'Dünya Coğrafyası' Kategorisindeki Yazılar

Tuna

Avrupada bir nehir. Kara ormandan çıkar, Güney Almanyayı Avusturyayı, Macaristanı Yugoslavyayı geniş menderesler çizerek sular. Buradan Rumanyaya geçer ve üç ağızla Karadenize dökülür. Uzunluğu 2.900 kilometredir. Volgadan sonra Avrupanın en uzun nehridir

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Türkiye

Birinci Dünya Savaşından sonra topraklarının büyük bir çoğunluğu kaybederek tarihe karışmış olan Osmanlı İmparatorluğunun yerine, bir millî mücadele olan Kurtuluş Savaşından sonra kurulan ve cumhuriyet yöneltilen devlet. Yüzölçümü 767.110 kilometrekare, nüfusu 27.754.820 dir. Başşehri Ankaradır 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyetin ilân edilmesi ile kurulmuştur .Kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı, Büyük Atatürktür. COĞRAFYA: Türkiye topraklarının bir bölümü Avrupa da Trakya adını alan bölgeden, öbür bölümü, Asyada Anadolu yarımadasından meydana gelmiştir. Trakyada bulunan toprakların yüzölçümü 23.485 kilometrekare, Anadolu topraklarının yüzölçümü 743.643 kilometrekaredir. Türkiye nin en güneyi (Hatay ilinin güney sınırı 35°, 29 ve en kuzeyi (Sinop yakınlarında İnceburun) 42°, 06 kuzey enlemindedir. Greenwich baş meridyenine göre batıda (İmroz adasının Avlaka burnu) 25°, 39 doğu boylamdan, doğuda (Kars ilinin Türkiye - İran - Ermenistan sınırının birleştiği yer) 44° 47 doğu boylama kadar uzanmaktadır. Genel görünüşü ile bir dikdörtgen şeklindedir.
Türkiye, karadan Avrupada Bulgaristan ve Yunanistanla, Asyada Suriye, Irak ,İran ve Sovyetler Birliği ile; denizden ise kuzeyde Karadeniz, Batıda Ege denizi, güneyde Akdenizle çevrilmiştir. Kara sınırlarının uzunluğu 2.631 (Bulgaristan 200, Yunanistan 204 Suriye 789, Irak 378, İran 470, Sovyetler Birliği 590) kilometre deniz sınırlarının uzunluğu 5.483 kilometredir.
YÜZEY ŞEKİLLERİ: Türkiyenin ortalama yükseltisi 1.132 metredir. Türkiye yüzölçümünün % 53 ü ortalama olarak 1.000 - 2.500 metre yükseltidedir. Yüzölçümünün % 10 kadarı ise, yükseltisi 250 metreden daha alçak olan yerlerdir. Türkiye, aynı zamanda çok
engebeli bir ülkedir: Kuzey ve güneyden yüksek kenar dağlarla çevrelenmiş ve ortası basık ve batıdan doğuya gidildikçe yükseltisi artan bir plato görünümündedir. Bu iç platonun yükseltisi, İç Anadolu Bölgesinde 1.000 metre kadardır. Fakat doğuya gidildikçe artarak 2.000 metreye erişir. Doğu yönünde, kenar dağların da yükseltisi artar. Doğu-Batı yönünde uzanan kuzey ve güney kenar dağlarının, batıya yaklaştıkça yükseltileri azalır. Büyük dağ sıraları, Doğu Anadoluda Erzurum Erzincan arasında ve iç batı Anadoluda birbirlerine yaklaşarak iki düğüm meydana getirirler. Buna karşılık, dağ sıraları Doğu Anadolu platolarında, İç Anadolu ve Ege çukur ovalarında üç yer de birbirlerinden uzaklaşırlar.
Kuzey Anadolu yüzey şekilleri Dağlık bir bölge olan Kuzey Anadoluyu kaplayan dağlara Kuzey Anadolu dağları adı verilir. Bu dağlar, doğudan batıya doğru alçalan sıralar meydana getirirler ve kıyı boylarınca devam ederler. İlk sıra kıyıyı yakından takip eder ve bazı yerlerde yamaçlar denize dalar. Bu sebeple Kuzey Anadoluda bir şerit gibi uzanan kıyı ovaları bulunmaz. Yalnız büyük küçük akarsu ağızlarında delta ovaları yerleşmiştir. Bu sırada doğuda Rize dağları (Kaçkar dağı 3.937 m) ortada Canik dağları batıda İsfendiyar dağları gibi dağlar vardır. İkinci sıra dağlar arasında, doğudan batıya doğru Mescid, Kop, Ilgaz, Köroğlu dağları yer alır. Bu ikinci sıra dağlar, yer yer ırmakların meydana getirdiği ovalarla kesilmiş durumdadır. Kuzey Anadolu dağları, yurdun iç bölümlerini deniz etkisinden uzaklaştırır. Geçitleri fazla değildir. Kuzey Anadolu dağları Avrupanın genç dağlarını, Asyanın genç dağlarına bağlayan bir köprü durumundadırlar.
Güney ve Güneydoğu Anadolu yüzey şekilleri: Bu bölgeler de dağlık bölgelerdir Anadolu yu güneyden çeviren ve Doğu Anadolunun güney kenar dağlarını da meydana getiren dağlara, genel bir adla Toros dağları adı verilir. Bu duruma göre Toroslar, batıda Rodos adasının karşısında Dalaman çayında başlar ve İran topraklarına kadar uzanır. Batı, Orta ve Güneydoğu Torosları olmak üzere üçe ayrılırlar. Batı Toroslar, Antalya körfezinin batısında ve doğusunda yer alırlar. Körfezi iki yandan çevirerek kuzeyde birbirlerine yaklaşırlar ve birbirleriyle karışırlar. Burada Göller Bölgesi denen engebeli bir alan meydana getirirler. Orta Toroslar, Adana ovasını, batı, kuzey ve doğudan çevirirler. Güneydoğu Torosları, İskenderun körfezinin güneyinden başlarlar, Maraş yakınlarına sokulurlar, içbükey tarafı güneye bakan bir yay çizerek Van gölünün güneyindeki Hakkâri dağlarına varırlar.
Batı Anadolu Yüzey şekilleri: Buranın yüzey şekilleri, Ege Bölgesi ve İç batı Anadolu Bölgesi olmak üzere iki bölümde incelenir. Ege Bölgesi Doğu batı doğrultusunda uzanan ve kıyıya dikey inen dağ sıraları ile bu sıralar arasında kalan aynı doğrultudaki oluk vadilerden ve bu vadilerin tabanlarında yerleşmiş olan ovalar meydana gelmiş, yükseltisi az olan bir bölgedir, iç batı Anadolu İçbatı Anadolu Bölgesini Ege Bölgesinden ayıran bir eşik durumundadır. Burada güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda dağ dizilerine ve düzlüklere rastlanır.
Marmara Bölgesi yüzey şekilleri: Bu bölgenin yüzey şekilleri çeşitlidir. Anadolu yakasında Kuzey Anadolu dağlarının kolları uzanır. Dağ sıralarının arasındaki çukurluk alanlar, verimli ovalar alanıdır. Doğu Trakya bölümün de ise, yükseltileri az tek dağlar görülür, ovalık alanlar halindedir.
İç Anadolu yüzey şekilleri: İç Anadolu, çevresindeki yüksek bölgelere göre, ortalama yükseltisi 1.000 - 1.200 metre olan düzlükler alanıdır. Bu düzlüğün bazı yerleri ovalık ve çukur alanlardır; batı yerlerinde de yer yer tel dağlar yer alır.
Doğu Anadolu yüzey şekilleri: Bu bölge, Türkiyenin en yüksek ve engebeli bölgesini içine alır. Ortalama yükseklik. 2.000 metre civarındadır. Bura da sıradağlar, tek tek dağlar, üzerinde dağlar oturmuş yüksek yaylalar, akarsu vadilerinde yüksek ovalar gibi çok çeşitli yüzey şekilleri yer alır.
KIYILAR: Türkiye, Karadeniz Ege denizi, Akdenizle çevrelenmiştir. Kuzeybatıda Marmara denizi, büyük bir göl gibi, topraklarımız arasında bir iç denizdir. Kıyılarımızın uzunlukları şunlardır : Karadeniz kıyısı 1.546 kilo metre, Marmara kıyısı 947 kilometre Ege kıyısı 2.377 kilometre, Akdeniz kıyısı 1.560 kilometre. Kıyıların genel toplamı 6.430 kilometredir.
Karadeniz kıyıları : Dağlar deniz paralel olarak uzandıklarından, Karadeniz kıyıları az girintili çıkıntılıdır. Kıyılar genel olarak yüksektir. Bazı yerlerde alçak delta ovaları meydana gelmiştir. Kıyılar doğuda geniş bir yay çizerek bir girinti batıda ise bir çıkıntı meydana getirmektedir.
Marmara kıyıları : Marmaranı Trakya bölümü düzdür. Anadolu kıyıla ise, girintili çıkıntılıdır. Burada karaya oldukça sokularak bir girinti meydana getiren İzmit körfezi, Gemlik körfezi, Erdek ve Bandırma körfezleri vardı Burada aynı zamanda Samanlı ve Kap dağ yarımadaları da meydana gelmişti Marmara denizi, İstanbul boğazı Karadenize Çanakkale boğazı ile Ege denizine açılır. Bu iki boğaz da, önemli deniz yolları durumundadır.
Ege kıyıları: Ege denizi kıyıların girinti ve çıkıntıları pek çoktur. Burada, dağlar kıyılara dik olarak uzanmıştır ve zamanla çökmeler olmuştur. Bu sebeplerle Ege denizi kıyıları, Anadolu yarımadasının en çok girintili çıkıntılı kıyılarını meydana getirir. Burada, Karaburun, Bodrum ve Marmaris yarımadaları gibi çıkıntılar ve Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Mandalya, Kerme körfezleri gibi girintiler yer alır. Bu kıyıların en işlek limanı, İzmirdir.
Akdeniz kıyıları: Bu kıyılar da Karadeniz kıyıları gibidir. Burada da dağlar, kıyıya paralel olarak uzandıklarından girinti ve çıkıntıları fazla değildir. Korunurlu limanlar burada da bulunmaz. Orta Torosların uzantısına uygun olarak Taşeli platosu ve Teke yarımadası, iki büyük çıkıntı meydana getirmektedir. Bunlar arasında büyük Antalya körfezi ve daha doğuda Mersin ve İskenderun körfezi yer alır. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin birleşik deltaları önünde büyük bir kıyı ovası görülür.
İKLİM : Türkiyenin ikliminde üç esas sebep rol oynar : a - Coğrafya konumu: Türkiye, dünya üzerinde sup tropikal bölge de bulunmaktadır. Bu sebeple Türkiye de sıcaklık, daha kuzeyde bulunan ülkelere göre daha fazladır. Kışlar, genel olarak daha ılıman, yazlar daha sıcak geçer. Yazın kurak kuzey rüzgârlarının, kışın yağış getiren batı rüzgârlarının etkisi çoktur, b) - Kara ve deniz dağılışı: İki yarım adadan meydana gelmiş olan Türkiye, genel olarak çevresindeki denizlerin büyük etkisi altında kalır. Denizler, Türkiye için bir sıcaklık kaynağıdır. Aynı zamanda, yarımada olmasının özelliği,yağışın artma oranında da etkilidir, c) - Yüzey şekilleri ve yükselti: Yüzey şekilleri de iklimde önemli rol oynar. Kuzey ve güneyde kıyılara paralel uzanan kenar dağları, deniz ikliminin daha içerlek bölgelere girmesine engel olur. Günlük ve mevsimlik sıcaklık farkları, kıyılarda daha az olduğu halde, içerideki bölgelerde daha fazladır. Dağların bu durumu, yağışa da etkilidir. İçerdeki kısımlarda yağış oranı düşüktür. Kuzey ve güney kıyılarındaki bu duruma karşılık Ege ve Marmara denizleri bölgelerinde durum değişiktir. Ege denizinde dağlar kıyıya dik olarak uzandıklarından, bu bölgelerde deniz etkisi çok içerlere kadar uzanır. Fakat, daha içerde kalan bölgelerde, yükselti durumun. dağların denize olan uzaklık ve yakınlıklarına göre, iklim çeşitleri kendini gösterir.
İklim tipleri ve bölgeler : İklimde etkili olan bu sebepler, Türkiyede değişik iklim tipleri ve iklim bölgelerinin meydana gelmesi sonucunu doğurmuştur. Türkiyede başlıca üç esas iklim tipi vardır: a - Akdeniz iklimi: Bu iklim tipi, Akdeniz kıyıları, Ege kıyıları ve Marmara Bölgesinin bir bölümünde görülür. Akdeniz ikliminde yazlar sıcak olur. Yılın en sıcak ayının ortalaması bazı yerlerde 28° ye kadar ulaşır. Kış ılık geçer. En soğuk ayın ortalaması 5-100 arasındadır. Bu duruma göre yıllık sıcaklık farkı, 17-20° arasındadır. Yıllık yağış miktarı, ortalama derecede ve 50-80 santimetre arasındadır. Yaz mevsimi hemen hemen kurak geçer. Asıl yağış mevsimi kıştır, b - Doğu Karadeniz iklimi: Doğu ve Orta Karadeniz kıyılarında görülür. Bu iklim tipinde yazlar, Akdeniz iklimine göre daha az sıcak geçer. En sıcak ayın ortalaması 24° yi geçmez. Kışlar, Akdeniz iklimine göre, daha soğuktur. En soğuk ayın ortalaması 6-7° dir. Yıllık yağış oranı fazladır. Sinop ve Samsun arasındaki kıyı şeridinin dışında yağış, hemen her yerde bir metreden fazladır. Yağış oranı doğuya gidildikçe artar. Rizede 2,5 metreyi bulur. Yağış, mevsimlere göre düzenli dağılmıştır, hemen her mevsim, eşit oranda yağış alır. Bununla beraber en az yağmur baharda, en çok yağmur sonbaharda düşer, c- İç kısımların karasal iklimi: Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile îç anadoluda görülür. Böylece Anadolu (Trakya da buna dahildir), Deniz etkisinden oldukça az faydalanan geniş bir iklim tipini gösterir. Bu iklimde kışlar soğuk, yazlar sıcak geçer. Yıllık sıcaklık farkı fazladır (çoklukla 20° den fazladır). Fakat bu karasal iklim, Anadolunun her tarafında aynı değildir.
Kış soğukları, İç Anadolu dan kuzey doğu plâtolarına gidildikçe artar.Yazın sıcaklık oranı ise, Güneydoğu Anadolu yörelerinde çok artar. Türkiyenin en soğuk bölgeleri de Erzurum ve Kars plâtosudur. Buralarda toprak kışın süreli olarak kar ile kaplıdır. Buralarda en yağışlı mevsim yaz, en kurak mevsim de kıştır.
Bitki toplulukları : Türkiye nin bitki toplulukları, iklim tiplerine göre değişiklik gösterir. Akdeniz Bölgesi, yağışın az olması sebebiyle, orman gelişimine elverişli bir bölge değildir. Bu sebeple burada ormanlar, ancak yağışın arttığı dağ yamaçlarına çekilmiş durumdadır. Daha alçaklarda ise kuraklığa uymuş, küçük ve sert topraklı zeytinlik ve kurakçıl meşeler bulunur. Bunların dışında bu bölge bitkilerinin tipik örneği, maki adı verilen bodur ağaçlardan ibaret kalır. Karadeniz Bölgesi, ormanların gelişimine uygun olan bir bölgedir. Bu sebeple, yağışın çok olduğu Karadeniz yöreleri, sık ormanlarla kaplı yörelerdir. Bu ormanlık yörelerin dışında kışları yapraklarını döken ağaçlar, geniş alan kaplarlar. İç bölümlerde bulunan bitki toplulukları ise, step lerde bulunan bitki topluluklarını içine alır. Burada, yaz ve kış arasındaki sıcaklık farkının fazla olması, yağışın az olması, buna karşılık buharlaşmanın (yazları sıcaklığı sebebi ile) fazla olması, kurakçıl, seyrek bir ot topluluğunun meydana gelmesi sonucunu doğurmuştur. Bunların dışında ağaç toplulukları, yağışa daha fazla uğrayan dağ yamaçlarında yer alır. Bunlarda da çoklukla iğne yapraklı ağaç topluluklarına rastlanır.
AKARSULAR : Türkiyede bir çok akarsu vardır. Bunlar dağların dağılış durumundan ve Türkiye nin genel olarak iki yarımadadan meydana gelmiş olmasından oldukça kısadırlar. Sular da her zaman devamlı akmaz, Düzensiz bir rejim içindedirler. Akarsuların çoğu, karların eridiği bahar aylarında taşarlar. Yazları ise, yağışın azlığından ve buharlaşmanın çokluğundan sular çok azalır, hattâ küçük olan bazı akarsular, bütün bütün kurur. Kışları kar şeklinde yağış alan Doğu Anadolu Bölgesi akarsuları ise, kışları bile suları az olan akarsulardır. Akarsuların çoğunun kaynakları yüksektedir; buna karşılık boyları da kısa olduğundan yavaş akmak imkânını bulamazlar.
Türkiyenin akarsu havzaları, akarsuların, sularını boşalttıkları denizlere göre değişiktir. Bunlar arasında, Karadeniz, Akdeniz, Ege denizi, Marmara ve Basra körfezi havzaları ile, sularını hiç bir denize boşaltmayan kapalı bir havza Türkiyenin akarsu havzalarını meydana getirmektedir.
Karadenize dökülen akarsular : Doğu Karadeniz Bölgesinin en önemli akar suyu Çoruhtur. Bundan başka Karadeniz Bölgesinde bulunan ırmaklarımız arasında Yeşilırmak ve Kızılırmak yer alır. Kızılırmak, nehirlerimizin en uzunudur. Kızıldağdan çıkar, Sivastan geçer, Kayseriye yaklaşarak. İç Anadolu da büyük bir yay çizer ve büyük bir delta meydana getirerek Karadenize dökülen Sakarya, ülkemizin ikinci büyük nehridir.
Marmaraya dökülen akarsular : Bunlar Anadolu yakasından gelirler. Bunların içinde en önemlisi Susurluktur. Bu su, çeşitli akarsuların da içine alarak Marmaraya dökülür.
Egeye dökülen akarsular : Bu bölgede oldukça uzun ve çok akarsu, Ege denize dökülür. Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes ve daha başka irili ufaklı akarsularla Trakyada bulunan Meriç, önemli akarsulardır.
Akdenize dökülen akarsular : Bu bölge içindeki akarsular arasında özellikle Göksu, Ceyhan, Seyhan önemlidir. Bunlar, Torosların önünden Akdenize ilerleyerek çok verimli ve geniş bir alan meydana getirirler.
Basra körfezine dökülen akarsular.Bunlar, Türkiye topraklarından doğan en uzun akarsulardır. Fırat, Karasu ve Murat nehirlerinin birleşmesinden meydana gelir. Diclede Zab. Batman ve Boton suları alır. Bu iki nehir de güneyde sınırlarımızdan çıkarak Irakta Şattülarap nehrini meydana getirirler ve Basra körfezine dökülürler.
Hazar denizine dökülen akarsular : Hazar denizine bir kaç akarsu dökülür ise de, bunların içimde en önemlileri Aras ırmağıdır. Bunun da en önemli kolu Arpaçay dır.
GÖLLERİMİZ : Memleketimizde, irili ufaklı pek çok göl bulunmaktadır. Bunlardan en büyüğü Van gölüdür. Yüzölçümü 3.764 kilometrekaredir. Yüzeyi denizden 720 metre yüksekliktedir. Derinliği 100 metreyi geçer. Dışarıya su göndermez, bu sebeple suyu tuzludur. Tuzluluk oranı binde 20 kadardır. Bu tuzların büyük bir kısmını da soda meydana getirir ve göl suyuna acı bir tat verir. Bu sebeple Van gölünde balık yaşamaz. Ancak, akarsuların göle döküldüğü yerlerde balık görülür. Gölün suları yazın kabarır ve kışın alçalır. Koçhisar gölü adı altında tanınan Tuz gölü, ülkemizin ikinci büyük gölüdür. Yüzölçümü 1.620 kilometrekaredir. Kurak bir bölgede bulunduğu için derinliği azdır, hatta yazları oldukça daralır ve çevresinde bir tuz tabakası meydana gelir. Üçüncü büyük gölümüz, Beyşehir gölüdür. Van ve Tuz gölüne oranla daha az yer kaplar. Çok su alır ve fazla sularını Suğla gölüne akıtır. Biraz daha ufak olan Eğridir gölü, ortasından ikiye ayrılmış gibidir. Suları tatlıdır. Burdur gölü ile Acı gölün suları ise tuzludur. Bunlardan başka, Marmara Bölgesinde bulunan göllerimiz vardır, iznik gölü Ulubat ve Manyas gölleri. Sapanca gölü bu çevrenin önemli göllerindendir.
TARİH : Birinci Dünya Savaşı yenilgisinden sonra imzalanan Sevr antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu altı yüz yıla varan tarihi kapatmıştır. Türk yurdunun, düşman saldırısı ile karşı karşıya kalması üzerine, Türk milleti hürriyetini ve bağımsızlığını kazanmak için Millî Mücadelesine başlamıştır. Büyük Atatürkün 19 Mayıs 1919 da Samsunda Anadolu topraklarına ayak basması ile başlayan bu mücadele, pek zor şartlar içinde ve pek güç geçmiş, 9 Eylûl 1922 de düşman ordularının Akdenize sürülmeleri ile, Türk ordusunun ve Türk milletinin zaferi ile son bulmuştur. Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra Mudanya mütarekesi imza edilmiş, 24 Temmuz 1924 tarihinde imza edilen Lozan antlaşması ile de kurtuluş Savaşı ve Türk milletini bağımsızlık mücadelesi, dünya milletleri tarafından kabul edilmiştir.
Kurtuluş Savaşını Osmanlı İmparatorluğu ile ilgisi olmadan Türk milleti adına yöneten Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti nin hukuki durumuna daha gerçek bir anlam vermek düşüncesi ile Büyük Atatürkün önderliğine yapılan çalışmalar sonucu da 29 Ekim1923 günü, cumhuriyet ilân edilmiştir.Millî Mücadelenin önderliğini yapan Büyük Mustafa Kemal, Cumhuriyetin ilân edildiği gece, Türkiye Cumhuryetinin ilk cumhurbaşkanlığına seçilmiştir.
Cumhuriyetin ilân edilmesi ile başlayan bu yeni mücadelede, Türk milletini daha hür daha medeni kılmak çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak için ,yeni yeni kanunlar kabul edilmiş yeni müesseseler kurulmuş ve Atatürk Devrimleri meydana gelmiştir.
Saltanatın kaldırılmasına rağmen (1 Kasım 1922), İstanbulda halife olduğu halde bir hükümdar gibi hareket etmekten çekinmeyen Abdülmecit Efendinin hareketleri karşısında, 3 Mart 1924 tarihinde halifeliğin kaldırılmâsına karar verilmiş ve Osmanlı hanedanı sınır dışı edilmiştir. Aynı gün Büyük Millet Meclisinde kabul edilen bir kanun da gericiliğin ve irticanın bir kaynağı durumunda olan medreseler kapanmış tek bir öğretimin uygulanması kabul edilmiştir.
Bu yıllar içinde Doğu Anadoluda yapılmakta olan devrimler aleyhine bir ayaklanma baş göstermiş, 11 Şubat 1925 tarihinde Şeyh Saitin başkaldırması ile meydana gelen bu hareket, genç cumhuriyet kuvvetlerinin başarısı ile son bulmuştur.
Atatürk bir taraftan memleketin çeşitli dertleri ile didişirken, bir taraftan da devrimlerini uygulamak yolundaki çalışmalarına devam etmiştir.
25 Kasım 1925 ten itibaren medeni kıyafet kabul edilmiş, 30 Kasım 1925 kabul edilen bir kanunla tekke ve ziyaretler kapatılmış, 26 Aralık dan itibaren de milletlerarası saat ve takvim bizde de uygulanmasına başlanmıştır, 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Medenî Kanun ile Türk vatandaşlarının medenî Türk toplumundaki durumu, Batı medeniyetindeki gibi belirli ve medenî bir şekil almıştır .
24 Mayıs 1928 de milletlerarası rakamlar kabul edilmiş, 3 Kasım 1928 den itibaren de Lâtin alfabesinin uygulanmasına geçilmiştir. Bundan sonra yapılan devrim hareketleri ile Türkiye Cumhuriyeti Batı anlamına bir cumhuriyet olma özelliği kazanmıştır.
Türk Milletini çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak yolunda devam eden bu çabaların yanı sıra, yurtta sulh, cihanda sulh anlayışı içinde anlaşmalarına güvenilir bir devlet olmamız yolundaki çalışmalar devam etmiştir. 9 Şubat 1934 de imza edilen Balkan antlaşması, Boğazlar konusunda yeni kararların kabul edildiğini gösteren Montrö antlaşması, 10 Temmuz 1937 de imza edilen Sadabad Paktı, Hatayın barış yolları içinde anavatana katılması bu çalışmaların örnekleridir.
15 yıla varan Cumhurbaşkanlığı zamanında Büyük Atatürk, yapılan bütün tedavilere rağmen, yakalandığı hastalıktan kurtulamamış ve 10 Kasım 1938 günü, ebediyen aramızdan ayrılmıştır.
11 Aralık 1938 de Büyük Millet Meclisi, İsmet İnönünü İkinci Cumhurbaşkanlığına seçmiştir. İsmet İnönünün Cumhurbaşkanlığının ilk yılları, bütün dünyada, İkinci Dünya Savaşının çıkış ve şiddetle devam ediş yıllarına rastlar. İsmet İnönü, bu büyük savaşı, hür ve demokratik milletler safında geçirmemiz ve büyük savaş tehlikesini yurdumuza sıçratmamamız için durmadan didinmiş, böylece Türkiye, İkinci Dünya Savaşını, savaşa katılmadan geçirmiştir.
1945 yılında Dünya Savaşının son bulması üzerine, Türkiye, bir taraftan Miletler Cemiyetinin yerine daha büyük bir küvetle kurulmakta olan Birleşmiş Milletlere üye olmuş, bir taraftan da, ülkemizdeki tek partili demokrasiye son vermek ve ülkeyi, çok partili rejim içinde ve demokratik bir düzende yönetebilmek için, bu hayatın gereklerini yerine getirmeğe başlamıştır. Bu sebeple, 1945 yılından itibaren, Cumhuriyet Halk Partisinden başka siyasî partilerin kurulmasına müsaade edilmiş, bu yolla kurulan partiler, yapılan seçimlere katılmışlardır. 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan genel seçimlerde, Cumhuriyet Halk Partisi, Büyük Millet Meclisindeki çoğunluğu, yeni kurulmuş olan Demokrat Partiye devretmiş, bu sebeple de iktidar, Cumhuriyet Halk Partisinden, Demokrat Partiye geçmiştir. Türkiyenin üçüncü Cumhurbaşkanlığına, Demokrat Partinin lideri olan Celâl Bayar getirilmiştir.
Demokrat Parti iktidarı, ilk yıllarında ülkede yeni bir düzen kurmağa çalışmış ve yapılan 1954, 1957 seçimlerinde Büyük Millet Meclisinde çoğunluğu muhafaza ederek, iktidarda kalmasını bilmiştir. Ancak, özellikle 1957 yılından sonra, Demokrat Parti yöneticilerinin, ülkede takınmağa başladıkları tavır, plânsız ve hesapsız para harcamaların çeşitli suiistimallerin sonucu meydana gelen büyük ekonomik kriz, Türkiyede çok iyi niyetlerle başlamış bulunan demokratik düzen içinde yaşama çabasına gölgeler indirmeğe başlamıştır. Bu sebeple, Demokrat Parti iktidarına karşı muhalefet artmış, buna karşılık, Demokrat Parti yöneticileri tarafından çıkarılan yeni kanunlarla, çeşitli demokratik ve bilimsel müesseseler, kayıtlar altında alınmağa başlamıştır.
İşte bu sonu gelmez gidişin bir sonucu olarak, 27 Mayıs 1960 günü, Türk Silâhlı Kuvvetleri, memlekette bir kardeş kavgasına meydan vermemek için, Demokrat Parti iktidarına son vermiş, Türkiyeyi, normal hukuk düzeni kurulması şartlan hazırlanana kadar, Millî Birlik Komitesi kanalı ile yöneltmeğe başlamıştır. Bir taraftan da, on yıllık iktidarları sırasında, Demokrat Parti yöneticileri ve Demokrat Parti adına çalışmış olanlar, yaptıkları bütün kanunsuz işlerinin Türk yargı heyeti karşısında hesaplarını verebilmek için, Yüksek Adalet Divanı kurulmuş ve bu büyük siyasî dâvalara, Yassı ada da bakılmıştır. Demokrat Parti yöneticileri, Türk kanunları karşısında suç olan bu fiilleri sonucu, çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Beri taraftan, Millî Birlik Komitesi yeni bir Anayasa düzenlenmesi için gerekli olan her şeyi yapmış, bu yeni anayasamız, 9 Temmuz 1961 tarihinde halkoyuna sunularak kabul edilmiş, 15 Ekim 1961 de yapılan genel seçimlerden sonra da, Millî Birlik idaresi fiilen son bularak, Türkiyede yeniden, demokratik düzene önem veren, kanunları ve anayasayı ön plânda tutan bir hükümet kurulmuştur.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Tunus

Kuzey Afrikada Akdeniz yakınlarında bir cumhuriyet. Yüzölçümü 156.000 kilometrekare, nüfusu 4.198.000 dir. Başşehri Tunus şehridir.Tunus, büyük bir tarım ülkesidir. Başlıca ürünleri buğday, arpa ve yulaftır. Zeytin ağaçları ve buğday, Tunusun başlıca gelir kaynağıdır.1574 yılında Türkler tarafından zapt edilmiş, Tunus beyinin yönetiminde, kısmen Osmanlı İmparatorluğuna bağlı bağımsız bir devlet durumunda kalmıştır. 1881 yılında, Fransızlar tarafından işgal edilmiş, 1956 yılında bağımsız bir cumhuriyet olmuştur.Başşehri olan Tunus, Akdeniz kıyılarında 68.000 nüfuslu güzel bir şehirdir.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Trakya

Kısmen Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, kısmen de Yunanistanda bulunan, Avrupanın güneydoğusundaki Balkan yarımadasının Karadeniz, İstanbul Boğazı, Marmara denizi, Çanakkale Boğazı, Eğe Denizi ile çevrelenmiş güneydoğu bölümüne verilen ad. Türkiye sınırları içinde bulunan ve Meriç nehri ile ayrılan parçasına Doğa Trakya, Yunanistanda bulunan parçasına Batı Trakya adı verilir. Türkiye sınırları içinde bulunan bölümünün yüzölçümü 23.485 kilometrekaredir. Bu topraklar içinde iki milyondan fazla nüfus barınır.
Trakya, 1912 yılındaki Balkan Savaşına kadar, Doğusu ve Batısı ile Osmanlı sınırları içinde bulunurken, bu tarihten sonra, ikiye bölünmüş, Doğuda kalan bölümü Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kalmıştır.Başlıca dağları, kuzeydoğuda İstanbulun kuzeyindeki Belgrat ormanlarından başlayarak kuzeybatı yönünde ve Karadenize paralel olarak Bulgaristanı doğru giden Istranca dağlarıdır. Bunlardan başka, güneybatıda Keşan, Malkara, Tekirdağ çevrelerinde alçak dağlar bulunur. Bu dağ bölümlerinin dışında kalan yerleri, yaygın ovalar halindedir. Trakyada Çanakkale, Edirne, İstanbul, Kırklareli ve Tekirdağ illeri bulunmaktadır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Trablusgarp

Libya krallığının başşehri. Nüfusu 144.000 dür 1912 yılına kadar uzun yüzyıllar Osmanlı İmparatorluğuna bağlı bir şehir olan Trablusgarp bu tarihten sonra İtalyanların eline geçmiş İkinci Dünya Savaşından sonra da yeni kurulmuş olan Libya krallığının başşehri olmuştur. Kuzey Afrika da Akdeniz kıyılarında güzel bir şehirdir,

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Tibet

Orta Asyada bir ülke. Çinin bir yönetim bölümü halindedir. Büyük çöller ve yüksek platolar ülkesidir. Dünyanın en yüksek dağları olan Himalayalar, burada bulunur. Yüzölçümü 1.215.000 kilometrekare, nüfuzu 1.174.000 dir. Başşehri, Lassadır. Ülke, dinî bir özelliği olan Dalaylamalar tarafından yönetilir. Eski çağlardan beri devam eden geleneksel hayatlarını devam ettiren insanların bir ülkesi özelliğindedir.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Tebriz

İran Azerbaycan ının merkezi olan şehir. Nüfusu 290.000 dir. Tebriz, İslâm medeniyeti devrinde, Doğunun pek bayındır ve önemli şehirlerinden biri durumunda bulunuyordu. Halı ve şalları ünlüdür.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Tahran

İranın başşehri. Nüfusu 1.513.000 dir. Yüksek surlarla çevrili olan şehirde şahın geniş sarayı, çarşılar, camiler ve modern yapılar vardır. XVIII. yüzyıldan beri İranın başşehri bulunmaktadır.İşlenmiş deri, işlenmiş bakır, şehrin başlıca ticaret konularıdır.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Süveyş kanalı

Kızıldenizle Akdenizi birleştiren kanal. Fransız mühendisi Ferdinand de Lessepsin teşebbüsüyle 1869 yılında açılmıştır. Kanalın Portsaitten Süveyş şehrine kadar olan uzunluğu 168 kilometredir. Genişliği, su yüzünde 80 – 135 metre, su dibinde 45 – 100 metredir. Derinliği 11 – 12 metreye ulaşır. Süveyş kanalının XIX. yüzyılın sonlarında işletmeye açılması ile Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus yolu, Avrupa ya çok yaklaşmıştır. Bu yolla İngiltere ile Hindistan arasındaki deniz yolu, yarı yarıya kısalmıştır. Süveyş kanalının, deniz yolunda sağladığı bu büyük fayda sonucu, dünyanın siyasal, ekonomik alanlarında önemli gelişmeler olmuştur. Milletlerarası hukuka göre yöneltilmekte olan kanal, 1958 yılında Mısır Başkanı Abdülnasır tarafından millileştirilmiştir.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Sumatka

Malenezya takımadalarından sonra takımadasının en batıda bulunanının adı. Yüzölçümü 471.500 kilometrekare, nüfusu 12.000.000 dur.

Yorum ekle 15 Aralık 2006

Sonraki Önceki


Kategoriler

Aylara Göre


Destekliyoruz arkadaþ - arkadas - partner - partner - arkadaþ - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - wordpress - wordpress tema - seo - backlink - video izle - jinekolog - kadýn dogum doktoru - kadýn doðum uzmaný -