'Eğitim' Kategorisindeki Yazılar
Türkiyede, gerek Osmanlı İmparatorluğu zamanında, gerekse Anadolu Selçuklu Devleti zamanında, çeşitli bilim, kurumları, gerekli önemi görmüş müesseseler arasında yer almış; özellikle Osmanlı İmparatorluğu zamanında, bu bilim kurumları, padişahların ve devlet yöneticilerinin büyük ilgisini görmüştür.
Cumhuriyetin ilânından sonra, ilk ve orta dereceli okullarda yapılan devrim hareketlerinin yanı sıra, yüksek öğretim yapan bilim kurumları da, Cumhuriyet hükümetlerinden gereken önemi görmüştür. Her bakımdan büyük bir hızla gelişmekte olan medeni dünyanın, bilimsel bakımından da gidişine ayak uydurabilmemizi sağlayan bu bilim kurulları, gün geçtikçe çalışma kollarını ve bilim adamlarını genişletmekte, daha büyük imkânlarla, Türk yurduna, yüksek öğrenim görmüş aydın kişiler yetiştirmektedir.
Bugün Türkiyede, şu üniversiteler bulunmaktadır :
1 - İstanbul Üniversitesi: Kuruluş tarihi en eski olan üniversitemizdir. Bilim kurumu olarak başlangıç tarihi, Fatih zamanında kurulan Külliye lere kadar uzanmaktadır. Bu bilim kurulu, yüzyıllar geçtikçe gelişmiş, İstanbul Darülfünunu haline gelmiş, 1933 yılından itibaren de İstanbul Üniversitesi adı ile çalışmasına devam etmiştir. Fakülteleri ile tam kuruluşlu bir üniversite özelliğindedir.
2 - Ankara Üniversitesi : Bu üniversitenin çeşitli fakülteleri, zaman aralıkları ile kurulmuştur. 1925 yılında kurulmuş olan Hukuk Mektebi 1936 da kurulan Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, 1943 te kurulan Fen Fakültesi 1945 yılında kurulan Tıp Fakültesi ile bir üniversite haline gelmiş daha sonraki yıllarda kurulan İlahiyat Fakültesi, Veteriner ve Ziraat Fakülteleri, Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Hacettepe Tıp Fakültesi ile bilim kollarını genişletmiştir.
3 - Atatürk Üniversitesi : 1953 tarihinde kurulmasına karar verilmiş, bir üniversitedir. Merkezi Erzurumdadır Fakülteleri tam olarak meydana gelmemiştir.
4 - Ege Üniversitesi : 1955 tarihinde İzmirde kurulmuş olan bir üniversitedir. Ziraat ve Tıp fakülteleri bulunmaktadır.
5 - Teknik Üniversite : Merkezi İstanbul da bulunan bir üniversitedir. İnşaat ve elektrikle ilgili teknik konularda öğretim yapan bir üniversitedir. Yüksek mühendis okulunun 1946 yılında kabul edilen bir kanunla üniversite öğretimi yapmağa başlaması üzerine kurulmuştur.
6 - Ortadoğu Teknik Üniversitesi : Merkezi Ankarada olan, İngilizce dili ile öğretim yapan, UNESCOnun teşebbüsü ile kurulmuş bir üniversitedir.
15 Aralık 2006
1863 yılında Sir Cyrus Hamlin tarafından kurulmuş olan bir öğretim müessesesi. İstanbul da Boğaziçinde Bebek sırtlarındadır. Robert Kolej, adını, kuruluşunda paraca yardımda bulunanların başında gelen Newyorklu zenginlerden Christopher R. Robertten almıştır, ilk başta bir tek ahşap binadan ibaretti. Devamlı gelişmeler geçirerek bugünkü altı blok binadan kurulu bir öğretim müessesesi haline geldi. Erkek ve Kız Koleji olarak iki kısımdır. 1950 yılımda orta ve liseden ibaret olan koleje bir de mühendis yetiştirmek için yüksek kısım ilâve edildi. 3 yıldır da buna ilâveten Kolej, Fen Lisan, Ekonomi ve İş idaresi yüksek kısımları ilâve edilmiştir. Hâlen 800 öğrencisi bulunmaktadır.
15 Aralık 2006
Herkesin girip kitap okuması için kurulmuş ve içine bir çok kitap toplanmış olan bina, kitap saray.
Kütüphanelerin, kitap kadar eski bir tarihi vardır. Eski Mısır ve Asurlulardan itibaren Yunanlılar ve Romalılarda özel ve genel kütüphaneler kurulduğu bilinmektedir. Ortaçağ içindeki kütüphaneler, çoklukla din müesseseleri ile paralel bir özelliktedir. Batıda kitabın ve kütüphanenin önemini kaybettiği zamanlarda Doğuda, İslâm dünyasında kütüphaneler, üzerinde önemle durulan müesseseler olmuşlardır.Ancak, bütün bu kütüphaneler, çoklukla yazma eserlerin bulunduğu binalar durumunda kalmıştır.Matbaacılığın icat edilmesi ve kitap basımının, özellikle Rönesans devrinden sonra çok büyük bir gelişme kazanması, kütüphanenin önemini gittikçe arttırmıştır. Böylece kütüphaneler, toplum hayatında önem kazanan müesseseler olmuşlar, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda Avrupada kütüphanecilik ayrı bir ihtisas kolu haline gelmeğe başlamıştır.Bugünün görüşüne göre kütüphaneler, bilimin gelişmesi ve milletlerin kültür seviyelerinin yükseltilmesi konusunda üniversiteler kadar gerekli müesseselerdir. Bugünün kütüphanesi, yalnız kendi memleketinin basılı bütün eserlerini (kitap, gazete, dergi, broşür v.b.) toplamak ve düzenlemekle kalmayıp yabancı ülkelerin bütün değerli eserlerini takip etmek, zamanında derlemek ve bunları çatısında bulundurmakla daha geniş çapta, vazife görüyor.
Memleketimizde cumhuriyetle beraber daha modern bir düşünce ile genişleyen kütüphanecilik, Millî Kütüphanenin kurulması ile büyük gelişmeler kazanmıştır.
15 Aralık 2006
Köy öğretmeni ve köye yarayacak diğer meslek adamlarını yetiştirmek üzere tarıma elverişli toprakları olan bölgelerde, Millî Eğitim Bakanlığınca açılmış olan okullar. Enstitüler, en az beş yıllık bir öğretim süresi içinde tam devreli köy okullarını bitirmiş köylü çocukların yetiştirmek amacı için kurulmuştur. Kültür derslerinin yanında tarım ve teknik dersleri de verilmek suretiyle yetiştirilmiş olarak köye döndüklerinde, o köy için en güvenilir bir kültür adamı olarak çalışmak imkânını bulmuşlardır.Binlerce köy öğretmenini yetiştiren bu okullar, 1950 yılından sonra, özelliklerini değiştirmişler ve İlköğretmen Okulları adı ile yeni bir öğretime bağlamışlardır.
15 Aralık 2006
Öğretim, belli bir amaç için gereken bilgiyi verme işidir. Öğretimin çeşitli basamakları vardır: İlköğretim, orta öğretim, yüksek öğretim gibi.
İlköğretim, çocuklara okuyup yazmayı, hayatta en gerekli bilgileri verir.
Orta öğretim, ilkokulu bitirmiş olanlara daha geniş bilgiler sağlar.
Yüksek öğretim, bilim kollarından birindeki bilgilerin edinilmesini sağlar.
Öğretim ve eğitim, insanların topluluk hayatı yaşamaya başladıkları en eski devirlerden başlar. Ana ve babaların çocuklarına karşı duydukları sevgi, onları hayata hazırlamaya, tehlikelerden sakınmalarını öğretmeye zorlamıştır. Bu zorlama, eğitim ve öğretimden başka nedir?
Daha sonraları, öğretim ve eğitim biraz daha gelişmiştir. İleri toplumlarda, çocukların öğretim ve eğitimi, belli kurumlar tarafından yapılmaya başlanmıştır. Bu kurumlar, okullardır. Türklerde öğretim : Eski Türklerde öğretim ve eğitim, din yolu ile başlamıştır. Günlük hayatın hazırlıkları, ata binmeyi, avlanmayı öğrenmek, bundan sonra gelmiştir.
Osmanlılar zamanında öğretim medrese sistemine dayanır. Bu sistemde, ön plânda verilen din bilgilerinin yanında hayatla ilgili çeşitli bilimler okulların ileriliğine göre, derece derece verilmiştir.
Fakat, gerçek anlamı ile öğretim, Cumhuriyetin ilân edilmesi ile başlamıştır. Okullarımız, Cumhuriyetin ilân edilmesinden sonra, Lâik sistemde kurulmuşlar; ilk, orta ve yüksek öğretim kurumlarımız gerçek değerlerine ulaşmışlardır.
Bugünkü Öğretim Kurumlarımız:
Yurdumuzda bugün öğretim, bütün uygar ülkelerde olduğu gibi, üç devreye bölünerek yapılır:
1 - İlköğretim, 2 - Orta öğretim, 3 -Yüksek öğretim.
İlköğretim : Bütün Batı ülkelerinde olduğu gibi, Devletin görevlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Yedi yaşından 16 yaşına kadar her Türk vatandaşı, ilköğretimi yapmak zorundadır.
Çocuklar, ilkokul çağma gelinceye kadar ilk bilgileri, annelerinden, babalarından, çevrelerinden alırlar. Yedi yaşından sonra ilkokul çağı başlar.
İlköğretimin amacı, çocuklara, en gerekli bilgileri vermektir. İlköğretim Programı, bu amacı, Genç nesli çevresine faal bir şekilde uymasını sağlamak suretiyle iyi vatandaşlar olarak yetiştirmek şeklinde özetler. Çocuğu hem hayata, hem orta öğretime hazırlayan ilkokullarımızın en önemli dâvası budur.
İlköğretim, Türkiyede beş yıldır. Beş yıllık öğretim devresini başarı ile bitiren öğrenci, hayat için gerekli genel bilgileri öğrenerek okuldan çıkar. İsteyen orta öğretime devam için orta okula yazılır. İsteyen de, hayatını kazanma yollarını, çalışmakta bulur.
Türkiyede ilköğretim, en belli başlı eğitim problemlerinden biri olarak dikkati çeker. Okulsuz köy bırakmamak, her okula öğretmen bulmak, okuma çağındaki her çocuğu okula yerleştirmek, onlara, hayat için gerekli bilgileri vermek, ilköğretimin başlıca konulan ve meseleleridir.
İlköğretim, Türkiyede, asıl amacına erişmemiş olmakla beraber, son yıllarda, en yüksek başarı seviyesine ulaşmıştır.
15 Aralık 2006
Bir alfabeyi meydana getiren ve okuyup yazmayı sağlayan işaretlerden her biri. Bugün kullanmakta olduğumuz alfabede, dilimizin seslerine göre harf bulunmaktadır. Türk alfabesindeki küçük ve büyük harfler şunlardır.
a, b, c, ç, d, e, f, g, ğ, h, i, ı, j, k, 1, m, n, o, ö, p, r, s, ş, t, u, ü, v, y, z.
A, B, C, Ç, D, E, F, G, Ğ, H, I,İ, J, K, L, M, N, O, Ö, P, R, S, Ş, T, T Ü, V, Y, Z.
Alfabedeki her harf , bir sesin karşılığıdır. Harfler, ya ses kirişlerinden kopup gelerek, ağzın az ya da çok aç durumunda, hiçbir engele rastlamada serbest olarak çıkarlar; ya da bir seslinin yardımıyla çıkarılabilirler. Serbest olarak çıkan seslere, Sesli harfler, b sesli harfin yardımıyla çıkarılabilen harflere de sessiz harfler denir.
Sesli harfler, dilin, dudakların, çenenin aldığı duruma göre, a - kalın ince sesliler, b - düz yuvarlak sesliler c - geniş ve dar sesliler olmak üzere üç ayrılırlar.
Sessizler de çıkış yerlerine (dudak diş, damak, hançere) söyleniş sırasında ses yolunun aldığı duruma, kirişleri ses verip vermemesine göre çeşitlere ayrılır.
15 Aralık 2006
Türkiyede Avrupadaki gibi, müspet bilimlerle ve yeni savaş metotlarıyla donanmış subaylar yetiştirmek için açılmış olan subay yetiştirme okulu.
XVII. yüzyılın sonlarına doğru, zamanın silâhları ile donanmış ve bilgili subay ve askerlerden meydana gelmiş Batıdaki orduların yanında, asırlar boyunca zaferden koşarak büyük kahramanlıklar yaratmış olan Osmanlı ordusu eski silâh ve bilgilerle, artık, beklenen başarıları sağlayamaz bir duruma gelmiştir. Özellikle yeniçerilerin devamlı başkaldırmaları ve savaşlarda başarılar kazanamamaları üzerine, Osmanlı ordusunu yeniden düzenlemek fikri, devleti yönetenlerde yer etmeye başlamıştır. Bu düşünce ile ilkin 1773 tarihinde Mühendishane-i Behri Hümayunadı ile savaş gemilerinde çalışan bilgili subaylar yetiştiren Deniz Harp okulu açılmıştır. Bir süre sonra da (1793) Mühendishane-i Berri-i Hümayun adlı bir istihkâm ve topçu subaylara yetiştirecek olan bir topçu okulu açmıştır.
Ordunun asıl kadrosunu meydan a getiren yeniçeri ve sipahileri yöneten subayların. Batı ölçüsündekiler gibi yetişmesini sağlayacak okulun açılması ise, yeniçerilerin, ve sipahilerin başkaldırma korkusu içinde açılmıştır. Sonunda 1826 yılında yeniçeriliğin kaldırılması ve yerine Asakirî Mansûrei Muhammediye ordusuna subay yetiştirmek zorunluluğu, yeni yeni bilgiler veren bir subay okulunun açılması sonucunu doğurmuş, böylece 1834 yılında Harbiye Mektebi adı ile kara subayı yetiştiren okul açılmıştır. Türkiyede lise, ortaokul, hattâ ilkokulun bulunmadığı bir zamanda açılmış olan bu okulda, öğrenciler işe ilkin alfabe öğreniminden başlamakta ve zamanla ,askerlikle ilgili bilgileri öğrenmekteydiler. Genel bilgilerle dolu olarak yetişmiş olan Harbiye Mektebinin ilk mezunları, Türkiyede yalnız asker okullarında değil, sivil okullarda da yıllarca, öğretmenlik yapmak suretiyle Türk gençliğinin yetişmelerini sağlamışlardır.
Harbiye Mektebi, ilk mezunlarını, böyle bir öğretim içinde, kuruluşundan 14 yıl sonra 1848 yılında verebilmiştir. Harbiye Mektebi, türlü güçlükler içinde yıldan yıla gelişerek memleketin en önemli bilgi ve kültür ocaklarımdan biri olmuş, buraya girecek öğrencilerin yetişmesini sağlayan askerî ortaokul ve liselerin kurulması ile de, Batı ölçüsünde öğrenim yapan gerçek bir subay yetiştirme okulu olmuştur. İlkin İstanbulda kurulmuş olan Harbiye Mektebi,1937 yılında Ankaraya getirilmiş ve adı da Harp okulu olmuştur.
Büyük zaferler kazanmış büyük komutanların yetiştiği bir okul olan Harbiye Mektebi önemli bilgi ve kültür müesseselerimizden biridir.
15 Aralık 2006
Harbiye Mektebinin 1937 yılında Ankaraya nakledilmesinden sonra aldığı ad.
15 Aralık 2006
Bir üniversitenin ders konusu bakımından ayrılmış kollarından birine verilen ad. Bu kollarda, üniversite öğretimi ile ilgili çeşitli meslekleri ve bilim dallarını meydana getiren dersler, toplu olarak görülür. Tıp Fakültesinde, hekimlikle ilgili öğretim görülerek hekim yetiştirilir.
Fen Fakültesinde, çeşitli fen dalları ile ilgili dersler gösterilir. Bir üniversiteye bağlı olan fakültelerin başlıcaları şunlardır: Edebiyat, İktisat, Tıp, Fen, Ziraat, Veteriner, Siyasal, Bilgiler, Hukuk, Orman, İnşaat, Mimarlık, Elektrik, Makine, Maden, İlahiyat.
15 Aralık 2006
Osmanlı sarayında, sonraları Mabeyn-î Hümayun denen sarayın iç bölümüne verilen ad. Harem-i Hümayun dairesi, Hazine-i Hümayun, Hırka-i Saadet daireleri bu bölümün içinde bulunurdu. Buralarda gerekli işleri görmek özellikle padişahın özel hizmetlerini görecek kimseleri yetiştirmek için saray içi okul teşkilâtı da bulunurdu.
Enderun için yetiştirilecek olanlar, devşirme ile toplanan acemi oğlanlardı. Devşirmelerin en yakışıklılarından seçilen acemi oğlanları, Enderun ağalarının elinde eğitim görür okuma, yazma, saz v.b. öğrenirdi. En yüksek rütbeleri Enderun ağalığı idi. Fakat, bu okuldan yetişenler içinde sadrazam olanlara bile rastlanır.
15 Aralık 2006
Önceki