'Astronomi' Kategorisindeki Yazılar

Suni peyk

Yeryüzünden, Ay ve öbür gök cisimleri hakkında bilgi edinmek amacı ile uzaya fırlatılan, Dünyanın, Ayın Güneşin ve öbür gök cisimlerinin peykleri olan, içlerinde bilgi toplamaya yarayan özel âletler bulunan madensel cisim. Ayda ve öbür cisimlerdeki hayatsal faaliyetler hakkında kesin bilgi edinmek Aya ve öbür gök cisimlerine ulaşabilmek düşüncesi, yüzyıllardan beri, insanları ve bilginleri düşündüren önemli uzay problemlerinden biri olmuştur. Uzun yüzyıllar süregelen bu yoldaki çalışmalar, bilginin ve tekniğin ilerlemesi ile daha büyük önem kazanmış; bu yoldaki düşüncelerin deney safhasına geçebilmesi için gerekli araştırmaların başlamasına yol açmıştır.
Özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra, Aya ve öbür gök cisimlerine, yeryüzünden cisimler gönderebilmek yolundaki çalışmalar daha da hızlanmış, Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasında, adeta bir yarış halini almıştır.
Atmosferi aşarak, Dünyanın etrafında dolaşabilen ve gök cisimlerine kadar gidebilen âletlerin yapımının yanında, bunların, bu işi çözebilmesi için gerekli iki önemli mesele, ilkin, bu çalışmalar sonunda çözümlenmiştir. Bunlardan birisi, atmosfer dışına çıkarak yerçekiminden kurtulabilmek için gerekli kaçma hızı na sahip bir hızın, bu cisimlere verdirebilmesi, ikincisi de, bu cisimlerin, aklın zor kabul edebileceği bir hızla gidebilmesini sağlayacak yakıtın bulunabilmesi.
Bu iki ana problem de çözülmüş, insan yapısı olan madensel peyklerin, atmosfer dışına çıkabilecek kaçma hızı ile çok büyük bir sürate sahip olmasını sağlayacak yakıtlar elde edilmiştir. Bu çalışmaların sonucu olarak, çeşitli suni peyklerin, Dünyanın, Ayın ve öbür cisimlerinin birer peyki olabilmesi sağlanmıştır.
Uzun süren bu çalışmalar, ilkin 1957 yılında ilk denemesini vermiş, bu tarihte Sovyetler Birliği tarafından fezaya fırlatılan bir suni peyk, dünyanın ilk defa bir suni peyki olmuştur. Bu tarihten sonra, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği tarafından gerek Dünya etrafında, gerekse Ay etrafında dönebilen suni peykler yeryüzünden gönderilebilmiştir.1961 yılında, yapılan bu çalışmalar sonucu da yeryüzü çevresinde dolaşmak suretiyle uzaya insan gönderilmesi işi başarılmıştır.

15 Aralık 2006

Tayf

Beyaz ışığın, bir prizmadan geçtikten sonra ayrıldığı renklere verilen ad. Beyaz ışığı meydana getiren yedi rengin, kırılmaları değişik olduğu için, bir prizmadan bunlar ayrı ayrı açılarla kırılırlar ve böylece değişik yedi renkli tayfı meydana getirmiş olurlar. Özellikle güneş ışığında görülen bu tayf, yağmurlu havalarda görülen ebemkuşağında, yağmur damlalarının bir prizma vazifesi görmesi sonucu belirli bir şekilde kendini gösterir. Renkler, sırası ile şunlardır : Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil ,mavi, lâcivert, mor.

15 Aralık 2006

Yıldız

Güneş sistemi dışında bulunan ve pek uzakta olduğu için durağan gibi görünen gök cismi.Yıldızlar, görünümlerine göre başka bir deyimle verdikleri tayfa göre üç gruba ayrılırlar: 1 – Beyaz ya da mavimsi yıldızlar: Bunlar en geç ve en yeni olan yıldızlardır. 2 – Sarı yıldızlar: Orta yaşlı olarak kabul edilen yıldızlardır. 3 – Kırmızı yıldızlar: En eski ve en ihtiyar yıldızlardır.
Ay ışığı olmayan berrak gecelerde yığınları, Nebülöz, Samanyolu denilen varlıklardan ileri gelen lekeler görünür. Bu lekelerden en büyüğü Samanyolu olup Gökü kuşak gibi bir yandan öbür yanına kadar kaplar. Bu beyazlıklarda bazıları dürbünlerle incelendiği zaman binlerce yıldızı bir arada toplanmasından meydana geldiği görülür. Bu beyazlıklara Yıldız yığını denir. Yıldız yığınları görünen şekillerine göre; küresel yıldız yığınları, açık yıldız yığınları, ortak özel hareketli yıldız grubu olmak üzere üçe ayrılır. Küresel yıldız yığınlarının genel şekilleri küre gibidir. Görünen kürenin merkezinde yıldızlar çok yoğun olduğundan burası çok parlaktır. En iyi gözlenen yıldız yığınları bunlardır. Şimdiye kadar 86 tane gözlenebilmiştir. Açık yıldız yığınlarının ise şekilleri düzgün değildir. Yıldızların yoğunluğu merkeze doğru artar. Ortak özel hareketi olanların bu gruba dahil olup olmadıkları, özel hareketleri uzun uzadıya incelenerek bulunur.

15 Aralık 2006

Zodyak

Gök küresi yüzeyinde kuşak şeklinde bir gölge. Güneş, bu kuşağın alanı boyunca, derece derece yer değiştirerek bir yıl sonunda tekrar hareket noktasına varır. Bu kuşak üzerinde, Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık adlarını taşıyan on iki takım yıldız sıralanmış bulunmaktadır. Güneş bu takım yıldızlardan her üçünü her mevsimde dolaşmış olur.

15 Aralık 2006

Nebüloz

Yıldızlardan başka gökyüzünün başka yerlerinde görülen beyaz lekeler. Işıklı ve gaz halinde çok büyük kütlelerdir. Beyazımtırak bulutlara benzediklerinden kendilerine bu ad verilmiştir. Bunları dürbünsüz olarak görmek imkânı yoktur. Görünen şekillerine göre başlıca üç sınıfa ayrılırlar:
l – Düzgün olmayan nebülözler, sınırlan sonsuza uzanmış şekilde görünürler, içlerinde bir çok yıldızlar bulunmaktadır. 2 – Gezegen şeklinde nebülozler, yuvarlak ve yassı görünümleri vardır. Bunların çoğunda çekirdek denilen çok parlak bir yer bulunur.
3 – Helezon şeklinde nebülozler, çok ışıklı bir çekirdek ve çekirdeği helezon şeklinde saran ışıklı gaz kütlelerinden yapılmışlardır.

15 Aralık 2006

Kutup yıldızı

Geceleri kuzey yönünde görülen parlak, iri bir yıldız. Yeri, hemen hemen hiç değişmediğinden demir kazık da denir. Göğün kuzey kutbundan 10 – 20 kadar uzakta bulunur ve Kuzey Yarımküresinden kolaylıkla görülür. Çok eski zamanlardan beri, yerini değiştirmemesi özelliğinden dolayı, gezginlerin ve gemicilerin yönlerini bulmaları için bir belirli nokta olarak kullanılmıştır.

15 Aralık 2006

Kuyruklu yıldızlar

Gökyüzünde bazen gördüğümüz arkalarında uzun ya da kısa, çatal gibi ayrılmış ışıklı bir yol bırakarak gezen yıldızlara verilen ad. Gözlenen bir kuyruklu yıldız, genel olarak üç bölüme ayrılabilir: a – Kuyruklu yıldızla en parlak ve yoğun yeri olan çekirdek, b – Çekirdeği çepçevre soran, ışıklı bir gaz kitlesinden meydana gelen bürüçük c – Kuyruklu yıldızın başından sonra gelen, az çok uzanan kuyruk kısmı.
Kuyruklu yıldızlar, gözle görülenler, teleskopik olanlar şeklinde görünümlerine göre ikiye ayrıldıkları gibi; gelip geçici olanlar, periyodik olanlar diye, devir sürelerinin bilinip bilinmemesine göre de ikiye ayrılırlar.
Kuyruklu yıldızların yörünge düzlemleri, tutulma düzlemi ile her türlü açı yaparlar. Bir çoklarının yörüngelerinin elips olduğu tespit edilmiştir. Bazılarının yörüngelerinin basıklık oranı şok büyük olduğundan yörüngelerinin uzunluklarını bulmak kabil olmamış, bundan dolayı bir kısım astronomlar bazılarının yörüngelerinin parabol olduğunu da kabul etmişlerdir.
Aynı yörünge üzerinde yürüyen bir takım kuyruklar vardır. Bunlara (Kuyruklu yıldız grubu) denildiği gibi, yörüngelerinin düğüm ve görüntü noktaları bir gezegenin yörüngesi yakınında bulunduğundan dolayı (Gezegenin ailesi ) adını alan kuyruklar da vardır.
Eneke kuyruklu yıldızı, devir süresinin en kısa oluşu ile beraber devir süresindeki ivmesini değiştirici olmasından, Halley kuyruklu yıldızı da ilk devirli olduğu bulunan kuyruklu yıldız olmasından dolayı ün alan kuyruklu yıldızlardandır.

15 Aralık 2006

Gök

Yeryüzünün üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk. Bu boşlukta gök cisimleri bulunur. Bütün bu evren, astronomi biliminin konusunu meydana getirir.
Gök cisimleri ile dolu olan gök kubbesi, en eski devirlerde dahi, dünyanın her parçasında yaşayan insanların dikkatini çekmiştir. Göksel olayların en eski kavimlerle başlayan gözlemleri, yüzyıllar boyunca sürüp gittikten sonra, tabiat olaylarının, belli kanunlara göre aktıkları anlaşılmış ve Newton genel çekim kanunun, keşfi ile yeni bir astronomi biliminin temeli atılmıştır.
Modern astronomi biliminin, gök cisimlerini, göğü, bunlarla ilgili kanunları, bilimsel kurallarla açıklamasına kadar geçen zaman içinde, öbür tabiat olayları da, çeşitli görüşlerle açıklanmaya çalışılmıştır.
Eskiler, göğün maddi bir kubbe gibi maddi bir cisim olduğunu, gök cisimlerinin de ona takılmış bulunduklarını sanırlardı. Zamanla, gök cisimlerinden bazılarının ayrı ayrı hareket ettikleri fark edilince, göğün, bir birbirine geçmiş ayrı hızlarla dönen saydam dairelerden meydana geldiği fikrine kapılmışlardı. Bu dairelerin (ya da katların) sekiz, dokuz tane oldukları sanılırdı. (Din kitaplarındaki göğün yedi kat üstünde deyimi bu sanıdan kalmadır. Ortaçağa kadar astronomlar, bu görüşten ayrılmamışlar ve Yeri evrenin ve göğün merkezi sanmışlardır.
Yeni astronomi anlayışım getirmiş olan Polonyalı bilgin Copernicus (1473 -1543) güneş sistemi üzerindeki görüşlerini esaslı hesaplara dayanan kir teori şeklinde ifade etmeğe çalışmış, Ortaçağın astronomi görüşünü yıkarak Yer yuvarlağının bir gezegen olduğunu ve güneşin, gök cisimlerinin merkezinde olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Daha sonraki gözlemler ve keşifler, gök ve gök cisimleri hakkındaki bilgileri kökünden değiştirmiş, gök kubbesinin esas nedeninin bilinmesine yol açmıştır.
Bu bilgimize göre, gök, sanıldığı gibi, kubbe biçiminde, dünyayı çepeçevre saran bir küre değildir. Sonsuz bir boşluktur. Yer, böyle sonsuz ve sınırsız bir boşluk içindedir. Bu boşlukta, gök cisimleri denilen yerden küçük ya da binlerce defa büyük, birçok cisimler daha vardır. Ancak, birçok olaylarını, Yeri çepeçevre saran sanal bir kürede (gök küresi) anlatmak çok kolay olduğundan bugün de gök küresi anlamı tamamen terk edilmemiştir. Astronomi tanımlarında merkezi Yer olmak üzere, yarıçapı sınırsız sanal bir küre göz önüne alınmaktadır.
(Saniyede 300 bin kilometre hızla yol alan ışığın en az yakın, yıldızlardan bize ancak üç yılda gelebilecek olan uzak yıldızların varlığı düşünülürse, gök boşluğunun genişliği biraz tasavvur edilmiş olur.)
gök küresi : Terin kutuplar ekseninin bu küreyi deldiği noktalara göğün kutupları ve Yerin Ekvator düzleminin gök küresi ile ara kesitine de gök ekvatoru denir. Yerin herhangi bir parçası, çok uzaklarda gökle birleşmiş gibidir. Göğün, Yerle birleştiği hissini uyandıran bu yerler, ufuk dairesi ni, ya da kısaca ufuk u meydana getirir, Yer,gök küresine göre çok küçük olduğundan yeri, gök kürenin merkezi aldığımızda, merkezden (yani Yerden) ufka dik çıkılan doğrunun göğü kestiği noktalara başucu ve ayakucu denir. Ekvatorla ufuk dairesinin kesiştikleri noktalar da doğu ve batı noktalandır, işte, Yerin, ekseni etrafında dönmesinden meydana gelen bir hareket sonucu, gök kubbede bulunan gök cisimleri, hareket ediyormuş gibi görünürler. Bunlar Güneş ve Ay gibi doğarlar ve batarlar.

15 Aralık 2006

Gökkuşağı

Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla havada beliren yedi renkli ve kemer biçimindeki görüntü. Beyaz ışık olarak yansıyan güneş ışınları, yağmur damlacıklarına rastladıklarında, her yağmur damlasının bir prizma vazifesi görmesi sonucu, tayf meydana getirirler. Böylece, gökte bir yay şeklinde kırmız portakal – sarı – yeşil – mavi – çivit menekşe renklerini belirtmesi ile gök kuşağı meydana gelmiş olur.

15 Aralık 2006

Gökgürültüsü

Şimşek çakmasından sonra duyulan gürültü. Yıldırımın meydana gelmesine sebep olan çok kuvvetli elektrik akımı, şimşek çakmasına kadar kısa bir zaman içinde, çevresindeki havayı şiddetle ısıtır. Bu ısınma sonucu, hava moleküllerinde birdenbire bir genişleme meydana gelir. Genişleyen hava, hızla daha soğuk havanın bulunduğu yere doğru akma başlar. Havanın bu hareketi, gök gürültüsünü meydana getirmiş olur.
Bugün, fizik bilimi bakımından, tam olarak açıklanması yapılmış olan gökgürültüsü, ilkel çağlarda, oluşumunun fizik yönden açıklanmasını yapamayan ilkel insanlar tarafından, öfkelenen tanrıların sesi olarak kabul edilmiş ve bu sebeple çok korkulan bir tabiat olayı olmuştur.

15 Aralık 2006

Önceki


Kategoriler

Aylara Göre