'Dünya Tarihi' Kategorisindeki Yazılar

Köle

Eski zamanlarda, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp hürriyetlerinden mahrum edilen her türlü hizmette bir karşılık vermeden kullanılan, mal gibi alınıp satılabilen erkek.Kölelik, özellikle eski zamanlarda var olan bir haldi. Ya savaşlar sırasında ,ya para ile satın alınarak, ya da başka ülkelerden zorla kaçırılarak elde edilen kölelertoplumsal ve insanî hiç bir hak sahihi olmadan kendilerinin sahibi olanlar tarafından dilendiği gibi kullanılırlardı.Mısırda ehramları yapmışlar, Yunanlılar ve Romalılar zamanında en önemsiz görünen işleri bile yapmak zorunda bırakılmışlardır.Avrupada uzun yıllar devam eden kölelik, XIV. yüzyıldan başlayarak kaldırılmağa başlanmış XIX.yüzyılda tamamen ortadan kaldırılmıştır. Fakat yer yer bazı geri ülkelerde, bugün de kölelik vardır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Hellenizm

Büyük İskender in Asya seferleri sonunda, Hindistana kadar yayılmış olan Yunan kültürünün, Yunanistan sınırları dışına çıkıp Akdeniz bölgesi ve Ön Asyada Doğu kültürleriyle karışmasıyla meydana gelen yeni medeniyet devrine verilen ad. Bu kültür İskenderin Asya seferleriyle başlamakta ve Mısırın Romalılar tarafından alınmasıyla son bulmaktadır. (M.Ö. 330 – 30) yılları arasında).
İskender in fetihleri sonunda Yunan kültürü Akdeniz bölgesinden Hindistan içlerine kadar yayılmış, birçok yerlerde Doğu kültürleri üzerinde etki yapmış, bazı yerlerde de yerli kültürlerin etkisi altında kalmıştır. Bu kültürün bu kadar geniş bir alana yayılmasında, o devirde birçok ülkelere yayılmış olan Yunanlıların rolü önemlidir. Yunanlılar, gittikleri şehirlerdeki insanlarla aralarında çeşitli bağlar kurmuşlar, bu bağlantının sonucu da, Yunanistan dışındaki şehirlerde yaşayıştan düşünüşe kadar Yunana uyan değişmelerin meydana gelmesi sonucunu meydana getirmişlerdir. Ancak Yunan kültürü ile olan bu temas, şehirlerin dışında yaşayan büyük insan kütlelerine etki yapmamış, buraları, kendi törelerini korumağa, kendi dillerini konuşmağa, kendi tanrılarına tapmağa devam etmişlerdir. Böylece, Yunan kültürü, her şeyden önce bir şehir kültürü olmak özelliğini taşımış, Yunanlıların siyasal kudretlerinin azalmasıyla ilkin duraklamış, sonra gerilemiş ve İskender in ölümünden aşağı yukarı 100 yıl sonra Doğu eski haline yeniden dönmüştür.
Hellenizm devrinde, yeniden birçok yollar, şehirler kurulmuş, pozitif ve deneysel bilimlerde ilerleme olmuş, Yunanistan dışında birçok Ön Asya şehirleri, bilim merkezleri haline gelmiştir.
Hellenizm devrinde Yunan dini de kültür etkileri gibi, geniş bir alana cayılmış, yeni kurulan şehirlerde Yunan tanrıları için birçok tapmaklar yapılmış, bu arada yeni yeni tanrılar ortaya çıkmıştır. Yunan düşüncesinin bitmez tükenmez yaratıcı kudreti kendini Hellenizm edebiyatında da göstermiş, yeni yeni edebî türler ortaya çıkmıştır. Hellenizim devrinde, felsefede çeşitli bilim dallarında önemli ilerlemeler olmuş, gerek mimarî alanında, gerekse heykeltıraşlık alanlarında zamanımıza kadar gelebilen büyük eserler yaratılmıştır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Gotik yazısı

Ortaçağda kullanılan bir yazı şekli. Bizim eskiden kullandığımız kufi yazı gibi köşeli harflerden ibaret bir yazıdır.Yakın zamanlara kadar Almanların resmî ve millî yazısı olarak kullanılmakta idi.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Göl evleri

Tarih öncesi devirlerde insanların özellikle vahşi hayvanlardan korunmak için göllerin içine kazıklar çakarak yaptıkları kulübelere verilen ad. Bu evlerin kara ile ilgileri, sallarla ya da içi oyulmuş kütüklerle sağlanırdı.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Fidye

Türkçesi Kurtulmalık anlamına gelen bir deyim. Bir şahsın esaretten ya da tutulduğu bir belâdan kurtarılması için ödenen paraya ya da eşyaya fidye denir. Eskiden savaş esirleri fidye ile kurtarılırdı. Gerek eski çağlarda, gerek zamanımızda eşkıyalar ailelerinden para koparmak istedikleri zengin kimseleri dağa kaldırır, sonra bu şahısları serbest bırakmak için ailelerinin yüklü fidyeler ödemesini şart koşarlardı. Fidye için adam kaçırmak zamanımız gangsterlerinin sık sık başvurdukları bir vurgun usulüdür. Amerika da 1920 yılından beri ve Fransada da son yıllarda çok önemli çocuk kaçırma vakaları olmuştur. Amerikada olan bu çocuk kaçırma vakalarında genel olarak fidye ödendiği halde gangsterler kaçırdıkları çocukları öldürmektedirler. Son yıllarda fidye için en mühim çocuk hırsızlığı vakası Fransada tertiplenmiş ve meşhur Peugeot otomobil fabrikaları sahibinin oğlu kaçırılmış ve kurtarılmış, sonra da polis gangsterleri yakalamaya muvaffak olmuştur.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Fes

Kırmızı renkli ve silindir şeklinde başlık. Fes adı, fesin ilk yapılıp giyildiği yer olan Fastan gelmedir. Memleketimizde kavuk giyme adedinin kaldırıldığı 1828 yılından, şapka kanununun kabul edildiği 1925 yılına kadar kullanılmıştır Fesler, vuruldukları kalıplara göre az çok değişik biçimler alır ve bunlara mahmudiye, mecidiye, aziziye, hamidiye, zuhaf, sıfır numara, dar Beyoğlu gibi adlar verilirdi. Feslere, aynı zamanda, biçimleri değişebilen püsküller de koymak âdetti. Çoğu müslüman ülkelerde hâlâ fes giyilmektedir.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Ebced hesabı

Eski alfabedeki harfleri hesap ederek tarih düşürme usulü. Eski alfabelerin her biri bir rakamla değerlendirilir ve bunlar hesap edilerek yazılan bir ibareden bir anlam ve tarih çıkarılır.
Bu usul, eski tarihçiler ve şairler tarafından çok kullanılmıştır. Ezberde kolayca kalan bir şiir aracı ile, bu olayın tarihini bulmak kolay olduğu için anıtların tarihleri ve ünlü kişilerle İlgili çeşitli tarihler, çoklukla bu usulde yazılmış mısralarla tespit edilmiştir.
Meselâ , Mimar Sinan ın mezar taşında olan gicdi bu demde cihandan biri mimaran Sinan mısraı, ebced usulüne göre hesap edildiği takdirde, Mimar Sinanın eski tarihe göre ölüm yılı olan 996 rakamı çıkar.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Düello

Eskiden bazı ülkelerde bir hakareti kanla temizlemek için iki kişi arasında ve şahitler önünde yapılan silâhlı çarpışma. Eski çağlarda iki kişi arasında ve herkesin önünde yapılan silahlı çarpışmalar, savaşlara başlarken, dâvâlı şefler arasında bir gösteriş çarpışması şeklinde ya da savaşı kızıştırmak için yapılırdı. Şahıslar arasındaki çeşitli anlaşmazlıkları düello ile ve meşru bir şekilde halletmek şekline, Orta çağın derebeylik devrinde rastlanır. Bu çağda salgın bir hal alan düello, bir âdet ve moda haline gelmiş, özellikle XVII. yüzyıl Fransasında aristokrat ailelerin pek çok kaybına sebep olmuştur. Sonradan düello yapmak, hükümetler tarafından yasak edilmiş, böylece, bu keyfi adam öldürmenin önü alınmıştır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Çağ

Zaman, vakit, yaş ve devir anlamlarına gelen bu kelime ,tarih öncesi devirleri takip eden ve büyük olaylarla ayrılan zamanların bölünmesinde kullanılır. Tarih, yazının icat edilmesiyle başladığına göre, devirler ,genel olarak, tarih öncesi devirler ve tarih devirleri olmak üzere iki bölüme ayrılır. Taş devri, tunç devri, demir devri, tarih öncesi devirler in bölümlerine girer. Tarih devirleri de, a - ilk çağ, b - Orta çağ, c - Yeni çağ, d - Yakın çağ olmak üzere dört bölüme ayrılır.
İlk çağ, Tarih öncesi devirlerin sonu olan demir devri nden - yani M.Ö. IV. bin yıldan - M.S. 395 (Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesi) ya da 476 (Batı Roma imparatorluğunun yıkılması) tarihine kadar devam eder.
Orta çağ, M.S. 395 ya da 476 tarihlerinde başlar ve 1453 (İstanbulun Türkler tarafından alınma tarihi) yada 1492 (Amerikanın Kristof Kolomb tarafından keşfedilme tarihi) yılma kadar devam eder.
Yeni çağ, 1453 ya da 1842 tarihlerinden başlar, büyük Fransız ihtilâlinin başlangıç tarihi olan 1789 tarihine kadar sürer.
Yakın çağ, Büyük Fransız ihtilâlinin başlangıç tarihinden, günümüze kadar geçen zamanı içine alır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Cariye

Eskiden, yabancı ülkelere yapılan akınlarda esir edilen, ya da bu ülkelerden kaçırılan ve alınıp satılabilen kadın ya da kız Cariyeyi satın alan, üzerinde kesin tasarruf hakkına sahipti; istediği işi gördürür, dilerse yeniden satabilirdi.
Ortaçağda beyaz ve siyah ırkın binlerce esirin satılabildiği pazarlar, en önemli ticaret işlerinin olduğu pazarlar durumunda idi. Bu pazarlarda ve İslâmlığın yaygın devirlerinde büyük şehirlerde, yabancı ülkelerden getirilen cariyeler, devrin ileri gelenlerine ve zenginlerine uzun yıllar satılmıştır. Bu bakımdan Bağdat ve Mekke, esir ticaretinin merkezi durumuna gelmiştir.
İslâm hukukuna göre, cariyelerle sahipleri arasında nikâha lüzum yoktu. Cariye kayıtsız şartsız sahibinin malı idi. Bir cariyeden çocuk olursa, bu çocuk babasının medenî halini kazanır, sahibinden bir çocuğu olan cariye de ancak sahibinin ölümünden sonra hürriyetine kavuşabilirdi.
İslâmlıktan önce ve Peygamber Muhammed zamanında esir edilen bir kadın yada kızın cariye olması esası kabul edilen bir esas olmakla beraber, halife Ömer zamanından itibaren Müslümanların esir olamayacağı esası kabul edilmiştir. Bu sebeple, çeşitli pazarlarda satılan kadın ve kızlar Afrika içlerinden, Avrupa ve Yunan ülkelerinden İslâm ülkelerine getirilmiştir.
Osmanlılarda cariyelik, özellikle saraya ve devrin ileri gelenlerine ait bir hak durumunda yerleşmiştir. Osmanlı sarayındaki cariyeler çeşitli ırklara mensup en seçme kızlar arasından İstanbul gümrük emiri tarafından satın alınır, ya da ileri gelen devlet adamları, Kırım hanı ve yabancılar tarafından armağan edilirdi. Bunlar özel bir alınım şekline ve eğitime tâbi olduktan sonra saraydaki yerlerini alırlardı. Cariyeler, sarayda geçirdikleri ilk acemilik devirlerinden sonra şakirtlik, ustalık, gediklilik devrelerini de geçirirler, kadın rütbesi ile padişahın zevceeleri durumuna gelirlerdi.
Cariyelerin arasında padişahın karısı olarak sultanlığa, valideliğe kadar yükselenler ve imparatorlukta söz ve kudret sahibi olanlar da olmuştur.
Sonunda, XIX. yüz yilda cariyelik ve kölelik, milletlerarası bir antlaşma ile kaldırılmıştır. Fakat bugün Suudî Arabistan, Hadramut gibi bazı ülkelerde cariyelik müessesesi hâlâ vardır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre


Destekliyoruz arkadaş - arkadaş - partner - partner - partner - wordpress temaları - çocuk oyunları - ben10 oyunları - jinekolog - kadın dogum doktoru - kadın doğum uzmanı - curcuna.com - seo -