'Dünya Tarihi' Kategorisindeki Yazılar

Şark meselesi

Osmanlı Türklerinin, İstanbulu almasıyla başlayan, kurdukları Osmanlı İmparatorluğu nun hemen hemen bütün devamı boyunca Osmanlı İmparatorluğu nun siyasî hayatında önemli rol oynamış bulunan milletlerarası meseleye verilen ad. Osmanlı İmparatorluğu nun kuvvetli devirlerinde, Osmanlıları Avrupadan sürmek ve kuvvetli bir devlet olmamasını sağlamak gibi bir amaç güden bu mesele; bu zamanlarda, bütün Avrupa devletlerinin, papalığın aracılığı ile Osmanlı imparatorluğuna karşı bir cephe halinde ve birlik olarak durmalarını, gerektiğinde aynı birlik içinde savaşmalarını sağlamıştır. Fakat, Osmanlı İmparatorluğu zayıflamağa başlayınca, İstanbul un ve zengin Osmanlı topraklarının, hangi Avrupa devletinin malı olacağı konusu, Avrupa devletleri arasında çeşitli anlaşmazlıkların, çeşitli düşmanca hareketlerin başlamasına yol açmıştır. Böylece Avrupa devletleri arasında, Osmanlı İmparatorluğu nun siyasal bütünlüğü devam etmeli midir, etmemeli midir? Yolunda bir mesele ortaya çıkmıştır. Avusturyanın, Yunanistanın ve özellikle Rusyanın, Osmanlı İmparatorluğu nun mirasına konmak yolundaki çabaları, İngiltere, Fransa gibi kuvvetli Avrupa devletlerinin, Osmanlı İmparatorluğu lehinde arabuluculuğu ile önlenme yoluna gitmiştir. Yunan ayaklanması, Mısırda Mehmet Ali Paşanın yaptığı ayaklanma, Kırım Savaşı, bu arabuluculuğun ve Osmanlı İmparatorluğu nun siyasî bütünlüğünün devam etmesi yolundaki Avrupa devletlerinin vardığı anlaşmaların birer sonucudur.
Osmanlı İmparatorluğu nun zayıflaması sonucu, Avrupa devletlerinin çeşitli menfaatler düşüncesi altında, bu devleti himayelerine alır gibi takındıkları bu hareketler ve bunların sonucu olarak meydana gelen Şark Meselesi, Büyük Atatürkün liderliğinde kazanılan Kurtuluş Savaşından sonra, özellikle Lozan ve Montrö antlaşmaları ile tarihe karışmış, Türkler, kendi haklarını, yine kendileri koruyabilir bir duruma gelmişlerdir.

15 Aralık 2006

Sosyalizm

Politik ve ekonomik bir doktrin. İstihsalin, değişim ve dağıtımın, halkın, kontrolüyle yapılmasını esas tutar. Bu doktrine göre, emeklerinin karşılığını almak, istidatlarını geliştirmek için herkese eşit fırsatlar verilmek gerekir. Yine sosyalizme göre, servet kaynakları eşdeğer bir bölüme uygulanacak şekilde düzenlenmelidir.

15 Aralık 2006

Saat

Bir günün yirmi dörtte birine eşit olan zaman birimi.Bu zaman birimi esas kabul edilerek zaman göstermek için yapılan araçlara da saat ismi verilir. Zamanı göstermek için kullanılan saatlerin güneş saati, kum saati, su saati, duvar saati ve kol saati gibi birçok çeşitleri vardır.
Eski Mısırlılar ve Babilliler (M. Ö. 5000 – 1000) zamanı, tanıdıkları yıldızların durumuna ya da güneş saatlerine bakarak ölçerlerdi. XVII. yüzyıla kadar da en doğru saatler bu saatlerdi. Babilliler, su saatini icat etmişlerdi. Bu saatte içi yavaş yavaş su ile dolan bir kaptaki suyun seviyesine bakarak zamanı anlamak kabildi. Bu kaba su belirli bir oranda akışla dolardı. İçinde bulunan zembereklerin veya bazı ağırlıkların etkisiyle hareket eden bir seri çarklardan meydana gelen mekanik saatler ilk defa XIV. yüzyılda görüldü, fakat bu ilk saatler doğru gitmiyordu ve bunların sadece akrebi mevcuttu. Yelkovanları yoktu. Huyghens 1657 de saatin içindeki çarkların belirli bir hızla ve turla dönmesini sağlamak için saate bir pandül ekledi. Bu tarihte saatlerin hataları 10 dakikaya kadar indirilmişti. İlk dakik saat 1671 de imal edilen Harrison kronometreydi. Bu kronometre ile saatin hatası günde bir saniyeye indirilmişti. Son zamanlarda enerjisini alternatif akımdan alan elektrikli saatler ve son derece dakik radyo frekans osilâtörleriyle ayarlanan saatler yapıldı. İyi bir astronomik saatin hatasının 24 saatte 0,001 saniyeyi aşmaması gerektir.
Saatlerin Greenwichteki saate göre ayarlanması 1914 yılı 9 Mart günü kabul edilmiştir. Bundan önce saatler Paris saatine göre ayarlanırdı. Bazı memleketler 1915 yılından itibaren günlerin daha uzun olduğu yaz mevsiminde saatleri 60 dakika ileri almaya karar vermişlerdir. Buna yaz saati adı verilir. Yaz saati memleketimizde ikinci Dünya savaşından beri kullanılmaktadır. Süresi de kararname ile tayin edilmektedir. Yaz saati, yazın sıcak aylarında insanların işlerine daha erken başlamalarını sağlar.

15 Aralık 2006

Takvim

Zamanı, yıllara aylara, günlere ayırma yöntemi. Tarihte olup bitenleri, çeşitli tarih olaylarını belli bir zaman ölçüsü içinde ele alarak anlatmak, bunları belli bir zaman ölçüsünün meydana getirilmesi fikri, tarihin en önemli konularından biri olmuştur. İlkel zamanlarda her toplum, kendi toplumu içinde önemi büyük olan bir şeyi tarih için bir ölçü olarak almış takviminin başlangıcını devamını, bu ölçü içinde devam ettirmiştir. Bu düşünceler ve hareketler içinde, zamanı çeşitli şekillerde değerlendiren, pek çok takvimler meydana gelmiştir .
Zamanla, bu değişik ve karışık sistemler, yerini bir iki takvim sistemine terk etmiştir. Bugün, kullanılmakta olan önemli takvimlerden biri, Müslümanların, Peygamber Muhammedin, Medine ye hicretini başlangıç olarak alan Hicrî Takvim ile, başlangıcı, İsanın doğumu olarak kabul edilen Milâdi Takvim dir.

15 Aralık 2006

Rönesans

XIV. yüzyıl ortasında İtalyada meydana gelen, XV. ve XVI, yüzyıllarda Batı Avrupadaki ülkelere yayılan, edebiyat, sanat ve bilim alanındaki uyanışa verilen ad. Rönesans, Avrupada, Orta Çağdan Yeni Çağa geçişi, hazırlayan bir harekettir. İlkin İtalyada başlamıştır, İtalya da, Donte (1265 -1321) Petrarca (1304 – 1374), Boccacio (1313 – 1375) gibi yazarlar, Rönesans hareketinin öncüsü olmuşlardır. Rönesans hareketinin başlamasının sebepleri arasında şunlar vardır: Eski Yunan ve Latin edebiyat, felsefe ve bilimlerinin incelenmesi ,bunların okullarda okutulmağa başlanması; matbaanın icadı ile geniş halk kitlelerinin yeni buluş ve düşünüşleri kolayca okuyabilme imkânının sağlanması : Avrupada bilim adamlarını ve sanatkârları koruyan bir sınıfın meydana gelmesi.
Eski Lâtin ve Yunan medeniyetinin izlerini taşıyan İtalya, bu yeni hareketin öncüsü olan memleket olmuştur.
Buralar Avrupa nın öbür ülkeleri gibi kralların emrinde olan ülkelerden daha serbest daha hür bir durumdaydılar. Çoğu ticaretle geçinen, zengin kimselerden meydana gelen halk,kilisenin baskısına pek aldırmadan yaşıyordu, Zengin aileler sanatçıları korumayı, eski eserleri toplamayı bir vazife biliyorlardı. Böylece yavaş yavaş ,eski Yunan ve Lâtin eserlerine karşı bir ilgi uyanmış; İstanbul un Türkler eline geçmesi üzerine, birçok Bizanslı bilginler, eski elyazmalarını alarak İtalya ya göç edince bu ilgi daha belirli bir şekil almıştır. Uzun zamandan beri kapalı duran, unutulan Yunan ve Lâtin edebiyat ürünleri yeniden ortaya çıkarılmış, eski metinler çoğaltılmaya karşılaştırılmaya, açıklanmaya başlanmıştır. Matbaacılığın yayılması ile bu metinler daha geniş bir alana daha çabuk yayılmış, Rönesans hareketi hızlanmıştır. Dante, Petrarca, Boc-caciodan sonra Machiavelli (1469 – 1527), Ariosto (1474 — 1533), Tasso (1544 – 95) gibi yazarlar yetişmiştir. İtalyan Rönesans hareketi yalnız edebiyat alanında kalmamış, güzel sanatlar alanına da yayılmıştır. Giotto (1266-1337), Botticelli (144 – 1510), Leonardö da Vinci (1452 – 1519), Michelangelo (1475 – 1564), Raphael (1483 – 1520) gibi ressam ve heykeltıraşlar, Brunellesehi (1337 – 1446), Bramante (1455 -1515) gibi büyük mimarlar yetişmiştir. İtalyanın Avrupa ile doğu ülkeleri arasındaki ticareti elinde tutması, Avrupanın öbür ülkeleriyle sürekli münasebetlerde bulunması, İtalyan Rönesans hareketinin buralarda da yayılmasını sağlamıştır.
Fransada Rönesans hareketi, Paris Üniversitesinde Yunanca okutan Gregorio Tifemasın (1415 – 66) etkisiyle başlamıştır. Başlangıçta, Ortaçağ düşünüşüyle hareket eden bilginler ve sanatçılar bu harekete karşı koymak istedilerse de engel olamamışlar, Charles VIII.ın Napoliyi ele geçirmesi Fransızları İtalyan, Rönesans ürünleriyle doğrudan doğru ya karşı karşıya getirmiştir. Asıl Fransız Rönesans ı François I. zamanında kendini göstermiş. Bude ve Scaliger gibi bilginler eski Yunan üzerine araştırmalara hız verirken, Ronsard ile onun çevresinde birleşip Plelade adını alan topluluk da eski eserlerden aldıkları ilhamla yeni bir Fransız edebiyatı meydana getirmeğe başlamışlardır. Rabelais (1494 – 1553), Ronsard (1524-85), Montaigne (1533 – 92) bu hareketin en önemli yazarlarıdır.
Almanyada da Rönesans, İtalyada okuyan Öğrencilerin etkisiyle başlamıştır. Johann Reuehin (1452 – 1522), Meanchton (1497 – 1560), en çok da Hollandalı Erasmus (1467 – 1536) eliyle canlı bir şekil almıştır.
XV. yüzyıl sonlarında İtalyada Padua, Bolonya, Floransa gibi üniversitelerde Rönesans hareketini inceleyen İngiliz bilginleri yurtlarına dönünde Oxford, Cambridge üniversitelerinde bu hareketi yaymaya çalışmışlar; Henry VIII.nin koruyuculuğu ile İngiliz Rönesanssına hız vermişlerdir. William Shakspeare (1564 – 1616) bu devrin en büyük yazarıdır.
Rönesans hareketi, Avrupalılar ve Hollandaya da yayılmıştır. İspanyol Cervantes (1547 – 1616), Hoîlandalı Jerome Boseh (1460 – 1516), Pieter Bruegel (1525 – 69) bu devrin önemli sanatçılarıdır.
Rönesans hareketi, Avrupalıların eski Yunan ve Romanın en iyi sanat ürünleriyle karşı karşıya getirmiştir. Resimde, heykelcilikte ve mimarlıkta yeni bir zevk ve anlayışa yol açmış, eski edebiyat ürünlerini örnek tutarak eserler yazmak isteğini uyandırmıştır. Bu zamana kadar başta İncil olmak üzere hemen bütün eserler Lâtince yazılırken büyük yazarlar, eski ürünleri örnek tutan yazılarını kendi dillerinde vermeye çalışmışlardır. Bu da bir çok Avrupa ülkelerinde millî edebiyatların kuruluşuna yol açmıştır.
Eski Yunan ve Roma eserlerinde daha hür, daha çeşitli bir düşünce tarzı Kendini göstermekteydi, ilerici kiliseler, bunlarla Ortaçağın daracık düşünüş sistemi arasındaki ayrılığı görmüşlerdir : Bilim adamları da bu hür düşünüşten ilham alarak araştırmalarında, değişmez sanılan bir takım kurallara değil, deneye kendi buluşlarına önem vermişlerdir. Böylelikle Rönesans hareketinin sonlarına doğru bilimde de büyük bir ilerleme görülmüştür. Copernicus (1473 – 1543), Galileo (1564 – 1642), Kepler 1571 – 1630) gök cisimlerinin hareketlerini, güneş sisteminin özelliklerini ortaya koymuşlar esrarlı bir görünüşü olan simya ,Van Helmon (1577 – 1644). Böyle (1627 – 94) eliyle modern kimya bilimine doğru gelişmiş; Newton (1642 -1721) modern fiziğin, temellerini Pare (1517 – 90) Cerrahide, Vesalius (1514 -64) anatomide yepyeni buluşlar ortaya koymuşlardır. Harvey (1578 – 1658) kan dolaşımını bularak anatomi ve tıpta büyük bir değişikliğe sebep olmuş; Bacon (1561 – 1626), daha sonra Descartes (1596 – 1650) deneyin, insan aklının her çeşit araştırmada üstünlüğünü belirtmişlerdir.

15 Aralık 2006

Reform

Kuzey Avrupa ülkelerinden çoğunu Roma Kilisesine, özellikle papalar; bağlı kılmaktan uzaklaştıran dinî ve siyasî harekete verilen ad. Reform kelimesi, daha geniş anlamda, Hıristiyan dinine bir yenilik, vermek, rahipler sınıfını düzenlemek amacıyla Kilise içinde ve dışında yapılan hareketler anlamındı kullanılır. Bu geniş anlamı içinde, Katolik ve Protestan Reformundan söz ediyor.
Protestan Reformunun öncüsü Martin Lutherdir. (1483 – 1546). Marttı Luther, 1511 yılında Romaya yapılan bir gezi sırasında papalığa olan güveni sarsıldığı için, Almanyaya dönüşünde Wittenbergde kaleme aldığı 95 maddeli bir protesto ile (Protestan, bundan gelmektedir) Roma Kilisesinden ayrıldığını bildirmiştir. Papalığın ve Almanyada papaların temsilcisi durumunda olan imparatorların ağır baskısı altında ezilen Alman asillerinden büyük bir ilgi göre Luther, böylece, papanın dini başkanlığını, rahiplik mertebelerini, rahipler bekârlığını, azizleri, günah çıkartma; reddetmiştir. Katolik Kilisesinin ve Alman imparatorluğunun karşı koyması 1546 yılında Lutherin ölümü ile bu hareket bir süre zayıflamışsa da, 1555 yılında Charles – Quint, Almanyada Luther mezhebinin (Protestanlığın) varlığını kabul eden bir anlaşmayı imza etmişti Bundan sonra Protestanlık İsveç, Darnimarka ve İsviçre de kabul edilmiştir, sonraları başka Avrupa ülkelerine yayılmıştır.
Reform hareketi sonunda, önceleri Roma Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olmak üzere ikiye ayrılmış bulunan kiliseler, bir daha bölünerek üçe ayrılmış böylece Protestan Kiliseleri meydana çıkmıştır.
Bu bölünme sonucu, Katolik Reformu da yapılmış ve Katolik Kilisesini zayıflatan bir takım yanlış hareketlerinin önüne geçmek için teşebbüslere geçilmiştir. Papa Adrien VI. bu hareketin önemli temsilcisi olmuştur.
Reform hereketi, insanların din üzerinde serbestçe fikir yürütmelerine yol açtı, papaların nüfuzu kırıldı. Kiliselerin halk üzerindeki kesin egemenliği son buldu. Her ülke, kendi din işlerini düzenlemeye, bir çok ülkelerde okullarını, üniversitelerini din baskısından kurtarıp lâikleştirmeye başladılar, incilin her milletin kendi diline çevrilmesi ile de millî diller işlendi, milli edebiyatlar doğdu. Bu bakımdan reform, Avrupada yeniliklere yol açan önemli hareketlerden biri olmuştur.

15 Aralık 2006

Rumi takvim

Eskiden kullanılan bir takvim. Papa Gregorie XIII. tarafından hazırlanmıştır. Buna Gregoryen takvimi adı da verilir. Milâdî 594 yılı Rumî takvimin birinci yılı olarak kabul edilir. Bu duruma göre, Rumî bir yılın, Milâdî takvime çevrilmesi istenirse, bu tarihe 584 sayısını eklemek gerektir. Milâdî bir yılın da Rumî yıla çevrilmesi istenirse, 584 sayısının çıkarılması gereklidir.

15 Aralık 2006

Nobel armağanı

İsveç kimyager ve mühendis Alfred Nobelin kurduğu milletler arası bir armağan. Alfred Nobel, çeşitli patlayıcı madde işletmelerinden ve Baku petrollerinden elde ettiği büyük servetten bıraktığı 9 milyon doları, bu armağan için ayırmış; her yıl, bir yıl önce insanlığa büyük hizmetlerde bulunanlar arasında, bu ana paranın getirdiği faizlerin bölünmesini vasiyet etmişti. Nobel armağanı, beş bölümde dağıtılmaktadır: Fizik (İsveç Bilimler Akademisi tarafından), Tıp (Stockholm Tıp Fakültesi tarafından), Edebiyat (Stockholm Edebiyat Akademisi tarafından), Barış (Norveç Parlâmentosundan seçilen 5 kişilik bir kurul tarafından).

15 Aralık 2006

Mayerling faciası

Avusturya veliahdı Arşidük Rudolf ile sevgilisi Barones Maria Vetseranın 30 Ocak 1889 da, Viyana yakınlarındaki Mayerling köşkünde ölü olarak bulunmalarına, Mayerling Faciası adı verilir.
Veliaht Rudolf, babası Avusturya imparatoru Franz Jozef in tek oğluydu. Bu sebeple, sıkı bir eğitim altında büyütüldü, askerî eğitim gördü. Fakat Rudolf, bu sıkı eğitim yerine, tarih, edebiyat ve felsefe ile ilgilenmeyi, kendi karakterine daha uygun bulmaktaydı. Bu sebeple, babası ile anlaşmaları zor bir veliaht oluyordu. Veliahtlığının gerekliliği ile 1881 yılında Belçika kiralının kızı ile evlendirildi. Fakat o, bu sıkıcı evlilik yerine Barones Maria Cetsera ile bir aşk hayatı yaşamayı tercih etti. Bu aşk hayatının, bir evlilikle sonuçlanamayacağını anladıklarından, iki sevgili, günün birinde, birlikte intihar etmekten başka çâre bulamamış olacaklar ki, 1889 yılında çekildikleri Mayerling köyünde intihar ettiler.
Bu aşk faciası roman yazarlarının işledikleri bir konu haline gelmiştir.

15 Aralık 2006

Mumya

Kokmaktan ve çürümekten koruyabilmek, bozulmaksızın yüzyıllarca saklayabilmek için özel eczalarla muamele edilen ve özel yerlerde (lâhid) saklanan cesetlere verilen ad. Bu usulü eski Mısırlılar icat etmişler ve onlar uygulamışlardır. Mısırlılar, insan öldükten sonra ruhunun yaşadığına ve o ruhun kendi vücudunu aradığına inandıklarından, mumya yapımına önem vermişlerdir. Bu sebeple, eski Mısır Firavunlarının üç bin yıllık mumyaları, daha yeni mezara konmuş gibi bulunmuştur.

15 Aralık 2006

Önceki


Kategoriler

Aylara Göre