'Bilim ve Sanat' Kategorisindeki Yazılar

Tabi sanatı

El ya da makine ile basınç yapmak, bir ya da çok renkte boya kullanmak suretiyle, kâğıt, karton, parşömen selefon, kumaş, deri, muşamba, madenî levha gibi maddelerin üzerine, yazı, şekil, harita, resim izlerini çıkarma ve bunları çoğaltma sanatı. Bu işlemde izini bırakan şekle, basım kalıbı, bir yüzeye bunun izini çıkarmaya basmak bu işlerin yapıldığı yere de basımevi denir.
Yazının icat edilmesinden sonra, yapılan çeşitli resim ve şekillerin çoğaltılma işi, insanları düşündüren konulardan biri olmuştur. M.Ö. 4.000 yıllarına doğru basit şekillerin damgaya benzer özellikte yapılan kalıpları bir yumuşak kile basım işi meydana getirilmiştir. Fakat, basımda asıl önemli olan kâğıt üzerine baskı yapılma işlemi, Çinliler tarafından meydana getirilmiştir. Üzerine harfler kazılı ağaç blokları kullanılarak kâğıt üzerine basılan ilk kitap. Çinliler tarafından yapılmış ve 868 yılında meydana getirilmiştir. Daha sonraları, basım işinin daha dayanıklı olabilmesi için, kalıpların kurşundan ve bakırdan yapılması yoluna gidilmiştir.
Tek tek harf kalıplarını yan yana getirerek kelimeleri, bunlardan cümleleri, satırları, sayfaları meydana getirmek, bu sayfalardan da, çok sayıda basılmış suretler çıkarmak işi, asıl Avrupada, 1440 yılına doğru Johann Gutenberg tarafından icat edilmiştir. Böylece Gutenberg, matbaacılığın kurucusu olmuştur.
İnsanlığa büyük faydalar sağlayan, binlerce sayıda kitabın basılarak geniş halk tabakalarına en yeni fikirlerin ve bilgilerin ulaşabilmesi imkânını sağlayan matbaacılık böylece başlamış ve bütün Avrupada, kısa denecek bir zamanda, çok yaygın olma özelliği kazanmıştır. Avrupanın çeşitli ülkelerinde, kısa zamanda çeşitli basımevleri açılmış, Avrupanın medeniyet alanındaki ilerlemesi, böylece en büyük bir yardımcı ile daha da hızlanmıştır. Türkiyede ise ilk basımevi, ancak 1729 yılında açılabilmiştir.
Basmak işleminde, en önemli işlerden biri, harflerin meydana getirilmesi, bunlardan kelimelerin ve satırların meydana gelmesi ile sayfa kalıplarının yapılabilmesi işlemidir.İlk zamanlarda, her harf tek tek kurşun kalıpların meydana getirilmesi ile başlayan basım işleri, sonraki yıllarda büyük gelişmeler kazanmıştır. Bu gelişmeyi sağlayan buluşlardan birisi, dizgi makineleri nin meydana getirilmesi olmuştur. Dizgi makineler, harfleri, kurşun kalıplar halinde dökmek imkânını sağlamış, böylece, tek tek harfleri yan yana getirerek kelimeleri meydana getirme usulü yerine, kelimelerden medyana gelmiş kurgun satırlardan, kolayca kitap ve gazete sayfaları kalıpları meydana getirebilme imkânı sağlanmış, basım. işinin en önemli unsurlarından biri olan, kısa zamanda baskı kalıpları nı meydana getirme işi gerçekleşmiştir.
Bugün, basımevlerinde, yazı diziminde monotip, linotip, entertip, teletip, rototip gibi dizgi makineleri kullanılmaktadır.
Tabi sanatında, basım kalıbı meydana geldikten sonra, bunun suretini çıkararak kısa zamanda pek çok suret elde edilmesini sağlayan basmak işlemi, baskı makineleri aracılığı ile olmaktadır, tik baskı makineleri, tahtadan yapılmış el presleri idi. Bunlarda, yatak adı verilen bölüme, baskı kalıbı konur, tınımın üzerine mürekkep sürülür, üstüne de kâğıt yerleştirilirdi. Bir vida sıkıştırmak suretiyle kapak kısmı, bir basınçla aşağıya indirilir, baskı kalıbının şekli, kâğıt üzerine çıkarılmış olurdu.
Çok ilkel olan ve suretlerin çok güçlükle çıkarılmasını sağlayan bu preslerden sonra, baskı makineleri zamanla evrimleşmiş; bir saatte, bir küçük sayfanın bir yüzünden 50 -100 tane suret meydana getirme işi, bugün, bir saatte, çok sayfalı bir gazeteden 300,000 adet meydana getirmeye kadar büyük bir evrim kazanmıştır.
Pedal : Küçük bir sayfa halinde hazırlanmış olan bir baskı kalıbını, küçük boyda bir kâğıt üzerine ve bir seferde yalnız kâğıdın bir yüzüne basmak imkânını veren bir baskı makinesidir. Bunlarda dikey durumda basım işi olur. Kalıp sabit kalır, boya merdaneleri hareket ederek kalıbın mürekkep almasını sağlar, kâğıt, pedal makinesinin basıncı altında bu kalıbın şeklini alır.
Düz baskı makineleri: Sayfa kalıpları, bunlarda yatay olarak konur. Bu Kalıpların bulunduğu tabla, ileri – geri muntazam hareket eder. Mürekkep merdaneleri de hareket ederek, mürekkebin çok yayılmasını sağlarlar Kâğıt, kazan denilen bir silindirden dolanmak suretiyle, baskı kalıpları ile temas eder, kâğıdın bir yüzüne baskı işi yapılmış olur. Bunlar, bir saatte 5.000 adet baskı yaparlar.
Rotatif: Düz baskı makinelerinin gördüğü işi, çok büyük bir hızla göre makinelerdir. Bunlarda, baskı kalıpları özel olarak, rotatif silindirlerine göre, yeniden kurşun kalıplar halinde dökülürler. Bu silindirlerin dönme hızları çok olduğundan, bobin halindeki kâğıtları» iki yüzüne de birden baskı yapmak imkânı olduğundan, çok sayfalı bir gazeteden, bir saatte 300.000 sayı çıkmasını sağlayacak büyük bir hıza sahiptirler, özellikle gazetelerin basım işlerinde kullanılırlar.
Ofset makineleri : Düz baskı makineleri özelliğinde makinelerdir. Yalnız kalıp olarak, kurşun kalıplar yerine, üzerine basılacak şeylerin fotoğrafları çekilmiş çinko levhalar kullanılır.
Tifdruk baskı makineleri : Bu makinelerde kalıplar, bakır levhalar halindedir. Basılacak yazı ve resimler, bu kalıplarda, koyuluk derecelerine göre derinlikler meydana getirirler. Bu kalıplar üzerine sürülen mürekkep, keskin bir bıçak aracılığı ile sıyrılır. Üzerinde koyuluk derecelerine göre mürekkep almış olan bu kalıp üzerinden, kâğıtlar geçtiğinde, baskı işlemi meydana gelmiş olur.
Tabı sanatında bütün bu işlemler, hep tek renkli basımlar içindir, iki, üç dört ve daha fazla renkli basımlar için, ayrı ayrı kalıpların, ayrı ayrı renkli mürekkeplerle baskılarının yapılması gereklidir. Düz makinelerde bu işlem, her renk için, ayrı ayrı yapılır. Rotatif tipi baskı makinelerinde ise, her rengin ayrı kalıplan yapılır ve renkli basımlar, aynı basım işi anında meydana gelebilir. Çok renkli resim baskılarında ise, her renk için ayrı ayrı renklendirilerek yapılmış olan klişelerin, üst üste basımlarının, her renk için ayrı ayrı yapılması suretiyle, çok renkli resim baskıları meydana getirilmiş olur.

15 Aralık 2006

Tarih

İnsan toplumlarının, zaman ve yer gösterilerek ve doğru olarak kültür ve medeniyetlerini inceleyen, hayatlarını, çeşitli ilişkilerini anlatan bir bilim.
İnsan topluluklarının yaşayışları (klan, site, devlet, imparatorluk), savaşları (yapılan çeşitli savaşlar, barışlar, antlaşmalar) meydana getirdikleri medeniyetler (hükümet ve idare, askerlik, hukuk, din, güzel sanatlar, tarım, ticaret v.b.) tarihî olaylar arasında yer alır ve tarih biliminin konusunu meydana getirir.
Zaman ve yer gösterilerek incelenen tarih olaylarında, zaman ölçüsü olarak yıl, ay ve gün kullanılır. Olayların birbirine karışmaması, bir olayın başka bir olaya etkisinin anlaşılabilmesi için bu olayların zaman sırasına göre düzenlenmesi esastır. Zamanla ilgili bu şartlar içinde, yere verilen önem de büyüktür.
Tarihin meydana gelmesi, insanların dünya üzerinde yaşamaya başladıklarından çok sonradır. Bu da ancak, yazının bulunması ile başlamıştır. Yazının bulunması, zamanımızdan ancak 5 – 6.000 yıl önce olduğuna göre, tarihin başlaması, insanın aşağı yukarı ömrü olarak kabul edilen 50.000 yıla göre pek yeni sayılır.
Tarih, yazının bulunmasına göre iki ana bölüme ayrılırlar :
1 – Tarih Öncesi Devri (Yazının bulunmasından önceki devir),
2 – Tarih Devri (Yazının bulunmasından günümüze kadar).
Tarih Öncesi Devri, o zamandan kalan ev eşyalarının ve araçlarının yapılışına ve kullanılan malzemeye göre bölümlere ayrılmıştır. Kalan eşya ve malzemenin eskilerine toprağın alt tabakalarında rastlanmıştır. Bunlar, kaba şekilde taştan yapılmış birtakım silâh ve araçlardır. Toprağın üst tabakalarına çıkıldıkça eşya ve araçların daha özenilerek yapıldığı, taştan yapılanların üzerlerinin cilâlandığı görülmüştür. Daha yeni toprak katlarında ise madenlerden yapılan araçlar bulunmuştur. Bu araçlardan eskileri bakırdan, sonrakiler tunçtan ve en yenileri demirden yapılmıştır. Maden devri ite birlikte yazı da bulunmuş olduğundan, tarih devri bu zamanda başlamıştır.
Tarih Öncesi Devri üçe ayrılır:
1 – Yontma taş devri,
2 – Cilâlı Taş Devri.
3 – Maden Devri (Bakır, Tunç, Demir)
İnsan topluluklarının yaşayışlarında görülen önemli değişikliklere göre, tarih devri de birtakım bölümlere ayrılmıştır. Bu ayırma daha ziyade öğretimde bir kolaylık sağlamak içindir. Çünkü tarih olayları bir yerde bitip diğer bir yerde başlamaz; durmadan birbirlerini takip eder ve biri diğerinin sebebi veya neticesi olur. Diğer taraftan yeni bir çığır açılmasına sebep olan önemli bir olayın, diğer kıtalarda yaşayan insanlara tesiri olmayabilir. Meselâ Ortaçağın başı sayılan Batı Roma imparatorluğumun ortadan kalkması olayı. Hint ve Çinde yaşayan insanlar üzerinde hiç de önemli bir değişiklik yapmamıştır. Bununla beraber, son zamanlarda medeniyet çok ilerlemiş olduğundan, herhangi bir ülkede meydana gelen önemli bir olay bütün insanları tesiri altında bırakmaktadır. Fransız ihtilâli, dünya üzerinde geniş ölçüde hürriyet ve demokrasi fikrinin gelişmesine ve yayılmasına sebep olmuştur, ikinci Dünya Savaşının siyasî ve ekonomik bakımdan her memlekette etkisi görülmüştür.
Tarih Devri dörde ayırır :
1 – ilkçağ : Yazının bulunmasından (M. Ö. 4000-3000) Batı Roma İmparatorluğu nun yıkılışı tarihi olan M.Ö. 476 senesine kadar devam eder.
2 – Ortaçağ : İlkçağın sonundan İstanbul un Türkler tarafından fethi tarihi olan M.S. 1453 yılına kadar sürer.
3 – Yeniçağ : Ortaçağın bitiminden Fransa İhtilâlinin başlangıcı olan M.S. 1789 yılına kadar devam eder.
4 – Yakınçağ : Fransa ihtilâlinden bugüne kadar gelir.

15 Aralık 2006

Toplumbilim

İnsan topluluğu hayatını ve onu yöneten kanunları inceleyen bilim. Yeni bilimlerden biridir kuruluşu iki yüz yılı geçmez. Toplumsal olaylar tarihin incelemeleri arasında yer alırdı.İlkin Fransız filozofu Auguste Comte toplumbilime bir bilim olduğu gözü ile bakmış ve toplum olaylarını bir bilim görüşü ile incelemenin zorunluluğunu ortaya koymuştur.

15 Aralık 2006

Sanat

Genel bir anlatışla, düşünülen bir şeyi meydana getirmek özelliğindeki bilgilerin uygulanmasına ve o işi meydana getirmek için bilgi ve zekânın kullanılmasına denir. Sanatın niteliği üzerinde filozoflar ve düşünürler çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bazı filozof ve düşünürlere göre sanatın niteliğinde iyi, güzel ve gerçek vasıfları vardır ve sanatın fayda ile ilgisi bulunur. Bazı filozoflar ise, sanatın fayda ile bir ilgisi olmadığını, sanatın, sanat için olduğu, sanatta hiç bir maddî fayda aramaması gerektiği görünüşünü savunurlar. Bu görüşü savunanlar, güzel bulduğumuz bir çok şeylerin faydalı olmadıklarını söylerler. Bazı filozof ve düşünürler ise, sanatta güzel le birlikte, iyi, fayda ve gerçek vasıflarının da bulunduğunu söylerler.
Sanat, insandaki güzeli sevmek ve ondan zevk almak duygusundan doğmuştur. Vücudun gelişmesi için gerekli besin maddeleri gibi, insan ruhunun da gelişmesi için sanata ihtiyaç vardır. Sanatlar, genel olarak iki büyük sınıfa ayrılır: a – Mekanik sanatlar, b – Güzel sanatlar.
Mekanik sanatlar, elle ve âletlerle yapılan sanatlardır. Dokumacılık, duvarcılık, dülgercilik, marangozluk, demircilik gibi. Fakat bu mekanik sanatlara, Türkçede çoklukla zanaat kelimesi karşılık olarak kullanılır.
Güzel sanatlar, estetik duygular uyandıran, güzellikle ilgili sanatlardır. Güzel sanatlar, başlıca yedi şubeye ayrılır.

15 Aralık 2006

Seramik

Su ile hamur haline getirilen bir çeşit topraktan yapılan, fırında pişirilmek suretiyle sertleştirilen çanak, çömlek gibi eşyaya ve bunları yapmak sanatına verilen ad.Seramik işlerinin esasını, yapımları sonsuz derecede çok değişik olan killer meydana getirir. Çeşitli seramik işleri için killerin belirli cinsleri uygulanmaktadır. Killerden meydana getirilen hamur, ya tornada çevirmek suretiyle ya da kalıplara dökmek suretiyle istenen §ekli alır. Böylece hazırlanmış şekiller kurutulduktan sonra fırınlarda pişirilir. Yapılan işin cinsine göre üzerine kaplanacak sır ya da cila ile kaplandıktan sonra yeniden pişirilir.
Seramiklerin üzerine istenen şekil ve nakışları yapmak mümkündür. Bunun için ya ilk pişirmeden sonra, ya da sır ve cila işleminden sonra, işlenmesi istenen süs ve nakışlar işlenir.
Çok eski zamanlardan beri eski medeniyetlerde uygulanan, bir sanat olan seramik, bugün bütün dünyada gelişmiş bir sanat özelliği taşımaktadır.

15 Aralık 2006

Mithologia

Yunanca mithos masal, logos, bilgi kelimelerinden gelme, efsaneler bilgisi anlamında bir deyim. Mithologia bir millet tarafından icat edilen efsanelerin, tümünü içine alan bir deyim olduğu gibi, bu bilime verilen bir addır.
Her milletin bir mithologiası (bu kelime Türkçede çoklukla mitoloji şeklinde kullanılır) vardır. Bu mithologio, o milletin dinî inançlarının ve duygularının bir görünüm şekli olmakla beraber, dinden ayrıdır. Fakat, her dinin de bir mithologiası vardır. Tanrıları, insan şeklinde tasavvur eden bu efsaneler, en eski dinlerde de vardır.
Mithologianın oluşumu üzerinde çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bunların içinde en doğrusu, insanların anlayamadıkları kuvvet ve olayları, beşerî bir şekilde açıklayan bir takım efsaneler ve masallar icat etmeleridir.
Şimdiye kadar en çok incelenmiş ve sanatta en önemli yeri kaplamış olan mtihologia, Yunan mithologiaısdır. Türklerde Mithologia : En eski Türk efsanelerine ait bilgi, ancak Çin kaynaklarında yer almaktadır. Çin tarihleri. Gök Türkler ve Uygurlar hakkında önemli efsaneler kaydederler? Bunlarda kurd un önemli bir yer kapladığı görülür. Eski Türklerde totem olduğu anlaşılan kurdun tasviri bayraklarda ve çeşitli işaretlerde yer almıştır.
Daha sonraları Oğuz Türklerinde av hayvanları totem olmuştur. Oğuzlar zamanındaki efsaneler, Oğuzname adlı bir kitapta nakledilmiştir. Oğuz Han, Alp Ertunga, bu efsanelerin kahramanlarındandır.

15 Aralık 2006

Müzik

Türlü sesleri, kulağa hoş gelecek şekilde dizme sanatına verilen ad. Güzel sanatların bir kolu olan müzik, insanlığın doğuşu ile başlamıştır. İlkel toplumlarda yapılan din törenlerinde bu törenlerin kutsallığı, çoklukla çalınan müzik âletlerinin, söylenen dinî şarkıların yardımı ile daha da artmıştır, ilk çağlarda eski Yunanlıların, din törenlerinde müziğe verdikleri önemin büyüklüğü, bunu gösteren örneklerdir. Ortaçağ boyunca, halk müziğinin yanı sıra dinî müziğin de önem kazanması, bulunan yeni yeni müzik âletleri ile toplumlara daha geniş ölçüde etki yapan bir sanat durumuna gelmesi sonucunu doğurmuştur.
Fakat, müzik alanında asıl gelişmeler, Yeniçağla birlikte başlar. Ortaçağda meydana çıkan çok sesli müzik, Yeniçağda daha büyük gelişmeler kazanmış, matbaacılığın keşfi müzik notalarının çok yaygın olması sonucunu doğurmuş, yetişen büyük besteciler, müziği insanlığın ölmez bir sanatı haline getirmiştir.
Müzik, ses ve ritm arasındaki bağlantılarla meydana gelir. Zaman içinde akıp giden ses, ölçülebilen ve tckrarlanabilen parçalara bölünebiliyorsa, başka bir deyimle ritmleşmişse, o sese müzik denir.
Müzik sesleri, bir çeşit müzik yazısı olan nota ile tespit edilebilmektedir.

15 Aralık 2006

Mozayık

Bir santimetre boyunda ve küçük kareler şeklinde renkli taş ya da cam parçalarıyla yapılmış duvar resimleri ve zemin döşemelerine verilen ad. Sanat tarihinde önemli bir yeri olan mozayık usulünde resim yapmak ,eski zamanlardan beri uygulanmaktadır. Bu usûl resimde özellikle Bizanslılar çok ileri gitmişlerdir. Mozayık döşemede çok eski zamanlardan beri kullanıla gelen bir usuldür.

15 Aralık 2006

Opera

İçindeki konuşmalar müzikli olan ve bir orkestranın katılmasıyla oynanan şarkılı, manzum yazılmış yüksek sahne eseri. Operaya lirik dram adı da verilir. Operanın başlangıç tarihi XVI. yüzyıldır, İtalyanın Floransa şehrinde, bazı eserlerin bestelenerek sahneye konmasıyla başlayan opera, asıl kuruculuğunu Monteverdi (1567 – 1643) ile kazanmıştır. Bu yeni müzikli dram sanatı. XVII. yüzyılın başlarında Fransaya geçmiş, çok geçmeden Pariste Millî Fransız Operası nın kurulması ile gelişmeler kazanmaya başlamıştır. Gerek sahne alanında, gerekse beste alanında yetişen büyük sanatçılar elinde opera, yüksek bir sahne eseri olmak özelliğini kazanmıştır.

15 Aralık 2006

Opera komik

İçinde şarkı ile konuşmanın birlikte olabildiği yarı ciddi, yarı komik sahne eseri. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında gelişmiştir.

15 Aralık 2006

Önceki


Kategoriler

Aylara Göre