli dinî bilgileri çocuklara öğretmek amacı için verilmiştir.
Yakın çağlarda ve günümüzde dersin amacı daha da geniş bir özellik kazanmıştır. Çeşitli sosyal şartlar sonucu ve eğitimcilerin çalışmaları ile, öğrencilerin kültür yapıları içine bilgileri sistemli bir şekilde sokmak ve bunların aralarındaki bağlılığı göz önünde bulundurarak öğretmek şeklini almıştır. Böylece, günümüzde dersin amacı öğrencileri toplumun birer parçasını meydana getiren vatandaş olarak sosyal ve kültürel vazifelerini yapabilecek ve bunların sorumluluğunu duyabilecek kişiler haline getirmek olmuştur.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Darülfünun

İstanbul Üniversitesi adı ile hizmetine devam etmekte olan ve menşeini Fatih külliyesinden alan bir yüksek bilim müessesesi. Fatih Sultan Mehmet, İstanbulu aldıktan sonra Sahn ve Tetimme medreseleriadı ile 16 medrese açmıştır. Tetim lise öğrenimine denk bir öğretim yapmakta, Sahn medreseleri ise, üniversite öğrenimine denk bir öğretim yapmakta idi.Aradan yüzyıllar geçmiş ve Türkiyede yüksek öğretim, bu esaslar içinde devam edegelmiştir. Tanzimatın ilânından sonra ülkemizde yüksek öğretim yapan gerçek bir bilim müessesesinin kurulmasına karar verilmiş ve 1850 de böyle bir müessesede okutulacak kitapları hazırlamak amacı ile Encümen-i Dânişadiyle bir akademli kurulmuş, Darültfunun adı verilen bu müessesede ilk dersler, 1863 yılında başlamıştır. Fakat burada verilen dersleri takip edecek bilgide öğreniri; bulunmaması yüzünden, verilen dersler, rağbetsizliğe ve tenkide uğramıştır.
Bu sebeple ilk teşebbüs bir sonuç vermemiş, sıbyan, rüştiye idadi okullarının Avrupai bir özellik alması üzerine, bugünkü anlamında bir üniversite olan DarüIfunun-u Osmanî, 6 Şubat 1870 talihinde açılmıştır. Darülfünun, Hikmet, Edebiyat, Hukuk, Ulumu tabiiye, Riyaziye şubelerinden meydana gelmişti. Ancak, bu Darülffunun da 1871 yılında kapatılmıştır. Maarif nazırı Saffet Paga, yeniden Hıristiyan hocaların ders verdiği ve softa çevresinden uzak bir Darülfünun açmak istemişse de, bu teşebbüs de 1881 yılına kadar sürebilmiştir.. Uzun bir zaman geçtikten sonra Abdülhamit II. nin izni ile ve Darülfunun-u şahane adı ile 19 Ağustos 1900 tarihinde yeniden açılmıştır. Bu teşebbüs, 1908 İnkılâbı ile yeniden düzenlenmiş, öğrencinin sınırlı olması kaldırılmış, öğrenciden ücret alınmamaya başlanmış ve progaramlan yeni baştan düzenlenmiştir. Böylece modern anlamda bir yüksek öğretim müessesesi haline gelen Darülfünun, bir taraftan yeni fakültelerin ve derslerin kurulması, bir taraftan ilmî muhtariyet alması, yabancı profesörlerin ders vermemesi, bir senatonun kurulması v.s. teşebbüslerle, gerçek bir bilim müessesi haline getirilmiştir.
Cumhuriyetin ilânından sonra da bu Çalışmalarına devam etmiş ve daha geniş bir düzenlemenin yapılabilmesi, modern anlamda bir üniversite olabilmesi için, 1 Mayıs 1933 tarihinde lâğvedilmiş ve yerine 1 Ağustos 1933 tarihinde İstanbul Üniversitesi kurulmuştur.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Cilt

Bir kitap, bir dergi ya da bir defterin yapraklarını dağılmaktan korumak ve sırasıyla bir arada toplu olarak bulundurmak için, ince tahtadan, deriden, ya da üzerine deri, kâğıt, bez gibi şeyler kaplı mukavvadan yapılan kaplara verilen ad. Cildin başlangıç tarihi çok eski zamanlara kadar ulaşır. Eski devirlerde gerek balmumu, gerekse papirüsler üzerine ve levha halinde yazılan yazıların sıra ile ve bir arada levhalar bütününün iki yüzüne ince tahta kapaklar geçirilir ve bunların bir kenarlarına açılan ince deliklerden iplik geçirilerek birbirlerine bağlanırdı.
Zamanımızda ciltçilik zamanın modern akımlarına uğrayarak büsbütün modern bir şekil almıştır. Şimdiki ciltler, yanlarındaki sağlamlık ve dikişlerindeki yatkınlık itibariyle ve kullanış bakımından, eski ciltlerden çok üstündür. Bugünkü kitaplar, dört, sekiz, onaltı sayfa halinde büyük bir kâğıda basılarak katlanmak suretiyle forma halinde tertip olunur. Bu formaların yan yana gelmesi ve demir tel yada iplikle dikilmesi, üzerine kâğıt bir kapak geçirilmesi ile kitap meydana gelmiş olur. Böyle kitaplar, ciltsiz kitap ya da kâğıt kapaklı kitaptır.
Bu kitapları ciltletmek için tatbik olunan usul şudur:
Böyle kâğıt kapaklı bir kitabın ilkin kâğıt kapağı sökülür ve formaları birbirinden ayrılır. Formalar, tepesi ağırca bir çekiçle dövülerek ya da bir mengene altına konularak düzeltilir. Sonra sayfa ve forma numaralarının birbirlerini takibine dikkat edilerek, formalar sıra ile dikiş tezgâhı denilen bir tabla üzerine dizilip arka taraflarından dikilir. Dikiş tezgâhı, düz ve yatay bir tahta ile iki yanlarından yukarı doğru dikey olarak tespit edilmiş iki koldan ibarettir. Bu dikey kolların üzerinde de, çerçeve şeklini verecek yatay bir kol vardır. Yatay olan bu çerçeve ile tezgâh tablasına, formaların büyüklüğüne göre, iki ya da daha fazla sicimeler (şerit de olabilir) geçirilmiştir. Formalar aynı hizada olmak üzere bir araya getirildikten sonra, tezgâhta sicim varsa, sırtlarından hafif olacak şekilde (iki ya da daha fazla yerden) testere ile belli belirsiz birer kertik yapılır. Formalar, kertikler sicimlere girecek şekilde tabla üzerine konur. Bundan sonra iğneye geçirilmiş bir iplikle formanın iç tarafından dışına ve dışından içine doğru boydan boya genişçe aralıklı dikişler yapılır ve dikişlerin tezgâh sicimine rastlayan kısmı ona sarılarak forma bu sicimlere iyice bağlanmış olur. Her formanın dikişi bittikten sonra aynı iplikle öbür formalara geçilir. Bütün formalar bu şekilde dikilip ve kitabın sırtına tutkal sürülür. Tutkal kuruduktan ve kitabın ilk ve son sayfalarına, bir yüzü cilt kapağına yapışacak, bir âdi kâğıt (karton da olabilir)yapıştırıldıktan sonra, kitap üç yanından özel bıçaklarla kesilir, böylece kenarları düzgün bir duruma getirilir. Bu iş de tamamlandıktan sonra, kitabın boyuna uygun iki mukavva kesilir. Bu mukavva üzerine geçirilecek bez de kesildikten sonra, kitap sırtının kenarlarına cildin süslü olmasını sağlamak için şiraze denen örme taklidi bir bez yapıştırılır. Kitap sırtının üstüne, kitabı okurken en son okunan sayfayı kolayca bulmak için bir de şerit yapıştırılır. Bu arada, kitabın sırtına yeniden hafif tutkal sürmeli ve kaim bir çekiçle kitabın sırtı dövülmek suretiyle hafif yuvarlatılmalıdır. Kitap bu halinde mengenede bırakıldıktan sonra, önceden kitap boyuna göre hazırlanmış mukavvalara, yine önceden kesilmiş olan bez yapıştırılır. Bezin kenarlarının, mukavvaya düzgün bir şekilde tespiti sağlanır. Bundan sonra, hazırlanmış olan bu bez ve mukavva kapak, kitaba yapıştırılır. Cilt kapaklarının tamamen bezden yapılması bez cilt, sırtının meşinden, üstünün bezden yapılması yarım meşin cilt sırtının bezden, üstünün cilt kâğıdından yapılması karton cild ya da tamamen meşinden yapılması mümkündür.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Burs

Bir kimseye, herhangi bir teşkilât (resmî, hakikî ya da hükmî şahıs) tarafından eğitim masrafı olarak verilen para. Bu parayı alan kimseye de bursiye denir. Bursiye eğitimini tamamladıktan sonra, önceden tesbit edilen bir süre için, burs veren müessesenin hesabına çalışmak ya da kendisine verilen bu eğitim masraflarını ödemek zorundadır.
Bu gün memleketimizde kalifiye eleman yetiştirmek amacı ile çeşitli devlet daireleri, üniversite, özel idareler , belediyeler, bankalar, özel dernekler v.s. tarafından burs verilmektedir.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Binet - simon testi

Çeşitli kabiliyetleri ölçmek için kullanılan bir psikoloji metodu. İki Fransız pisikoloğu olan Binet ve Simonun, Pariste zekâ bakımından geri kalmış çocuklar üzerindeki araştırmaları sonucunda ortaya atılan bu testte, a - zekâ, b - hafıza, c - estelik duygu, d - günlük bilgi olmak üzere dört esas vardır.
Bu testte, değişmez bir takım esaslardan hareket edilerek zekâ rakamla ifade edilmektedir. Bu rakam da, sıfır ile 200 arasında değişik kıymetler almaktadır. Her çocuğun zekâsı, testte kazandığı rakamların toplamına eşittir. Böylece yapılan test sonucunda elde edilen rakamlar 0 ile 70 arasında olursa budala ve ahmak; 90 - 110 arasında olursa normal zekâ; 110 dan yukarı olursa üstün zekâ, dehâya yakın zekâ sonuçlarına varılmış olur.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Bakalorya

Bazı memleketlerdeki orta öğrenimi bitirme imtihan ya da üniversitelerin verdiği en aşağı akademik paye.
Bakalorya, memleketimizde ilk defa 1867 yılında kurulan Galatasaray Lisesinde uygulanmıştır. İkinci Meşrutiyet devrinde, liselerle denk olan o zamanki idadileri bitirenlerin yüksek okullara ve üniversitelere girmeleri, bakalorya denilen imtihanı vermeleri ile mümkün olmuştur. 1926 - 1935 yılları arasındaki
lise bitirme imtihanları ile 1935 yılımdan beri yürürlükte olan olgunluk imtihanları, bakalorya özelliğinde olan imtihanlardır.
Bazı Avrupa ve Amerika memleketlerinin yüksek okullarında, esas, bitirme imtihanını vermeden yapılan bazı imtihanlara bakalorya denmektedir. Bu memleketler üniversitelerin bazı fakültelerinde çeşitli imtihanlarda başarı kazanan öğrencilere, başarı kazandığı dersle ilgili akademik payeler verilmektedir.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Akademi

Üyeleri seçilme suretiyle tâyin edilen edebiyat, ilim, fen ve sanat kurumlarına verilen ad.
Akademi kelimesi, eski Atina şehrinin batısında bulunan ağaçlık bir yerin adı idi. Yunan filozofu Eflâtun (Platon), buraya her gün gelerek öğrencilerine ders verir, tartışmalarda bulunurmuş. Bu sebeple, bu türlü dersler verilen yerlere Akademi dendiği gibi, Edebiyatla ilgili kurumlara da aynı ad verilmiştir.
Orta Çağda bazı Avrupa memleketlerinde Akademiler kurulmuş olmakla, beraber, bunların en ünlüsü Fransız Akademisidir (Academie Française).
Louis XIII. devrinde başbakan olan Kichelieu tarafından 1635 yılında kurulmuştur. Richelieu, bu Akademiyi yabancı kelimelerin ve yanlış deyimlerin etkisi altında bulunan Fransız dilini düzeltmek amacı ile kurmuştu. Bu Akademi, bu sebeple 1694 ve 1878 yıllarında iki sözlük meydana getirmiştir. Bundan başka Almanyada 1700 yılında kurulan Berlin İlim Akademisi, Belçikada 1772 yılında kurulan Kraliyet Akademisi, İngilterede 1901 yılında kurulan İngiliz Akademisi Avrupanın en ünlü olan Akademileridir. Bizde, Akademiye benzeyen ilk kurum, 1850 yılında kurulan Encümen-i Dâniş adlı müessesedir.
Büyük Reşit Paşa tarafından ve Tanzimatın ilânından sonra kurulan bu müessese, çeşitli bilim dallarındaki fakülteleri içine alarak kurulmaya başlayan üniversitemizde okutulacak kitapların yazılmasına ve dilimizin gelişmesine hizmet edecekti. Encümenin dahilî ve haricî olmak üzere iki türlü üyesi vardır. Dahilî üyeler (aslî üye) kırk kişi idi. Zamanının ünlü ve bilgin kişilerinin üye olduğu Encümen-i Dâniş, ilk zamanlarda birtakım faaliyetlerde bulunmuşsa da, sonraları medrese taraftarlarının ağır basması üzerine ihmal edilmiş ve iş göremez hale getirilmiştir.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Sonraki


Kategoriler

Aylara Göre


Destekliyoruz arkadaş - arkadaş - partner - partner - partner - wordpress temaları - çocuk oyunları - ben10 oyunları - jinekolog - kadın dogum doktoru - kadın doğum uzmanı - curcuna.com - seo -