'Bilim ve Sanat' Kategorisindeki Yazılar
Maddenin özelliklerini, yapısını, ayrı ayrı maddeler arasındaki ilgi ve değişmeleri inceleyerek, bu değişmelerin bağlı olduğu kanun ve kurallardan söz eden bilim.
Kimya üzerindeki bilimsel düşünce, ilkin Roger Bacon (1214-1294) ile başlar.
Kimya, genel olarak, inorganik cisimleri inceleyen inorganik kimya, organik cisimleri inceleyen organik kimya olmak üzere iki büyük şubeye ayrılır.
15 Aralık 2006
Bir kişinin bir şeyin ya da bir olayın tuhaf ve gülünç taraflarını meydana koyacak şekilde yapılan resim. Karikatürler, güdülen amaçlara göre, şaka etmek, alay etmek ya da küçük düşürmek için yapılmış olabilir. Kuvvetli bir anlatım kudretini gerektirdiği için ince ve önemli bir sanat şubesidir. Edebiyattaki mizah ve yerginin resimdeki şeklidir.
Bugünkü anlamıyla karikatürün meydana gelişi Rönesans devrine rastlar Bizde XIV. yüzyılda başlayan Karagöz oyunu bir çeşit karikatürdür. Fakat karikatürlerin bulunduğu mizah dergileri ancak XIX. yüzyılın sonlarına doğru çıkmağa başlamıştır. Son yıllarda da karikatür sanatı bizde, dünya ölçüsünde bir gelişme kazanmıştır.
15 Aralık 2006
Kalker bir taş üzerine, yağlı bir madde ile çizilmiş yazı ve resimleri basma suretiyle çoğaltma sanatı, taş basması. XVIII. yüzyılda Bavyeralı Senefelder tarafından icat edilmiştir.
15 Aralık 2006
Bilimsel incelemeler, deney ve çeşitli hazırlıklar için kurulmuş, içinde gerekli âletler ve maddeler bulunan yer. Her bilim dalına ya da araştırması yapılacak konuya göre kurulmuş laboratuarlar vardır: Kimya laboratuarları, fizik laboratuarı, atom araştırmaları laboratuarı gibi.
15 Aralık 2006
Yerin halinden bahseden bir ilim, yer bilimi. Jeoloji yerin yalnız şeklini değil, oluşunu, yapısını, çeşitli devirlerde geçirdiği ve hâlâ geçirmekte olduğu değişiklikleri inceler. Başlıca iki kola ayrılır: Genel jeoloji, Özel jeoloji. Genel jeoloji yerin yapılışını dış ve iç kuvvetlerin yeryüzünde yaptığı etkileri inceler. Özel jeoloji de yerin güneşten ayrıldıktan sonra bu güne kadar geçirdiği eğişiklikleri inceler.
15 Aralık 2006
Genel yıkanma yerleri (Evlerdeki yıkanma yerlerine de hamam denir). Hamam denilen genel yıkanma yerleri, eski Romalılar ve Bizanslılarda da yapılmışsa da buharla ısınan ve çok geliştirilmiş olan hamamlar asıl Türklerde yapılmıştır. Bu sebeple, buharla ısınan hamamlar ,genel olarak Türk hamamı adı ile anılır.
Türk hamamları ,başlıca üç bölümden meydana gelmiştir: Soyunma yeri, soğukluk, sıcaklık. Soyunma yeri, sokak kapısından sonra geniş bir avlu üzerinde sıralanmış yüksekçe soyunma sedirlerini ve bölümlerini ihtiva eder. Bu bölümün ortasında çoklukla bir havuz ve bir köşesinde de kahve ocağı bulunur. Soyunma yerinden küçük bir kapı ile soğukluk bölümüne girilir. Soğukluk orta derecede ısıtılmış bir bölümdür. Oturulacak ve uzanılacak sedirler vardır. Hamama girecekler vücutlarını sıcağa burada kurulanırlar. Soğukluktan asıl yıkanma yeri olan sıcaklığa girilir. Ortasında yüksekçe bir set olan göbek taşı bulunur. Çevrede kurnalar ve önlerinde yıkanacak setler vardır.
Hamamların çoğu, büyük sanat eserleri halindedir. Anadolu nun çeşitli bölgelerinde ve İstanbulda tarihî kıymeti olan pek çok hamam bulunmaktadır.
15 Aralık 2006
Eski Mısır yazısı. Mısır medeniyetinin en güzel ve en başarılı eserlerinden biridir. Bir takım resimlerden ibarettir. Önceleri, anlatılmak istenen eşyanın resmini çizmekle başlamış, zamanla fikirleri resimle ve resimle anlatımı güç olan fikirleri de remizle anlatabilir duruma gelmiştir. Mısır yazısında 24 harf tespit edilmiştir. Ancak, bu yazıda sesli harf kullanılmadığından, hiç bir zaman Fenike yazısı gibi bir alfabe şeklini alamamıştır.
Hiyeroglifin biraz gelişmiş şekli de yapılmış ve fikirler, daha basit resimlerle anlatılabilir duruma gelmiştir. Bu değişik Hiyeroglife Hiyaretik adı verilir.
Hiyeroglif, ancak XIX. yüzyılda okunabilmiştir. (Hiyeroglif yazışım ilk defa okuyan Jean François Champollion (1790 - 1882) adlı bir Fransız bilginidir.
15 Aralık 2006
İstanbulda Şişlinin kuzeybatısındaki Hürriyet-i Ebediyye tepesinde 31 Mart şehitleri için dikilmiş anıttır. 23 Temmuz 1911 de hürriyet şehitleri büyük bir törenle buraya gömülmüşlerdir. Bunlardan başka buraya 29 Mayıs 1913 te öldürülen sadrazam Mahmut Şevket Paşa, Birinci Dünya Savaşı sonunda Berlinde öldürülen sadrazam Talât, Paşanın naşı (25 Şubat 1943 ) ile Taifte öldürülen Mithat Paşanın naşı (26 Haziran 1951 de) buraya törenlerle gömülmüştür.
15 Aralık 2006
Kanun ve âdetlerin bütünü. Haklıyı haksızdan ayırmak için uygulanan kuralların bütünü, kanunlar ve âdetler bilimi. Hukuk, tabii hukuk (droit naturei) ve düzenlenmiş hukuk (droit positif) olmak üzere iki ana bölüme ayrılır.
Tabii hukuk, insanın insan olarak doğuştan sahip olduğu hakları içine alır. Bu hakların özelliğini ve ölçüsünü veren sağduyu ve duygudur. Ancak, tabii hukukta mutlak bir kesinlik olup olmayacağını tartışma konusu yapan düşünüşler vardır. Fakat, toplum halinde yaşayan insanlar arasındaki ilişikleri idare eden kuralların, tabii hukuku gözetmek ve ona dayanmak zorunluluğu vardır. Bu sebeple tabii hukukun esaslı prensipleri İnsan Hakları Beyannamesinde yer almıştır. Bu beyannameye uymayı kabul etmiş devletlerin anayasalarında da tabii hukuka uyulduğunu gösteren maddeler yer alır.
Düzenlenmiş hukuk, toplum halinde yaşayan insanların, bu toplum şartlarının gerektirdiği şartlar ve gereklilikler için düzenledikleri hukuktur. Millî hukuk (droit national) ve Devlet hukuku (droit international) olmak üzere iki bölüme ayrılır.
Milli hukuk, belirli bir devlet içinde devam ede gelen hukuktur. Millî hukuk, başlıca Âmme hukuku Kamu hukuku (droit public), Özel hukuk Medenî hukuk (droit prive) olmak üzere iki genel bölüme ayrılır.
Âmme hukuku, devletle vatandaşlar arasındaki ilişkilerin kurallarını düzenleyen hukuktur. Üç büyük bölüme ayrılır: a- Esasiye hukuku (droit constitutionnel), b - İdare hukuku (droit adıministratif), c - Ceza hukuku (droit penal),
Esasiye hukuku, bir devletin şeklini, devletin yönetiminde egemen olan yasama, yürütme ve yargı erklerinin esaslarının nasıl meydana geldiğini, vatandaşların millî egemenliğine hangi şekilde katılacaklarını düzenler.
İdare hukuku, toplumla ve herkesle ilgili hizmetlerin teşkilâtıyla işleyişlerinin kurallarını düzenler.
Ceza hukuku, millî egemenlik adına fertlere uygulanacak cezaları düzenler. Özel hukuk da, fertlerin kendi aralarında ilişkileri düzenleyen bir bölümdür.Hukukun, bu sayılan bölümleri dışında, belirli guruplar içindeki meseleleri inceleyen daha başka bölümleri ve şubeleri vardır.
15 Aralık 2006
Bir fikri, bir dâvayı dinleyicilere benimsetmek, onları bu fikre, dâvaya inandırmak için söz söyleme işi ya da sanatı. Bu işi yapan kişiye hatip, söylenene de, yerine göre nutuk, söylev, hitabe denir.
Hitabet, nesir türlerindendir. Ancak işlenen konunun, konuşmanın yapıldığı anda ilgi uyandırması, anlaşılması gerektiğinden, nesrin genel kurallarına bağlı olmakla beraber, bazı özel kuralları da vardır. Söz söyleyen kişinin, söz söyleyeceği toplumu göz önünde bulundurması, anlatımını bu toplumun isteyeceğine göre ayarlanması gerektir. Bu bakımdan hatibin, kelimeleri dinleyicilerinin kültürel durumuna göre seçmesi, hitap ettiği toplumun anlayabileceği kelimeleri, sözleri, deyimleri kullanması gerektir.
Hitabeye, konuÅŸmanın yapılacağı topluma göre deÄŸiÅŸen hitaplarla baÅŸlanır : YurttaÅŸlar, Sayın dinleyiciler. VatandaÅŸlar, ArkadaÅŸlar…gibi. Bu çeÅŸit hitaptan sonra ilkin fikir, dâva ileri sürülür. Bu fikir ya da dâva üzerine, dinleyicilerin varması istenen fikrin ve düşüncenin sonucu söylenir. Hatip bunları yaparken, dinleyicilerin zekâsına, hayaline, duygusuna baÅŸvurur. Anlatımında çeÅŸitlilik göstermek, dinleyenleri heyecana sürüklemek, onları varmak istediÄŸi sonuca ulaÅŸtırmak için gereklidir.
Sözle, bir fikri, bir dâvayı dinleyenlere aşılamak işi çok eskidir. İnsanlar, yazıyı bulmadan çok önceleri, sözle bir fikri söylemeyi, inandırmayı uygulamışlardır. Bu bakımdan, yazılı sanat türlerinden önce, sözle bir fikri söyleme türü olan hitabet türü meydana gelmiştir. İlkçağda, toplumlara karşı bu çeşit söz söyleyerek fikir ve düşünce yayma fikri, özellikle Yunan ve Romalılarda yetişen Demosten, Cicero gibi hatipler, söz söyleme sanatının ünlü kişileridir.
Hitabet, sözün konusuna ve söylenme yerine göre başlıca şu çeşitlere ayrılır:
Siyasî hitabet, siyaset konusunda söylenen nutuklardır. Bu çeşit nutuklar, çoklukla millet meclislerinde, siyasî parti toplantılarında, mitinglerde, diplomatik toplantılarda söylenir. İç ya da dış politikayı ilgilendiren konuşmalardır.
Askerî hitabet, komutanların askerlerini cesaretlendirmek için söyledikleri ya da çeşitli askerî konularda söylenen nutuklardır.Dinî hitabet, tapınaklarda din konusunda söylenen nutuklardır.
Hukukî hitabet, mahkemelerde, hukuk konusunda söylenen (savcıların iddianameleri ile avukatların ya da sanıkların savunmaları) nutuklardır.
Akademik hitabet, bilim toplantılarında akademilerde söylenen nutuklardır. Bir bilim adamının bir akademiye kabul edilirken söylediği nutuk, üniversitelerin ya da bilim kongrelerinin açılışında söylenen nutuklar akademik nutuklardır. Hitabet çeşitlerinin bu genel ayrımlarının dışında, hitabet biçiminde yazılmış yazılar, radyoda yeni bir fikri yayma amacı ile söylenen nutuk ya da yapılan konuşmalar, iki ayrı tezin aynı topluluk karşısında savunulması olan münazaralar da hitabetin çeşitleri arasında yer almaktadır.Türk toplumunun yetiştirdiği büyük hatipler vardır. Ancak, hitabetin yaygın olma alanlarının az olduğu Cumhuriyetin ilân edilmesinden önceki devirlerde, büyük hatiplere pek rastlanmaz. Türk toplumunda büyük hatipler, özellikle çeşitli fikirlerin toplumlara duyurulması zorunluluğunun kabul edilmesinden demokratik düzenin yerleşmeğe başlamasından sonra yetişme imkânı bulmuştur. Türk toplumunun yetiştirdiği en büyük hatip Atatürk tür.
15 Aralık 2006
Sonraki
Önceki